Pakmaya Puding Sınavını Geçer mi?

Türkiye’de maya denince akla ilk gelen marka şüphesiz ki Pakmaya’dır. Türkiye pazarının lideri konumundaki marka, dünyada da sektörün en büyük 3 üreticisinden biri. Tabi ki tüm başarılarda olduğu gibi bu başarı da tesadüf değil. Yılların verdiği uzmanlık, güven, kaliteden ödün vermeme, AR-GE’ye yapılan yatırımlar Pakmaya markasını tüketici gözünde değerli kılan ve satın alma kararlarını önemli oranda etkileyen faktörler.

Pakmaya, alanında neredeyse rakipsiz olduğu için yeri sağlam görünebilir ancak tek bir ürünle ömür boyu varlığını sürdürmek bir marka için çok risklidir. Söz konusu ürünün yaşam süresi biterse marka da ölür. Bu nedenle markalar yok olma riskini azaltmak için halihazırdaki ürünlerine benzer, tamamlayıcı ya da konudan çok ayrı  olmayan yeni ürünleri piyasaya sürerek marka genişlemesi yoluna giderler.

Pakmaya markası da 2012 yılından itibaren dikkat çekici marka genişlemesi örnekleriyle tüketicisiyle buluşuyor. Daha önce un vb. birkaç üründe denedikleri stratejiyi artık büyük yatırımlarla, kararlı ve iddialı olduklarını çekinmeden söyleyerek yapıyorlar.

Bazı otoritelerce marka genişleme stratejisi yanlış ve markayı olumsuz etkileyen bir adım olarak değerlendirilse de bence markanın faaliyet alanından sapmadığı, sektördeki konumunu desteklediği sürece son derece doğru bir karar. Pakmaya için de kesinlikle elzemdi, marka bunu gördü ve tüketicisinden aldığı güvenle gerçekleştirdi. Çünkü hiç kimse yaş ya da kuru mayanın daha uzun yıllar kullanılacağının, zaman içerisinde yerini farklı bir ürüne bırakmayacağının garantisini veremez.

Geçen yıl Pişirme Yardımcıları olarak kategorize ettiği hamur kabartma tozu, şekerli vanilin, pudra şekeri, kakao, mısır- buğday nişastası ve pirinç unu ile yeni ürünlerini tanıtan marka, bu yılın başında 5 milyon euro yatırım yaptığı Pastacılık Sektörüne pastacılık katkıları, krema ve soslar,  jöle, toz kek karışımları, damla çikolata ve son olarak puding çeşitleriyle girdi. Pudingi bu noktada diğer ürünlerden ayrı tutmak gerek. Zaten yazımın asıl amacı da Pakmaya’nın puding işinde başarılı olup olamayacağını sorgulamak.

http://www.youtube.com/watch?v=1q5-AmhdQOs

Temmuz ayından beri TV reklamları yayınlanan Pakmaya Puding bence yapılan marka genişlemesinin en talihsiz ürünü. Bu düşüncemin tek sebebi de marka adında maya kelimesinin geçmesi. Evet tüm ürünlerde bu kelime geçiyor ama pudingin diğer tüm ürünlerin aksine yardımcı ürün olmayıp başlı başına bir yiyecek olduğu için farklı değerlendirilmesi gerektiğini ve farklı bir isim ya  da alt marka ile piyasaya sürülmesi gerektiğini düşünüyorum. Gerçi Pakmaya bu sorunu ürün ambalajında marka ismini küçük tutup, puding yazısını olabildiğince büyük yazarak çözmeye çalışmış ama bu çözüm tüketici algısında ne derece etkili olur zamanla göreceğiz.

Bunun yanı sıra  markanın kendi ismini kullanmasının avantajları da yok değil; en azından yeni bir marka yaratma sıkıntısı olmadan, tüketicinin bildiği ve güvendiği markanın çatısı altında, dağıtım kanallarına ulaşma güçlüğü çekmeden pazardan pay almak sıfırdan başlamaktan elbette daha kolay. Bakalım Pakmaya bu avantajlarını Dr.Oetker, Kenton gibi güçlü rakiplerin yanı sıra gıda sektöründeki hemen hemen her markanın var olduğu puding pazarında kullanabilecek mi?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

1 Comment

  1. Ben ne yazık ki yazdıklarınıza katılmıyorum. Pazarlama algıları yönetme işidir. Şimdi dışarı çıksanız ve yoldan geçen birine, “Pakmaya sizin için ne ifade ediyor” diye sorsanız, diyecekleri tek şey Pakmaya “MAYA”dır olacaktır.

    Pakmaya’nın puding işine girmesini ve bu pazarda varolmasını uzun vadede öngöremiyorum. http://www.pakmaya.com.tr/tr/Urunler/Index/80 şu linkteki ürünlere bakar mısınız bir; bademli, fındıklı, bitter çikolatalı puding (hepsi de çikolatalı) v.s. Ben burada faciadan başka bir şey göremiyorum. Böylesine başarısız bir konumlandırma mı olur? Pakmaya’nın varolan zihinlerdeki MAYA pazarındaki lider konumuna bu izlenen stratejinin zarar vereceğini düşünüyorum.

    Pakmaya kendi marka algısından yararlanarak, puding işine girmeyi düşünmüş ama yanlış yapmış. Başka bir pazar bölümünde başarılı olmak isteniyorsa yeni bir marka yaratılabilirdi.

Bir Cevap Yazın

Geleneksel Pazarlama Vs Dijital Pazarlama

Pek çok küçük/büyük işletmeler veya markalar pazarlama yöntemine karar vermekte zorlanır. Genelde bütçeleri sadece birine yeter ve hangisinin kendilerine daha fazla fayda sağlayacağı konusunda kararsız kalabilirler. Peki bu işletmeler kendi pazarlama metodlarına nasıl güvenmeli ve hangi yolları izlemeli?

Geleneksel pazarlama için dergi, tv, gazete reklamlarını, mailleri basitçe örnek verebiliriz. Öte yandan Facebook, YouTube, Twitter gibi platformlarda yapılan pazarlama çalışmaları da dijital marketing için basit örneklerdir. Geleneksel mecraların kullanıldığı, geleneksel stratejilerin geliştirildiği yöntemler geleneksel pazarlama iken dijital ortamlarda geliştirilen stratejilere dijital pazarlama diyoruz. Tanıtımınız ve reklamlarınız için hangi alanı seçmeniz gerektiğine aşağıdaki bilgiler ışığında siz karar verin.

Geleneksel Pazarlamanın Faydaları

Geleneksel pazarlama yöntemleri ile yerel hedef kitlenize erişmeniz çok kolaydır. Örneğin bir radyo reklamıyla, gazete ilanı vererek veya broşür bastırarak reklamınızı kolayca yapabilirsiniz. Ve genelde materyalleriniz saklanabilir, tekrar tekrar okunabilir, izlenebilir veya dinlenebilir nitelikte olacaktır.

Geleneksel mecralardaki reklamların veya pazarlama stratejilerin geneli kolay anlaşılabilirdir. Geleneksel mecralardaki anlaşılabilirlik genellikle 14 yaşındaki bir bireyin anlayabileceği düzeyde olur, basit ve sade bir anlatımla tüm kesime hitap eder.

Doğrudan posta, dijital ortama göre% 21 daha az bilişsel çaba gerektirir. Hem anlaşılması daha kolay hem de daha akılda kalıcıdır. Reklama maruz kalanlarla yapılan anketlere göre; geleneksel ortamda reklamı görenlerin hatırlama oranı %70 iken, dijital ortamda bu oran %45’e düşer. 

Geleneksel Pazarlamanın Negatif Yönleri

Geleneksel mecralarda reklam vermek maliyetli olabilir. Örneğin baskı malzemeleri pahalı olabilir ve bu malzemelerin dağıtımı, gösterimi vs için insanları işe almanız gerekir.

Geleneksel mecraların erişim oranı yüksek olsa da etkileşim oranı azdır. Tv reklamlarını düşünün, çoğumuz reklamlarda televizyonun sesini kısıyor veya kanalı değiştirmiyor muyuz?

Ayrıca bu pazarlama stratejilerinin sonuçları kolay ölçülemez. Örneğin bir billboard’u günde ortalama kaç kişinin gördüğünü bilebilirsiniz ama kaç kişinin okuduğundan veya ilgilendiğinden emin olamazsınız. (Tabii bu da yakın zamanda değişebilecek bir metrik zira “Brezilya’daki Reklam Panoları Gelen Tepkileri Ölçebiliyor” haberini sizlerle paylaşmıştık.)

Dijital Pazarlamanın Faydaları

Dijital pazarlama aracılığıyla uluslararası bir kitleyi hedefleyebilirsiniz. Ayrıca, bir kampanyayı cinsiyet, konum, yaş ve ilgi alanları gibi belirli kitle demografilerine uyarlayabilirsiniz. Bu, kampanyanızın daha etkili olacağı anlamına gelir.

Kitlenizin özleliklerine ve isteklerine göre içeriğinizi belirleyebilirsiniz. Örneğin okumayı sevenler için blog üzerinden izlemeyi sevenler için YouTube üzerinden kitlenize ulaşabilirsiniz. Bu bağlamda dijital pazarlama geleneksel pazarlamaya göre daha çok seçenek sunar.

Günümüzde herkesin en çok vakit geçirdiği platform olan sosyal medyadan kitlenize ulaşmanız mümkündür. Bu sayede müşterilerinizi ve takipçilerinizi harekete geçmeye, web sitenizi ziyaret etmeye, ürün ve hizmetlerinizi okumaya, puanlama yapmaya, satın almanıya ve pazarınızda görülebilecek geri bildirim sağlamaya teşvik edebilirsiniz. Üstelik bu geri bildirimi dijital ortam üzerinden aldığınız için son derece hızlı ve kolaydır. Stratejilerinizin işe yarayıp yaramadığını öğrenebilir ve ona göre hızlıca değiştirebilirsiniz. 

Dijital pazarlama geleneksel pazarlamaya göre daha düşük maliyetlidir.

Tüm bu sonuçlara baktığımızda dijital pazarlamanın her anlamda daha işlevli olduğunu görüyoruz ki artık markalar da bunu farkında ve dijitale yatırım yapıyorlar. Ancak geleneksel pazarlama yöntemlerini de genelde dijitali desteklemek için kullanıyoruz. Müşteri memnuniyeti ve kalitesini artırmak için geleneksel mecraları minimum düzeyde kullanarak bütçenin asıl büyük payını dijitale ayırmak en mantıklı strateji gibi gözüküyor. Siz ne dersiniz?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Ekonomi ve Taraftar Ekseninde 2018 FIFA Dünya Kupası

Sonu çift rakamlarla biten her yılda olduğu gibi, yeni bir kupanın zamanı geldi: FIFA Dünya Kupası 2018.

Türk futbol seyircisi olarak her 2 yılda 1, Avrupa Şampiyonası veya Dünya Kupasını yakından takip ediyoruz. Her ne kadar ülkemiz düzenli olarak bu turnuvalarda yer alamasa da, günde 4 canlı karşılaşma izleme olanağı yaratan bu etkinliklere yaz sezonunun 1 ayını ayırıyoruz.

Organizasyonların ele alınabilecek birçok boyutu var. Araştırmalara “sports mega events” olarak geçen bu etkinliklerin ekonomi ve taraftar eksenini ele almaya çalışacağım.

Ekonomi anlamında etkinlikler her dönem büyüklüğünü artırma eğilimini sürdürüyor. Organizasyonun ev sahibi şu ana kadar bir dünya kupası için gerçekleştirilen en yüksek harcamayı yaptı. Organizasyon için toplam 14.2 milyar Amerikan Doları harcadılar. Bu harcamalar arasında ulaşım, altyapı, konaklama ve stadyum inşaatları en yüksek payı aldılar. Rusya, 2010 yılında dünya kupasını düzenleme hakkını elde ettiğinde planlanan bütçenin tam 12 katı daha fazla harcama yaptı!

Yapılan tüm harcamalar Rusya’ya önemli bir altyapı ve turizm gücü kazandıracak. Buna karşılık turnuvadan elde edilen tüm gelirlerin ülke ekonomisine en fazla 2 aylık bir katkı yapacağı belirtiliyor. 8 yıllık çalışma ve harcamalar, 2 aylık bir süreçte girdi olarak ülke ekonomisine katkı sağlayacak.

FIFA Dünya Kupası, 2000’li yılların başından beri “sponsorların dünya kupası” olarak eleştiriliyor. Bu eleştirinin temelinde sponsorların beklentilerinin taraftar beklentilerinden daha önemli görülmesi etkili. Ayrıca yüksek sponsorlu etkinliklerin sporun ruhunu çürüttüğü de iddia ediliyor. Visa, McDonalds, Budweiser gibi bilinen sponsorların yanına bu sene en çok sponsorluk desteği Çin menşeili işletmelerden geldi. Çin ve Hindistan futbol yatırımlarını artırıyor. Bunun temelinde futbola olan ilginin artışı var ve “ürün yaşam seyri” yükselme aşamasında görülüyor. İngiltere futbol ligindeki forma sponsorlarına ve saha kenarındaki reklam tabelalarına dikkatli bakarsanız Uzakdoğu pazarına yönelik reklamlara rastlayabilirsiniz. Turnuvada tüm sponsorluk harcamaları 2 milyar Amerikan Dolarına yaklaşıyor.

Dünya Kupası için yaklaşık 1.5 milyon biletli seyircinin katılımı beklenirken, biletsiz ve turizm amaçlı ülkeye gelecek turist sayısının bu rakamdan daha fazla olacağı öngörülüyor. Ülkemizde “passolig” adı altında yürütülen biletleme sisteminin bir benzeri bu sene Rusya’da kullanılacak. Buna göre seyircinin bilet alması yeterli olmuyor ve devlet tarafından kurulan taraftar sistemine kayıt yaptırıp isimlik çıkartmak gerekiyor. Bu isimlikler olmadan statlara giriş yapılamıyor. Uluslararası bir organizasyonda güvenlik kaygısının geldiği noktayı anlamak için önemli bir ayrıntı… 64 maçlık bu serüvende seyircinin yerine getirmesi gereken yeni bir sorumluluk oluşturuldu.

Taraftar kimlik sistemi stat içinde holigan aktiviteleri azaltmak için yapılan bir uygulama olarak görülüyor. Fakat stat dışındaki taşkınlıkları önlemek için sağduyu ile birlikte güvenlik kuvvetlerine büyük sorumluluk düşüyor.

Son olarak, turnuvaya bahis işletmeleri tarafından bakalım. Günümüzde futbol, sadece taraftarlık veya futbol severlik hisleriyle takip edilen bir spor olmanın ötesine geçti. Özellikle futbol maçlarına yapılan bahisler giderek artıyor. Küresel düzeyde 2018 FIFA Dünya Kupasında 3.3 milyar Amerikan Dolarına yakın bahis yapılacağı öngörülüyor.

4 yılda 1 düzenlenen bu futbol etkinliğinde durum, etkinliğe nereden bakmak istediğinize göre değişiyor. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link