Pazarlama Dünyası ‘Marketing Meetup’ta Buluştu!

Dijital ve geleneksel pazarlamaya ait faydalı alt konuların, alanında uzman konuşmacılar tarafından anlatıldığı, iş zekasına, analitiğe ve entellektüelliğe odaklanan Marketing Meetup 30 Nisan’da Doğuş Üniversitesinde 1214 kişinin katılımıyla pazarlama ekosistemi adına dinleyicilerine yepyeni bir bakış açısı sundu.

mm

2 panelde alanında uzman 15 konuşmacının sunumuyla gerçekleşen konferans, gün boyunca hem etkinlik alanında dinleyicilerin hem de canlı yayın sürecinde izleyicilerin büyük ilgisiyle karşılandı.

Pazarlamasyon kurucusu Necip Murat’ın açılış konuşmasının ardından sahneye ilk çıkan isim ‘Neden Dünya Markamız Yok’ başlıklı sunumuyla Güven Borça oldu. Başta kendi girişimleri olmak üzere, başarılı ve başarısız girişimlerin Türkiye’deki sebepleri üzerine değinen Borça, Dünya markası olma yolunda ilerleyen markalar arasında THY, Efes, Beko, BİM, LC Waikiki, Simit Sarayı, Çilek, Mavi, Koton, Pegasus gibi markaları öngördüğünü belirtti.

Eleştiri kültürü üzerine, özellikle Türk markaları adına ciddi sıkıntılarımız olduğunu belirttiği sunumunda, markaların markalaşma üzerine yeterince odaklanmadığını, kısa vadeli başarısız düşüncelerin bugün markalaşma adına Türkiye’de yaratılan en büyük sorunlardan biri olduğunu samimi bir sunumla dinleyicilerine aktardı.

ilk

Ardından Garanti Bankası Şubesiz Bankacılık Birim Müdürü Deniz Güven’in “Banka Şubeme Yaptığım Uzun ve Romantik Yürüyüşleri Özlüyorum” adlı sunumuyla devam eden konferansta, internet ve mobil bankacılığın önemi ve bugünkü kullanımı üzerine güncel ve detaylı bilgiler aktarıldı.

Mobil bankacılığın internet bankacılığı üzerinde geldiği yer üzerine değinen Güven, internet bankacılığını yaygınlaştırma evresinde kullanıcıların bu platformdan nasıl kaybedildiği ve mobil üzerine yönlendiğiyle ilgili ayrıntılar üzerine değindi.

Hakan Akben’in “Dijital Çağda Hayatta Kalma Sanatı” adlı samimi sunumuyla devam eden konferansta özellikle bireysel kurumsallaşma, Endüstri 4.0 ve yeni dünya üzerine teknolojik gelişmelerden detaylı olarak bahsedildi.

Cem Sünbül, Hasan Başusta ve Hakan Akben’in panel olarak devam ettiği süreçte kariyer hedefleri, kurumsal şirketler ve özellikle hızlı kariyerden yavaş kariyere geçme kavramı üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirildi.

iki

Öğle arasının ardından gerçekleştirilen ikinci panel, Samsung Electronics Kurumsal Pazarlama Bölüm Müdürü, Serra Yılmaz’ın ‘Dijital Değişimin Ayak Sesleri’ adlı sunumuyla internet kullanım stratejileri, nesnelerin interneti, kurumların internet stratejileri üzerine odaklanarak gerçekleşti.

Migros Pazarlama İletişimi & CRM Direktörü Kına Demirel Beskınazı tarafından tüketici davranışları ve sadakat programları üzerine gerçekleştirilen detaylı sunum, perakende sektörü üzerindeki değişimleri ve bundan sonra gerçekleşecek gelişmeleri konu edinerek ilerledi.

NIVEA Beiersdorf Türkiye Pazarlama Müdürü Mustafa Kabakcı’nın ‘Nişantaşı Marketing’in Sonu’ adlı sunumunda aslında markaların da insanlar gibi olduğu ve insanların hayatının bir parçası olarak hayatına devam ettiği üzerine düşünceler paylaşıldı. Özellikle reklamların seyredilme oranlarının ne kadar az olduğu ve markaların var oluş amaçları çizgisinden ne ölçüde çıkabileceği üzerine dinleyicilere bilgiler aktarıldı.

Konferansın en eğlenceli konuşmalarından biri olarak süren Akan Abdula’nın ‘Tutumlar ve Davranışlar’ adlı sunumu Big Data’nın önemi, özellikle gönüllü bilgi paylaşımı ve insanların düşünme tarzları üzerine oldukça ilgi çekici bir şekilde devam etti.

N11.com Pazarlama Direktörü Bora Işık’ın ‘Dijital Kanallar ve Dijital Müşteriler’ adlı sunumu, özellikle markaların dijitalleşmesi ve e-ticaret sektörü üzerine aktardığı istatistiklerle dinleyicilere sunuldu.

Konferansın son konuşması olmasına rağmen, dinleyicilerdeki ilginin ve dinleyici sayısının beklenilen aksine hiç azalmadığı son panel Kılınç Orhan Erdemir, Uğur Batı ve Orhan Erdem tarafından son derece etkili ve samimi olarak gerçekleştirildi. Beyin Bilim ve Karar verme üzerine herkesin ilgiyle dinlediği panel, kadın ve erkeklerin farklı düşünme tarzları, tüketici krallığında beyin bilim ve nöro pazarlamanın bugün geldiği yer ile ilgili oldukça ilgi çekici bir şekilde dinleyicilere sunuldu.

Pazarlamasyon Yönetici Ortağı Haydar Özkömürcü’nün kapanış konuşmasıyla sonlandırılan Marketing Meetup, hem dijitalde, hem konferans alanında hem de canlı yayın platformunda büyük ilgiyle karşılandı!

mm

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Genel Yayın Yönetmeni. Dijital iletişim ve pazarlama alanlarında araştırmalar yürütmekle birlikte, web teknolojilerini de bir o kadar yakından takip ediyor.

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Netflix Sizi Gözetliyor, Farkında Mısınız?

Netflix

Çoğumuzun kullandığı dev sosyal ağlar ve akıllı telefon döneminin başlamasıyla tanıştığımız mobil uygulamalar, gün geçtikçe bizden daha çok bilgi talep ediyor. Yaşımızı, cinsiyetimizi, nerede yaşadığımızı, arabamızın olup olmadığını merak ediyor; zamanımızın çoğunu nerelerde geçirdiğimizi bilmek istiyor, telefon rehberimizdeki kişilere ulaşmak için can atıyor, hatta konuşmalarımızı dinledikleri iddia ediliyor. Her ne kadar bunda kullanıcıların dikkatsizliği ve önem vermemesinin de büyük payı olsa da kullanıcılar, aldıkları hizmetlere karşılık istenen bilgiler istemeyerek de olsa veriyor. Bunun son örneği ise Netflix tarafından paylaşılan bir tweet oldu.

Netflix ABD’nin resmi Twitter profilinden geçtiğimiz Pazar günü paylaşılan içerikte, “Son 18 günde A Christmas Prince’i her gün izleyen 53 kişi, sizi kim incitti?” (“To the 53 people who’ve watched A Christmas Prince every day for the past 18 days: Who hurt you?) ifadesi yer aldı. Söz konusu paylaşım, kullanıcı bilgilerinden yararlanması nedeniyle, hatrı sayılır sayıda kişiden tepki çekti. Tweet, bir Netflix yetkilisi tarafından da doğrulandı.

big data
Netflix’in kişisel verileri kullanım tarzını tartışmaya açan tweet, Big Data’nın tam olarak ne olup ne olamayacağı sorusunu da hatırlattı.

Netflix’in tweet’i bu konudaki sayısız örnekten sadece biri olsa da, 109 milyon aboneye sahip çevrimiçi video platformunun kullanıcılara verilerini nasıl çektiğine ve bunları perde arkasından nasıl kullanabileceğine dair tartışmaya açık bir durum yaratıyor. Böylesine kalabalık bir veri topluluğu içinden alınan küçük bir parçanın bile ne kadar ayrıntılı olabileceğini görmek, birçok kullanıcıyı korkutuyor.

Aslında Netflix gibi çevrimiçi birçok platform, abonelerinin beğeneceğini düşündükleri uygun içerikleri veya ürünleri önermek adına, çok sayıda veri topluyor. Bu noktadan hareket ettiğimizde, Netflix’in hangi içeriği, ne sıklıkla izlediğinizi bilmesi sıra dışı sayılmaz. Hatta platform, kısa bir süre önce 2017 yılında hangi içeriğin, kaç kişi tarafından, hangi yollarla izlendiğine dair bir rapor yayınlamıştı.

Stranger Things
Netflix en çok da orijinal yapımlarıyla öne çıkıyor ve abonelerini bu yolla çekiyor. Platformun son dönemde en dikkat çeken yapımlarından biri de Stranger Things.

Yine de insanların, belli bir fayda karşılığında bilgilerini paylaşabileceklerini de göz önüne almalıyız. Zira, Netflix’teki geniş içeriklere saniyeler içinde ulaşmak ve tercihlerimize uygun yapımlarla kolayca karşılaşmak, kişisel verilerin korunması konusunda kullanıcıları, kendilerini savunmasız hissettikleri bir ikilemde bırakıyor. Günümüzde birçok şirket bu duyarlığı göstermemekle ve hatta işlenen kişisel verilerin tüketici aleyhine kullanımıyla eleştiriliyor.

Netflix’in paylaştığı tweet, belki okyanusta bir damla boyutunda görülebilir. Fakat damlası buysa, okyanusta daha ne kadar işlenebilir veri olduğunu tahmin edememek ve bunun gelecekte ne yönde kullanılacağından emin olmamak, akıllarda oldukça büyük soru işaretleri oluşturuyor.

Konunun elbette yasal yönden de ele alınması gerekiyor. Hükümet yetkilileri her ne kadar kişisel verilerin korunması ilkesi gereğince, Netflix, Spotify vb. dijital formatlı içerik platformlarının veri işleme iznini sınırlamaya çalışsa da hem önemli bir mali güce sahip olan hem de dünyanın dört köşesindeki milyonlarca kişiye ulaşmayı başaran bu şirketlerin direnciyle karşılaşıyor.

Netflix ve benzeri dijital platformlar her ne kadar özgün ve zengin içerikler sunsa da topladıkları devasa boyutta kişisel veri nedeniyle, kullanıcıları endişelendiriyor.

Örneğin Netflix, ABD’de 1988 yılında çıkarılan ve video kiralama dükkânlarının kapanmasını önlemeyi amaçlayan Video Gizliliğini Koruma Yasası’na karşı, 2013 yılında lobi faaliyetleri başlatmıştı. Şirket, mevcut işleyişin Facebook ile izleyici verisi paylaşmada engel oluşturduğunu öne sürmüş, abonelerinden yetkililere baskı yapmalarını istemişti. Çalışmalar sonuç vermiş, yasa aynı yıl içinde Netflix lehine yeniden düzenlenmişti.

Sözün özü, Netflix tarafından paylaşılan tweet ilk bakışta esprili görünebilir. Fakat azalan gizliliğin şirketleri ne denli güçlendirdiğini göz önüne alırsak, gelecekte bu platformları kullanan kişilerin nelerle karşılaşacaklarını tahmin etmemiz hâlâ çok zor ve bu belirsizliğin kullanıcıların pek de lehine olmayacağı bir gerçek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Gelecek Erkeklere Bırakılmayacak Kadar Önemlidir

“Kadın” nedir? Böyle bir soruya siz ne cevap verirdiniz? Dikkat ederseniz soru “Kimdir?” demiyor. Bunun nedeni sadece bizim toplumumuzda değil, dünyanın her yerinde kadının bir kimlik kazanması için önce “ne olduğu”nun zihinlere oturması gerekliliğidir. Türk Dil Kurumu’nun tanımlamasında bile kadının analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan hizmetçi olarak ifade edildiğini göreceksiniz. Kadın daha kendi kimliğini “kazanamadan” belli sıfatlar arasına sıkıştırılıyor. Feminist felsefenin en önemli temsilcilerinden Fransız yazar ve filozof Simone de Beauvoir, 1949 yılında yayınlanan İkinci Cins adlı eserinde kadının kimliğine dair insanlık tarihi boyunca söylenmiş en önemli sözlerden birini sarf eder: “Kadın doğulmaz, kadın olunur!”

Dünya Ekonomi Forumu 2016 raporuna göre kadın ve erkeğin iş hayatında eşit temsili için 117 sene gerekiyor. İş hayatında kadın ve erkek eşit olsa bile kadının toplumdaki geleneksel rolü özel hayatta da devam ediyor. Çalışan kadın eve geldiğinde ev işleri ve çocuklar ile ilgilenirken, eşleri hobilerine zaman ayırabiliyor ya da köşelerine çekilip dinlenebiliyorlar. Toplumun kadınlara biçtiği geleneksel rollerin dışında, varoluşsal kimliklerine dair inanışlar bununla da sınırlı kalmıyor elbette. “Sarışınlar aptaldır.” efsanesini bilirsiniz, ki günümüzde bilimsel araştırmalar böyle bir önermenin kesinlikle doğru olmadığını ortaya koymaktadır. Peki bu mitin yayılmasında en büyük pay sahiplerinden birinin reklamlar olduğunu biliyor muydunuz?

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Medyanın toplum algısını değiştirmedeki rolü tartışılmaz. Medya ekosisteminin en büyük gelir grubunu oluşturan reklamlar da  olumlu ya da olumsuz anlamda bu algıya katkı sağlıyor. Reklam ajansları her ne kadar “feminist” olarak etiketlenmek istemeseler de, pazarlama kampanyalarında günden güne artan bir oranla “geleceğin kadını” felsefesine hizmet eden çalışmalarda bulunuyorlar. Bu durumu tetikleyen en büyük sebep ise sosyal medya paylaşım ve ürün satın alım oranlarında kadınların erkeklere kıyasla büyük bir yüzdeye sahip olmaları. Femvertising (Feminist Reklamcılık) akımı ile markalar kadınların yeteneklerini, dünyaya haykırmak istedikleri mesajları ön plana çıkarırken, aynı zamanda kadınları daha güçlü bir kimlik oluşturmaları konusunda da adeta yüreklendiriyorlar. Bu noktada Dove ve Nivea’nın ırkçı çalışmaları ya da Doğadan Yeşilçay Reklamı gibi kötü örnekler olsa da, global çapta kadınları motive eden, kadının kimliğini özgür bir şekilde inşa etmesini teşvik eden başarılı reklamlar da mevcut.

Kızlar da Bilim Yapar, Microsoft Amerika, Dünya Kadınlar Günü Reklamı

Kategori: Teknoloji

Kızlar Neyden Yapılmıştır?, Nike Hollanda

Kategori: Moda

Devler, İsveç Kraliyet Teknoloji Enstitüsü

Kategori: Eğitim

Klişeleri Yıkmak, Hornbach Almanya

Kategori: Ev, Bahçe

Nasıl Mükemmel Kadın Olunur?, Lenovo Peru

Kategori: Elektronik, Teknoloji

Ben Senim, I AM THAT GIRL Amerika

Kategori: Eğitim

Kız Gibi, Always Amerika

Kategori: Sağlık

Kız Gibi, Orkid Türkiye

Kategori: Sağlık

 

Bonus: Aamir Khan, Star Plus Hindistan

Kategori: Tv Ağı, Medya

 

Geleceğin dünyasının bir ütopya mı yoksa distopik bir Black Mirror toplum yapısına mı sahip olacağı konuşula dursun; markalar hümanizmi temel alıp seksist yaklaşımlardan uzak durarak hem cinsiyet farketmeksizin tüketicilerin “Kendini Gerçekleştirme” ihtiyacına hitap etmeli, hem de toplumun algılarını daha yapıcı yönlendirme gayretinde bulunmalıdırlar.

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link