MOM AND KIDS ZONE by Game Kudra İletişim Topluluğu

“ANNE – ÇOCUK EKSENİNDE İLETİŞİM” YAZI DİZİSİ NE ANLATACAK…

İletişim sektörü “anne ve çocuk” ekseninde döner, bu yadsınamaz bir gerçektir. Aklınıza gelen pek çok sektörde ana oyuncu “anne-kadındır”, onu ise yetiştirmekte olduğu birey ve ihtiyaçları takip eder.

Ve çocuklar, 0-3 yaş arasında annelerinin kontrolünde alışveriş ederken, 3 yaştan itibaren ailelerin alışveriş kararlarında, tepinerek, rica ederek, “bana ne, bana ne alacağım” diyerek etkili olmaya başlarlar.

Ve biz iletişimciler, bu 2 hedef kitleye ulaşmamız gerektiğinin uzun yıllardır farkındayız. Farkındalığımız bizi, tüketici davranış araştırmalarına, etnografik araştırmalara, yetmez shopalong’lara hatta yabancı kaynaklara yöneltirken, nedense brieflerimiz, “Anne 33 yaşında 2 çocuklu” nun ötesine geçemedi. Oysa ki, hem ülkemizde hem de dünyada en az 3 farklı anne profili yaşarken, çocuklar da yaş dönemlerine göre farklı beklentiler ve motivasyonlar içerisindeydiler.

1996-2001 yılları arasında uluslararası pek çok ajansın aslında bu alanda uzmanlaşmış departmanları vardı. Krizler nedeniyle tek tek kapandılar ve ajans içerisinde devam ettirildi süreç. Oysa dinamikleri,  çocuklarının ilerleyen yaşlarına göre değişen anneler, hem ülkemizde hem de dünyada daha detaylı analiz edilmeyi, daha fazla proje ile gönüllerinin fethedilmesini hak ediyorlar.

Çocuklarla ve annelerle ilgili pek çok kitap bulabilirsiniz. Bir sürü materyal mevcut ama bunun pazarlama yansıması konusunda elimizdeki kaynaklar ne yazık ki sınırlı…

Anne olduktan sonra işime ve hedef kitlelere bakışım değişti. Eskiden sadece “ iç görü” diyerek üzerine kampanya hazırladığımız ve geriye dönüp baktığımda, kısır bulduğum her bir duygu ve düşünceyi, bugün içselleştirebiliyorum, somutlaştırıyorum. Artık bir tatil köyüne gittiğimde, oyun alanı ve kafenin mesafesini dert ediyor, hazır gıdaların etiketlerini okuyor, okul seçimi için veli peşinde koşuyor, oyuncak seçimi için pedagoglara danışıyor, evde daha yaratıcı bir ortam nasıl sunarımın ipuçlarını arıyorum. Yalnız mıyım? Kesinlikle değilim. Benim gibi onlarca kadın, en doğru kaynağa, en doğru bilgiye ulaşmak için sadece eşine dostuna sormuyor, araştırıyor, öğrenmek için çaba harcıyor.

Kariyerlerimi ve ailemi dengede tutmak için, dünyadaki pek çok anne gibi ben de çaba harcıyorum. İletişimci bile olsam, çocuğum ve kendim için alışverişe çıktığımda sıradan bir tüketici haline geliyorum. Ve o anda aslında çocuğumla, benim ne derece farklı motivasyonlarım olduğunu yakından gözlemleme ve deneyimleme imkânı buluyorum.

Madem durum bu diyerek, Mom and Kids Zone’u hayata geçirmeye karar verdim. Bu yazı dizisi size gül bahçesi vaat etmiyor. Bu yazı dizisi size, “gerçek” anne içgörülerini, hatta anne itiraflarını, uzman görüşlerini, hatalarımızı, doğrularımızı, çocuklarımıza sunabileceklerimizi, annelere markaların vaat etmesi gerekenleri, firmalara kendilerine neler katabileceklerini, iletişimcilere dönem, sektör bazlı ipuçlarını vaat ediyor.

Her bölümde detaylı analizler ve veriler sunarken, bölüm sonlarında iletişimcilere ve markalara özel önerilere yer vereceğim. Yine bölümlerimizin lezzetini çoğaltacak röportajlara ve videolara yer vereceğiz. Kimi zaman bir anne ile konuşacağız, kimi zaman bir STK gönüllüsü ile kimi zamansa bir ünlü anneyi konuk alacağız. Alanımız geniş, söylenecek çok sözümüz var. İşin bence en heyecanlı tarafı, bu yazı dizindeki verilerin, benim oğlum büyüdükçe ve yaşadıklarım değiştikçe daha da zenginleşecek olması.

Bölüm Bölüm Paylaşacağım İçeriklerde Neler Olacak Derseniz:

  1. Anne – çocuk ekseninde pazarlama neden önemlidir? Rakamlar, veriler öneriler paylaşacağım sizinle.
  2. Anneler- Çalışan Anneler: ÇOCUK DA YAPARIM KARİYER DE” MASALININ SONU… Onların motivasyonlarına, beklentilerine ışık tutacağım. Ayrıca özel konuklar alacak ve “anne itirafları” ve “uzman görüşleri” dinleyeceğiz.
  3. Anneler- İşi bırakan anneler: “SENİN YENİ KARİYERİN ARKA ODADA UYUYOR BEBEĞİM!”. Onların motivasyonlarına, beklentilerine ışık tutacağım. Ayrıca özel konuklar alacak ve kariyerine ara veren annelere umut aşılamak, onları pazarlama7 iletişim alanlarında nasıl değerlendirebiliriz uzmanlardan görüşler alacağız.
  4. Anneler- Ev kadını anneler: EVLİ, ÇOCUKLU, MUTLU MU?”
  5. Anneler: Ortak paydaları ve onlara ulaşma yollarını iletişimci meslektaşlarım için derleyeceğim.
  6. İletişimcilere Öneriler- Doğum Öncesi Dönem
  7. İletişimcilere Öneriler – Bebeğim Büyüyor Dönemi
  8. İletişimcilere Öneriler – İlerleyen Dönemler
  9. Sektör Bazlı Öneriler – Moda, teknoloji, gıda vb. sektörlere özel öneriler ve fikirlere yer vereceğim
  10. Çocuklar
    1. Yaş kırımlarına göre davranış modelleri, iç görüleri, beklentileri ve motivasyonları
    2. Yaş kırılımlarına göre kahraman seçimleri
    3. Onlara ulaşma yolları

Bu yazı dizisini hazırlamamda bana destek olanlara, kocaman teşekkürlerim var:

En başta, oğlum Mert Egemen Güçlü, senin sayende artık işime daha farklı bakıyorum,

Değerli Game Kudra İletişim Platformu meslektaşlarım, benden desteklerini asla esirgemeyen, Gürkan Bayındır, Eda Şenyurt, Zeynep Göktürk Gürel, Oğuz Erdurak,

En samimi duygularını benimle paylaşan konuklarıma ve yazı dizisini yayınlayan Pazarlamasyon Ekibi ’ne gönülden teşekkür ederim.

Hadi başlayalım…

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Esra Baykal; İtalyan Filolojisi, Marmara Üniversitesi MBA mezunu, moderatör ve marka stratejistidir. Leo Burnett, Pars McCANN Erickson gibi uluslararası reklam ajanslarının yanı sıra yerel pek çok reklam ajansı, digital ajans ve kurumsal firmada marka stratejisti ve danışman olarak görev almıştır. 2012 yılından beri sahibi olduğu iletişim ve pazarlama danışmanlığı firması olan GAME KUDRA’da, ölümsüz ve zamana kafa tutan markalar yaratmak için çalışmaktadır. Game Kudra, sadece Türkiye’de değil, Arnavutluk, Azerbaycan ve Rusya’da da tüketici iç görülerine ve pazar bilgilerine hakimdir.

1 Comment

Bir Cevap Yazın

AdWords Kalite Puanı Nedir? Kalite Puanını Nasıl Yükseltiriz?

AdWords hesabı yönetmeye yeni başlayanların en çok merak ettiği konuların başında Kalite Puanı geliyor. Açıkcası bunda pek haksız da sayılmazlar, kalite puanımızı yükseltebildiğimiz sürece, tıklama başı maliyetlerimizi de düşürebiliriz. Bu sebeple yönettiğimiz hesabın başarılı olabilmesi için, kalite puanlarımızı yükseltmemiz kritik bir önem taşıyor.

Adwords kalite puanı nedir?

Adwords Kalite puanı, Google’un hedeflediğimiz anahtar kelimeler için, reklamlarımızın kalite ve alaka düzeyine göre yaptığı bir değerlemedir. Kelimelerimiz için 1 ile 10 arasında bir kalite puanı alırız. Bu kalite puanı esasında küsüratlı bir değer de olabilir, ama AdWords arayüzünde 1 ile 10 arasında değişen tam sayı değerleri görürüz.

Reklam sıralamamız belirlenirken, açık arttırmaya girdiğimiz maksimum tıklama başı teklif ile birlikte kalite puanı en önemli unsurlardandır. Google bu iki değeri çarparak bir puan oluşturur ve buna göre bizi diğer reklam verenlerle birlikte sıralamaya sokar.

Adwords kalite puanı nasıl arttırılır?

Kalite puanını arttırmak için yapabileceğimiz çok sayıda çalışma var. Kalite puanını belirleyen ise temelde 3 farklı unsur var. Bunlar; Beklenen tıklama oranı, reklam alaka düzeyi ve açılış sayfası deneyimidir. Yani sadece tıklama öncesi yaptığımız çalışmalar değil, tıklama sonrası için yaptığımız çalışmalar da kalite puanımız üzerinde etkilidir.

Tıklanma oranınızı arttırmak için gerçekte sitenizde var olmayan %90’a varan indirim gibi bir indirim vurgusu kalite puanınızı arttırmak için yeterli olmayacaktır, tıklama sonrası böyle bir indirim olmadığını gören kullanıcılar sitenizi hemen terkedecek, bu da size düşük bir kalite puanı olarak olumsuz yansıyacaktır. Ya da reklamınız tıklandıktan sonra sayfanız yeteri kadar hızlı açılmıyorsa, Google amcanın sizi yine düşük bir kalite puanı ile cezalandırabileceğini unutmayın.

Verdiğim eğitimlerde yeni yeni AdWords hesabı yönetmeye başlayan kullanıcıların tek bir reklam grubu içerisine 15-20 arasında değişen ve hatta bazen daha da üzerine çıkan sayıda anahtar kelimeyi eklediğini görüyorum. Bu oldukça yanlış bir yaklaşım. Kalite puanımızı etkileyen temel unsurlardan ikisinin reklam alaka düzeyi ve açılış sayfası deneyimi olduğundan bahsetmiştik. Eğer çok sayıda anahtar kelimeyi tek bir grup altında toplarsanız, bu anahtar kelimelere özel bir reklam metni yazmanız ya da düşüş sayfası belirlemeniz mümkün olmaz.

Eğer özel bir reklam metni hazırlayabilecekseniz ya da düşüş sayfasını özelleştirebilecekseniz tek bir kelime için bile ayrı bir reklam grubu oluşturmaktan kaçınmayın.

Örneğin;

iphone 8
en ucuz iphone 8
kırmızı iphone 8
indirimli iphone 8

gibi kelimelerden oluşan tek bir reklam grubu oluşturursanız, bu kelimelerin hepsine ayrı ayrı özel bir metin hazırlayamazsınız. Bildiğiniz gibi reklam metinlerini reklam grupları düzeyinde atayabiliyoruz. İyi bir açılış sayfası deneyimi için de bu kelimelerin düşüş sayfalarını mutlaka aramaya özel belirlemeliyiz.

Eğer kullanıcı Google’da “en ucuz iphone 8” şeklinde bir arama yaptıysa reklam alaka düzeyi açısından metinde bunu görmelidir. Açılış sayfası deneyimi için de iphone 8‘lerin ucuzdan pahalıya sıralandığı bir sayfaya düşmelidir.

“kırmızı iphone 8” şeklinde bir arama için de aynı şeyler geçerlidir. Kullanıcı reklama tıkladıktan sonra, sadece kırmızı iphone 8‘lerin olduğu bir sayfaya yönlenmelidir.

Reklam metnini özelleştirmek ya da düşüş sayfasını farklılaştırmak gibi unsurlardan sadece birini bile gerçekleştirebilecekseniz, o kelimeye özel bir reklam grubu oluşturmalısınız.

Reklamınızın tıklanma oranı, belki de kalite puanını etkileyen en önemli unsurdur. Tıklanma oranını yüksek tutmak için mutlaka iyi bir negatif kelime çalışmamız olmak zorundadır. İyi bir negatif anahtar kelime çalışması için de sattığımız ürün ya da hizmeti çok iyi tanımamız, özelliklerine vakıf olmamız gerekmektedir. Bundan sonrasında da Google Anahtar Kelime Aracı ile birlikte diğer araçları da kullanmak durumundayız.

Google arama barı, ubersuggest, keywordtool.io, kwfinder ve keyword.center gibi araçlar negatif anahtar kelimeleri tespit etmenizde size oldukça yardımcı olacaktır. Bunlara ek olarakta doğru anahtar kelime eşleşme seçeneğini kullanmak, düzenli olarak arama terimlerini analiz etmek, ilgili kelimelere özel reklam grupları oluşturmak ve ilgisiz tetiklemeleri negatiflemek tıklanma oranınızı yükseltecek en önemli çalışmalar arasındadır.

Açılış sayfası deneyimini üst düzeye taşımak için de Google’un araçlarıyla sayfalarınızı mutlaka kontrol etmelisiniz. Açılış hızı kontrolü için PageSpeed Insights, sayfanızın mobile olan uyumunu kontrol etmek için de Mobile-Friendly Test‘i kullanabilirsiniz. Bu araçlar ile yapacağınız analizler, açılış sayfanızda ne tür geliştirmeler yapmanız gerektiği konusunda size ışık tutacaktır.

Son olarakta yine bir kampanya kırılımından bahsetmek isterim. Mobil cihazlar ve desktop’taki aranma hacimleri ve tıklanma oranları oldukça farklılık gösterebilmektedir. Bu sebeple aynı hedeflemere sahip iki kampanya oluşturup mobil ve dekstop için ayrı ayrı hedeflemenizi öneririm. Ayrı bir mobil kampanyaya sahip olduğunuzda, arama uzantısı kullanmak ya da metinlerde mobil cihazlara özel bir iletişim dili kullanmak gibi tıklanma oranlarını arttıracak aksiyonlar alabilirsiniz.

Pek tabii ki kalite puanını arttırmak için yapabileceğiniz tüm çalışmalar bunlarla sınır değil, ama bu değişiklikler puanlarınızı yükseltmeye başlamak için iyi bir ilk adım olacaktır. Sizler de deneyimlerinize dayanan püf noktaları yorum olarak paylaşırsanız çok mutlu olurum.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Mc Donald’s’ın İlk Vegan Burgeri ‘Mc Vegan’ Menüde Yerini Aldı

Veganların yemek yemeyi tercih ettikleri mekanlar arasında pek yeri olmasa da Mc Donald’s vegan burger çıkardı.

İsveç ve Finlandiya’da test etmek için çıkardıkları vegan burgerin müşteriler tarafından olumlu yorumlar olması, menüye vegan burgeri sürekli olarak eklerken, %100 sebze içerikli “Mc Vegan” menünün en fazla isteneni olabilecek mi hep beraber göreceğiz.

İçeriğinde tamamen sebzelerin yer aldığı ifade edilen “Mc Vegan” soya fasülyesinden yapılan bir burger, taze domates, marul yaprakları ve turşudan oluşuyor. Hatta kendisine özel bir sosu bile var: “Vegan Mc Feast”

Şimdilik sadece İsveç ve Finlandiya’da olan bu özel burger, arkadaşlarıyla yemek yerken sadece patates kızartması sipariş etmekten sıkılan vegan bünyelere ilaç gibi gelecek.

Mc Donald’s sözcüsünün Mashable’a verdiği röportaja göre, Mc Vegan’ın diğer ülkelere yayılıp yayılmayacağı konusunun ise ünlü fast food şirketinin ilgili ülkelerdeki yönetimlerinin kararına bağlı olduğu belirtildi. Arz talep esasında ilerlendiği düşünülen bu yeni burgerin ülkemize gelip gelmeyeceği konusu ise şimdilik belirsizliğini koruyor.

Bir fast food şirketinin patates kızartması ve salata dışında farklı bir seçenek oluşturması bakımından oldukça başarılı bulduğumuz “Mc Vegan” sizce Türkiye’ye gelir mi dersiniz?

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link