Organizasyonunuz için İnovasyonun Önemi

İnovasyon, gördüğümüz anda anlayabileceğimiz bir sözcük olmasına rağmen, iş uygulamaya gelince nedense anlamı kadar cömert olmuyor. Peki gerçek mucitlerle, basit mucitleri birbirinden nasıl ayırabiliriz? Bunu ciddi anlamda bir düşünmek gerekli.

Çok satanlar rafındaki kitapları ve birçok kişi tarafından tıklanan TED konuşmaları ile ünlü Sir Ken Robinson, inovasyonun şirketiniz için kritik olduğundan ve bu kritik aracın yakıtının da hayal gücü olduğundan bahsediyor. İnovasyonun bu derece önemli olması ve inanılmaz bir şekilde hayal gücü tarafından beslenmesi tabi ki çok şaşılacak bir şey değil. Farklı faydalar sunmanın zorlaştığı günümüzde, farklılığı inovasyonun sağladığı da ortada.

İşte Sir Ken Robinson’ın, MarketingProf’ta verdiği Webinar’dan inovasyon adına bize düşen dersler:

1.’İnovasyon bir alışkanlık oldu… İnovasyon sistematik ve bilinçli olmalı; organizasyonunuzu tanımlamalı’

İnovasyon basitçe bir alışkanlık, ne bir sanat ne de bir hediye. Sir Ken Robinson, özellikle de konuşmasında bu alışkanlığın oturması gerektiğinden bahsediyor. Ayrıca Webinar’daki şu sözü de inovasyonun önemli bir alışkanlık olduğunu ortaya koyan bir cümle; “İnovasyonu, günlük konuşmalarınızın bir parçası yapın.”

2.’Araçlar aklımızı yeni yönlere sevkeder. Yeni şeyler yapmamıza imkan sağlar, üstelik araçlar aklımızı ve fikrimizi genişletir.’

iPhone 2007 yılında ilk çıktığında birkaç yüz aplikasyondan fazlası yoktu. Şimdi ise sayısızca aplikasyon bulmak mümkün. Bunun kadar basit düşündüğümüzde bile araçların hayatımızı şekillendirdiğini görebiliriz. İnovasyonun da bu araçların her noktasında olduğunu görmek çok zor olmayacaktır.

3.’Teknoloji, iki büyük değişimden birisi. Şu anda gördüğümüz tüm inovasyonlar ve değişimler, ileride göreceğimiz büyük resmin sadece birer başlangıcı.’

Bundan 20-30 yıl sonra çocuklarımız iPhone’la çekilmiş fotoğraflarımıza baktıklarında gülümseyecekler, tıpkı bizim anne-babalarımızın fotoğraflarına bakarken gülümsediğimiz gibi. Teknoloji inovasyonun peşinde o kadar çabuk değişiyor ki, bunun insan beyninin sınırlarının olmadığını ortaya koyduğu da bir gerçek.

4.’Şirketler yaşayan organizmalar. Eğer evrilmez, gelişmezlerse; başaramazlar. İnovasyon opsiyonel değildir.’

Şirketler de yaşayan organizmalardır ve ömürleri yaklaşık 30-40 yıl sürer. Değişmeyen, evrilmeyen şirketler bu sürenin sonunu görmeye mahkumdur.

Bunun en güzel örneği de Kodak. Kodak, insanlar fotoğraf çekmeyi bıraktıkları için değil, gelişime ayak uydurmadığı için başarısız oldu. Çünkü bakıldığında, insanlar bugün daha çok fotoğraf çekiyor ancak kimse Kodak’ın eski moda yöntemini tercih etmiyor. İnovasyon bunun arkasında gizli, bu değişime ayak uydurmakta.

5.’İnovasyonun ikinci faktörü ise dünya üzerindeki tüm insan sayısı.’

Dünyada şu anda 7.5 milyar insan var. Bu tarihin daha önce hiç karşılaşmadığı bir rakam. Üstelik, bu yüzyılın ortasına kadar bu sayının 9 milyarı bulması bekleniyor. Özellikle bu nüfus, gelişmekte olan ülkelerde yoğunlukta. Bu sayı, organizasyonunuzun geleceğini etkilemesi açısından büyük önem arz ediyor. İşte inovasyon da tüm bu insanların hem tüketeceği hem de üreteceği bir araç olduğu için, organizasyonların üzerine eğilmesi gerekli kritik konuların başında geliyor.

6.’Yaratıcılık, hayal gücünün uygulama dönen kanatlarıdır.’

İnovasyon, yeni ürün ya da daha iyi süreç geliştirmek için uygulanan fikir ya da yeni yöntemlerdir. Ancak Sir Ken Robinson’ın da iddia ettiği gibi, önemli iki faktör direk olarak inovasyona yönelemezsiniz. Bu faktörler; hayal gücü ve yaratıcılıktır.

Hayal gücü size alternatifleri değerlendirme şansı tanırken, yaratıcılık ise bu hayal gücünü mevcut sisteme uygulayabilmektir.

7.’Ya yaratıcısınızdır ya da değil diye bir efsane var. Buna katılmıyorum.’

‘Yaratıcı’ sıfatı, ‘sanatçı’ demek değildir. Yaratıcı bir ekip üyesi, pazarlamacı ya da biliminsanı olabilirsiniz. Bunun anlamı ise yeni bakış açıları, yeni yöntemler aradığınızdır.

Hepimiz yaratıcı bir kapasiteye sahibiz. Ancak sorun şu ki, çoğu organizasyon, otorite bizim bu yaratıcı kapasitemizi kullanmamıza olanak sağlamıyor. Aşağıdaki video, bir ilkokulda yapılmış ‘doğru’ ya da ‘farklı’ iş yapma deneyini anlatıyor.

Bu videodan çıkarabileceğimiz ders: “Kendinizi limitlerseniz, limitli bir sonuca ulaşırsınız.”

8.’Yaratıcılık bir süreçtir, bir olay değil.

İlginç bir örnek olarak, Pixar toplantılarda ‘hayır’ sözcüğünü kullanmayı yasaklamış. Büyük fikirlerin şans eseri değil, yeni fikirlere açık ortam sunulduğunda oluştuğunu biliyorlar. En önemlisi de buna kıymet veriyorlar.

Sir Ken Robinson’ın bir önemli değindiği nokta da; yaratıcı bir lider olmanın sadece kendi başına fikir üreten olmak değil, ekip üyelerinin kendi yaratıcı yollarını bulmalarını sağlamak olduğunu söylüyor.

9.’Hayal gücü bizi diğer canlılardan ayırır.’

Sir Ken Robinson, konuşmasını bitirirken çok önemli bir noktadan bahsediyor. ‘Dünyadaki problemleri yaratan, kediler, köpekler ya da başka hayvanlar değil, bizleriz.’ Yaşanabilecek dünyamızı sürdürebilmek bizim elimizde.

Kaynak: MarketingProf

Webinar: Sir Ken Robinson

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

ODTÜ İşletme Bölümü mezunu olan Cemil Hayri Durgun, 2012 yılından bu yana Pazarlamasyon'da yazar hayatını sürdürmekte. Bunun yanı sıra 2013 yazından beri PTV direktörlüğü ve yönetim kurulu üyeliği sorumluluklarını yerine getirmektedir. Profesyonel yaşamına PepsiCo bünyesinde pazarlama ve yeni ürün süreçlerini yönetme gibi kritik bir görevde başlayan Cemil, şimdi ise kıdemli marka müdür yardımcısı olarak İçim kahvaltılık kategorisi ekibinde görev almaktadır.

Bir Cevap Yazın

Basitlikten İlhamla WeTransfer’in Ortaya Çıkma Hikayesi

“Odaklanma ve basitlik benim mantralarımdan biridir. Basit olan, karmaşık olandan çok daha zor olabilir. Basitleştirmeyi başarabilmek için düşüncelerinizi arındırabilmeniz onun için de çok çalışmanız gerekir. Ancak kesinlikle buna değer, çünkü sonunda bunu bir kez başardığınızda önünüzde hiçbir engel kalmayacaktır.”

Steve Jobs

***

Steve Jobs’ın Apple’ının, Cupertino’daki küçük ofisinden çıkıp dünyanın en çok kar eden şirketi olmasında tasarıma, teknolojiye ve kişiselleştirmeye verdikleri önemin rolü büyüktü elbet ama kuruldukları günden bugüne hiç taviz vermedikleri bir konu onları dünya çapında üne kavuşturdu; basitlik. İşte bu yüzden yukarıdaki söz ile başlamak istedim.

Nalden

Şimdi gelelim asıl konumuza. Size biraz Nalden’den bahsetmek istiyorum. Kendisi Wetransfer’in kurucusu. Asıl ismi Ronald Hans ancak o kendini Nalden; yani dijital yerli olarak tanımlıyor. 2008 yılında Nalden’in babası kendisine bir bot alıyor ve fotoğraflarını oğlu ile paylaşmak istiyor. Ancak ortada bir sorun var. Fotoğrafların boyutu yaklaşık 6 megabyte ve o yıllarda bu boyutlar oldukça büyük.

Babası bir web sitesi yardımı ile göndermeye çalışıyor. Ancak bu hizmeti sağlayan websitelerinin arayüzleri o kadar kullanışsız ve reklam tabalı ki, bir türlü o sitelerden de gönderim sağlanamıyor. Nalden da bu alanda birçok websitesi olmasına rağmen hiçbirinin son kullanıcıyı düşünmediğini ve uğraştırdığını fark ediyor. Çünkü girdiği websitelerin tamamında popuplar, sağa sola yerleştirilmiş bannerlar ve kullanıcıların kafalarını karıştıran mesajlar bulunuyor.

Wetransfer’in Arayüzü

Bunun üzerine Nalden, hiçbir reklamın olmadığı, sadece dosya göndermeye yarayan minik bir alanın olduğu bir site tasarlıyor. Öyle ki, bu siteyi ilk görenler masaüstü arkaplanı sanıyorlar. Nalden, siteye gelen kullanıcının birkaç saniye içerisinde, süper kolay bir şekilde dosya gönderip alabilmesine olanak tanıyor. Öyle ki, sitede ne bir banner alanı ne de bir içerik alanı var. Sitedeki tek alan; dosya gönderim alanı.

Basit bir içgörü ile doğan Wetransfer, kurulduğu andan itibaren çok yüksek bir ivme ile büyüyor.  2017 itibari ile 40 milyon aktif kullanıcıya, 100 milyondan fazla dosya alışverişine sahip. Şu anda dünyanın en çok ziyaret edilen ilk 1000 sitesinden biri. Bir dosya gönderim platformu için inanılmaz bir rakamlar, öyle değil mi?

Uzun lafın kısası basitlik ve sadelik bugünün dünyasındaki kalabalıkta ön plana çıkabilmek için kullanılabilecek yegane araç. Çünkü insanların büyük bir kısmının kapasitesi, komplike bir şekilde verilen mesajı anlamakta yetersiz kalıyor. O yüzden tüm projelerin 6 yaşındaki bir çocuğun anlayabileceği şekilde tasarlanması gerekiyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kredi Kartı Bilgilerinin Çalınması Derdine Son: Dünyanın İlk Kilitli Kredi Kartı

Online alışverişe olan ilginin artmasıyla birlikte, her geçen gün daha fazla banka kartlarına bağımı hale geliyoruz. Bunun yanı sıra insanlar, günlük hayatta da yanlarında nakit para taşımak yerine kredi kartı ya da hesap kartı kullanmayı tercih ediyorlar. Ancak banka kartları ile ilgili önemli bir sorun bulunuyor: Kart bilgilerinin kolay bir şekilde çalınabilmesi. Ama gelişmiş teknolojiye sahip yeni bir kredi kartı sayesinde, bu sorun yakın zamanda ortadan kalkabilir.

Design Taxi’nin yaptığı habere göre Dynamics Inc. isimli bir ödeme teknolojisi firması, Amerika Birleşik Devletleri’nin Las Vegas şehrinde düzenlenen tüketici elektroniği fuarı CES 2018 sırasında batarya ile çalışan bir kredi kartı geliştirdiğini duyurdu. Bu yeni teknolojiyle bezenmiş kartlar, ilk olarak Japonya’da kullanıma sunulacak. Dynamics şirketinin CES 2018’te yaptığı sunuma (aşağıda yer alan video) göre kartların ilk olarak kullanıma sunulacağı ülkenin Japonya olmasının sebebi, Japonya’daki insanların çok büyük bir kısmının güvenlik endişeleri nedeniyle ya da kaybetmekten korktukları için kart sahibi olmamaları.

Japonya’da Visa sisteminin kullanım hakkına sahip olan Sumitomo Mitsui Card Company isimli şirket, Dynamics Inc. şirketinin geliştirmiş olduğu “dünyanın ilk kilitli kredi kartı“nı kullanıma sunan ilk şirket olacak. Bu kredi kartında bulunan teknoloji, kredi kartı bilgilerinizi gizli tutmak için onları kilitliyor. Eşi benzeri görülmemiş bir güvenlik düzeyine ve işlevselliğe sahip olacağı söylenen yeni kart; LED ışık, LCD ekran ve dokunmatik tuşlar barındırıyor.

Dynamics Inc. şirketinin yaptığı açıklamaya göre bu kredi kartını kullanmak için kartın üzerinde bulunan dokunmatik tuşlar aracılığıyla bir şifre girilmesi gerekiyor. Şifre girildikten sonra, kredi kartı numarası LCD ekranda beliriyor. Kredi kartı numarası ekranda kaldığı sürece, manyetik şerit ve çip fonksiyonları kullanılabiliyor. Alışveriş tamamlandıktan sonra ise kredi kartı yeniden bu bilgileri kilitleyip saklıyor. Dolayısıyla da kredi kartı, hiçbir şekilde kullanılamıyor.

Tüm bunların yanı sıra, bu kredi kartının hangi tarihte çıkış yapacağı henüz netlik kazanmış değil. Bununla birlikte Dynamics Inc. şirketinin bu kredi kartını 2018 yılı içerisinde Japon pazarında kullanıma sunmayı planladığı biliniyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link