Cep Telefonu Pazarı: Samsung mu Apple mı?

Cep telefonları artık  yaşamımızı kolaylaştırmasının yanında hayatımızın olmazsa olmazımız haline geldi. Öyle ki, sadece 2013’ün ikinci çeyreğinde yapılan cep telefonu satışı 435 milyona kadar çıktı. Sadece 3 aylık bir dönemde böylesine yüksek bir satış rakamına ulaşılması, artık cep telefonlarının bedenimizin bir parçası haline geldiğinin en büyük kanıtı.

Satılan 435 milyon cep telefonunun 225 milyonu akıllı telefon, geri kalan kısmı ise normal cihazlardan oluşuyor. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla %46’lık bir satış artışı oranına ulaşan akıllı telefonlar, tarihte ilk kez normal cep telefonu satışlarını geçti. Normal cep telefonlarının satışı da geçtiğimiz yıla oranla %21 düşerek 210 milyonda kaldı.

Akıllı telefon satışlarının bu denli yüksek bir ivme ile artması, akıllara hangi telefon markalarının cep telefonu pazarına daha çok hakim olduğu ile ilgili soru işaretini getiriyor. Rakamlar ise şu şekilde;

 

Akıllı Telefon Satış Payları

[colored_box color=”eg. blue, green, grey, red, yellow”]

Şirket

2.Ç-13

Ürün Sayısı

2Ç-13 Pazar (%)

2Ç-12

Ürün Sayısı

2Ç-12 Pazar (%)

Samsung

71,380.9

31.7

45,603.8

29.7

Apple

31,899.7

14.2

28,935.0

18.8

LG Electronics

11,473.0

5.1

5,827.8

3.8

Lenovo

10,671.4

4.7

4,370.9

2.8

ZTE

9,687.6

4.3

6,331.4

4.1

Diğerleri

90,213.6

40.0

62,704.0

40.8

Toplam

225,326.2

100.0

153,772.9

100.0

[/colored_box]

Samsung’un akıllı cep telefonu pazarında çok büyük bir üstünlüğü mevcut. En yakın rakibi Apple’ın iki katından daha fazla bir satış rakamına ulaşan şirketin düşük fiyat stratejisi ve ürün gamının genişliği, pazarı domine etmesindeki en büyük iki etmen. İstatistikte şaşırtıcı olan marka ise Lenovo. Şirketin bu denli yüksek bir satış rakamına ulaşmasının nedeni uzak doğu pazarındaki gücü.

İşletim Sistemine Göre Satış Rakamları

[colored_box color=”eg. blue, green, grey, red, yellow”]

İşletim Sistemi

2Ç-13

 Units

2Ç-13 Market Pay (%)

2Ç-12

 Units

2Ç-12 Market Pay (%)

Android

177,898.2

79.0

98,664.0

64.2

iOS

31,899.7

14.2

28,935.0

18.8

Microsoft

7,407.6

3.3

4,039.1

2.6

BlackBerry

6,180.0

2.7

7,991.2

5.2

Bada

838.2

0.4

4,208.8

2.7

Symbian

630.8

0.3

9,071.5

5.9

Diğerleri

471.7

0.2

863.3

0.6

Toplam

225,326.2

100.0

153,772.9

100.0

[/colored_box]

Samsung, Sony, LG gibi birçok markanın işletim sistemi olan Android, Apple’ın işletim sistemi IOS’a karşı çok büyük bir üstünlüğe sahip. 2013’ün ikinci çeyreğinde  IOS’un neredeyse 6 katı fazla bir satış rakamına ulaşan sistem, bundan sonra da gücünü kaybetmeyeceğe benziyor. Microsoft’un büyük umutlarla çıkardığı sistemi ise üçüncü sırada olmasına rağmen istenilen düzeyi yakalayabilmiş değil.

Apple atakları dengeyi değiştirir mi?

apple-vs-samsung

Apple’ın pazardan daha çok pay alabilmek adına ürün gamını geliştireceğini hemen herkes biliyor. Geçmişte Steve Jobs’ın “Revolutionary Products” sistemi ile bu günlere gelen şirketin bu stratejisini değiştirip alt segmentleri hedeflemesi, elbette satışlarını arttıracaktır. Ancak tam bu noktada Apple’ın karşısına zaten bu sistemle başarıya ulaşmış bir Samsung çıkıyor. Bu karşılaşmanın galibinin kim olacağını kestirebilmek çok güç ancak rekabetin kaybedeni, bu stratejiyi uygulayan diğer küçük markalar olacaktır.  Cep telefonu pazarı giderek iki kutuplu bir hal alabilir ve birçok marka bu pazardan çekilebilir.

Önümüzdeki dönemlerde pazardaki gelişmeleri hep birlikte göreceğiz. Bakalım Apple, Samsung hegomonyasına dur diyebilecek mi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Samsung’un Uhsupp’ı WhatsApp’a Rakip Mi Oluyor?

Samsung Galaxy S9 serisinin duyurulmasına sayılı günler kaldı. Ortaya çıkan sızıntılar ile cihazın tasarımı ve donanımı netlik kazanırken, cihazın beraberinde getireceği yeni servisler, oluşturacağı farklar açısından oldukça merak ediliyor. Samsung’un yeni sosyal medya uygulaması Uhsupp da bu açıdan çok önemli.

Bu kapsamda Samsung’un yeni amiral gemisi modelleri ile birlikte, Uhsupp isimli yeni bir sosyal paylaşım ağını devreye almayı planladığı ortaya çıktı. Bu isim Samsung tarafından hem Avrupa hem de Güney Kore’de  markalaştırıldı.

Galaxy S9 için Uhsupp isimli sosyal paylaşım ağı geliştirildi!

Ancak, bu hizmetin Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan kullanıcılara sunulup sunulmayacağı henüz belli değil. Uygulama gerçek zamanlı olarak konum paylaşımı yapılmasını ve kullanıcıların mesaj gönderip almalarını sağlayacak.

Tüm bu özelliklerin daha fazlasına sahip olan ve adeta SMS’i tarihe gömen WhatsApp gibi bir servis karşısında kullanıcıların neden Uhsupp’u tercih edeceği cevap bekleyen en büyük sorulardan birisi.

Samsung’un yeni sosyal medya platformu Uhsupp’u kullanım oranlarına ve sunulacak yeniliklere bakmaksızın devam ettirmekte kararlı olacağı belirtiliyor. Ushupp’un 19 Mart tarihinde resmi olarak tanıtılması bekleniyor. Diğer Galaxy kullanıcılarının servise göstereceği ilgi şimdiden büyük bir merak konusu.

Samsung’un böyle bir adım atması konusunda siz ne düşünüyorsunuz?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Oreo, Sizi Bisküvi Avına Çağırıyor

Mobil oyunlaşmaya gösterilen ilgi arttıkça, ihtiyaç duyulan teknik altyapının edinilmesi kolaylaştıkça ve ortaya çıkan masraflar düştükçe, markalar kendi artırılmış gerçeklik (AR) deneyimlerini geliştirmeye günümüzde daha eğilimli oluyor. Gerek özgün lezzeti gerekse de uyguladığı ilginç içerik pazarlaması taktikleriyle dünya çapında nam salmış bisküvi markası Oreo da bunun son örneği oldu. Marka bugünlerde, bisküvi avıyla kullanıcıları kendine bağlamayı hedefleyen Büyük Oreo Kurabiyesi Avı (The Great Oreo Cookie Quest) adlı mobil oyun uygulaması üzerine çalışıyor.

Söz konusu mobil oyunda marka, kullanıcıların dünyanın dört bir yanına gizlediği Oreo bisküvilerini bulmaları için bazı ipuçları veriyor. Nesne tanıma teknolojisini kullanan oyun zekası, doğru nesneleri tespit edebiliyor ve böylece saklanmış Oreo’ları buluyorsunuz. Günlük olarak verilen ipuçları, çeşitli sorularla kullanıcılara iletiliyor. Örneğin uygulama “Bileğinde ne var?” dediğinde, sizin bu soruyu o an bileğinize taktığınız kol saatini uygulamaya taratıp saklı Oreo’lardan birini bulmaya yormanız gerekiyor. Taratma sonucunda, akıllı telefonunuzun ekranında bir Oreo çıkarsa bu, gizli bisküvilerden birini avladığınız anlamına geliyor.

Maliyet azaldıkça ve teknik altyapıya erişim kolaylaştıkça, markalar kendi AR deneyimlerini oluşturmaya daha da sıcak bakar oldu.

Bulduğunuz her sanal Oreo, size verilen ipucunun zorluğuna göre puanlanıyor ve oluşturulan sıralamaya bakan kullanıcılar, av performanslarını Facebook ve Twitter’daki arkadaşlarıyla veya dünyanın geri kalanındaki kullanıcılarla kıyaslayabiliyor. Oyunu oynayanlar arasında gerçek Oreo bisküvilerini uygulamaya tanıtanlar ise Google’ın California’daki merkezinden tutun da Afrika’ya kadar uzanan farklı yerlere gezi kazanma şansını yakalıyor.

Gezilerden birinin Google binası olmasının nedeni ise oldukça basit ve doğal. Zira marka, bu proje için geçtiğimiz yılın Ağustos ayında Google ile iş birliği yapmış. Hâliyle bu durum oyunda verilen ödüllere de yansımış. Hatta öyle ki ödüllerin Google ile ilişkisi California’daki merkezle de sınırlı değil. Bulunan sanal Oreo’ların kullanıcılara getirdiği ödüller rastgele seçiliyor olsa da birçoğu Google ile ilgili durumda. Kazanılan Google Play puanları ve Pixel marka akıllı telefonlar, bu noktaya ilişkin açık birer örnek sunuyor. En çok da oyunun Avrupa ve Güney Amerika pazarlarında Android robotu imajı eşliğinde pazarlanması, bunu kanıtlıyor.

Oreo için hazırlanan oyunun mantığı, Pokemon Go’ya oldukça benziyor.

Oyun mantık olarak esasen Pokemon Go’ya benziyor. 2016’da ortaya çıkan bir artırılmış gerçeklik oyunu olan Pokemon Go, pek çok ülkede popüler olmuş ve insanlar kalabalıklar hâlinde, ellerinde akıllı telefonlarıyla sokaklarda pokemon arar olmuştu. Hatta çılgınlık hâline gelen bu durum, sayısız hayati riske davetiye çıkarmıştı. Anlaşılan o ki Oreo da bu potansiyeli görmüş ve bu yolda bir çalışmayla tüketicilerin karşısına çıkmak istemiş. Markanın Pokemon Go’ya özendiğini saklamadığını da söylemeliyiz. Çünkü oyunda yakalanan Oreo’ların saklandığı yere Cookiedex adını vermiş, yani tıpkı Pokemon’lara karşı tutulunca onların hakkında ayrıntılı bilgi veren Pokedex’ler gibi. Kaldı ki Oreo yetkilileri de oyunun Pokemon Go tecrübesinden ve insanların ona verdiği tepkiden çıktığını söylüyor.

Küresel ölçekli medya ajansı Carat ile sanal ve artırılmış gerçeklik üzerine çalışan Gravity Jack gibi iki önemli kuruluşun desteğini alarak projeyi hayata geçiren The Martin Agency’nin çalışmaları tamamlaması 6 ay almış. Geçen ayın sonunda Birleşik Krallık’taki IOS ve Android tabanlı cihazların kullanımına açılan oyun, burada göstereceği performansa göre Güney Amerika, Avrupa, Rusya ve belki ABD’de kullanıcılara ulaşacak. Ajans, Oreo damgası taşıyan mobil oyunun tanıtımı amacıyla biri televizyon, üçü ise sosyal medya platformlarında yayınlanmak üzere toplam dört video hazırladı.

Büyük Oreo Kurabiyesi Avı marka için her ne kadar sosyal yanı da olan ilk artırılmış gerçeklik oyunu olsa da markanın, nesne tanıma teknolojisinden ilk kez yararlanmadığını da belirtmeliyiz. Zira Oreo, tam bir yıl önce yine Google ile birlikte çalışarak Oreo Bandırma Yarışı () isminde bir projeye imza atmıştı. Bu projede tüketiciler Oreo bisküvilerini uygulamaya taratmış ve süte bandırmadan önce Oreo’ları Google Earth yardımıyla sanal olarak stratosfere fırlatmıştı.

Konuya dair görüşlerini paylaşan Oreo Marka Pazarlama Direktörü Justin Parnell ise insanların diğer cihazlara göre mobil cihazlarda daha çok zaman geçirdiğini ve bu cihazları eğlence amacıyla giderek daha fazla kullandığını söyleyip projenin çıkış amacını açıkladı.

Oreo
Oreo, nesne tanıma teknolojisinden ilk kez Oreo Dunk Challenge adlı çalışmasında yararlanmıştı.

Sizi bilmem ama zaten Pokemon Go gibi bunun yapılmış bir örneği varken ve ilk olmanın avantajıyla bütün ilgiyi toplayıp pastanın çoğunu almışken, Oreo’nun böyle bir çalışmayla çıkagelmesini pek mantıklı bulmuyorum. Böyle olması, elbette bundan sonra artırılmış gerçeklik temelinde mobil oyun oluşturulamayacağı anlamına gelmiyor. Fakat madem marka ille de artırılmış gerçeklik odaklı bir proje yapacaktı, bu daha farklı bir şey olabilirdi ya da en azından Pokemon Go mantığına yeni ama göze çarpacak bir şeyler ekleyebilirdi.

Oreo, kültürel kodları kullanmaktaki ustalığı ve bunu yaratıcı içeriğe dönüştürmedeki becerisiyle biliniyor.

Sosyal ağlardaki özgün içerikleriyle, gerçek zamanlı pazarlamadaki başarılarıyla ve kültürel kodları müthiş bir şekilde kullanmasıyla gönlümüze giren markanın, böyle bir yola tenezzül etmesini açıkçası doğru bulmuyorum. Kaldı ki Pokemon Go rüzgârının da ilk dönemindeki gibi esmediği de bir gerçek. Markanın evdeki hesabının çarşıya ne kadar uyacağını ise şimdilik bilmiyoruz, bekleyip göreceğiz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link