Pazarlama İle İlgilenenlerin Mutlaka İzlemesi Gereken 4 Film

Hızlı bir tempoda stresle dolu yaşanan hayatlar, fikir ayrılıkları, inişler ve çıkışlar pazarlamacılar için neredeyse birer hayat tarzı olmuş durumda. Böyle bir dünyada biz pazarlamacılar için belki de en büyük motivasyon kaynağı ise sinema filmleri. Tabii boş zamanlarımızda “acaba bugün hangi filmi izlesem?” repliğini de sürekli aklınıza getiriyorsanız yaklaşın, bu yazım tam size göre!

Bu yazımda sizlere iş hayatında vizyon kazandırabileceğini, belki değişik fikirler verebileceğini umduğum, düşündüren filmlerden bahsedeceğim.

[wc_box color=”info” text_align=”left”]

Thank You For Smoking | Imdb Puanı: 7.6

[/wc_box]

Büyük tütün firmaları için lobicilik yapan Nick Naylor, hayatını sigara üretmeye ve içmeye teşvik ederek kazanıyor hikayemizde. Bir yandan ürünü tutundurmanın peşinde olan Naylor, diğer yandan da 12 yaşındaki çocuğuna örnek bir baba modeli çizmek durumunda.

Savunduğunuz şey dünyanın en savunulamaz şeyi dahi olsa, eğer ağzınız iyi laf yapıyorsa karşınızdakilerin ezberini bozup, onları düşünmeye zorlayabilirsiniz.

[wc_box color=”info” text_align=”left”]

MoneyBall | Imdb Puanı: 7.6

[/wc_box]

Pazarlamacının en büyük engeli nedir? Benim aklıma ilk olarak “Bütçe” kelimesi geliyor. Ah bize o bütçe verilse ne kampanyalar yapacağız, nasıl da uçuracağız markayı! Şaka bir yana, bütçe herkesin problemi ve aslolan sınırlı bütçe ile büyük işleri başarmakta.

İşin ilginci, bu film gerçek hayattan esinlenilmiş bir Beyzbol filmi. Brad Pitt‘in oynadığı Billy Beane lig düşmek üzere olan bir takımın koçu oluyor. Takımın sıkıntısı şu: Takım en iyi adamları yetiştiriyor, tam adamlar işe yarar hale gelmişken büyük takımlar parayı bastırıp bu oyuncuları alıyor. Eski yönetimin aklına gelen çözüm klasik: Paranın yettiğince en iyi adamı almak, gerisini de bir şekilde halletmek. Billy Beane ise beyzbola istatistik ve veri analizini getirerek ufak çapta bir devrim yapmaya çalışıyor: En iyi puanlı oyuncuyu yüksek fiyata almak yerine, sadece kendi alanında en iyi olan vasat oyunculardan bir takım kurmak.

Olayı beyzboldan arındırıp kendi işinize kanalize ettiğinizde şaşırtan sonuçlara varabilirsiniz. Sizi bir süre düşündürecek sonuçlar…

[wc_box color=”info” text_align=”left”]

The Social Network | Imdb Puanı: 7.8

[/wc_box]

Günümüzün en iyi bilinen dijital markalarının başında gelen Facebook’un doğum hikayesi olarak lanse edilen The Social Network, aslında etik bir problemi irdeliyor: Ürün üretenin midir yoksa ürün fikrini ilk bulanın mı? Yeni ürün geliştirmek isteyenlere de bir çeşit yol haritası çıkarılıyor. Mark Zuckerberg, Facebook’u yaratmadan önce de Facebook’un hedef kitlesinde yer alıyor. Basit düşünüyor. Bilirsiniz; tüketim malzemeleri 3’e ayrılır: İhtiyaç duyulanlar, İstenenler ve Arzulananlar.

Facebook ilk çıktığında aslen bir “İstenen”. Girişin kısıtlı olması, başta sadece Harvard’a sonra da sadece Amerika’daki bazı önemli okullara ait mail adresiyle kayıt olunabilmesi içeridekilerin “seçkin” gençler olduğu algısını yaratıyor ve Facebook bir anda bir “Arzu” nesnesine dönüşüyor. Sonrasını ise zaten hepimiz biliyoruz.

[wc_box color=”info” text_align=”left”]

Jobs | Imdb Puanı:5.9

[/wc_box]

JOBS‘da, Ashton Kutcher‘ı Apple’ın efsanevi yaratıcısı Steve Jobs olarak izliyoruz. Ben film eleştirmeni değilim, ama yine de şunu söylemem gerek: Bu filmi izlerken zevk alacak kişilerin geneli İş ve Pazarlama Dünyası mensupları olacaktır. Bu konulara ilgi duymayan biri için fazla yavaş bir film.

JOBS ile The Social Network arasında çok fazla benzerlik var aslında. Aynı soruyu sorduruyor: Ürün yaratanın mıdır? Fikir aklına gelenin midir? Yeni bir soru ekleniyor: Ürün, bu ürünü pazarlayanın olabilir mi?

Steve Jobs aslen bir bilgisayar mühendisi değil. Diplomalı bir pazarlamacı da değil ama belli ki doğuştan pazarlamacı ve vizyon sahibi bir kişi. (Kişisel hayatında ise o kadar başarılı bir insan olmadığını görebiliyoruz. Bu da konumuzdan uzak apayrı bir etik tartışmanın başlığı olabilir.) Bu filmde hissedeceğiniz vurgular: Basitlik (Kullanım kolaylığı), Farklılaşma ve ürünü önce kendin sev sonra başkaları da sever. Steve Jobs’ın başarılarından da hatalarından da çıkarılacak çok ders var.

Sizin de eklemek istedikleriniz olursa yorum olarak yazmanız yeterli :)

Paylaş
Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

CEVAPLA