Müşteriye Çok Fazla Seçenek Sunmak Doğru Satış Stratejisi mi?

Müşterilerinize çok fazla seçenek sunduğunuz için gurur mu duyuyorsunuz yoksa pişmanlık mı? Yüzlerce seçeneği önüne serdiğiniz müşteriler sizce ne kadar mutlular?

Sizinle Barry Schwartz’ın Paradox of Choice (Tercih İkilemi) adlı kitabından belki birçoğunuzun da hatırlayacağı bir örnek paylaşayım:

Bir grup müşteriden, bazı kaliteli reçel örneklerini deneyerek seçim yapmaları istendi. Grubun yarısına 6 reçel örneği sunulurken, diğer yarısına da 24 örnek sunuldu.

Altı örnek sunulan müşterilerden %30’u reçelleri denedikten sonra alışveriş yaparken, yirmi dört örnek sunulan müşterilerin sadece %3’ü denemelerini alışverişle sonlandırdı. Bu da %90 daha az satış demekti.

Çok fazla seçenek kafa karışıklığı, daha uzun bir satın alma süreci ve nihayet daha az satış anlamına geliyor.

Peki neden böyle?

Süreci şöyle inceleyebiliriz:

Çok fazla seçenek çok fazla düşünmeye sevk ediyor. Bir karar vermek için çok fazla düşünmek gerektiğinde ise… genellikle hiç bir şey yapmama eğiliminde oluyoruz. Kesinlikle bir seçim YAPACAĞIMIZI veya YAPMAMIZ GEREKTİĞİNİ bilsek bile, genel olarak kararımızı erteliyor ve bu kararı kolaylaştırmak üzere daha fazla bilgi toplamayı tercih ediyoruz.

Bu konudaki kilit nokta ise insan psikolojisindeki şu güdüden geçiyor:

Hiç kimse YANLIŞ TERCİH YAPMAYI sevmez! Haliyle zor bir seçim yapacağı zaman insanlar doğal bir eğilimle kesin bilgilere başvurma ihtiyacı duyarlar. Çünkü kendilerini yanlış bir karar verdikleri için suçlu hissetmek istemezler.

İşte müşterilerinize tatmin edici satın alma kararları verebilmeleri ve hızlı seçim yapabilmeleri için yardım etmenizi sağlayacak 4 anahtar yaklaşım:

1. Seçenekleri Azaltın:

ABD’nin ünlü yol üstü restoranlarından biri olan Sonic Drive-In’de ne kadar içecek türü bulunuyordur sizce? Tam 688.133! Çılgınca, değil mi? Peki ama menülerinde kaç tanesi sunuluyor dersiniz?

50 taneden daha az…

sonic-drive-in-menuesue

2. Satın Alma Kararını Kategorilerle Belirleyin:

Araç satın almak isteyen bir müşteri düşünün. Sıfır ve ikinci el tüm araçların bir arada olduğu araba pazarlarındaki gibi bir düzen bu müşteri için ne kadar kafa karıştırıcı ve yorucu olurdu sizce? Hatta binek araçlar, ticari araçlar ve SUV tarzı araçların hepsi dağınık bir biçimde ve rastgele bir araya toplanmış olsa?.. Satın alma sürecinin ne kadar uzun ve karmaşık olacağını hayal edin.

araba-pazari

3. Karar Vermek Üzere Müşterilere Yönlendirmeler ve Tavsiyeler Sunun:

Örneğin sipariş süreciniz birden fazla adımı ve seçenekleri içeriyorsa, daha hızlı karar verebilmeleri için müşterilerinize rehberlik edecek yönergeler sunun. Satın alma sürecinde ne olacağını ve bir sonraki adımda ne yapmaları gerektiğini bilmelerini sağlayın.

satin-alma-suereci

4. Yalnız Olmadıklarını Hissettirin:

Kimse yanlış karar vermeyi sevmediği için, insanlar genellikle bir seçim yapmak üzere iken daha önce başkalarının da aynı seçimi yapıp yapmadıklarına bakarlar. Tercihlerinin doğru olup olmadığından emin olmak için sosyal kanıt ararlar.

Referansların kullanımı yanlış karar verme korkusunu dindirmek üzere önemli bir katkı sağlar. Amazon sattıkları tüm ürünlerle ilgili olarak müşteri değerlendirmelerine önemli bir yer vermek suretiyle bu konuda harika bir iş çıkarmaktadır. Bu marka da aşağıdaki resimde önemli bir vurgu yapıyor. Fark ettiniz, değil mi?

referansla-pazarlama

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Webeditoryal.com ve isteveyap.com kurucusu. Web İçerik Danışmanı. Her türlü markaya ve bireysel girişimcilere, küçük ve orta ölçekli işletmelere içerik pazarlaması çalışmalarında yardım etmeyi seviyor. Pazarlama ve reklamcılığa aşık.

Bir Cevap Yazın

Oreo, Sizi Bisküvi Avına Çağırıyor

Mobil oyunlaşmaya gösterilen ilgi arttıkça, ihtiyaç duyulan teknik altyapının edinilmesi kolaylaştıkça ve ortaya çıkan masraflar düştükçe, markalar kendi artırılmış gerçeklik (AR) deneyimlerini geliştirmeye günümüzde daha eğilimli oluyor. Gerek özgün lezzeti gerekse de uyguladığı ilginç içerik pazarlaması taktikleriyle dünya çapında nam salmış bisküvi markası Oreo da bunun son örneği oldu. Marka bugünlerde, bisküvi avıyla kullanıcıları kendine bağlamayı hedefleyen Büyük Oreo Kurabiyesi Avı (The Great Oreo Cookie Quest) adlı mobil oyun uygulaması üzerine çalışıyor.

Söz konusu mobil oyunda marka, kullanıcıların dünyanın dört bir yanına gizlediği Oreo bisküvilerini bulmaları için bazı ipuçları veriyor. Nesne tanıma teknolojisini kullanan oyun zekası, doğru nesneleri tespit edebiliyor ve böylece saklanmış Oreo’ları buluyorsunuz. Günlük olarak verilen ipuçları, çeşitli sorularla kullanıcılara iletiliyor. Örneğin uygulama “Bileğinde ne var?” dediğinde, sizin bu soruyu o an bileğinize taktığınız kol saatini uygulamaya taratıp saklı Oreo’lardan birini bulmaya yormanız gerekiyor. Taratma sonucunda, akıllı telefonunuzun ekranında bir Oreo çıkarsa bu, gizli bisküvilerden birini avladığınız anlamına geliyor.

Maliyet azaldıkça ve teknik altyapıya erişim kolaylaştıkça, markalar kendi AR deneyimlerini oluşturmaya daha da sıcak bakar oldu.

Bulduğunuz her sanal Oreo, size verilen ipucunun zorluğuna göre puanlanıyor ve oluşturulan sıralamaya bakan kullanıcılar, av performanslarını Facebook ve Twitter’daki arkadaşlarıyla veya dünyanın geri kalanındaki kullanıcılarla kıyaslayabiliyor. Oyunu oynayanlar arasında gerçek Oreo bisküvilerini uygulamaya tanıtanlar ise Google’ın California’daki merkezinden tutun da Afrika’ya kadar uzanan farklı yerlere gezi kazanma şansını yakalıyor.

Gezilerden birinin Google binası olmasının nedeni ise oldukça basit ve doğal. Zira marka, bu proje için geçtiğimiz yılın Ağustos ayında Google ile iş birliği yapmış. Hâliyle bu durum oyunda verilen ödüllere de yansımış. Hatta öyle ki ödüllerin Google ile ilişkisi California’daki merkezle de sınırlı değil. Bulunan sanal Oreo’ların kullanıcılara getirdiği ödüller rastgele seçiliyor olsa da birçoğu Google ile ilgili durumda. Kazanılan Google Play puanları ve Pixel marka akıllı telefonlar, bu noktaya ilişkin açık birer örnek sunuyor. En çok da oyunun Avrupa ve Güney Amerika pazarlarında Android robotu imajı eşliğinde pazarlanması, bunu kanıtlıyor.

Oreo için hazırlanan oyunun mantığı, Pokemon Go’ya oldukça benziyor.

Oyun mantık olarak esasen Pokemon Go’ya benziyor. 2016’da ortaya çıkan bir artırılmış gerçeklik oyunu olan Pokemon Go, pek çok ülkede popüler olmuş ve insanlar kalabalıklar hâlinde, ellerinde akıllı telefonlarıyla sokaklarda pokemon arar olmuştu. Hatta çılgınlık hâline gelen bu durum, sayısız hayati riske davetiye çıkarmıştı. Anlaşılan o ki Oreo da bu potansiyeli görmüş ve bu yolda bir çalışmayla tüketicilerin karşısına çıkmak istemiş. Markanın Pokemon Go’ya özendiğini saklamadığını da söylemeliyiz. Çünkü oyunda yakalanan Oreo’ların saklandığı yere Cookiedex adını vermiş, yani tıpkı Pokemon’lara karşı tutulunca onların hakkında ayrıntılı bilgi veren Pokedex’ler gibi. Kaldı ki Oreo yetkilileri de oyunun Pokemon Go tecrübesinden ve insanların ona verdiği tepkiden çıktığını söylüyor.

Küresel ölçekli medya ajansı Carat ile sanal ve artırılmış gerçeklik üzerine çalışan Gravity Jack gibi iki önemli kuruluşun desteğini alarak projeyi hayata geçiren The Martin Agency’nin çalışmaları tamamlaması 6 ay almış. Geçen ayın sonunda Birleşik Krallık’taki IOS ve Android tabanlı cihazların kullanımına açılan oyun, burada göstereceği performansa göre Güney Amerika, Avrupa, Rusya ve belki ABD’de kullanıcılara ulaşacak. Ajans, Oreo damgası taşıyan mobil oyunun tanıtımı amacıyla biri televizyon, üçü ise sosyal medya platformlarında yayınlanmak üzere toplam dört video hazırladı.

Büyük Oreo Kurabiyesi Avı marka için her ne kadar sosyal yanı da olan ilk artırılmış gerçeklik oyunu olsa da markanın, nesne tanıma teknolojisinden ilk kez yararlanmadığını da belirtmeliyiz. Zira Oreo, tam bir yıl önce yine Google ile birlikte çalışarak Oreo Bandırma Yarışı () isminde bir projeye imza atmıştı. Bu projede tüketiciler Oreo bisküvilerini uygulamaya taratmış ve süte bandırmadan önce Oreo’ları Google Earth yardımıyla sanal olarak stratosfere fırlatmıştı.

Konuya dair görüşlerini paylaşan Oreo Marka Pazarlama Direktörü Justin Parnell ise insanların diğer cihazlara göre mobil cihazlarda daha çok zaman geçirdiğini ve bu cihazları eğlence amacıyla giderek daha fazla kullandığını söyleyip projenin çıkış amacını açıkladı.

Oreo
Oreo, nesne tanıma teknolojisinden ilk kez Oreo Dunk Challenge adlı çalışmasında yararlanmıştı.

Sizi bilmem ama zaten Pokemon Go gibi bunun yapılmış bir örneği varken ve ilk olmanın avantajıyla bütün ilgiyi toplayıp pastanın çoğunu almışken, Oreo’nun böyle bir çalışmayla çıkagelmesini pek mantıklı bulmuyorum. Böyle olması, elbette bundan sonra artırılmış gerçeklik temelinde mobil oyun oluşturulamayacağı anlamına gelmiyor. Fakat madem marka ille de artırılmış gerçeklik odaklı bir proje yapacaktı, bu daha farklı bir şey olabilirdi ya da en azından Pokemon Go mantığına yeni ama göze çarpacak bir şeyler ekleyebilirdi.

Oreo, kültürel kodları kullanmaktaki ustalığı ve bunu yaratıcı içeriğe dönüştürmedeki becerisiyle biliniyor.

Sosyal ağlardaki özgün içerikleriyle, gerçek zamanlı pazarlamadaki başarılarıyla ve kültürel kodları müthiş bir şekilde kullanmasıyla gönlümüze giren markanın, böyle bir yola tenezzül etmesini açıkçası doğru bulmuyorum. Kaldı ki Pokemon Go rüzgârının da ilk dönemindeki gibi esmediği de bir gerçek. Markanın evdeki hesabının çarşıya ne kadar uyacağını ise şimdilik bilmiyoruz, bekleyip göreceğiz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Converse’den Sadece İki Günlüğüne Açık “One Star Hotel”

Bir dönemin kitleleri peşinden sürükleyen ikon sneaker markası Converse, sadece iki günlüğüne oldukça özel bir otel açıyor.

‘Daha önce hiç deneyimlemediğiniz bir otel konseptine hoş geldiniz’ diyen markanın Londra’da yer alan pop-up otelinin her katında Converse One Star özel koleksiyonundan parçalar görülebilecek. Beş katlı otelde yer alan her oda ise misafirler için özel olarak tasarlandı.

Markanın hızlı bir geri dönüş yapan, önemli serilerinden birisi olan “One Star” ismini olan otel, Converse’in tasarımcılarla işbirliği yaptığı One Star Koleksiyonunun lansmanı için hayata geçirilen bir fikir. Özellikle markanın oldukça güçlü olduğu yıllar olan 90’lar teması ile gerçekleşen bu iki günlük etkinlikte, dönemin modası, ikon sneakerı Converse, kaykay ve müzikleri bir araya getirilerek bir nostalji havası yaratılmaya çalışılmış.

Zaten sadece iki gün hizmet verecek bu otel için herhangi bir rezervasyon gerekmezken marka otel ziyaretçilerine “en taze müzik, stil ve sneakerları” vadediyor. Bununla beraber otelde sıfır uyku ve gürültülü komşuların olacağı konusunda tüm ziyaretçiler baştan “uyarılıyor”

One Star Hotel’in her biri farklı bir tema ile dekore edilmiş odalarının tasarımlarının arkasında A$AP Nast, Yung Lean ve MadeMe gibi günümüz gençlerinin sevdiği şarkıcılar ve özel konuklar bulunuyor. Ayrıca otelin ziyaretçilerini odalarda özel ürün deneyimlerinin beklediği de markanın verdiği haberler arasında.

One Star Hotel’in tanıtım videosunu aşağıda izleyebilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link