Mobil Pazarlama Stratejileri İçin 10 İstatistik 0

Teknoloji ilerledikçe hayatımızdaki dijitalleşme de yüksek bir ivme ile artmaya başladı.  Hal böyle olunca dijital dünyanın dinamiklerini anlamak, farkındalık yaratmanın en önemli unsuru haline geldi. Bu dinamikleri anlamanın yolu da akıllı cihazların geldiği ve geleceği konumları iyi analiz etmekten geçiyor.

İstisnasız bütün otoriteler yıllardır ağızlarından ‘mobil’ kelimesini düşürmüyor. Pazarlamasyon olarak bizim de en çok yer verdiğimiz konulardan biri olan mobilin hayatımıza nasıl penetre olduğu ile ilgili 10 istatistik vermek istiyorum.

Öncelikle akıllı cihaz penetrasyonuna bakalım. ABD’de %60’a yaklaşan bir penetrasyon mevcut. Türkiye’de ise ABD’yi %20-25’lik bir geriden takip ediş  söz konusu. Ayrıca dünyada 2013 ortasında toplam 1.5 milyar akıllı telefon ve tablet kullanılacağı tahmin ediliyor.

Yukarıdaki genel grafikten sonra biraz daha spesifik istatistiklerle ilerleyelim. Örneğin mobildeki satın alma alışkanlıkları ne durumda? 2011  verilerine  göre insanların %56’sı mobil satın alım anında evde oluyor. Dışarda olanlar veya işte olanların dilimi ise %42.

Mobilde en çok tercih edilen ürün kategorisi ise dijital ürünler. Dijital ürünleri elbiseler ve biletler takip ediyor.

Akıllı telefonların en sık nerede kullanıldığı da pazarlama faaliyetleri için oldukça önemli bir durum. Şubat 2012’de ABD’de yapılan bir araştırmaya göre akıllı telefonların en sık kullanıldığı alanlar evler (%96). Aşağıda diğer yerleri de görebilirsiniz.

Peki mobili ne için kullanıyoruz? Çoğumuzun tahmin ettiği gibi akıllı cihazları en çok oyun amaçlı kullanıyoruz. Bu da oyun içi reklamların önümüzdeki dönemlerde ivmesinin daha da artacağının kanıtı.

Geçtiğimiz yıl bu dönemde  eMarketer tarafından yapılan bir araştırma ise alışveriş için tercih edilen mecraları sıralıyor.Mobilin payı ise araştırmanın üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen bir hayli yüksek.

Mobil ile ilgili dikkat çekici bir diğer istatistik ise tüketicilerin, mobil web sitelerindeki uyumsuzluğa karşı olan yaklaşımları. Tüketicilerin %46’sı mobil web sitelerin düzgün çalışmadığını / uyumsuz olduğunu farkettiklerinde o siteye tekrar girmek istemiyor.

Son olarak da ülkelere göre mobil trafik payları ve mobil ticaretin akıllı telefonlar ve tabletler arasındaki dağılımı anlatan bir infografiği göstermek istiyorum. İnfografik, mobilin ne noktada olduğunu gözler önüne seriyor.

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Mobil Mesajlaşma Alanında En Popüler 5 Uygulama 0

Cep telefonuyla mesajlaşmak isteyen kaç kişinin aklına ilk olarak SMS, yani bizim bildiğimiz klasik kısa mesaj hizmeti geliyor? Mobil iletişim faturalarında her mesajın ayrı ücretlendirildiği, bedava mesaj hakkı geldiğinde tüketicilerin sevindiği, hatta günün kimi zaman dilimlerinde daha ucuz olduğu için o saatlerde mesajlaştığını hatırlıyor musunuz? Mobil mesajlaşma uygulamaları, SMS‘i hızla rafa kaldırmamızı sağladı.

Başta WhatsApp olmak üzere, birçok farklı mesaj uygulaması hayatımıza öyle hızlı girdi ve biz bu uygulamaların sunduğu ücretsiz olanaklarla sınırları o kadar çabuk kaldırdık ki, telefonla birini arayacağımıza artık ilk seçenek olarak bu platformlar üzerinden yazışıyoruz.

Yakın geçmişte Facebook’un satın aldığı WhatsApp, hâlâ en popüler mobil mesajlaşma uygulaması konumunda.

Hatta bin bir çeşit ve renkteki duygu ifadesiyle hislerimizi belli ediyor, yazdığımız mesajın iletilip iletilmediğinin yanında okunup okunmadığını da öğrenebiliyoruz. Bu da yetmiyor olacak ki mesajlaşma uygulamalarında kullandığımız kısaltmalarla, zamanla yeni ama garip bir dil oluşturuyoruz, birbirimize dosya gönderebiliyoruz. Onlarca kişinin buluşup muhabbetin dibine vurduğu sohbet grupları ile firmaların sohbet uygulamaları üzerinden müşteri hizmetleri vermeleri konularına hiç girmiyorum bile.

Mobil mesajlaşma uygulamalarının günümüzde, aylık 5 milyardan fazla aktif kullanıcıya ulaşmış olması, konunun ne kadar popüler olduğunu ortaya koyuyor. Durum böyleyken, bu işlevdeki uygulamaların son derece çeşitlilik gösterdiğini de söylemeliyiz. Çünkü farklı ülkelerde, farklı demografik özellikler taşıyan kesimlerce farklı uygulamaların popüler olduğunu, bu farklılıkların oluşmasında, kimi devletlerin internet üzerindeki sıkı kontrolünün de etkili olduğunu belirtelim. Gelin bu yıl da popülerliğini koruyacağını düşündüğümüz en popüler 5 mobil mesajlaşma uygulamasına birlikte bakalım.

WhatsApp

WhatsApp; Güney Amerika’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya, Rusya’dan Hindistan’a uzanan geniş bir coğrafyada, hemen hemen dünyanın her yerinde kullanılıyor. 25 ila 44 yaş arasındakilerin yoğun olarak kullandığı uygulama, aylık 1.3 milyarlık kullanıcı sayısıyla hâlâ en popüler mobil mesajlaşma uygulaması durumunda. Uygulama sesli ve görüntülü konuşmalarda da kalitesini güç geçtikçe artırıyor.

WhatsApp henüz reklam satışı yapmamasına ve üçüncü parti bot’ların çalışmasını engellese de markalar, bu kalabalık kullanıcı kitlesine ulaşmak istiyor. Kişiye özel ve üst düzey hedefleme yapılmışkampanyaları için hedef kitleye, bir WhatsApp kullanıcısı kimliğiyle yaklaşıp iletişim kuruyor. Uygulamanın, internet sitelerine, e-posta imzalarına veya sosyal medya profillerine gömülebilen “sohbet için tıkla” (click to chat) bağlantısı vermesi ise ürün veya hizmet sunan markalar için cezbedici bir özellik olarak karşımıza çıkıyor.

WhatsApp pazarlamasında en dikkat çekici örneklerden birine, dünyaca ünlü sos markası Hellman’s imza attı. Markanın Brezilya ekibinin fikri olan WhatsCook, aslında insanları gerçek şeflerle buluşturuyordu. Bir yemek tarifi hizmeti olmayan WhatsCook, o an WhatsApp kullanıcıların elinin altında olduğu malzemelerden yemek yapma düşüncesine dayanıyordu. WhatsCook’un nasıl bir proje olduğunu aşağıdaki videoda da görebilirsiniz.

Kullanıcılar önce WhatsCook internet sitesine üye oluyor, ardından buzdolabının içini dotoğraflayarak WhatsApp’tan gönderiyordu. Sonrasında bir aşçı bu malzemelerden bir tarif oluşturuyor ve kullanıcıya nasıl pişireceğini fotoğraflar, videolar vb. şekillerde anlatıyordu. 13000’den fazla kişinin kaydolduğu WhatsCook’ta her kullanıcı ortalama 1 saat 5 dakikalık bir zaman geçirmesi ise projenin başarısını gösteren bir sonuçtu.

Facebook Messenger

Tıpkı WhatsApp gibi dünyanın farklı yerlerinde kalabalık bir kullanıcı kitlesi tarafından kullanılan Facebook Messenger, ilk dönemlerinde çok rağbet görmese de arkasını Facebook gibi büyük bir güce dayamasının nimetlerinden yararlandı. Böylece zamanla birçok farklı özellik kazanan uygulama kendini giderek geliştirdi ve popüler sohbet uygulamaları arasındaki yerini aldı.

Önceleri sadece Facebook’un bünyesindeki bir sohbet alanıyken, daha sonra ayrı bir uygulamaya dönüşen Facebook Messenger da sıkça kullanılan sohbet uygulamaları arasında.

Esas kullanıcı kitlesinin 16-44 yaş arasında olduğu gözlemlenen uygulama, bu noktada WhatsApp’a göre daha genç kullanıcılara, yani onlu yaşlardaki kullanıcılara daha çok ulaşabiliyor. Aylık ortalama 1.2 milyar kişinin kullandığı Facebook Messenger, markalara farklı pazarlama özellikleri sağlıyor.

Örneğin markalar, hedefleme yapılmış reklamlarla Facebook kullanıcılarını haber akışı alanından sohbet alanına yönlendirip bir konuşma başlatmaya teşvik edebiliyor. Ayrıca markalar, geçmişte kendilerine Facebook üzerinden mesaj yazmış kişilere reklam içerikli mesajlar gönderebiliyor, Manychat ve Chatfuel gibi mesaj bot’larını müşteri bilgileriyle bütünleştirebiliyor. Facebook Messenger, chatbot kullanımı açısından markaların elini oldukça rahatlatıyor.

WeChat

İnternet üzerinde sıkı devlet kontrolünün olduğu, dolayısıyla internete ağır sansür uygulandığı Çin’de ise en popüler mobil mesajlaşma uygulaması farklı. 18-50 yaş arası kullanıcıların yoğun olduğu, ayda ortalama 938 milyon kişinin kullandığı WeChat, Çinliler için aslında yalnızca bir mesajlaşma uygulaması değil. Çünkü Çinliler, bu platformda aynı zamanda haber okuyor, mağaza içi ödemelerini gerçekleştiriyor, faturalarını ödüyor, para transfer ediyor, e-ticaret alışverişleri yapıyor, oyun oynuyor, taksi çağırabiliyor ve kişisel finans işlemlerini hallediyor.

Wechat’in sunduğu olanaklar, internete sıkı denetim ve sert sansür uygulanan Çin’de, sadece mobil mesajlaşmayla sınırlı değil.

WeChat bu özellikleriyle, aslında geniş çaplı bir hizmet veriyor ve dolayısıyla markalara büyük miktarda kullanıcı verisi vadediyor. Fakat ülkedeki sıkı internet denetimi nedeniyle, buradaki
kullanıcılara ulaşmak için şirketlerin devlete detaylı bilgiler içeren kayıt yaptırma zorunluluğu var ki bu da bürokrasinin süreci uzatması anlamına geliyor. Bu kalabalık kullanıcı kitlesiyle ilgilenen ABD, Hindistan, Malezya, Hong Kong, Endonezya, Güney Afrika, Tayland ve Tayvan firmalarıbile, yalnızca 100 milyon civarında kullanıcıya ulaşabiliyor ki bu rakam, bütün kullanıcıların 9’da 1’i bile etmiyor.

Yine de WeChat’te varlık göstermek isteyen markalar resmi bir hesap açarak mikro site oluşturma, içerik yayınlama ve müşteri hizmetleri sunma gibi yollarla kullanıcılara ulaşabilir. İki yolla resmi hesap açılabilen uygulamada içerik yayıncıları abonelik hesabı açıyor ve takipçilerine her gün yalnızca bir mesaj gönderebiliyor. Büyük perakende zincirleri ise genellikle hizmet hesabı açmayı tercih edip arkadaş listesindeki kullanıcılara ayda 4 mesaj gönderiyor.

Line

Gelelim bir diğer mesajlaşma uygulaması olan Line’a! Daha çok Japonya, Tayland, Endonezya ve Tayvan’da ilgi gören mobil uygulama, 10-49 yaş aralığında kullanıcılara sahip olmasıyla, çok geniş bir kitleye sesleniyor. Öyle ki Japonya’daki mobil mesajlaşma uygulamaları pazarının %94’ünü elinde tutuyor. Bahsettiğimiz 4 ülkede, aylık aktif kullanıcıların %73’ünün her gün kullandıklarını belirttiği Line bu başarısıyla, etkileşim oranını artırmak isteyen ve bu ülkelerde faaliyet gösteren markaların
iştahını kabartıyor.

Line’ın hızlı gelişimini, saygın ekonomi gazetesi The Wall Street Journal da doğruluyor. Gazeteye göre, 15 ayda 2 milyon yeni kullanıcı edinen uygulama, bugüne kadar en hızlı büyüyen sosyal iletişim platformu durumunda ve kullanıcılarının %30’u içerikleri beğeni, yorum ve paylaşma yoluyla etkileşime giriyor.

Line, Endonezya, Tayvan, Tayland ve Japonya’da en popüler mobil mesajlaşma uygulaması konumunda.

Line’da resmi hesapla yer alan markalar bir profil sayfası oluşturabiliyor, her takipçisine sohbet mesajları gönderebiliyor, takipçilerinin haber akışında içerik paylaşabiliyor, anahtar kelime tabanlı cevap veren ve içerik üreten chatbot’lar kullanabiliyor, kullanıcıların demografik bilgileri ve ilgi alanlarına göre Line reklamlarını iyileştirebiliyor, marka logolu ücretsiz sanal çıkartmalar dağıtabiliyor ve ürününü alan müşterilerini bu çıkartmalarla ödüllendirebiliyor.

Ünlü İngiliz müzik grubu The Beatles üyesi, yaşayan efsane Paul McCartney de hayranlarına ulaşmak için Line’ı seçenlerden biri olarak biliniyor. McCartney’in, uygulamayı kullanan 12.5 milyon takipçisi Facebook, Twitter ve Instagram’daki takipçilerinden daha kalabalık bir kitle oluşturuyor. Sanatçı da buradaki potansiyeli görmüş olmalı ki Line’daki her hayranına ayrı ayrı özel mesajlar gönderdi ve diğer sosyal ağlardan çok daha fazla etkileşimi bu platformda kurdu.

Slack

Hep eğlenceden, geyik muhabbetinden, yiyip içtiğimizden konuşacak değiliz ya; biraz da iş konuşalım. Özellikle kalabalık ve çok sayıda bölümden oluşan şirketlerde, sağlıklı bir iç iletişim bugün her şeyden daha da önemli hâle geldi.

Şirketlerin iç iletişimini üstlenen Slack, iş yaşamında önemli bir rol oynuyor.

İşte Slack de bu noktadan hareket ederek ortaya çıktı ve bugün, iş dünyasının ünlü dergisi Fortune’ın hazırladığı, En İyi 100 Şirket listesindeki firmaların 77’sinde kullanılıyor. Günde ortalama 5 milyon kişinin kullandığı uygulama en fazla ABD’de ilgi görüyor. Slack özellikle de B2B olarak faaliyet gösteren markaların gözdesi durumunda. Uygulamanın iş dünyasına hitap etmesi nedeniyle, seslendiği yaş aralığı diğer mobil mesajlaşma uygulamalarından doğal olarak biraz daha yüksek. Slack’in kullanıcı kitlesi daha çok 25-54 yaş arası kullanıcılardan oluşuyor.

Perakendecilerin Müşteri Deneyimini Artırmak İçin Kullanabileceği 4 Dijital Yol 0

İnsanların hayatını her geçen gün daha da kolaylaştırmak adına üretilen dijital uygulamalar perakende sektörü için ne kadar bir tehdit oluştursa da perakendecilerin onu doğru kullanmasıyla müşteri deneyimini üst düzeye taşıyabilecek bir alt yapıya sahip.

Müşterilerin dijital ortama doğru kayan alışveriş alışkanlıkları birçok perakendeciyi 2017 yılında küçülmeye itmiş durumda. Perakendeciler bu değişim sonucunda mağaza sayılarını azaltmaya başlasa da önlerindeki fırsatın büyüklüğü ise oldukça kayda değer. Günümüz pazarlama anlayışının marka ve müşteri deneyimi üzerine kurulması perakendeciler için eşsiz bir fırsat.

Bu yazımızda perakendecilerin müşteri deneyimini üst düzeye çıkarabilecek dijital kanallara değineceğiz.

  1. Mağaza ve Ürün Bilgilendirme Uygulamaları

Alışverişçilerin mağazalardan alışveriş yapma deneyimini olumsuz etkileyen en büyük faktörlerden bir tanesi mağaza içinde ürünlere kolay ulaşamamaları ve ürün hakkında detaylı bilgiye sahip olamamaları. Ziyaretçileri satın alma davranışından bile vazgeçirebilen bu faktörü onlara alışveriş öncesinde yapılacak bir bilgilendirme uygulamasıyla yok etmek ise mümkün.

ABD merkezli Home Depot bu uygulamaların en başarılı örneklerinden birine imza atmış bulunuyor. Home Depot geliştirdiği uygulamanın içerisinde müşterilerine istedikleri ürün hakkında detaylı bilgileri sunarken, bu ürünlerin mağazalarının içindeki tam lokasyonunu da onlara sunarak müşterilerinin alışverişlerini oldukça kolaylaştırıyor. Bu uygulamanın içinde müşteriler aynı zamanda sepetlerini online olarak oluşturabiliyor ve mağazalara giderek bu sepetlerin sadece teslim alma kısmını gerçekleştirebiliyor.

Bu tarz bir uygulamayı 2014 yılında Amerikan perakende devi Wallmart’ta hayata geçirerek müşterilerine mağaza içinde ürün arama hizmeti sunmuştu. Bu uygulamayı hayata geçirdikten sonra mağazalarının %99’unda kullanıma açan Wallmart müşterilerine sağladığı kolaylıkla büyük bir yankı uyandırmayı başardı.

2. Gerçek Zamanlı Stok Bilgileri

Müşterilerin alışveriş yaparken dikkat ettiği önemli noktalardan bir tanesi ise ürünlerin stok bilgileri. Mağazaya uğradıktan sonra aradığı ürünü stoklarda bulamayan müşteriler yaşadıkları hayal kırıklarıyla markaya bir ön yargı besleyebilmekte. Bu ön yargıda zamanla müşterileri markadan uzaklaştırarak alışveriş sıklığını azaltmakta. Kaliforniya merkezli içecek firması BevMo bu duruma bulduğu çözümle müşterilerini bu sıkıntıdan kurtarmak için önemli bir adım atmış bulunuyor. BevMo web sitesinde yer alan ürün detay kısmında müşterilerine gerçek zamanlı ve lokasyon bazlı stok bilgilerini sunuyor. Müşterilerinin yakınındaki mağazaları ortaya çıkartıp stoklarını gösteren bu uygulama sayesinde BevMo müşterilerinden oldukça olumlu geri dönüşler almış durumda.

 

 

 

 

 

 

3. Mağaza İçi Harita Uygulamaları

Özellikle büyük ölçekli mağazalarda müşteriler bazen kendilerini bir labirentte kaybolmuş gibi hissedebiliyor. Kendilerini bir çıkmazda hisseden müşterilerin alışveriş deneyimleri bilinçaltlarında doğal olarak olumsuz olarak yer ediyor. Bu kötü deneyimi müşterilerinin hayatından çıkartmak isteyen Target Cartwheel isimli uygulamasına entegre ettiği mağaza içi haritası sayesinde müşterilerinin alışveriş deneyimini üst düzeye çıkartmayı başarmış durumda. Target uygulamanın içerisine yerleştirdiği indirim kuponları, anlık indirimler sayesinde müşterilerini uygulamaya kullanmaya da yönlendirmeyi başarıyor.

Harita uygulamalarına oldukça önem veren Google ise bu konuda farklı bir adım atmış bulunuyor. Google geliştirdiği Indoor Map uygulamasıyla anlaştığı mağazalarda müşterilerin online şekilde gezinebilmesini sağlıyor.

 

 

 

 

 

 

4. Proximity Marketing

Kişisel alan pazarlaması olarak da çevirebileceğimiz Proximity Marketing müşterilere her zaman kullandığı akıllı cihazlarıyla ulaşmanın en verimli yollarından bir tanesi. Genel olarak Beacon teknolojisi kullanılarak hayata geçiriliyor bu çalışmalar. Mağaza içerisine yerleştirilen beacon cihazı sayesinde müşteri mağazaya girer girmez ona özel fırsatların yaratılması müşterilerin mağazaya olan ilgisini artırmayı kolaylıkla başarıyor.

Konuma dayalı bu teknolojiler ne kadar akıllarda soru işareti yaratsa da aşağıda yer alan araştırmanın sonuçları tüketicilerin bu uygulamalara hazır olduğunu gösterir cinsten.

  • Müşterilerin yüzde 53’ü kendine özgü fırsatları yakalamak için konumunu paylaşmaya hazır,
  • Yüzde 57’si konum bazlı pazarlamanın daha etkili olduğunu düşünüyor,
  • Yüzde 62’si konuma dayalı fırsatları yakaladığında arkadaşlarıyla da paylaşmaya meyilli,
  • Doğru uygulamayla reklamı yapılan ürüne olan ilginin 19 katına çıktığını raporlayan mağazalar var.

 

Şu an için bu tarz teknoloji yatırımları perakendeciler için ne kadar maliyetli gözükse de müşteri deneyimini üst düzeye çıkaracak bu yatırımlar sayesinde gelecekte rakiplerinin bir adım ötesinde rekabete başlamış olacaklar.

 

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
%65'e Varan İndirimle Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link