Neden Dünya Çapında Bir Markamız Yok – II

Seriye ilk bölümün ardından, ikinci bölümle devam ediyorum. İncelenmesi uzun bir konu olduğu için üç bölümde anlatmak, konunun anlaşılması noktasında daha yararlı olacaktır diye düşünüyorum.

Ne yazık ki ülkemizde, insanın kafasının içinde ne olduğundan çok dışında ne olduğuyla ilgileniliyor.

Yani bir insanın dış görünüşüne, hal ve hareketlerine bakılarak karar veriliyor. Toplumumuzda oluşmuş bir yapı var ve bu yapının dışına çıkan herkese kötü gözle bakılıyor. Bugün farklı bir saç modeliyle bile dışarı çıktığınızda, insanların uzaydan mı gelmiş bu bakışlarına maruz kalmanız içten bile değil. Avrupa ve diğer fikren gelişmiş toplumlarda rahatça istediğiniz kıyafeti giyip sokaklarda dolaşabilirken, bugün Anadolu’nun herhangi bir şehrinde normal bir kıyafetle bile dolaşırken birçok rahatsız edici bakışa maruz kalabiliyorsunuz. Sırf bu yaklaşım bile insanları farklı düşünmekten farklı olmaktan alıkoyuyor. Farklı olanın vay haline.

Farklı olamayan farklı düşünemeyen bireylerin de büyük başarılar imza atması elbette beklenemez.

success-is-a-journey-not-a-destination

Bir diğer neden ise sonuç odaklı olmamız.

Yani bizim için başarı sınavlardan 5 almak oldu çoğu kez, süreçten zevk alan insanlar olarak yetiştirilmedik. Bir marka yaratmak birazda o markayla yaşadığın süreci sevmektir. Tenisin efsane oyuncularından Arthur Ashe’nin de dediği gibi ” Başarı bir yolculuktur, varılacak son nokta değildir. Yapılan iş neticeden daha önemlidir. “

Tüm suçu topluma atmak bir çözüm değil. Eğitim sistemimizde de eksiklikler olduğu şüphesiz.

Bugün üniversitelerimizde e-ticaret dersi anlattığı halde, Facebook ve Twitter’ın yalnızca sohbet etmek için var olduğunu ve bunun dışında herhangi bir işlevinin olmadığını söyleyen, internetten alışveriş yapanları ise yadırgayan profesörlerin var olduğu bir gerçek. Böyle bir kadroya sahip eğitim sisteminden, Amazon.com’u kuran bireyleri yetiştirmesi elbette beklenemez. Yurtdışında ki okullarda final ödevi olarak startup projeleri verilirken, biz daha startup nedir’e cevap veremeyen nesiller yetiştiriyoruz.

Bugün Facebook’ta öğrencilerin kurduğu sayfalara bakarak durumun ne kadar vahim olduğunu daha yakından gözlemleyebilirsiniz. Hanginiz ilerde paranızı, hangi dersi seçersem o dersi daha kolay geçebilirim, ona göre ders seçimi yapayım diyen bir öğrenciye emanet etmek ister, yada bir yakınını bu tartışmaların içine girmiş bir doktora. Türkiye’de üniversite uzmanlaşmak için değil gereklilik olduğu için okunuyor. Öğrenciler okula geçer not alıp dönmek için gelirken, yaratıcılıktan bahsetmek zor.

Şimdiye kadar saydığım tüm bu nedenler, buz dağının görünen kısmı. Bu nedenlere benzer birçok mikro neden olduğu gibi, dünya çapında marka çıkaramamazın birçok makro nedeni de var elbette. Serinin üçüncü ve son yazısında hem bu makro nedenlere hem de yakın gelecekte dünya markası olma potansiyeli taşıyan türk markalarına değineceğim.

Edit: Serinin üçüncü yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

Paylaş
Pazarlamasyon.com’un eş kurucusu. Koyu Barcelona, The Beatles, Apple ve Steve Jobs hayranı.

1 YORUM

  1. Sayın Ahmet Şenkaya

    2 etap olarak yazıya döktüğünüz “Neden dünya çapında bir markamız yok?” başıklı yazınıza ek olarak sizin gibi bu sorunu sorgulayan Güven Borça dışında başka isimler kuruluşlar var mı diye araştırdınız mı merak ediyorum. Geçtiğimiz hafta 17 Ocak 2013’te Brand is You Türkiye’nin Kahramanları adlı konferansımızı gerçekleştirdik, amacımız aynı sizin sorduğunuz bu sorunun cevabını aramaktı. Brand is You bu etkinlikleri fikir önderleri ile birlikte 3 yıldır gerçekleştiriyor. Ben bu yılki projede çalışmış bulunmaktayım.
    Herkes olsun istiyor ama belki de bu marka olamamızın sebebi birbirimizden kopuk olmamız, herkesin fikrini kendine saklaması durumu olabilir. Özgüvensizlik değil de belki de olduk biz diye aşırı güvenden taşın altına eli koyamama hali olabilir. Algıda seçicilik olsa gerek yazınız ilgimi hemen ilgimi çekti ve yazmak istedim.

    Teşekkür ederim,
    Saygılarımla,
    Ayca Yaman

CEVAPLA