IAB’nin Mobil e-Ticaret-Global Perspektif Araştırması Yayınlandı [İnfografik]

IAB ABD’nin 19 ülkeyi kapsayan Mobil e-Ticaret-Global Perspektif Araştırması’na göre, mobil alışveriş tüm dünyada yeni bir norm olmaya başladı. Araştırmaya göre tablet ve akıllı telefon kullanıcılarının dörtte üçü son altı ayda akıllı telefonlarından veya tabletlerinden ürün veya hizmet satın aldı. Satın alanların yüzde 23’ü mobil cihazlarından her hafta alışveriş yapıyor. Akıllı telefon ve tabletler üzerinden aylık mobil alışveriş yüzdelerinin en yüksek olduğu ülkelerin başında Türkiye (%44) ve Çin (%42) geliyor. İngiltere, Singapur ve Avustralya’daki mobil kullanıcılar da alışverişlilerin büyük bir kısmını mobil ekranları üzerinden yapıyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 57’si bir yıldan fazla bir süredir mobilde satın alma yapmaları dikkat çekiyor. Avusturya, Peru ve Kolombiya ise mobil pazarı yeni benimseyen ülkeler arasındaki yer alırken, son bir sene içinde ilk mobil alışveriş deneyimini yaşayan ülkeleri Meksika, Fransa, Türkiye ve Şili takip ediyor.

1476947514_mobil_commerce___nfografik_tr-compressed

IAB Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Kurşun mobilin Türkiye’deki gelişimini “Mobil Türkiye’de de hızla büyüyor. IAB Türkiye olarak açıkladığımız AdEx-TR 2016 ilk yarı Dijital Reklam Yatırımları raporuna göre, mobil display reklam yatırımları 145 milyon TL’ye ulaştı. Araştırmada Türkiye’nin aylık mobil alışverişte yüzde 44 ile birinci olması ülkenin potansiyelini ortaya koyan önemli bir gösterge. Doğal olarak bu gelişmeler iş yapma yöntemlerimizde de değişime neden olacaktır” sözleriyle değerlendirdi.

Mobil alışveriş deneyimi, rahatlık, zaman ve fiyat tasarrufu sağlamasından dolayı ankete katılanların yüzde 80’inden yüksek not aldı. Ayrıca, katılımcıların yüzde 62’si gelecek altı ayda akıllı telefon ve tabletlerinden daha fazla alışveriş yapmayı planlıyor. Araştırmada İngiltere, Brezilya, Fransa, İrlanda ve Peru gibi ülkelerin mobil alışveriş oranlarını artırma eğiliminde olduğu gözlendi.

Mobilde alışveriş yapanların yüzde 76’sı son altı ayda mobil reklamlarla etkileşime geçtiklerini belirtti. Yüzde 33’lük kesim daha fazla bilgi almak için reklamları tıklarken, yüzde 28’i reklamverenin web sitesini ziyaret ettiğini belirtti. Yüzde 21’i ise satın alma için tıklama yaptı.

Araştırmada sosyal medyanın mobil ticarette oynadığı öneme de vurgu yapılıyor. Dünya genelinde mobil satın alma gerçekleştirenlerin yüzde 60’ı satın aldıkları ürünleri sosyal platformlarda keşfettiklerini söyledi.

IAB Mobil ve Video Başkan Yardımcısı Anna Bager, “Mobil cihazlarda ‘satın al’ butonuna basmak artık dünyada normal bir durum. Pazarlamacıların ve medya ajanslarının mobil kullanıcılar ile anlamlı bir ilişki kurmak, her türlü alışveriş aktivitelerini ve yatırımlarını artırmak için akıllı telefon ve tabletleri önemli bir araç olarak benimsemeleri gerekiyor.’’dedi.

Araştırmada kredi/banka kartları ve mobil cüzdan yüzde 40 ve yüzde 37’lik oranlarla mobilde en çok kullanılan ödeme sistemleri olarak göze çarptı.

Mobil cüzdan kullanıcılarının mobil ticareti diğer mobil alışverişçilere göre daha yoğun kullandığı gözlemlendi (%36’ya %23 oranla). Ek olarak mobil cüzdan kullanıcılarının diğerlerine göre mobil reklamlar ile daha çok ilgilendikleri ortaya çıktı. (%82’ye %76 oranla). Araştırmaya katılanların yüzde 18’i son altı ayda mobil cüzdanları satın alma kolaylığı sağladığı için kullandıklarını belirtti. Yüzde 47 ile en çok mobil cüzdan uygulamalarını kullanan ülke Çin olurken, onu yüzde 42 ile Norveç, yüzde 24 ile İngiltere ve yüzde 20 ile Japonya takip etti. Çevrimiçi ve çevrimdışı mobil cüzdan kullanıcıları da dahil edildiğinde teknolojinin ödeme sistemlerinde önemli bir yeri olduğu görülüyor. Mobil cüzdan kullanımının en fazla olduğu alanlar ise şöyle:

  • Mobil uygulama ve güncellemeleri için %43
  • Film ve müzik gibi dijital içerikler için %42
  • Web sitesi veya uygulamalardan ürün siparişi için %41
  • Kafe, bar veya marketlerden yiyecek içecek ödemeleri için %40

Metodoloji

OnDevice Research tarafından hazırlanan 22 soru 19 ülkede (ABD, Avustralya, Avusturya, Brezilya, Kanada, Şili, Çin Kolombiya, Fransa, İngiltere, İrlanda, İsveç, Japonya, Meksika, Norveç, Peru, Türkiye, Singapur, Yeni Zelanda) 22 Temmuz – 17 Ağustos 2016 tarihlerinde araştırmaya katılanlara soruldu. Tüm katılımcılara satın alma sıklığı, satın alınan ürünler, nereden alındığı, ne kadar harcandığı gibi aynı sorular soruldu. IAB ABD’nin yapmış olduğu bu araştırma IAB Avusturya, IAB Brezilya, IAB Çin, IAB Fransa, IAB İngiltere, IAB İrlanda, IAB İsveç, IAB Kanada, IAB Kolombiya, IAB Meksika, IAB Norveç, IAB Peru, IAB Singapur, IAB Şili, IAB Türkiye, IAB Yeni Zelanda ve Japonya İnteraktif Reklamcılık Derneği’nin destekleri ile gerçekleştirildi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

2020’de Mobil Reklamların Yüzde 63’ü Native Olacak

 

IHS’in yayınladığı rapora1 göre, 2020 yılında dünya çapındaki medya satın almacılar mobil reklama 84,5 milyar dolar harcayacak. Tüm dijital reklam harcamalarının yüzde 75,9’u ise mobil reklama harcanacak.

Mobil reklamcılığın gelişimindeki en önemli unsurun doğal reklamlar olduğuna işaret eden FreakOut Türkiye Ülke Müdürü Okay Tuğ, “Beklentilere göre, mobil reklamların yüzde 63’ünden fazlası doğal reklamlardan oluşacak. Doğal reklamların bu kadar tercih edilmesinin başlıca sebepleri arasında en belirleyici faktör ise etkileşim oranları. Doğal reklamlar, banner reklamlara kıyasla yüzde 20 ila 60 arasında daha fazla etkileşim sağlıyor” dedi.

Yapılan araştırmalara göre, mobil cihazlardaki ekranlar her ne kadar küçük olsa da kullanıcıların göz hareketleri incelendiğinde banner bulunan alanların göz ardı edildiği, doğrudan içeriğe odaklanıldığı görülüyor. Doğal reklamlar tam da bu noktada internet kullanıcılarını rahatsız etmeden, keyif alabilecekleri içerikleri barındırarak kullanıcıların dikkati çekmeyi başarıyor.

Türkiye’de doğal reklam yatırımları hızla artıyor [2017 ilk 6 ay]

IAB’nin rakamlarına göre, Türkiye’de doğal reklamcılık (native) son bir yıl içerisinde yüzde 32’nin üzerinde artış göstererek 2017 yılının ilk 6 ayında 35 milyon TL’lik hacme ulaştı. Aynı dönemde mobil reklam yatırımları ise yüzde 59 oranında artarak 454 milyon TL’nin üzerine çıktı.

Display reklam yatırımları 2017’nin ilk 6 ayında yüzde 13 büyüyerek 618 milyon TL oldu. Display reklamlar kategorisinde en büyük payı 460 milyon TL ile Gösterim ya da Tıklama Bazlı Reklam Yatırımları aldı. Video reklam yatırımları yüzde 33,7’lik büyümeyle 122,7 milyon TL olarak gerçekleşti.

Ücretli Sıralama Yatırımlarını içeren Arama Motoru Reklam Yatırımlarının büyüklüğü 387 milyon TL olurken, İlan Sayfaları Reklam Yatırımları 49,8 milyon TL’ye çıktı. Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un etkisine bağlı olarak geçtiğimiz dönemlerde küçülme gözlemlenen E-posta yeniden büyüme trendine geçti ve ilk ayda 2,9 milyon TL oldu. Oyun İçi reklamlar ise 5,8 milyon TL’lik büyüklüğe erişti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Context Cards Özellikli Snapchat Artık Bir Sosyal Ağdan Daha Fazlası

Anlık ve kaybolan içerik anlayışıyla sosyal ağ kavramına yeni bir bakış açısı getiren ve özellikle de gençler arasında oldukça popüler bir konuma erişen Snapchat, kaynak kartları (context cards) sayesinde, artık diğer firmaların kendisi üzerinden hizmet sunmasına olanak sunacak.

Konum tabanlı Snapchat içeriklerinin, snap paylaşılan yer hakkında iş çevrelerine daha fazla bilgi aktarması bekleniyor. Bu yeni özellik, platform üzerinden rezervasyon yapma ve ortaklaşa otomobil kullanımı gibi birçok hizmete kapı aralıyor. Son olarak artırılmış gerçeklik ve sanatı birleştiren çalışmayla gündeme gelen Snapchat, bu hamlesiyle aslında bir yandan da mobil uygulama içinden yapılabilecek her şeyi daha da kolaylaştırmaya odaklandığını gösteriyor. İlk aşamada; Uber, Tripadvisor, Foursquare, Bookatable, Lyft vb. yeni kuşak şirketlerin yer alacağı bu mekanizma kapsamında gerçekleşecek ortaklıkların finansal şartları hakkında ise henüz bir bilgi verilmedi.

Snapchat’in konuyla ilgili olarak paylaştığı blog yazısında, kartların Snapchat’i dünya hakkında daha fazla şey öğrenme konusunda görsel bir başlama noktası hâline getireceği ve kullanıcıların, dikkatlerini çeken içeriklerle ilgili daha çok bilgiye ulaşmasında onları daha güçlü bir konuma getirdiği ifade edildi.

Kartlar, yararlanacak şirket kendi filtresini oluşturmuş veya söz konusu içerik kullanıcı tarafından herkese açık şekilde paylaşılmışsa, konum bilgisi paylaşılmış herhangi bir snap’te ortaya çıkabiliyor. Kullanıcılar bu hizmetten, Snapchat içeriğinin alt kısmında görünen “More” ifadesine dokunarak yararlanabiliyor. Böylece kullanıcılar; şehir rehberinden restoran yorumlarına, rezervasyon işlemlerinden Uber ile araç çağırmaya, hatta Lyft ile ortak otomobil sürüşüne kadar per çok farklı hizmetten yararlanabilecekler.

Yeni özellik şimdilik ABD, Kanada, Birleşik Krallık, Avustralya ve Yeni Zelanda’da kullanılabiliyor. Snapchat bununla birlikte hem IOS hem de Android cihazlarda kullanılabilen Context Cards özelliğinin, gelecek dönemlerde daha fazla ülkede hizmete sunulacağını da belirtti.

Snapchat, Context Cards özelliği sayesinde, kullanıcılarına daha fazla seçenek sunacak.

Sizi bilmem ama ben bir sosyal medya platformunun ideal sayının üzerinde ve çıkış amacıyla çok da ilgili olmayan özellikler kazanması taraftarı değilim. Bu durum pek çok kişi için büyük bir kolaylık sayılıyor ve ekrandaki uygulamaları azaltmanın bir yolu olarak görülüyor olabilir. Fakat bir mobil uygulama ve sosyal ağ, aynı zamanda odaklanmış deneyim de yaşatmalı. Açıkçası, bir uygulamayı açtığımda “Rezervasyon mu yaptıracaktım, araba mı çağıracaktım, haritaya mı bakacaktım, ne yapacaktım ben?” gibi kafamda deli sorularla uğraşmayı ve sonunda her şeyin birbirine karışmasını hiç istemem.

Aslında buna benzer bir örneği WhatsApp’ta yaşadık. Instagram’a gelen hikâye özelliği oldukça ilgi görmüştü. Pek çok kullanıcı bu paylaşım şeklini hâlen yoğun olarak kullanıyor. Fakat Facebook aynı özelliği, bünyesindeki diğer platform WhatsApp’a taşıdığında bunu çok sayıda kişi anlamsız bulmuştu ki özelliğin WhatsApp’ta nadiren kullanıldığını görmek de bunu kanıtlıyor.

Ben her uygulamayı, işlevine uygun bir amaca yönelik olarak kullanmak isterim. Çünkü böylesini, kullanıcı deneyimi açısından daha pratik görüyorum. Peki, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link