Mutlaka Takip Edilmesi Gereken Yurtdışı Kaynaklı Pazarlama Blogları

Heidi Cohen

Heidi Cohen, istatistiksel pazarlama verilerini yorumlaması ile pazarlama dünyasına ışık tutuyor. Magazinsellikten uzak makaleleri ve salt bilgi içeren yorumları ile dünya çapında takip edilen bir isim. Özellikle sosyal medya pazarlama konusundaki yazdıkları, sektör çalışanları için muazzam bir kaynak oluşturuyor.

icn.seths.headSeth Godin

Seth Godin’i duymayan çok az sayıda pazarlamacı vardır sanırım. Günlük hayatı yorumlayışı, kısa ve öz yazıları sayesinde yüzbinlerce çalışan tarafından takip edilen Godin, sitesini neredeyse her gün güncelliyor. Özellikle uzun makaleleri okumakta zorlanan kişiler için mutlaka takip edilmesi gereken bir kişi.

Marketingprofs

Eğer amacınız gerçek analizlerden oluşan binlerce makaleyi takip etmek ise Marketingprofs’u takip etmeniz bu amacı doyurmak için son derece yeterli. Özellikle dijital pazarlama trendlerini konu olarak seçen site, dünyada en çok takip edilen pazarlama sitelerinden biri durumunda.

Creative Guerilla Marketing

Gerilla pazarlama üzerine yorumların yer aldığı site, başarılı gerilla pazarlama uygulamalarının neredeyse tamamına yer veriyor. Özellikle Event Ajanslarında çalışanların ve gerilla pazarlamaya meraklı olan öğrencilerin mutlaka takip etmesi gereken bir site.

Brian Solis

img-2

AdAge’in Power 150 listesinin ilk 10’unda bulunan Brian Solis, 3 yıl sonra 10. yaşını kutlayacak. Dijital dünyadaki gelişmelerin yorumlandığı blogu,ufkunu genişletmek isteyenler için bulunmaz bir kaynak.

Econsultancy

Dijital pazarlamaya dair birçok veri ve analizin bulunduğu Econsultancy listemizin açık ara en iyi blogu. Trendlerin tamamına yakınının analiz edildiği bu site dünyada üretilen birçok pazarlama içeriğinin de başlıca kaynağı. Sıklıkla takip edilmeli.

Digital Buzz Blog

Multimedya üzerine konumlandırılmış Digital Buzz Blog, dünya çapında başarılı olmuş binlerce dijital pazarlama projesini barındırıyor. Şeçim kriterleri çok yüksek ve birçok dijital pazarlama yöneticisinin, ürettiği uygulamayı en çok görmeyi istediği yerlerden birisi.

Branding Magazine

Marka sevdalılarının gelişmeleri kaçırmamak adına mutlaka takip etmesi gereken bir blog. Global markaların pazarlama ve ürün stratejileri ile ilgili makalelerin yer aldığı Branding Magazine, trendleri yakından takip edebilmenizi ve bu gelişmelerden ilham alabilmenizi sağlıyor.

Social Media Examiner

ssÖzellikle sosyal medya pazarlamasına ilgili olan kişilerin mutlaka takip etmesi gereken bir blog. İçerisinde analizler ve gerçek örnekler barındıran bu blog, birçok sosyal medya blogunun da kaynak olarak yararlandığı bir site. Basit ve şirin tasarımı, ürettiği bilgiler ve sektör çözümleri ile başlı başına bir bilgi kaynağı. Yazılan makaleler özellikle Twitter ve LinkedIn’de her gün binlerce kişi tarafından paylaşılıyor.

[toggle title=””]Bu yazı Nisan 2013’te Necip Murat tarafından yazılmıştır.[/toggle]

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

2 Comments

Bir Cevap Yazın

Amazon, Çalışanlarına İşten Çıkmaları İçin 5.000 Dolar Ödüyor

Şirketler, genelde iş verimliliklerini artırmak için benzer yöntemler denerler. Ancak Amazon gibi dev bir şirketseniz, alışılmış kalıpların dışına çıkmanız gerekir. E-ticaret devi, şirkette yeni uygulamaya koyduğu ilginç stratejisiyle gündeme geldi.

The Atlantic isimli Amerikan dergisinin aktardığı habere göre, şirket, ABD genelinde işten çıkan çalışanlarına 5.000 dolar kadar bir para veriyor. Çalışanlara işten çıkmaları için para teklif etmek tuhaf bir strateji gibi görünebilir, ancak işin aslı hiç de öyle değil. Aslında bu, şirketin verimli olmayan çalışanları ayıklamak ve çalışanların, kendilerini işlerine daha fazla adamalarını sağlamak için uyguladığı bir strateji.

Amazon’da çalışan Ashley Robinson, şirketin bu stratejisiyle ilgili olarak Business Insider’a şu açıklamaları yaptı:

“Amazon’da çalışan insanların, burada olmak isteyen kişiler olmalarını istiyoruz. Amaç, insanları bir dakikalarını ayırmaya ve gerçekten ne istedikleri konusunda düşünmeye teşvik etmek. Uzun vadede istemediğiniz bir yerde kalmanın, çalışanlar ya da şirket için sağlıklı olmadığına inanıyoruz.”

The Atlantic’in belirttiğine göre, tam zamanlı çalışanlara deneyimleriyle orantılı olarak 2.000 ila 5.000 dolar arasında bir ücret ödeniyor. Ayrıca Ashley Robinson’ın Business Insider’a söylediğine göre, bu teklif her çalışana yılda bir kez sunuluyor.

The Atlantic dergisinden Alana Samuels bu konu ile ilgili olarak yazdığı yazıda, “Havuçlar ve Sopalar: Başarmak İçin Teşviklerin Gücünü Ortaya Çıkarma” isimli kitabında bu anlayışın psikolojik etkilerinden bahseden Ian Ayres’e atıfta bulunarak şirketin bu hamlesinin, çalışanların, kendilerini işlerine daha fazla bağlı hissetmelerini sağladığından bahsetti. Ian Ayres’e göre, şirketin bu teklifini reddeden çalışanlar, kendilerini işlerine daha fazla bağlanmış hissedecekler; çünkü bilinçli bir şekilde şirkette daha uzun süre kalmaya karar vermiş olacaklar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Facebook ve Google’ın Siyasi Reklamlarla Başı Dertte

Facebook

Facebook, Google ve diğer çevrimiçi platformlarda yayınlanan siyasi propaganda içerikli reklamlar, artık Federal Seçim Komisyonu tarafından çizilen çerçeve kapsamında ve daha sıkı kurallarla denetlenmek isteniyor.

Komisyonda Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Demokrat Parti üyesi Ellen Weintraub’un paylaştığı teklif radyoda, televizyonda ve basılı reklamlarda yayınlanan siyasi içerikli reklamlarda olduğu gibi, internette yer alan politik reklamların da kaynağının açıklanmasını şart koşuyor. Kongre, konuyla ilgili ciddi bir düzenleme olarak kabul edilen tasarıyı, 8 Mart’taki halka açık oturumda tartışacak.

Siyasi içerikli internet reklamları ABD’de oldukça popüler durumda.

Hatırlayacağınız üzere, Rusya’nın Donald Trump’ın kazandığı 2016 yılındaki ABD Başkanlık Seçimi‘ni sosyal ağlarda ve dijital ortamlarda manipüle ettiğine, Amerikan halkı üzerinde algı operasyonu yaptığına, hatta belli yöndeki propagandalara seçim sonuçlarını değiştirecek derecede maddi destek verdiğine dair iddialar hâlen sürüyor.

Kongrenin gündemine getirilen tasarı buradan hareketle, hem bu iddiaları daha yakından inceleyebilmek hem de benzer şüphelerin tekrarlanmaması için Facebook ve Google gibi dijital alandaki dev platformların, yayınladıkları siyasi içerikli reklamların sponsorlarının kim olduğu, bu reklamlara ne kadar para harcandığı, reklamların hangi kesimleri hedeflediği ve benzeri birçok noktada hem Beyaz Saray’a hem de Kongre’ye açıklama yapması kuralını getiriyor.

Federal Election Commission
Federal Seçim Komisyonu’nun gündeme getirdiği tasarı, siyasi içerikli internet reklamlarına sıkı denetim getiriyor.

Federal Seçim Komisyonu’nun teklifi, siyasal propaganda çalışmalarını, siyasi partileri ve teknoloji şirketleri de dahil olmak üzere federal seçimleri etkileyebilecek diğer kurumları kapsıyor. Bu durumda, söz konusu kapsamda faaliyet gösteren taraflara ait platformların ilgili mevzuata uyum sağlayacak hâle gelmesi gerekecek.

Yine de hikâyenin burada başlamadığını, konunun tâ 2011’e kadar uzandığını da belirtmemiz gerekiyor. Facebook o yıl, reklamlardaki “sponsorlu” ifadesinin sponsorun kimliğine dair bilgi vermediğini ve sponsorun internet sitesine yönlendirme yapmadığını belirterek Federal Seçim Komisyonu’ndan bu konuda muafiyet talep etmişti. Konu komisyonda görüşülmüş ama herhangi bir karar bağlanamamıştı.

Vladimir Putin
Rus manipülasyonuyla ilgili başı en çok ağrıyan platformlardan biri de Facebook.

2015 ve 2016 yıllarında Facebook, Google ve diğer bazı önemli internet sitelerinin Ruslar tarafından, Amerikan halkını politik konularda etkilemek amacıyla kullanıldığının ortaya çıkması, doğal olarak bu konunun komisyon tarafından yeniden gündeme getirilmesine yol açtı. Açıkçası komisyon bu sefer, sert kurallar koymakta ve sıkı denetim getirmekte kararlı görünüyor.

Nitekim söz konusu tasarı, internette metin veya görsel grafik biçimindeki siyasi içerikli reklamlarda reklamverenin adının yeterli büyüklükte ve açıkça okunabilir harflerle yazılmasını zorunlu tutuyor. Dijital müzik platformları ve internet radyolarında verilen politik reklamlar da düzenlemeden nasibini alacak. Zira buralarda verilen siyasi reklamlar sözlü feragatnameleri içermek zorunda olacak ve çevrimiçi video ve sesli mesaj yoluyla reklam veren adayların ad ve soyadlarını tam olarak belirterek “Bu mesajı onaylıyorum” ifadesini ekleyecek. Tasarı yasalaşırsa, internetteki ücretsiz içerikleri de etkileyecek. Örneğin YouTube’a ücretsiz bir şekilde video yükleyen siyasi kuruluş veya kişi, içerikten sorumlu olduğunu belirtecek. Mevcut yasada bu durum yalnızca reklamlı olarak paylaşılan politik videolarda sınırlı.

Tasarı yasalaşırsa, yeni düzenlemeden YouTube da derinden etkilenecek. Sponsorlu ya da sponsorsuz her siyasi reklamda yeni kıstaslar aranacak.

Komisyondan geçmesi için Cumhuriyetçi Parti’nin desteği gereken tasarı, sanal ve artırılmış gerçeklik konuları da dahil olmak üzere, teknolojik gelişmelerin yasal çerçevede düzenlenmesi yolunda önemli bir adım olarak kabul ediliyor.

Federal Seçim Komisyonu’nun (FEC) internetteki politik reklamların yasal yönden düzenlenmesine ilişkin ilk girişimi elbette bu değil. Komisyon 2006 yılında Youtube’dan, bu platformda bireyler veya kimi gruplar tarafından satın alınan çevrimiçi siyasi reklamların ne kadara mal olduğuna dair bilgi vermesini istemişti. Hatta bu istek, başka sitelerde banner olarak bulunan ücretli politik reklamların tamamını da kapsar nitelikteydi. Komisyon, blog ve benzeri kişisel görüş içeren bazı dijital iletişim kanallarını ise bundan muaf tutmuştu.

Görünüşe göre, 2011 yılında FEC’in taleplerine direnen Facebook’u bu sefer daha zor bir mücadele bekliyor.

Tasarının yasalaşıp yasalaşmayacağı şimdilik meçhul. Fakat kendi durumumuza dönüp baktığımızda, bilişim hukuku konusunda henüz yeterli sayıda ve nitelikte insan kaynağının bile olmadığı ülkemizde, buna benzer çalışmaları görmek şimdilik yalnızca bir hayal olarak duruyor. Çünkü bilişim hukukunun genellikle sansüre yasal dayanak olarak kullanıldığı ve bunun kanıksandığı bir ortamda, politik reklamların kaynağını sorgulamak üst düzeyde bir şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışı ile özel uzmanlık gerektiren kalifiye insan kaynağına ihtiyaç duyar.

Peki, ABD’de gündeme gelen bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Siyasi amaçla verilen çevrimiçi reklamların kaynağının ayrıntılı bir şekilde sorgulanması ve en derin noktalarına kadar devlet kurumlarına bilgi verilmesi bir şeffaflık göstergesi mi, yoksa siyasi propaganda özgürlüğünü gelecekte kısıtlayabilecek bir düzenleme mi?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link