Dijital Pazarlamacılar için SEO analizleri: Çiçeksepeti.com 1

Konusu, içeriği ve türü ne olursa olsun herhangi bir internet sitesi için birincil hedef, trafik çekmektir. Ziyaretçi sayısı, bu ziyaretçilerin ortalama kaç sayfa görüntülediği, sayfaları ne kadar sürede görüntülediği ve dönüşüm gerçekleştirip gerçekleştirmediği ise trafiğin niteliğini belirlemektedir.

Son yıllarda ise dijital mecra sayısının artması ve mecraların kendi içinde kanallara ayrılması, trafik çeşitleri kadar trafik kaynaklarını da biz dijital pazarlamacılar için önemli bir hale getirmiştir. Başlıca trafik kaynaklarını; direkt, Google Adwords ya da Görüntülü Reklam Ağı, sosyal medya, sosyal medya reklamları, referans trafikleri, e-posta pazarlaması, dijital medya satınalma ve organik aramalar olarak sıralayabiliriz. Tabii ki bu trafik kaynaklarından sitemize ne kadar ziyaretçi geldiğini ölçümlemeli, pazarlama bütçemizi mecraların niteliğine ve faydasına göre dağıtmalıyız.

Trafik kaynaklarının en önemlilerinden biri “Organik Trafik”tir. Organik trafik, arama motorlarından gelen reklamsız trafikleri temsil eder. Bu trafik, sitenizde en az zaman geçiren ziyaretçi akışlarını (Bounce Rate) oluşturur. SEO çalışması iyi yapılmış bir sitenin tüm trafiğinin ortalama %60’lık kısmı “Google Organik”ten gelir. Peki, siteler için standart bir SEO çalışması nasıl olmalı? İsterseniz bir önek üzerinden inceleyelim.

SEO çalışması, site içi ve site dışı olmak üzere ikiye ayrılır. Sitelerin SEO analizini yaparken her iki kısmı da atlamaksızın incelemeliyiz. Öncelikle “Çiçek Sepeti”ni bazı “Site İçi SEO Metrikleri“ne göre inceleyelim.

Başlık ve Açıklama

Başlık:Çiçek Gönder, Online Çiçek, Hediye Gönder,Çiçek Siparişi,Çiçek Sepeti

Açıklama:Lider Online Çiçekçi ÇiçekSepeti, en taze Çiçek seçeneklerinin yanı sıra İlginç Hediyeler, Kek-Kurabiye Buketleri, ve leziz Meyve Sepetleri ile sizi bekliyor.

Başlık ve açıklama kısmı hem uzunluk hem de anahtar kelime olarak gayet uygun görünüyor. Ancak başlık için bu kadar fazla anahtar kelime kullanmak “anti SEO etkisi” yaratacaktır. Hem “Çiçek” kelimesi fazla kullanılmış hem de 70 karakterin üstüne çıkmamak için bazı virgüllerden sonra boşluk bırakılmamış. Bu durum, Google ve müşteri algısında sıkıntılara yol açacaktır. Başarılı bir başlık “Birincil Anahtar Kelime – İkincil Anahtar Kelime | Marka Adı” şeklinde olmalı. Çiçek ile alakalı en fazla aranan anahtar kelimelere baktığımızda “Meyve Sepeti”, “Çiçek Gönder”, “Çiçekçi”, “Hediye Sepeti” gibi örneklerle karşılaşıyoruz. O halde, “Meyve Sepeti” kelime grubunu başlıkta kullanmalıyız. “Meyve Sepeti, Hediye Sepeti, Çiçek Gönder | Ciceksepeti.com” şeklindeki bir başlık başarılı olacaktır.

Açıklama kısmına baktığımızda ise başlangıca biraz daha eğilmeliyiz. “Lider”, “İlginç Hediyeler” ve “ÇiçekSepeti” anahtar kelimeleri gerekli görünmüyor. Onların yerine “Sevgiliye Hediye”, “Çiçek Çeşitleri” ve “Çiçekler” gibi aranma sayıları daha yüksek kelimeler kullanılabilir.

URL Yapısı, Kelime ve Başlık Uyumu

Çiçek Sepeti SEO 1

Yukarıdaki görselde “Hediye” tuşuna tıklandıktan sonra açılan sayfayı görüyoruz. Site İçi SEO’da en önemli değişkenlerden birisi; tıklanılan tuşun URL’de sona, başlıkta başa gelmesidir. URL kısmı başarılı, ancak başlık “Hediye | Ciceksepeti.com” şeklinde olmalı. Aksi durum, örümceklerin siteyi tararken ve belirli bir anahtar kelime sorgusunda konumlandırırken zorlanmasına sebep olacaktır. Çünkü; başlık, açıklama, URL ve meta etiketler bulunduğu sayfaya göre belirli bir uyum içerisinde olmalı. Sonraki örnek bu konuya oldukça iyi bir noktadan değiniyor:

Çiçek Sepeti SEO 2

 

Önce “Çiçek” sonrasında ise “Doğum Günü” tuşuna tıkladığımızda bu şekilde bir sayfa ile karşılaşıyoruz. Öncelikle link yapısında yanlışlık var. Ben ve Google “Doğum Günü”ne tıklıyorsak URL şu şekilde olmalı; www.ciceksepeti.com/dogum-gunu ve eğer ki bu “Çiçek” ana kategorisi altında bulunuyorsa URL; www.ciceksepeti.com/cicek/dogum-gunu olmalı. Dünya çapında uygulanan iki yapı var: “Anakategori/Altkategori” ve “yalnızca /altkategori”. Kendi çalışmalarımda ilk yöntemin daha iyi sonuç verdiğini tespit ettim.

Başlık ise, belirttiğimiz ideal başlık formatına uyarladığımızda, “Doğum Günü | Ciceksepeti.com” şeklinde olmalı.

Son olarak ürün detay sayfasını değerlendirelim:

Çiçek Sepeti SEO 3

Ürün detay sayfasına baktığımızda başlığın marka adıyla başladığını görüyoruz, ki bu tavsiye etmediğimiz bir yapı. Ayrıca URL’nin sonunda yer alan ve Google için hiçbir anlam ifade etmeyen bir sayı grubu görüyoruz. İdeal olan versiyon için, başlığın başında marka adı yerine ürünün adı yazmalı ve linkteki sayı kalkmalı.

Ayrıca bazı ürün detay sayfalarına baktığımızda başlık, açıklama ve URL yapısının doğru kurgulandığını görebiliriz. Ancak elimizdeki örneğe benzer sayfaların sayısı da oldukça fazla.

Site Dışı Optimizasyon

Şimdi farklı sitelere verilen bağlantı/köprü çalışmalarına göz atalım:

Çiçek Sepeti SEO 4

Grafiği incelediğimizde, markanın bu aralar linkleme çalışması yaptığını görüyoruz. Ancak bu, sosyal medya aracılığıyla linklerini paylaştırma (seeding) çalışması ya da tamamıyla organik gelişen bir durum olabilir. Markaya referans olan site sayısının artış göstermesi olumlu bir tablo. Şu an birbirinden farklı 766 web sitesinden link almışlar. Ancak hemen alttaki “Tıklanabilir Kelime (Anchor)” bulutunu incelediğimizde bu linkleme çalışmasının pek de bir faydası olmadığını anlayabiliriz. Çünkü çıkılan linkler direkt marka ya da markanın ana sayfası adına.

 

Çiçek Sepeti Anchors Cloud

Linkleme çalışmasında önemli olan anahtar kelime hedefli ve kategori bazlı çalışmaktır. Yani “Çiçek” kelimesinde SEO çalışması yapıyorsak hedef sayfa www.ciceksepeti.com/cicek olmalıdır. Örnekleri çeşitlendirmek gerekirse, “Meyve Sepeti” tıklanabilir grubu (anchor) için hedef URL www.ciceksepeti.com/meyve-sepeti olmalıdır. Ucuz meyve sepetleri, lezzetli meyve sepetleri, çiçek sepeti ve meyve vb. tıklanabilir kelime çeşitlendirmesi bolca yapılmalı. Aşağıdaki tabloda da görebileceğiniz üzere; “meyve sepeti”, “hediye” gibi yüksek trafik getirebilecek kelimeler üzerine çalışma sayısı diğerlerine göre oldukça az. Bu tablo www.ciceksepeti.com’a “Çiçek Sepeti” kelimesinde SEO yapmak demektir, ki bu durum markaya yeni dönüşüm trafikleri kazandıramaz.

Çiçek Sepeti SEO 5

Son olarak aşağıda yer alan ve markanın hangi web sitelerinden ne kadar link aldığını gösteren tabloya göz atalım:

Çiçek Sepeti SEO 6

Site dışı optimizasyon çalışmasının en önemli kurallarından bir tanesi; bir siteden, bir marka için bir defaya mahsus link almaktır. Ancak Fundalina, Bolbol, Bildirgec gibi sitelerden, çoğu farklı makalelerden olmak üzere, 8.000’e yakın dofollow link alınmış, etiket sayfalarından değil. Bu duruma net olarak spam demek mümkün.

Ayrıca nofollow-dofollow oranı, referans domain çeşitleri, ürün açıklamaları, meta etiketler ya da link veren sitelerin durumunu da inceleyebiliriz. Önemli noktaların bir kez daha üstünden geçmek gerekirse:

Hem ana sayfa hem de iç sayfaların başlık, açıklama ve meta etiket düzenlenmeli.

İç sayfaların URL yapıları değiştirilmeli ve başlık ile uyumlu hale getirilmeli.

Spam linklemeler durdurulmalı. Bunun yerine her web sitesinden bir defaya mahsus link alınmalı.

“Tıklanabilir Kelime”ler marka adı yerine trafik getirecek anahtar kelimelerle yer değiştirmeli.

“Köprü link”lerdeki hedef URL, ana sayfa olmamalı. Ürünleri barındıran ana kategori sayfaları olmalı.

Link alınacak siteler çeşitli metriklere göre analiz edilmeli ve uygun olanları ile çalışılmalı.

Bir Cevap Yazın

Sanal Koridorlarda, Parasız Dolaşan Tüketicilere Ulaşma Yolları Nelerdir? 0

“Cryptocurrency” sektörü Temmuz ayı itibariyle inanılmaz bir yükselişe geçti. Bitcoin, Ethereum, SETLcoin ve diğerleri, alana giren yeni oyuncular, vahşi değer dalgalanmaları yaşadı. Gelecek bize “cashless/parasız” bir dünyanın çağrısını sunuyor.


Bugün Bitcoin devletler tarafından korunmaya alınmış, spekülasyonları dengede tutulan bir birimdir. Diğer sanal sikkelere oranla güvenliği daha fazla koruma altındadır ve çok da uzun olmayan bir vadede, diğerlerine oranla artısı net ölçümlenebilecek bir birimdir.

Ethereum, SETLcoin ve diğerleri bugün güvenlik açıkları bulunan, saldırıya uğrayan ve belli bir grubun elindeki birimlerdir. Dolayısıyla manipülasyona çok daha açıklardır.

 

 


Her ne kadar Türkiye’deki yatırım araçları hala “geleneksel” altın, döviz, gayrimenkul seviyesinde gezmeye devam etse de, hızlı adapte olan ülkem insanı için, oyun gibi başlayacak olan sanal para kullanımı, pek yakında bir yatırım değerine de dönüşecektir. Tıpkı 1637’de yaşanan, Hollanda’nın Lale Soğanı Çılgınlığı gibi…
2016 Google aramalarına baktığımızda “No More Cash” aramasının ilk 10’da yer aldığını görüyoruz. Dünyada yaşanan sosyal, ekonomik ve güvenlikle ilgili dalgalanmalar, sanal paraların yükselişine, elbette neden oldu. Dijital cüzdanlar, anında iptal edebildiğimiz kredi kartları, sanal kartlar, tehlikeli dünyaya karşı “kaynaklarımızı” korumanın en güvenli yolları olmaya başladı.

Türkiye’de de durum, az biraz geriden gelmesine rağmen hiç de göz ardı edilir gibi değil. Peş peşe kapanan online alışveriş devlerine inat, her geçen gün abone kutuları, online satış siteleri, sadece kredi kartı ile ulaşabildiğimiz gündelik hizmet açılımları bir bir ortaya çıkıyor.

Dünya, esas olarak maddi malların mülkiyetine dayalı bir ortamdan, hizmet, hayatı kolaylaştırma ve erişim odaklı bir ortama kayma eğilimindedir. Küresel ekonominin tamamı, maddi nesnelerden, maddi olmayan alanlara doğru kaymaktadır. Birçok analist bu dalgalanmaların, sürdürülemez olduğunda hem fikir olsa da işin pazarlama tarafında değişen alışveriş alışkanlıkları için adımlar atılması elbette kaçınılmaz.

Avrupa’nın bireyselliğine oranla Türkiye pazarında bu dinamikleri yönetmek bir miktar daha zor. Sosyalleşmesinden asla vazgeçemeyen Türk halkı, “parasını verdim, hizmetin de kralını isterim” edasından online dünyada bile vazgeçmeyecek.


Bu durumda, klasik satış yöntemlerini uygulayıp, göz teması kuramayacağımız, sesimizle, sözümüzle iknadan uzaklaştığımız tüketicileri, sanal koridorlarda, nasıl yakalayacağız sorusu geliyor akıllara…

Pazarlamaya yılları vermiş her meslektaşım bilir ki, bu ülkede hiçbir şey geçmişte kalmaz. Geçmişim değerlerinden ilham alır, yeniliklerle köpürtülür ama temeli, her daim insani ilişki ve yaşama dokunma olarak kalır.

Bugün zaten sanal dünya ve o dünyanın alışveriş alışkanlıkları giderek oturmaya başladı, çekingen tüketici için füzyon bir ilişki oluşturmak ve bunun üzerinden tetikleyici olmak mümkün. Ekonominin daraldığı, güvensizliklerin hat safhada olduğu ülkemizde dahi, tüketicilerin online alışveriş kanalları için “ihtiyat akçesi” mevcut. Az bir miktarla sitelerin güvenilirliğini ve hizmet kalitesini test eden tüketiciler, ilk alışverişin deneyimi sonucunda devamlılıklarını sağlıyorlar.


Pahada ağır ürünler için ise iş biraz daha değişiyor. Deneyime, servise, danışacak elemana daha fazla ihtiyaç duyuluyor. ( Özellikle kadın hedef kitle için kozmetik, teknoloji alışverişlerinde bu eğilimleri gözlemliyoruz) Bu noktada standart online danışmanların yerine, çok daha “gerçek” bir deneyim sunmanın fayda sağlayacağına inanıyorum. Artık herkes görüntülü konuşma özelliklerine sahip telefonlarla hayatını sürdürüyor. Bu sistemleri, alışveriş dünyasına adapte etmenin, deneyim ve hizmet kalitesi anlamında ciddi bir yükselişe neden olacağı aşikâr.

Call Centerlarda sadece sesini duyduğumuz ama kredi pazarlığı yaptığımız asistanlarla, ofisimizde, evimizde yüz yüze görüşmelerle iletişime geçmek her iki taraf için de daha hızlı ve verimli bir ilişkinin başlangıcı olacaktır.


Anlamsız pop-up reklamlar yerine, hali hazırda big datayı takip eden firmaların, eğilim bazlı online chat imkanları sunması, deneyim bazlı ürünlerle tüketicileri buluşturup, sanal ortamda da onlarla ilişki kurmaya başlaması, sms ve e-mailing trafiğinden, junk maile düşmekten çok daha hızlı satış getirecektir.
Düşünsenize, deneyimleme imkanı bulamadığını

z bir ürünü, yine de uzaktan bile olsa görerek, sorarak iletişim halinde kalarak satın almak, tembel bedenlerimiz, zamansız hayatlarımız için nasıl bir güzellik!

Yetmez, kredi kartlarımız, sadakat kartlarımız içerisinde biriken ve artık kurumlar için verimli olmaktan çıkan “parapuanlarımız” sanal koridorlarda, alışveriş imkanını bize sunsa…

CRM, big data ve deneyim pazarlamasının, güç birliği yapacağı bir ticari ortamda, tüketici için cazibe merkezi olmak kaçınılmaz. Tek sorun, egolarımızı, kaygı ve korkularımızı geride bırakıp, akıl birliği etmeye teşne hale gelmek.

Keyifli bir hafta dilerim.
Esra Baykal Güçlü

Pogo Sticking: Google’da Üst Sıralara Zıplamak 0

Google aramalarında üst sıralarda yer alarak belirli bir organik erişime sahip olmak ve bu yolla, ilgili arama yapan kitleye ulaşmak, başta e-ticaret olmak üzere internet yoluyla müşteri edinen sektörler için öncül hedefler arasında yer alıyor. Ancak bunu gerçekleştirmek, özellikle rekabetin fazla olduğu alanlarda kolay değil. Google’ın semantik başta olmak üzere arama sonuçlarına içeriklerin etkisi konusunda gerçekleştirdiği geliştirme ve güncellemeler de, dijital pazarlamacıların bu alanda daha fazla çaba sarf etmesine neden oluyor. Google ise bu konuda en doğru sonuçları ziyaretçilere aktarmak adına farklı ölçüm metodları ile sitelerde yer alan içeriklerin gerçekten işe yarar olup olmadığını anlamaya ve bu yolla daha doğru sonuç veren siteleri sıralamada hak ettikleri yerde tutmaya çalışıyor. Bu yöntemlerden birisi, adını her yaştan insanın eğlence amaçlı kullandığı zıplama çubuğu, Pogo Stick’ten alıyor.

Pogo Sticking Nedir?

Pogo Sticking kısaca; yapılan bir aramada listelenen sonuçlardan birisine tıklandığında, gidilen sitedeki içeriğin, bilgi ihtiyacını karşılamayarak ziyaretçinin tekrar arama sonuçlarına geri dönmesi, ardından bir başka siteye bakması ile anatılabilir. Kavram adını, pogo çubuğu üstünde ileri-geri zıplama hareketine atıfla, arama sonucu ekranı ile ziyaret edilen site(ler) arasındaki git-gelden alıyor. Google için arama sonuçlarında kullanıcının bulduğu siteyi beğenmeyerek geri dönmesi, bu sitede ilgili anahtar sözcüklere yönelik içeriğin zayıf veya yetetsiz olduğu anlamına geliyor. Bu da o sitenin sıralamadaki (ranking) yerinin aşağılara doğru kaymasına sebep oluyor. Pogo Sticking bu açıdan bakıldığında, sitede çok fazla içerik olsa bile bunların arama sonuçları ile ilişkili olması, doğru bilgiler sunması açısından Google için epey önemsenen bir değişken… Nitekim ziyaretçilerin birkaç saniye inceleyip geri döndükleri siteler, ilk sıralarda çıkıyor olsa bile, bir süre sonra sıralamanın daha altında olan ancak ziyaretçinin aradığı bilgiyi bulduğu, daha fazla vakit geçirdiği siteler Google tarafından üst konuma taşınıyor. Bu nedenle Pogo Sticking kavramının Google’da üst sıralarda yer almak için oldukça kritik öneme sahip olduğu unutulmamalı.

Bounce ile Pogo Sticking Arasında Ne Fark Var?

Bilindiği üzere bir siteye gelen ziyaretçinin, birkaç saniye içerisinde siteyi hemen terk etmesi “Hemen Çıkma” veya “Bounce” olarak tanımlanıyor ve bu kişilerin, sitenin toplam ziyaretçi sayısına oranı “Bounce Rate” olarak ifade ediliyor. Aslına bakılırsa Pogo Sticking ile Bounce arasında ciddi bir benzerlik olsa da, iki kavram birbiri ile aynı değil. Zira Bounce Rate sitenin elde ettiği toplam ziyaretçi sayısı ile ilgili bir oran iken, Pogo Sticking Google tarafından hesaplaması kesin olarak ifade edilmeyen ve sadece arama motoru sonuç sayfasından, farklı anahtar sözcüklerle gelen aramaların, ilgili ziyarete dönüşme oranını ölçen bir değer olarak karşımıza çıkıyor. Bounce rate bir sitenin, farklı kaynaklardan gelen tüm ziyaretçilerini ele alırken, Pogo Sticking kavramı o sitenin yalnızca arama motoru sonuçları ile edindiği ziyaretçileri kapsıyor.

Doğru Bir SEO Çalışması ile Pogo Sticking Sorunu Nasıl Önlenir?

Pogo Sticking’e neden olan temel husus, üst sıraları hedefleyenlerin yöneldiği bazı fiktif  aksiyonlar… Bunların başında da anahtar kelime işçiliği yaparak, site içeriğinde anlamsız metinlere yer verilmesi geliyor. Ziyaretçi yaptığı arama ile ilgili sonuç sayfalarında (SERP) ilgili olduğunu düşündüğü açıklamayı görüyor, ancak site içeriğine girdikten sonra benzer anahtar kelimeleri içeren suni, robotize bir metinle karşılaşıyor. Çünkü siteyi hazırlayanlar, bu metinleri gerçek ziyaretçilerin faydalanacağı içerikler olarak değil, Google botunun ziyaretinde “anahtar kelime yoğunluğu” veya “<h1>  <h6> arasında değişen başlık etiketleri” gibi  parametrelerle yaptığı analizden iyi sonuç alacak metinler olarak hazırlıyor. Gelin görün ki bir zaman sonra ziyaretler arttıkça ve internet kullanıcıları işine yarayan cevapları başka yerlerde buldukça, Pogo Sticking etkisi devreye giriyor ve arama motoru sonuçlarında sıralamalar değişiyor.

Kısa süre önce bir spor sitesinde gördüğüm ve bana garip gelen bir metin üzerinden örnek vermek istiyorum. Bu sitede “TRT 1 Şifresiz Nasıl İzlenir” şeklinde bir başlık ve altında, UEFA Şampiyonlar Ligi maçının uydudan nasıl şifresiz izleneceği yazıyordu. Fakat tuhaf olan, TRT’nin zaten şifresiz yayın yapan bir devlete kanalı olmasıydı. Dolayısı ile çıkardığımız sonuç, bu site SEO stratejisi yaparak ileriye dönük şifreli yayınlanacak maçlarda, “UEFA Şampiyonlar Ligi Maçları Şifresiz Nasıl İzlenir” sorgusunda üst sırada çıkmak ve böylece bu maçları kaçak yolla izlemek isteyen kişilerin yapacağı aramalardan sitesine trafik sağlamak istiyor. Bu nedenle şifresiz devlet kanalından yayınlanacak maçın sayfasında, “TRT 1 Nasıl Şifresiz İzlenir” ve “UEFA Şampiyonlar Ligi Maçı” ifadelerini geçiriyor.

Pogo Sticking için ideal bir örnek teşkil eden bu sayfa, Google’da “TRT 1 Nasıl Şifresiz İzlenir” sorgusunda karşımıza çıkıyor. Ancak sayfayı ziyaret ederek ilgili yazıyı okuduğunuzda bu başlıkla ilgili en ufak bir içerik veya bilgi yer almıyor. “Şifre” ifadesi sadece ne altta yer alan ve bir başka sayfaya link veren başlıkta geçiyor, ki bu da bir başka SEO stratejisi… Dolayısı ile bu siteye uydu yayınları ile ilgili olarak giriş yapan kişinin, hızlıca geri dönerek arama sonuçları sayfasında daha doğru bir kaynak araması kaçınılmaz.

Bu nedenle SEO çalışmalarında içeriğin önemi yadsınamaz olsa da, sırf içerik oluşturmak için, belirli anahtar kelimeleri içeren manasız, ziyaretçiye bir bilgi ya da fayda sunmayan metinler için zaman harcamak, geçici sonuçlar verecek beyhude bir çabadan öteye gitmeyecektir.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link