Monitise, Pozitron’u 100 Milyon Dolara Satın Aldı

2000 yılında Fatih İşbecer tarafından kurulan, Türkiye, Ortadoğu ve uluslararası pazarlardaki kurumlara mobil bankacılık, mobil ödemeler ile mobil ticaret çözümleri sunan ve bugün yaklaşık 130 çalışanı bulunan Türkiye merkezli teknoloji şirketi Pozitron, Mobil Para alanında dünya liderleri arasında yer alan ve Londra borsasında işlem gören Monitise Plc tarafından, toplamda 100 milyon Amerikan Doları bedel karşılığında satın alındı.

Monitise Group CEO’su Alastair Lukies satın alma ile ilgili şu açıklamayı yapıyor: “Pozitron’un bünyemize katılması küresel bir teknoloji sağlayıcısı olarak mobil teknolojilerdeki liderliğimizi daha da pekiştiriyor. Anlaşma, ödemelerin her geçen gün daha dijital hale geldikçe, birlikte çalıştırılabilen mobil ödeme servislerine olan talebin yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa, Ortadoğu ve dünya genelinde hızla arttığını gözlemlediğimiz bir dönemde gerçekleşti.”

Türkiye’nin mobil teknoloji alanındaki önde gelen şirketi, İstanbul merkezli Pozitron; bankacılık, telekomünikasyon, perakende ve ilaç sektörlerindeki 30’dan fazla önde gelen şirkete yeni nesil mobil çözümlerini sunuyor. Bu şirketler arasında Türk Hava Yolları, eBay, ING, BNP Paribas bünyesinde faaliyet gösteren TEB, GlaxoSmithKline ve Hepsiburada yer alıyor. Pozitron’un yerel finans pazarında hizmet sunduğu şirketler arasında Türkiye’nin en büyük bankası Türkiye İş Bankası, Türkiye’nin en büyük dördüncü özel bankası Yapı Kredi ve Bankalararası Kart Merkezi yer alıyor. Pozitron’un Ortadoğu’daki müşterilerinin arasında Ortadoğu’nun en büyük 15 bankası arasında yer alan ANB ve Katar’ın en büyük katılım bankası QIB bulunuyor.

Fatih İşbecer 2000 yılında Pozitron’u bir yazılım geliştirme firması olarak kurmuş ve daha sonra da 2005 yılında Mete Balcı ve ardından Fırat İşbecer’in katılımlarıyla şirketi mobil alanında ilkleri gerçekleştiren bir teknoloji lideri haline getirmişti. 2008 yılında, entegre mobil bankacılık ürünü kategorisinde Harvard Business School’un düzenlediği Küresel İş Planı Yarışması’nı kazanan Pozitron, Deloitte’un Türkiye’nin en hızlı büyüyen Top 10 şirketi listesinde yer almanın yanında Deloitte Technology Fast500 EMEA 2011, 2012 ve 2013 ödüllerinin de sahibi olmuştu.

Pozitron Kurucusu ve CEO’su Fatih İşbecer, Monitise bünyesine katılma anlaşmasıyla ilgili şu görüşleri paylaşıyor: “Bundan dokuz yıl kadar önce ticari odağımızın kalbine mobili yerleştirdiğimizde, mobil yazılım, yenilikçi tasarım ve kullanım kolaylığının insanların mobil hayatta paralarını yönetme şekilleri üzerinde bir vizyon edinmiştik. Monitise bünyesine katılmak bu vizyonu hızlandırmanın yanında bizlere Grup içerisindeki benzersiz teknolojiler ve uzmanlığa erişim imkânı sunacak. Mobil teknolojilere yönelik talebin artışı ışığında, Monitise ekibinin bir parçası olmayı dört gözle bekliyoruz.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

Bir Cevap Yazın

Müşteri Deneyimi Neden Şansa Bırakılmaz?

Ürün-fiyat-kalite zincirinin son halkası deneyim ve günümüzde şirketler ancak müşterilerine daha iyi bir deneyim sunarak farklılaşabilirler. Bu yazıda müşteri deneyiminin neden önemli olduğunun, odaklanılması durumunda getirilerinin neler olacağının, odaklanılmaması durumunda ise nelere mal olabileceğinin üzerinde duracağım.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanlar, dolayısıyla müşteriler ve beklentileri de değişti. Artık her türlü bilgiye sadece saniyeler içinde ulaşılabiliyor. Bu hıza alışan müşteriler attıkları her adımda aynı hızı bekler hale geldiler. Şirketler de teknolojiyi kullanarak bu beklentiye cevap vermeye çalışıyorlar. Teknolojinin etkisi ve hızın artmasıyla birlikte mesafeler giderek kısalmaya başladı. Dünya hızla küresel bir köy olma yolunda ilerliyor, her geçen gün sınırlar biraz daha silikleşiyor. Şirketler küreselleşme stratejileriyle ve dijitalleşmenin desteğiyle hizmet sundukları ülke sayısını sürekli arttırıyorlar. Bunun bir sonucu olarak yerel marketlerde faaliyet gösteren orta ölçekli şirketler global markalarla rekabet içine girmeye başladılar.

CMO’ların %81’inin Ajandasında Müşteriyi Elde Tutmak Var

Rekabetin yoğun olduğu ortamlarda yeni müşteri kazanmak ve mevcut müşterileri elde tutmak çok daha kritik hale geldi. Aberdeen Grup’un 2015 yılında yaptığı bir araştırmaya göre Pazarlama Genel Müdür Yardımcılarının %81’inin ajandasında mevcut müşterileri elde tutmak var. Yaşatılan en ufak bir kötü deneyimde müşteriler hizmet aldıkları şirketleri bırakmaya daha meyilli. Bunun bir nedeni de çok fazla seçeneklerinin olması.

Müşteri deneyimi ile ilgili yapılan birçok araştırma var. En göze çarpan sonuçları aşağıdaki şekilde toparlayabiliriz:

  • Müşterilerin %86’sı daha iyi bir deneyim için daha fazla ödemeyi göze alıyor. (Right Now)
  • Kullandığı ürün ya da aldığı hizmetten çok memnun bir müşteri bu deneyimini 4 ila 6 kişi ile paylaşır. (White House Office of Consumer Affair)
  • Şirketlerin %80’i çok iyi bir müşteri deneyimi sunduğunu söylüyor. Müşterilerin ise sadece %8’i onlarla aynı fikirde. (Bain&Company)
  • ‘Çok iyi’ bir müşteri deneyimi %86, ‘Çok kötü’ bir müşteri deneyimi %13 oranında müşterileri tekrar satın almaya iter. (Temkin Grup)
  • Kötü bir müşteri deneyimi yaşayan müşterilerin %89’u rakip firmaya gidiyor. (Right Now)
  • Memnun kalmayan müşterilerin %98’i şikayet etmez, sadece bırakıp gider. (1Financial Training services.)
  • Kullandığı ürün ya da aldığı hizmetten memnun olmayan bir müşteri bu deneyimi 9 ila 15 kişi ile paylaşır. Bu müterilerin yaklaşık %13’ünün ise deneyimini paylaştığı kişi sayısı 20’den fazla olmaktadır. (White House Office of Consumer Affair)

Mutsuz Müşteriler Sadece 20 Kişiye mi Ulaşır?

Her ne kadar mutsuz müşterilerin 9 ila 15 kişiyle olumsuz deneyimini paylaştığı söylense de özellikle sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle bu sayı artık çok daha fazla. Kötü deneyim yaşayan bir müşteri sosyal medyada binlere, bazen milyonlara ulaşabiliyor. Bunun en güzel örneklerinden biri Dave Carroll’ın United Airlines ile yaşadığı deneyim.

Dave 3500 dolar değerindeki Taylor marka gitarı ile Halifax’ten Nebraska’ya yolculuğa çıkar. Uçaktayken bagajların nasıl taşındığında şahit olur. İçinde gitarının da bulunduğu bagajlar görevliler tarafından birbirlerine atılmakta, birçoğu bu esnada yere düşmektedir. Chicago aktarmasında indiğinde bu olayı 3 farklı görevliye anlatır ama kimse onu umursamaz. Nebraska’ya vardığında ise gitarının kırıldığını görür. Yetkililere ulaşmak ister ama sürekli hatalarının olmadığını, şikayetine ilişkin kimsenin bir şey yapamayacağını dinler. Sonraki 9 ay boyunca farklı yollarla şirket yetkililerine ulaşıp hatalarını telafi etmelerini ister fakat başaramaz. Sonunda müzisyen olarak bi şarkı yazarak yaşadıklarını anlatmak ister ve yazdığı şarkıya bir de klip çekerek Youtube’a koyar.

“United Breaks Guitars (United Gitarları Kırar)” şarkısı bir anda fenomen olur; ilk 24 saatte 150 bin, ilk hafta sonunda ise tam 2 milyon kez izlenir. Birçok haber kanalında çıkar. Konuyla ilgili açıklama yapan ve Dave’den özür dileyen havayolu şirketi için artık çok geçtir. Dave’in hikayesi şimdiye kadar sadece youtube’da 16 milyon kez izlendi ve bir çok üniversitede vaka analizi olarak paylaşılmaya devam ediyor.

Siz Tasarlamasanız da Müşteriler Deneyimi Yaşıyor

Bu örnekten de yola çıkarsak, kötü bir deneyimin sadece 20 kişiye ulaştığını pek söyleyemeyiz. Müşteri Deneyimi üzerine odaklanılmadığında çok kötü sonuçlar doğurabilir, yıllarca oluşturmak için adım adım uğraşılan marka imajını bir anda yerle bir edebilir. Müşteri Deneyimine kaynak, zaman, enerji ayırmamak tabii ki bir tercih, fakat şirketler bu konuya odaklansalar da odaklanmasalar da müşteriler onlarla bir deneyim yaşamaya devam edecek. Belirlenmeyen, ölçülmeyen, kontrol edilmeyen deneyimler ise daha iyi hale getirilemez. Daha iyi bir deneyim için öncelikle müşterilerin yaşadıkları yolculuklar belirlenmelidir. Her bir yolculukta müşterilerin şirkete dokunduğu kanallar iyi tespit edilmeli, o kanallarda hangi duyguların yaşatıldığı açığa çıkarılmalıdır. Belirlenen müşteri deneyimi yolculukları düzenli olarak ölçülmeli ve gelişim alanlarıyla birlikte sürekli takip edilmelidir. Dave’in örneğinde olduğu gibi mutsuz müşterilerle karşılaşıldığında ise iyi bir hizmet telafisi stratejisi ile onların gönüllerini almak gerekiyor. Tüm bunları yapabilmek içinse tabii ki ilk olarak odaklanılması gereken konular şirket kültürü ve çalışan deneyimi. Bu konulardaki detaylı bilgi için daha önceki yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

C2c Nedir, Nerelerde Kullanılır?

C2c Nedir ve Nerelerde Kullanılır?

Consumer to Consumer Tüketiciden Tüketiciye, B2B (Firmadan firmaya), B2C (Firmadan tüketiciye), pazarlama stratejilerinden sonra dijital çağa ayak uyduran C2C (tüketiciden tüketiciye) pazarlama stratejisi bugünün ve geleceğin yeni trendi arasında yer alacak gibi gözüküyor.

B2B; “Business to Business” kelimesinin kısaltması olan B2B şirketler arası ticaret, pazarlama ve satış çalışmalarına verilen kısa isimdir. Şirketler de B2B olarak daha çok yeni nesil iş metotlarından bahsedilmektedir.

B2B dijital pazarlamanın işletmeler için avantajlarına göz atalım;

B2B pazaryerleri ile alıcı ve satıcılar biraraya gelerek alım satım işlemlerinin maliyetlerini düşürmektedirler.

Üretim, stok ve işletme maliyetlerini düşüren B2B entegrasyonları ile rakiplerine avantaj sağlamaktadırlar.

Düşük stok maliyeti ve yüksek karlılık elde etmek için bu üretim ve stok sistemlerini dijital pazarlama ile birleştirmektedirler.

B2B pazarlama geleneksel pazarlama metodlarına göre daha başarılı sonuçlar vermektedir.

B2B ve içerik pazarlaması kullanımı adlı yazımızı daha önce sizlerle paylaşmıştık.

B2C: Firmadan son kullanıcıya yani tüketiciye yönelik e-ticaret olarak adlandırılır. Tüm IdeaSoft kullanıcısı e-ticaret siteleri birer B2C e-ticaret sitesidir. B2C e-ticaret modelinde firmalar ürünlerini ve hizmetlerini kendi sanal mağazalarında veya bir çok firma’nın ürünlerini satışa sunduğu alışveriş portallarında satışa sunabilirler. Tüketiciler ise aradıkları ürünleri bu e-ticaret siteleri üzerinden bularak online alışveriş süreçlerini online veya offline tamamlayabilirler. Günümüzde B2C e-ticaret modeli tüm perakendeciler için önem taşımaktadır. Amazon B2C pazarlamanın en güzel örneklerinden biridir.

B2c e-ticaretin sağladığı avantajlara bakacak olursak;

  • Yılın 365 günü, günün 24 saati sipariş alabilme olanağı
  • Kendi yerel pazarınızla yetinmeyip, başka kentlerdeki ve yurtdışındaki pazarlara da açılabilme, rekabet gücü elde edebilme şansı.
  • Büyük firmaların sahip olduğu ihracat olanaklarından küçük firmaların da yararlanabilme şansı.
  • Müşteri yönünden alışverişte zaman, mekan gibi zorunlulukların ortadan kalkması. Ayrıca alışveriş sürecinin uzamadan kolayca tamamlanması.

C2c Nedir?

C2c’nin ingilizce açılımı (Consumer to Consumer) anlamına gelmektedir. Tüketiciden tüketiciye yapılan e-ticaret’in kısaltılmış global anlamıdır. Tüketicilerin birbirleriyle yaptıkları online alışverişi ifade etmektedir. Online platformda tüketiciler bir araya gelerek ürün ve hizmetlerini sergilerler. Burada alıcı ve satıcılar tüketicilerdir ve birbirlerinin ürünlerini online ve offline olarak satın alma imkanına sahiptirler.

C2c  hangi alanlarda kullanılır?

C2c’nin oluşuma bakıldığında ürünlerini satmak isteyen tüketiciler bir e-pazaryeri ile anlaşırlar. Alıcı üye olduğu e-pazaryerinde beğendiği ürünleri GET sistemi ile satın alır. E-ticaret’in yapıldığı e ticaret sitesi bir aracı konumundadır. Alım veya satımda herhengi bir içerik girmek, bilgilendirme yapmak vb. işlemde bulunmazlar, bu işlemleri c2c e-ticaret sitesi kullanıcıları (tüketiciler) gerçekleştirirler.

B2C e-ticaret modeli ile C2C e-ticaret modeli arasındaki farklar nedir?

  • C2C e-ticaret modelinde tüketiciler arasında ve aynı anda tedarikçilerle tüketiciler arasında meydana gelen ticaretin sanal ortama geçmiş halidir.
  • B2C e-ticaret şeklinde ise sadece tedarikçiler ve tüketiciler arasında meydana gelen bir sanal ticaret söz konusudur. Bu e-ticaret şekli komisyon usülü gelir elde etmeye dayanmaktadır.
  • B2C e-ticarette ise site sahiplerin ürünleri tedarikçilerden temin eder ve kullanıcılar site üzerinden almış oldukları ürünlerden dolayı site yöneticilerinden ilgili faturalarını talep ederler.
  • C2C e-ticarette ise site sahipleri aracı konumundadır.

Peki C2c sitelerinden nasıl para kazanılır?

C2c e-ticaret siteleri’nden birden fazla yöntemle para kazanılabilir, bunlar; sanal mağaza üyelik ücretleri, ürün satışlarından komisyon, reklam ve doping ücretleridir. C2C (Tüketiciden tüketiciye) e-ticaret modeline bu  işlemler örnek verilebilir; Kullanılmış veya yeni bir eşyamızı satmak, arabamızı,ya da evimizi  başka birine satmak veya başka birinden araba, ev satın almak, en bilindik C2c örnekleri e-bay, gittigidiyor.com ve sahibinden.com’dur. Ayrıca son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz ve sosyal medya reklamı oldukça yayılan Dolap.com’dur.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link