Pazarlama Amaçlı Halkla İlişkiler 0

 

Okuduğum bir araştırmaya göre 1800’lerin başında bir insanın 1 yılda maruz kaldığı haber sayısı, günümüzde bir gazetenin haftasonu ekindeki haber sayısına eşitmiş. Yani tam bir haber kalabalığı var kulaklarımızda ve belki de bu yüzden neredeyse hiçbir habere şaşırmıyoruz. Dahası birçoğuyla ilgilenmiyoruz bile.

Böyle bir ortamda insanlardan reklamları izlemelerini, internet sitelerinde gördükleri reklamlara tıklayarak bilgi almalarını, billboardlardaki afişlerin tamamını okumalarını beklemek büyük bir yanılgı olur. Hal böyle olunca da markalara düşen şey yaratıcı uygulamalarla insanların dikkatini çekmek. Ancak maalesef artık neredeyse her gün yeni bir yaratıcı çalışma gören tüketicileri bu da şaşırtmıyor. En fazla 10 dakikalığına dikkatlerini vererek yaptığınız işle ilgileniyorlar ve 10 dakika sonunda birçoğu az önce izlediği işin hangi markanın olduğunu unutuveriyor.

Dolayısıyla artık geleneksel reklamlar tüketicilerin akıllarında yer etmek için yeterli gelmiyor. Son yıllarda viral pazarlamanın da bu kadar önem kazanmasının en büyük nedeni bu. Geleneksel mecralarda yapılan işler tüketicinin ilgisini çekmiyor. Hatta artık beklenti o kadar yükseltildi ki yapılan işlerin birçoğu marka hakkında olumsuz algı oluşmasına neden oluyor.

Bu durumda devreye geçen hafta yüzeysel olarak da olsa bahsettiğim halkla ilişkiler giriyor. O yazıda halkla ilişkilerin sosyal medya kullanımındaki yerinden bahsetmiştim. Bu yazıda ise halkla ilişkilerin pazarlamadaki yerinden, yani pazarlama amaçlı halkla ilişkilerden bahsedeceğim.

İngilizce olarak Marketing Public Relations (MPR) diye tabir edilen pazarlama amaçlı halkla ilişkiler, bütünleşik pazarlama iletişiminin en etkili uygulanabildiği alan. Hem bir halkla ilişkiler faaliyeti gerçekleştiriyorsunuz, hem bunu ürününüzü veya hizmetinizi pazarlamak için kullanıyorsunuz, hem de bu faaliyet sayesinde dolaylı olarak reklamınız yapılıyor. Ayrıca tüketicinizle tek yönlü bir iletişim yerine çift yönlü bir iletişim gerçekleştirmiş oluyorsunuz.

Malum son zamanlarda marka iletişiminde en çok bahsedilen konulardan biri tüketicinin duygularına hitap etmek, onlara yaratıcı deneyimler yaşatmak. Dolayısıyla MPR deneyim pazarlamasında kullanılan en önemli araçlardan biri haline geliyor.

Ayrıca MPR’ın bir diğer faydası da çeşitli nedenlerden dolayı reklam kısıtlaması olan ürün kategorilerine büyük kolaylıklar sağlıyor olması. Bunlardan biri de hepimizin bildiği gibi alkollü ürünler. Bu noktada alkollü ürünler denilince aklımıza ilk gelen markalardan olan Yeni Rakı’nın pazarlama faaliyetlerine göz atmak gerekiyor. Yeni Rakı MPR’ı en etkili şekilde kullanan markalardan. Çünkü kategorisi itibariyle çok kısıtlı bir alanda pazarlama faaliyeti gösterebiliyor ve bu kısıtlamaları yaratıcı çözümlemelerle kullanmayı da çok iyi biliyor.

Sosyal medyada oldukça yankı bulan ‘Bi Büyük’ konseptiyle oldukça başarılı MPR uygulamaları gerçekleştirdiler: Bi Büyük Sofra, Bi Büyük Fest, Bi Büyük Şarkı… Tabi bunların bazıları da ayrıca yasaklara maruz kaldı ama Yeni Rakı’nın zihinlerde oluşturduğu algıya hiçbir yasak engel olamadı.

httpv://www.youtube.com/watch?v=4tVLME1-574

 

İkinci örnek ise temizlik ürünleri pazarına yeni ve oldukça güçlü giren Fairy’den. Bildiğimiz gibi deterjan reklamlarında hep aynı mesajlar hep aynı yollarla veriliyor ve diğer markalardan farklılaşmak için farklı pazarlama faaliyetleri gerçekleştirmek gerekiyor. Burada da devreye MPR giriyor. Fairy Hamsi Tava Şenliği, Fairy Kuru Fasülye Şenliği ve Fairy Kavurma Şenliği bu uygulamalardan. Bu iki organizasyon da gerçekleştirildiği dönemde birçok ana habere konu oldu. Fairy yalnızca insanlara kuru fasülye dağıtarak ana haberlerde milyonlarca insanın evine girmiş oldu.

Ayrıca Fairy’nin kadınlara özel olarak kullanıma açtığı bir de internet sitesi var: mutlumutfaklar.com. İçinde yemek tarifinden temizlikte pratik çözümlere kadar birçok bilgi var. Böyle güçlü bir pazarlama iletişimiyle pazara giren bir marka doğal olarak rakiplerini oldukça tedirgin ediyor.

Tabi tüm bu örnekler MPR’ın yalnızca birer parçası. Tüm bunların bileşiminden tek ve tutarlı bir mesaj oluşturarak farklı kanallar aracılığıyla tüketicilere ulaştıran markalar bütünleşik pazarlama iletişimini en iyi uygulayan markalar oluyor. Tabi ki bunun meyvelerini de kategorilerinde lider olarak topluyorlar.

httpv://www.youtube.com/watch?v=SebSbZPLRpI

 

httpv://www.youtube.com/watch?v=U5u-PJbLkQ0

 

Pazarlamasyon.com Yönetici Ortağı - Pazarlama da örgütlenmektir!

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link