Mobil’de Reklam Ne Durumda? Nereye Gidiyor?

Şöyle bir düşünün, reklama maruz kalmadığınız bir an var mı ? Her şeyden uzaklaştım, sadece kendimleyim dediğiz an bile reklamla yüzyüze gelmeniz oldukça muhtemel. Bu denli yoğun bir reklam bombardımanı ister istemez insanları, reklamlara karşı duyarsız bir hale getiriyor. Evet dört bir yanımız reklamlarla sarılı ancak hangisi bizim satın alma kararlarımızı tam anlamıyla etkileyebiliyor ki ?

Reklam araçları, bu duyarsızlaşmaya karşı koymak adına her geçen gün gelişiyor, değişiyor. Tamda bu noktaya uyduğunu düşündüğüm bir söz var: Sen ne kadar iyi bir fare kapanı yaparsan yap, doğada o kadar zeki fareler yaratır. Bu, reklam – etkileyicilik ve insan üçgeni içinde geçerli bir durum. Ne kadar etkili reklam yöntemleri yaratılırsa yaratılsın, insan doğası gereği bu yöntemlere de duyarsızlaşıyor ve yöntemlerin etkileyiciliği gün geçtikçe azalıyor. Ancak elbette bu durum yeni yöntemlerin geliştirilmesine engel değil.

Son dönemlerin en gözde kavramı elbette mobil. Akıllı cihazların günlük yaşama her geçen gün biraz daha fazla entegre olması, bu alanı cazip kılan en önemli etken. Pasta bu kadar büyükken ve giderek çok daha büyük bir hal alıyorken, herkes bir anlamda burada yer almak, öncü olmak istiyor.

Şunu söylemek gerekir ki, geleneksel medyadan sosyal medyaya geçiş sürecinde yaşanan, sosyal medyayı geleneksel medyanın araçlarıyla ve yöntemleriyle kullanmaya çalışmak, yapılan hatalardan ders alınmış olunacak ki, mobil mecraya geçişte yapılmıyor. Daha bilinçli bir geçiş sürecini yaşadığımız bir gerçek. Durum böyleyken, mobil için mobilin kendi kurallarının geçerli olduğu yöntemler yaratılıyor. Gelelim başlığımızla alakalı olarak bahsetmek istediğim noktaya. Son dönemlerin en popüler reklam araçlarından biri olan mobil video reklamdan bahsedeceğim. Peki tam olarak nedir bu mobil video reklam ?

Kısaca, örnek üzerinden tanımlama yaparsak, mobil cihazınıza için ücretsiz bir uygulama indirdiğinizi ya da mobil cihanızdan bir internet sitesine bağlandığınızı düşünün. Mutlaka ekranınızın bir köşesinde, sizi ona tıklamaya teşvik edecek hareketli bannerlar görürsünüz. Bu bir simge de olabilir, içerisinde markanın web sitesine giden bir adres barındıran hareketli bir reklam filmide olabilir. Mobil video reklamcılığının birçok çeşidi var ancak en iyi bilinen formları bunlar. Aşağıda, Rhythm medyanın hazırladığı ve detaylı bilgiler içeren tanıtım filmini izleyebilirsiniz:

httpv://www.youtube.com/watch?v=LPgzks4jAUA

Şimdi gelelim savlarımızı destekleyen araştırmalara. Mobile SQUARED’in yaptığı bir araştırmaya göre, önümüzdeki dört sene içerisinde mobil video reklamcılığı, 7 Avrupa ülkesinde ( Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Rusya, İspanya, ve İngiltere ) en etkili reklam formatı olacak. Bir diğer araştırma ise InsightExpress tarafından kasım 2007 – haziran 2012 tarihleri arasında, 550 bin katılımcı ve 240 mobil reklam kampanyası üzerinde yapıldı. Sonuçlara göre mobil reklamlar yalnızca markanın bilinirliğini artırmakla kalmıyor, ayrıca satın alma kararlarını da etkiliyor. Yazının başında yer alan grafiğe gelirsek, mobil reklamların tüketiciler üzerinde ne denli etkili olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Mobil reklamlar, marka bilinirliğini %49’a kadar etkilerken, satın alma güdüsünü ise %24’e kadar etkileyebiliyor.

Son olarak gelelim bir diğer araştırma sonuçlarına. Mobil video, Tv ve Online video reklamlarının tüketici kararları üzerindeki etkileri üzerine AdColony ve Nielsen‘in yaptığı araştırma, reklam araçlarının da diğer tüm sektörler gibi mobile kaydığını gözler önüne seriyor. Genel geri dönüşe bakıldığında mobil reklamların etkileyiciliği %79’a kadar çıkarken, Tv reklamlarının etkileyiciliği %49’da, online video reklamlarının etkileyiciliği ise yalnızca %29’da kalıyor.

Mobil önümüzdeki yılların bir numaralı mecrası. Sosyal medya trenini kaçıran veya son anda yetişen markalar, mutlaka bu alana yatırım yapmalı. Yüksek bir dinamizmin hakim olduğu günlük yaşamda, trendlerin ve gelişmelerin uzağında kalan bir markanın, bu oyunda hayatta kalma gibi bir şansı yok. Mobilin kendi kurallarını oluşturduğu bu ortamda markalar, yarışta kalabilmek için mutlaka mobilin getirdiği yenilikleri ve araçları, uygulamalarına entegre etmeli.

Pazarlamasyon.com’un eş kurucusu. Koyu Barcelona, The Beatles, Apple ve Steve Jobs hayranı.

Bir Cevap Yazın

Black Friday Çılgınlığının Ardındaki Psikolojik Gerçekler

Bu Cuma, bir mağazanın kapısında izdiham yaratan öfkeli ve sabırsız bir Black Friday güruhuna katılmayı düşünür müsünüz?

Aranızda bu durumu garipseyenler olsa da adeta perakendecilerin bayramı olan Black Friday çılgınlığından, en azından zihinsel olarak kaçabilmenizin imkanı yok. Türkçe’ye “Kara Cuma” olarak çevirdiğimiz Black Friday, şükran gününün ertesi günü gerçekleştirilen ve insanların alışveriş yapmak için sabırsızlıkla bekleyip çoğu zaman mağazalarda yığınlar oluşturduğu bir indirim günüUluslararası Perakende Federasyonu’nun raporuna göre, yalnızca 2008 yılı dışında (Mortgage Krizi) son 15 yıl içinde gerçekleşen Black Friday harcamaları, her geçen yıl katlanarak devam etmiş. Bu yıl da yaklaşık %4 büyüme ile $682 milyar harcama gerçekleşmesi öngörülüyor.

Peki, sıradan insanları mağazaları talan edecek kadar gözü dönmüş yığınlara çeviren bu indirim çılgınlığının arkasında yatan, sosyolojik ve psikolojik motiveler neler?

Etiketler Aslında “Can Acıtıyor”

 Chicago’daki DePaul Üniversitesi İşletme departmanında profesör olan tüketici davranışları uzmanı James Mourey’e göre; “İnsanlar alışveriş yaptıklarında ve güzel bir fırsat yakaladıklarında psikolojik olarak doyuma ulaşıyorlar”. Çünkü sevdiğiniz bir şeyi gördüğünüz zaman beyninizin ödül merkezi harekete geçiyor. Öte yandan, aynı araştırmada fahiş fiyatların da beynin acı merkezi insulayı aktive ettiği gözleniyor. Yani; indirim etiketlerine yönelmenizin nedeni tamamen, beyninizin sizin acı çekmenize razı olmaması! Aslında çok basit, merakla beklediğiniz 4K TV’yi ya da uzun zamandır beğendiğiniz çantayı, indirimli etiketlerde gördüğünüz zaman beyninizin ödül merkezini aktive ederek, acı çekmemesi için kasaya ya da sepete yöneliyorsunuz.

Sınırlı Zaman ve Arz Fikri Aciliyet Hissi Yaratıyor

Ekonomik kıtlık ilkesine göre; fırsatlar sınırlı oldukça daha cazip hale gelirler. İndirimleri belli zaman sınırları içerisinde gerçekleştirmek, insan psikolojisinde daha çok arzu edilmelerine yol açıyor. Reklamlarda sıklıkla kullanılan, “stoklarla sınırlıdır” ya da “belli tarihler arasındadır” ibarelerinin amacı tamamen tüketicilerin zihnini satın alma alarmı haline dönüştürmek. İşin garip tarafı, yapılan araştırmalarda tüketicilerin indirimler dolayısıyla manipüle edildiklerinin farkında oldukları, buna rağmen FOMO etkisiyle bu güruha katıldıkları görülüyor.

Özel Bir Fırsatı Yakalamak Üstün ya da Onaylanmış Hissettiriyor

Kabul edelim neredeyse hepimiz, sınırlı satışı olan ya da herhangi bir özel koleksiyona ait ürün için sıraya girdiğimizde ya da online sitesinin başında dakika sayarak, fırsat yakaladığımızda “İşte ben kaptım, sen kapamadın!” diye içimizden geçiriyoruz. Black Friday çılgınlığının ardında da bu rekabet duygusunu tetikleyen herkesin, iyi bir fırsat yakalamak için adeta avına odaklanmış şekilde beklemesi yatıyor. Aslında olay tamamen “Eğer herkes bunun peşindeyse, bu kesinlikle peşinden koşulacak bir şeydir!” mantığındaki sosyal kanıt teorisine dayanıyor. Binlerce yıllık evrim sürecinden geçerken temel dürtülerimizi, tamamen törpülediğimizi düşünmüyordunuz herhalde?

Fırsata İlişkin Ön Tanıtımlar- İştahı Artırıyor

Markalar Black Friday gelmeden birkaç hafta öncesinde, tüketicilerin zihninde indirim hakkında beklenti oluşturuyor. Örneğin; hedef kitleye gönderilen e-postalarla indirim haberi veriliyor ancak fırsat hakkında net bilgiye erişmeleri erteleniyor. Pazarlamacıların en çok kullandıkları bu taktiğin ardında, “o an fırsatın ne olduğunu söylersek, dışarıdaki binlerce indirim haberinden hiçbir farkımız kalmaz” argümanı yatıyor. Aslında daha küçük perakendecilerin, Black Friday fırsatlarını daha önce yaymalarının nedeni de büyük işletmelerin arasında kaybolmadan öncelikli olarak zihinlerde sıyrılmak.

Kalabalıklardan Hoşlanmayanlar İçin Online Alışveriş

Sevdiğiniz ürünü satın almak için mücadele etmeniz gereken bu ateşli ortamlardan ve kalabalıklardan hoşlanmıyorsanız online alışveriş, imdadınıza yetişiyor. İlla, kaos ortamında öfkeli bir güruha katılmanıza gerek yok. İnternet sayesinde Perşembe akşamı ya da Cuma günü, elinizde kahvenizle konforunuzdan ödün vermeden Black Friday fırsatlarını kovalamanız mümkün.

Fırsatı Önceden Planlamak Agresifleştiriyor

Televizyonlarda ya da İnternet videolarında gördüğümüz birbirini ezen izdiham yığınlarının ardında, fırsat için önceden büyük beklentiler yaratmak yer alıyor olabilir. Profesör Mourey’e göre; “Çok istenilen o ürünü satın almak, beyinde görev bilinci yaratıyor. Kortizol ve stres seviyesi yükselen bireyler, amaçlarına ulaşmak için yollarına çıkan her şeye karşı daha hassas ve duyarlı hale geliyorlar”. Yani aslında dışarıdan bakıldığında, bu denli gözü dönmüş görünen kalabalığın ardında ve aklında tamamen görevini tamamlamak yer alıyor!

Dünyada her geçen gün artan tüketim çılgınlığının en büyük dominatörlerinden Black Friday, “ya sev ya terk et” şeklinde tüketicileri ikiye ayırıyor. Bir kısım uzun kasa kuyruklarında beyninin ödül merkezini uyarmakla meşgulken diğerleri onların bu denli gözünün dönmesine anlam vermeye çalışıyorlar.

İndirimlerden önceki tüm bu bildirim gürültülerinin arasında, markaların zihinlerimizde yarattığı daha güzel, daha mutlu, daha eğlenceli, daha popüler vs. tüm “daha” algılarından arınarak, gerçekten durup bir dakika düşünün. Gerçekten mutluluğunuz, beş yıl sonra satın aldığınızı bile hatırlamayacağınız bir eşya kadar ucuz mu?

Şimdi bu Cuma için, karar sizin!

 

 

 

 

 

 

Geri Dönüşümlü Ambalaja Farklı Bir Yaklaşım; Heineken Bira Şişeleri

Bira yapımcısı Alfred Heineken tarafından planlanmış ve Hollandalı mimar John Habraken tarafından tasarlanmış bira şişesinden tuğlalar geri dönüşümlü ambalajın ilk örneklerinden.

Alfred Heineken 60’lı yılların başında Karayipler’e gittiğinde, adada gördüğü çöp miktarının fazlalığına şaşırır ve bunları bir şekilde yeniden kullanmanın mümkün olduğunu düşünür. Bu çöp atıklarının önemli bir kısmını da kendi şirketi Heineken’in atıkları oluşturmaktadır.

Bölgede aynı zamanda konut problemi de bulunmaktadır ve Alfred Heineken bu iki probleme tek bir çözüm bulabilmek için mimar John Habraken ile temasa geçer. Bu temas mükemmel bir geri dönüşüm ve mimari yaratıcılık örneğine vesile olur.

 

Habraken, yapı birimi olarak kullanılabilecek bir bira şişesi tasarlar. Tasarım Heineken’in klasik şişelerine benzemeyen birbiri içine geçebilen WOBO isminde ve tuğlaya benzer bir şişedir

1964 yılında şirket, Leerdam’daki fabrikasında WOBO’dan, 35cl ve 50cl olmak üzere 100.000 adet üretir. Ayrıca Heineken, kendi bahçesinde de WOBO’yu kullanarak bir barınak inşa eder. Ancak şişeleri bir araya getirdiğinde oluşan boşlukları kapatmakta zorlanır.

 

10 yıl sonra İngiliz profesör ve mimarlık eleştirmeni Martin Pawley, ”Garbage Housing” isimli bir kitap yazar ve kapağında da bu eve yer verir. Geri dönüşümün ilk ve güzel örneklerinden biridir. Şu anda Heineken’in müzesinde şişenin örnekleri bulunuyor.

 

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Black Friday Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link

BLACK FRIDAY

Marketing Meetup'ta Bugün Tüm Biletler 42,90 €
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
Kalan Kontenjan: 22
close-link
€42,90 Bugün Marketing Meetup'ta Tüm Biletler İndirimli
Black Friday