Nusret’e Bir Şey Olursa Nusr-Et’e Ne Olur?

“Bu topraklardan dünya markası çıkar mı?” sorusunu kedimize sorarken hiç tahmin etmediğimiz bir sektörde, Nusr-Et emin adımlarla ilerliyor. Fakat bir pazarlamacı olarak kendime şu soruyu sormadan edemiyorum: Nusret’e bir şey olursa, Nusr-Et’e ne olur? Burada kastettiğim Nusr-Et markası tabi.

Son günlerde Nusret’in tuzlama hareketinin aslında bir PR çalışması olduğu, hatta ABD’li bir PR ajansıyla 2 milyon dolarlık bir PR anlaşması yapıldığına dair haberler tartışılıyor. Bu, tabii ki bir PR çalışması; ama bu çalışma için 2 milyon dolar mı harcanmıştır, yoksa bundan daha fazla ya da daha az mıdır, o kadarını bilemem. Bildiğim bir gerçek var, o da yürütülen PR çalışmalarını çok başarılı olduğu…

Al Ries’ın 22 marka yaratma kuralarından bir tanesi, kelime kuralıdır. Al Ries der ki, “Bir marka, tüketicinin zihninde bir kelimeye sahip olmaya çalışmalıdır.”. Biraz daha açacak olursam, tüketiciler o markaların ismini duyduklarında veya telaffuz ettiklerinde bilinçaltımız o kelimeleri/cisimleri/kişileri fark ettirmeden akıllara getirir. Örneğin; tıraş bıçağı dendiğinde akıllara Gillette markasının gelmesi ya da Rolex saat markasının tüketicilere zenginlik kelimesini çağrıştırması gibi…

Nusr-Et dendiğinde de tüketicilerin aklına steak’den ziyade, artık bizim kasap Nusret geliyor. Bana göre bu da bir başarı. Şovları, tarzı, kişiliği… Fakat kendisinin Nusr-Et markasının önüne geçmesi ne kadar doğru? Sonuçta o da bir fani.

Geçmişte bununla ilgili birçok başarılı-başarısız marka hikâyesi var. Hatırlayın, tanıdığımız çoğu ünlü kendi markasını çıkarmış, bazıları tekstil bazıları da kozmetik alanlarına yönelmiştir. Birçoğu çaptan düştükçe veya vefat edince önce isimleri sonrasında da markaları unutulmaya başlanmıştır. Fakat Steve Jobs gibi örnekleri de unutmamak lazım. Çünkü Apple dendiğinde halen akıllara Steve Jobs gelir. Steve Jobs vefat ettiğinde, “Apple biter.” diyenler çok oldu. Aksine marka yöneticileri, Steve Jobs’un vizyonunu diri tutarak yollarına başarıyla devam ediyorlar.

Anlatmak istediğim şu: Al Ries’in kelime kuralının bir kısıtlaması yok, bu kelime tüketicilerin zihninde bir cisim veya canlı da olabilir. Önemli olan tüketicinin zihninde bir kelimeye sahip olduktan sonra geleceği öngörerek akıllıca yönetebilmektir.

2 YORUMLAR

  1. Markayı yaratan adam öldükten sonra markanın ne olacağı çok da önemli değil. Her ne kadar ortakları yatırımcıları olsa da markanın babası yaratandır. Yatırımcılar alacaklarını zaten almışlardır. Nusret’in Nusr’et’in önüne geçmesi mi önemli yoksa Nusr’et’in Nusret’in hayatının önüne geçmesi mi ?

  2. nusret kendi cabasıyla buraya gelmiş biri reklam vb şeyler bir bakıma yapılmıstır ama büyük cogunluguyla instagram buna öncülük etmiştir.. Şimdi bu adam ölse devam edermi eder işi ama ne kadar ünlü olarak anılır bilinmez..

Bir Cevap Yazın