Önümüzdeki Yıllar Mobil Uygulama Pazarı İçin Nelere Gebe – I

iPhone’un 2007 yılında piyasaya sürülmesinden ve oyunun kurallarını kökten değiştirmesinden bu yana tam 6 yıl geçti. Bilim kurgu film sahnelerinden beklenen bir arayüz ve tamamen yeni bir anlayışla piyasaya sürülen iOS, yalnızca mobil dünyanın kurallarını alt üst etmekle kalmadı, medyadan insan ilişkilerine günlük yaşama kadar tüm iletişimi tekrar düzenledi, hamuru yeniden yorumladı. Bu değişime ayak uyduramayan, yıkılmaz denilen dev markalar kaybolmanın eşiğine geldi, yeni markalar söz sahibi olmaya, devasa bir market oluşmaya başladı.

gp

Mobil market kavramı yalnızca fiziksel bir anlamı ifade etmekten çıkıp, 2012’nin rakamlarıyla iOS için 9 milyar dolar, Google Play için ise 2.6 milyar dolarlık bir yazılım pazarı anlamına da gelmeye başladı. 2012’nin başına kadar iOS üstünlüğünde gelişimini sürdüren bu pazarda, bugün her ne kadar Apple’ın hem tarihsel hem de uygulama kalitesi çerçevesinde Google’a karşı hatrı sayılır bir üstünlüğü olsa da, Google Play bu farkı kapatmakta kararlı. Google Play’ın son dönemlerde kazanmış olduğu ivme, iOS’e yetişme noktasında oldukça önemli.

gp2

Hem indirilen uygulamaların rakamsal büyüklüklerine hem de bu platformların yaratmış olduğu gelirin hacimsel büyüklüğüne baktığımızda, Google Play’in kazanmış olduğu ivmeyi burada da rahatlıkla görebiliyoruz. Google Play için tüm göstergeler olumluyken, önümüzdeki dönemlerde mobil uygulama pazarını neler bekliyor olabilir ?

Uygulama pazarının geleceğine yönelik analiz ve tahminlerime geçmeden önce, konuyla da alakalı olarak, Apple’ın iki hafta önce yayınladığı bir videoyu göstermek istiyorum. Aslında pazarı bir anlamda özetleyen bir yapıya sahip olan bu video, yarışın önümüzdeki dönemde nasıl bir hal alacağının göstergesi niteliğinde. Apple’ın uygulama marketine Google’a nazaran çok daha ilgili olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım. Ayrıca App Store’un uygulama kalitesi bakımından da Google Play’e nazaran daha üstün bir konumda olması, rekabeti bu noktaya taşıyan en büyük etkenlerden biri.

lc_google_play

Gelelim uygulama marketlerin geleceğine yönelik tahminlere. Gartner’ın verilerine göre, 2013 yılında sevkiyatı yapılan Android işletim sistemine sahip toplam cihaz sayısının 505 milyondan 866 milyona yükselmesi beklenirken, geçtiğimiz yıl 212 milyon olan iOS ve Mac OS cihaz sayısının da artarak 296 milyona çıkması bekleniyor. Yazının başında paylaştığımız grafiklerde görülen ivme burada da karşımıza çıkıyor. Android işletim sistemine sahip cihaz sayısının bu denli büyük rakamlarla artıyor olması şüphesiz marketin büyüklüğünü de doğru orantılı olarak artıracaktır ancak karşımıza Android marketle ilgili birkaç sorun çıkıyor:

İlk sorun uygulama kalitesine yönelik. Google Play’in en büyük eksikliklerinden biri olan kalitesiz uygulama ve birçok çöp uygulamanın markette denetimsiz bir şekilde yer alıyor olması, marketin geleceği noktasında karşımıza çıkan en büyük sorunlardan biri. Hızla artan uygulama sayısına rağmen, gerekli denetimlerin efektif bir şekilde yapılmaması ve tabiri caizse birkaç fotoğrafın bir araya getirilmesiyle oluşturulan slaytların markette uygulama adı altında yer alması, kullanıcı deneyimini negatif yönde etkileyen noktalardan biri.

google_hacker4_large_verge_medium_landscape

İkinci sorun ise güvenlik. Steve Jobs’ın, iOS’in temellerine yönelik her konuşmasında mutlaka altını çizdiği bu konu Android uygulamalarında ciddi anlamda sorun teşkil ediyor. Kullanıcı bilgilerine kolayca erişebilen kötü amaçlı yazılımların çoğunlukla denetime tabi tutulmadan markette yer alması, Android uygulama pazarının en ciddi sorunlarından biri. Her ne kadar bu tarz kötü yazılımları engelleyen bir takım anti-virüs tarzı uygulamalar markette yerini alsa da, bu durum işin derinliklerini bilmeyen sıradan bir kullanıcı için büyük bir sorun teşkil etmekte.

Uygulama kalitesi ve güvenlik açığı konusu Google Play’in geleceği noktasında en önemli iki eksiklik diyebiliriz. Benim güvenlik konusunda öngörülerimden biri her markanın kendine ait bir alt uygulama marketi olması yönünde. Yani Samsung, Sony, HTC gibi Android pazarının büyük oyuncuları, önümüzdeki dönemlerde kendilerine ait bir alt uygulama marketi oluşturabilir ve tüm denetimini kendisi sağladığı bu marketi yalnızca kendi tüketicilerine açık hala getirebilir. Bu da uygulama pazarını daha güvenli hale getirerek, iOS’e karşı daha rekabetçi bir strateji oluşturma noktasında Android’i benimseyen markalara avantaj getirecektir.

Serinin ikinci yazısında Apple’ın App Store’unu analiz ederek, uygulama marketlerinin olası geleceğini ön görmeye devam edeceğiz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon.com’un eş kurucusu. Koyu Barcelona, The Beatles, Apple ve Steve Jobs hayranı.

Bir Cevap Yazın

12 Milyar Farklı İçerikte Şampuan Sunan 110 Milyon Dolarlık Girişim

Kozmetik dünyası, tüketicileri her geçen gün yeni ürünlerle tanıştırıyor. Markaların hepsi de en iyi ürünün kendilerininki olduğunu iddia ediyor ve müşterilerinin bugüne kadar yaşadıkları kişisel bakım sorunlarını kökünden çözdüğü konusunda kendisine güveniyor. Fakat adı üstünde, “kişisel” bir bakım söz konusuysa ve her insanın farklı ihtiyaçları olduğunu da kabul etmemiz gerektiğine göre, bireye özel bir çözüm bulunması gerekmiyor mu? Function of Beauty adlı girişim, işte bu noktayı yakalayarak yepyeni bir vaatle tüketicilerin karşısına çıkıyor ve “Kendi şampuanını kendin seç!” diyor.

Geçen yılın ekim ayında kurulan New York merkezli girişim, tüketicilerin saç özelliklerini ve sahip olmak istedikleri saç tipini göz önüne alarak onlara özel formüllü şampuanlar hazırlıyor. Örneğin pürüzsüz ve parlak bir saç istiyorsanız ayrı, önceliğiniz hacimli ve düz bir saç ise ayrı bir formülü size öneriyor.

Girişim hızlandırma platformu Y Combinator’dan çıkarak, bir yıldan da az bir sürede büyük ilerleme kaydeden girişimin son olarak 12 milyon dolarlık bir gelire ulaştığı biliniyor. Hatta şirkete yakın bir kaynak, Function of Beauty’nin piyasa değerinin 110 milyon doları bulduğunu öne sürüyor.

Function of Beauty şampuanları, tüketiciye özel pazarlamanın başarılı bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.

Şirketin CEO’su Zahir Dossa, Function of Beauty’i kurma fikrinin, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT), e-ticaret ve değer zincirinin iyileştirilmesi konularında yaptığı tez çalışması sırasında oluştuğunu söylüyor. Kişisel bakım endüstrisinin çok fazla gündemde olan bir alan olmasına rağmen, değer zincirinin son yüz yıldır neredeyse hiç değişmediğini fark etmesiyle sürecin başladığını belirten Dossa, bu noktadan hareket edip saç bakımına odaklanan ve tüketiciye doğrudan ulaşan bir girişim başlatmaya karar vermiş. Sayısız farklı saç tipinin olduğu günümüz dünyasında tüketicilerin de farklı istekleri olduğunu bilen Dossa, kişiye özel şampuanların bu boşluğu dolduracağını düşünmüş.

Saç bakımı konusunda farklı isteklere cevap veren tam 12 milyar farklı içerikte şampuan sunan şirket aynı zamanda, 5 çeşit renk ve 4 tür koku özelliği de sunuyor. Tüketicilerin kendine özel şampuan sipariş etmeleri süreci ise oldukça basit. Function of Beauty’nin internet sitesini ziyaret eden tüketiciler, burada küçük çaplı bir testle karşılaşıyor. Testte yer alan sorulara cevap vererek saç tipleri, saç yapıları ve saç derisi nemi bilgilerini veren ziyaretçiler ardından hacimli saç, uzunluk vb. noktalardaki isteklerini belirtiyor. Son adımda ise şampuanın rengini ve kokusunu seçiyorlar. İnternet sitesi, bu yanıtları bir algoritma üzerinden değerlendirerek tüketiciye özel formüllü şampuanı belirliyor.

Müşteriler, ihtiyaçlarına özel şampuanı kolayca satın alıyor.

Function of Beauty, satış vaadi konusundaki başarısını müşteri memnuniyeti alanına da taşıyor. Sipariş veren müşteriler, şampuanı deneme olanağına da sahipler. Yani şampuanı deneyip memnun kalmadıklarında ürünü iade edip kendine daha uygun yeni bir formülü ücretsiz olarak alabiliyorlar. Şirketin ayrıca, bir abonelik sistemi de bulunuyor ve yeni ürünler çıktıkça abonelerine, sipariş vermeleri beklenmeden şampuanları gönderiliyor.

Dossa, satın aldıkları şampuanların nasıl yapıldığını görmek isteyen sâdık müşterileri için özel alanlar ayırarak çevrimiçi ortamdaki hızlı büyümeyi, fiziksel ortamda da küçük çaplı bile olsa sürdüreceklerini söylüyor.

Function of Beauty, belki de bireye en çok inmesi gereken ama bugüne dek bu noktada beklenen performansı gösterememiş bir alanda, yani kişisel bakım konusunda dikkat çekici ve günümüz tüketicisini yakalayan bir strateji çizmiş. Bu doğrultuda hazırladığı şampuanlarla da kişiye özel pazarlamada önemli bir başarı yakalamış. Bakalım şirket, gelecek dönemlerde hangi yeni ürünlerle karşımıza çıkacak. Peki sizce, hangi sektörler kişiye özel ürünler çıkarmada yüksek potansiyel taşıyor?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Barter Sistemi Nedir ?

Barter Nedir?

Eğer daha önce kullanmadığınız ve çok sevmediğiniz oyuncaklarınızı başka oyuncaklarla takas yaptıysanız, siz çoktan barter sistemine dahil olmuşsunuz demektir. Barter para olmadan bir servis karşılığı ya da bir ürün karşılığında yapılan takas sisteminin adıdır. Bu tarz bir takas yöntemi çok eski uygarlıklar tarafından kullanılmış ve hatta hala bazı kültürler tarafından bu sistem kullanılmaktadır. Örneğin pizza malzemelerinden biri olan parmesan peyniri hala Kuzey İtalya ve Romanya’da para alternatifi yerine kullanılıyor yani barter sistemi ile alınıp veriliyor.

Barter sistemini basit bir örnek ile düşünelim; biz bir halı mağazası sahibiyiz ve iş yerimizin ışıklandırmasını değiştirmemiz gerekiyor ancak bunun için bütçemiz yok. Biz ise bir elektrikçiyle anlaşıp bizim ışıklarımızı değiştirmesinin maliyeti karşılığında elektrikçiye aynı değerde iş yerinin halılarını döşemeyi teklif ediyoruz. Sonuç olarak para kullanmadan ticaret gerçekleşmiş oldu yani barter sisteminden yararlanmış olduk.

Dünyada barter örnekleri:

Çay Blokları

 

 

 

 

 

 

Asya ülkeleri tarafından ikinci dünya savaşı sırasında çay blokları para yerine kullanılıyordu. Moğolistan, Tibet ve Sibirya 19. yüzyıldan itibaren 1935 yılına kadar hayvan alımlarında ve vergi ödemelerinde de kullanılıyordu. Çay blokları o dönemde 1 rupi değerine denk gelmekteymiş . Hatta çay blokları bu bahsi geçen ülkelerin paralarından daha değerli bir haldeydi.

Permesan Peyniri

Pizzalardan aşina olduğumuz permesan peyniri hala Kuzey İtalya ve Romanya’da barter yapılarak kullanılıyor. 1 baş permesan peynirinin 300 dolara denk gelmesinden dolayı İtalya’da olan Banco Emiliano Bankası teminat olarak bu peynirleri kabul ediyor. Neden bu kadar değerli olmasının sebebi ise 1 baş permesan peynirinin 2-3 yıl içerisinde oluşmasından kaynaklanıyor. 2009 yılında 187 milyon dolar değerinde peynir rezervine sahip olan bankaya bir çok kez soygun girişiminde bulunulmuştur.

Mobil Dakikalar

2011 yılından itibaren Mısır, Nijerya, Hindistan Güney Afrika ve Gana gibi ulusal para birimi hiperenflasyon etkisinde olan ülke vatandaşları telefon dakikalarını alışverişlerde kullanabiliyor. Yani barter sistemini ülke insanları kontörlerle sağlıyor.

Barter sisteminin avantajları ve dezavantajları:

Avantajlar:

  • Esneklik: Barter sisteminin ilk avantajı esnekliktir. İstediğin ya da satın almayı planladığın ürünü nakit kullanmadan her hangi bir ürün veya servisle temin edebilirsin.
  • Vergiler: Barter sistemi vergilendirilebilir bir sistem olmadığı ya da henüz vergilendirmenin bir yolu bulunmadığı için barter sistemini kullanarak vergi ödemeden muaf olunabilir.
  • Döviz rahatlığı: Uluslar arası her hangi bir barter sistemi ile yapılmış ticarette döviz kaynaklı bir sorunla karşılaşılmaz.
  • Basitlik: Son ama en önemli avantaj barter sisteminin çok basit olmasıdır. Kazan-kazan biçiminde ilerler.

Dezavantajlar:

  • Lojistik sorunları: Barter sistemi kullanılarak yapılmış her hangi bir işlemin (özellikle uluslar arası olanlar) lojistiğinde riskler her zaman olaya dahildir.
  • Vadeli gibi bir alternatif olmaması: Vadeli yapılan işlemlerde çek veya senet kullanıldığından her hangi bir vadeli işlem kabul görmez bu sistemde.
  • Bölünemezlik: Diğer bir dezavanajda bütün ürünler veya servisler bölünebilir olmamasıdır. Örneğin bir galericinin bir araba karşılığında galerisini boyatmasında değer eşliği bulunması çok zordur

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link