Pazarlama 4.0’a Yolculuk: Hikaye Anlatma

Geçtiğimiz haftalarda 4 dönemde pazarlamanın evriminden bahsetmiştim. Sanayi devrimi ile başlayan ve ürün odaklı olan Pazarlama 1.0, onyıllar sonra yerini, odağında tüketici olan pazarlama 2.0’a bırakmıştı. Bilgisayar çağı ve internetle birlikte de merkez insana kaymış ve Pazarlama 3.0’ın dönemine girmiştik. Artık merkezde insan vardı ve markalar tüketicilerin direkt ihtiyaç ve isteklerine değil, sağlık, yaşam standardı, eğitim gibi diğer isteklerine de konsantre oluyorlardı.

pazarlama 3, yeni nesil pazarlama

Sosyal medyanın artık iletişimin ayrılmaz bir unsuru olması, sosyal ticaret, lokasyon bazlı pazarlama, big data gibi kavramlar bizi Pazarlama 4.0’la tanıştırdı. Pazarlama 4.0’da artık merkezde insan duyuları var. Peki neden insan duyuları pazarlamanın merkezinde?

Aslında yanıtı çok basit.

Şimdi gözlerinizi kapatın ve her gün ortalama olarak 3.000‘den fazla kez markalarla temas kurduğunuz bir dünya hayal edin.  Sokağa çıktığımızda köşedeki bakkalın üzerinde yanıp sönen Algida logosu, en sevdiğiniz spor porgramını izledikten hemen sonra ekranda beliren “Gillette sundu” spotu ya da banyoda duş alırken elinize gelen Blendax marka şampuan…

Artık gözlerinizi açabilirsiniz. Çünkü zaten az evvel hayal ettiğiniz dünyanın bizzat içinde yaşıyoruz. 

Twitter görsel copy.017

Günlük hayatında binlerce kez markayla temas eden bir insan da haliyle markalara karşı gözünü kapatıyor ve markalar ne yaparlarsa yapsın aldırış etmiyor. İşte Pazarlama 4.0’ın en önemli özelliği de burada kendini gösteriyor: Hikaye anlatmak (Storytelling)

İnsan duyularının Pazarlama 4.0’ın odak noktasında olduğunu söylemiştim. Bu duyuları harekete geçirmek için odak noktasına yapılan etkili vuruşların başında hikaye anlatmak geliyor.

Peki nedir bu hikaye anlatmak?

Bugün birçok marka, yarattıkları ürünlerin ne kadar iyi olduğunu, muadillerinden ne kadar üstün olduğunu tüketicilere anlatarak tercih edilen marka olmayı amaçlıyor. Oysa insanlar karar verirken markanın özelliklerine göre değil, markanın kendilerine karşı yakın olup olmadığına göre karar verirler. Tam da bu noktada hikaye anlatımı devreye girer ve marka ile tüketici arasındaki çizginin tam olarak nerede konumlanacağını bize gösterir.

Tam olarak ne kastettiğimi anlamak için 1984 yılına, Apple’ın, ilk Macintosh’u tanıtmak için yaptırdığı reklama gidelim.

1984b_nseeff_computerSteve Jobs o zamanlar dünyayı değiştireceğine inanan genç bir idealisttir. IBM’in herkesi tek tipleştirmeye çalıştığını, insanların beyinlerini yıkadığını ve gerçekleri görmezden geldiğini düşünür Steve Jobs. Bu durumu kırmak istemektedir.

George Orwell’in “1984” kitabı ise 1940’larda yazılan ve geleceği (1984 yılını) betimleyen bir kitaptır. Gelecekte (1984 yılında) Büyük Birader (Big Brother) ve düşünce polisleri vardır ve insanlar sansür mekanizmalarından dolayı bir türlü özgürce hareket edemezler.

Jobs da bu kitaptan esinlenir. Jobs’a göre IBM, Apple’ı kaale bile almamıştır, hatta alay etmiştir. Jobs gri ekranlı tek tip bilgisayarlar yaparak insanları uyuttuğunu düşünür IBM’in.  Jobs, IBM’i Büyük Birader (big brother) olarak görmektedir. Amacı kişisel bilgisayar dünyasını IBM esaretinden kurtarmak ve onlara özgürlüğünü vermektir.

Apple’ın yeni reklamı için senaryo yavaş yavaş ortaya çıkar.

Saçları, kıyafetleri ve düşünceleri birbirinin aynı olan insanların oluşturduğu bir reklam hazırlanacaktır. Büyük Birader (IBM) onları, yaptığı propaganda ile  kontrol altına almıştır. İnsanların elleri kolları bağlıdır ve IBM’in kölesi olmuşlardır.

Derken, o dünyadan olmayan kadın elinde bir çekiçle içeri girer ve çekici Büyük Birader’e fırlatır. Sonrasını birlikte izleyelim isterseniz.

64 saniye süren bu reklam bize 64 saniyenin aslında 64 saniye olmadığını, çok daha fazlasını ifade ettiğini gösterir. Bu reklam ve altında yatan hikaye sayesinde tüm dünyayı kasıp kavuracak “Apple Devrimi“ni başlatacak ve milyonları peşinden sürükleyecektir. İşte markalar için hikaye yaratmak bu denli önemli bir şeydir.

Bir diğer yazımda Pazarlama 4.0’ın diğer bir öğesi olan “Deneyim“den söz ediyor olacağım, takipte kalın :)

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Markaların İçimizi Isıtan Sevgililer Günü Reklamları

Markalar, sevgililer günü gibi özel günleri severler. Her yıl şubat ayıyla başlayan Sevgililer Günü telaşı, bu yıl da markaların eğlenceli, renkli kampanya ve indirimleriyle Sevgililer Günü arifesine hareketlilik katmaya devam ediyor.

Hepsi ayrı ayrı bir hikayeyi anlatan reklam filmleri ile markalar ister yalnız ol, ister sevgili, ister platonik, aşka dair hislerini kimseyi ayırt etmeden bu Sevgililer Günü’nde de bizimle paylaştılar. Bakalım ortaya nasıl tarzlar çıkmış. İşte o yüreğimizi ısıtan reklam filmleri;

1. Enza Home

2. Cardfinans

3. Defacto

4. GittiGidiyor

5. Media Markt

6. Kiğılı

7. ATÜ Duty Free

8. Vestel

9. Pandora

10. Patırtı.com

Pazarlama ve iş dünyasına ait önemli gelişmeleri, her hafta düzenli olarak sizlere gönderiyoruz. Sizde haftanın gelişmelerinden haber olmak istiyorsanız buradan mail listemize kayıt olabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Gucci Halüsinasyonu New York ve Milan’da İki Duvarda Hayat Buldu

Lüks moda markası denildiğinde akla gelen ilk isimlerden Gucci, 2018 İlkbahar Yaz koleksiyonunda sadece ürünleri ile değil klasik sanat eserleri temalı reklam kampanyası ile de gözleri şenlendiriyor.

#GucciHallunication adı verilen kampanya kapsamında yeni koleksiyon birçok farklı mecrada tanıtılmaya başlandı bile. İspanyol illüstratör Ignasi Monreal ile daha önce hiç denenmemiş, büyüleyici bir kampanyaya imza atan marka, Milano ve New York sokaklarına Gucci sanat eserlerini taşımak için sadece vitrinlerini değil, duvarları da Monreal’in illüstrasyonları ile kaplıyor.

Guccivari olarak nitelendirilmeyecek bir reklam mecrası olarak görebileceğimiz bu murallar New York’un Lafayette Sokağı ve Milan Corso Garibaldi’de bulunuyor. New York murali Gucci güneş gözlüğü kampanyasına dikkat çekmek için yapılmışken, Milan murali ise Jan van Eyck tarafından 1434 yılında yapılan “Arnolfini’nin Evlenmesi” isimli yağlıboya çalışma ve Hieronymus Bosch tarafından 1503 yılında yapılan ”Dünyevi Zevkler Bahçesi” isimli çalışmalardan etkilenerek hazırlanan

Aşağıda izleyebileceğiniz gerçek ötesi reklam kampanyasında ise kendimizi bir anda Gucci Sanat Galerisi’nde buluyoruz. Tüm illüstrasyonların dijital olarak yaratıldığı bu filmde tüm koleksiyon sanat eserlerine ustalıkla yerleşmenin bir yolunu buluyor.

Vaadettiği halüsinasyonu gerçek anlamda yaratan Gucci, hem moda hem de reklam tarihine geçebilecek güzellikte bir kampanyaya imza atmış. Şimdilerde iki ikon moda şehrinde yer alan murallerin 2 ay kadar yerlerinde kalacağı belirtiliyor.

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link