Mobil Site Kullanımında Göz Önünde Bulundurmanız Gereken 4 İstatistik

Dönüşüm optimizasyonu ile ilgilenen birçok kişi Google Adwords reklamları, reklam metinleri, açılış sayfaları, harekete geçirici butonlara odaklanırlar. Bu konular her dijital pazarlama alanında çalışan uzmanlar için çok önemli olmasına rağmen, bazı web sitesi yöneticileri mobil sitelere gereken önemi vermiyorlar. Bu yazımda, neden mobil sitenize önem vermeniz gerektiğinin sebeplerini verilerle yazacağım:

1)İnsanlar mobil cihazlardan alışveriş yaparlar

Hafta sonları, hafta içine göre %20 daha fazla alışveriş mobil cihazlar üzerinden yapılıyor. Bu da gösteriyor ki, insanlar tatilde de alışveriş yapıyor fakat dizüstü bilgisayarlar yerine mobil cihazları tercih ediyor. Bu yüzden mobil sitesi kullanıcı dostu olan birçok e-ticaret sitesi yöneticisi yaz aylarında satışlarının mobil cihazlardan arttığını göreceklerdir. Pazarlama stratejilerinizde eğer mobil site yapmak ve mobil odaklı kampanyalar yapmak yoksa günün sonunda kaybedebilirsiniz.

2) Mobil Seo’da 1 numarada olmak zorundasınız

Mobil sitenize gelen trafiğin büyük bir kısmı, arama motorlarından ve e-posta pazarlama üzerinden yaptığınız kampanyalardan gelir. Yapılan araştırmalara göre müşteriler mağaza içinde bile mobil cihazlarını kullanarak fiyat karşılaştırması yapıyorlar. Müşteriler mobil cihazları internette genellikle, fiyat karşılaştırma, kampanya bulma, navigasyon amacıyla kullanıyorlar.

mobil cihaz alışkanlıkları

Her e-ticaret sitesinde olduğu gibi mobil sitelerde de gelirlerin artması için trafiğe ihtiyaç var ve bunun yollarından biri de hiç kuşkusuz ki SEO, yani arama motorlarında doğal yollardan üst sıralarda çıkmak. Fakat mobil cihazlarda bu konu biraz daha zorlaşıyor, çünkü mobil cihazların ekranı küçük olduğu için organik sonuçlarda 1. sırada çıkmak tıklama oranlarınızı masaüstü organik sonuçlarda çıkmanızdan daha yüksek olur. Ayrıca mobil cihazlarda organik sıranın üstünde çıkan reklam sayısının masaüstü cihazlarda çıkan reklamlarla aynı sayıda ve hacimde olduğunu da unutmamak gerekir.

mobil tıklama oranları

Grafikte de görüldüğü gibi mobilde 1. sırada olan mobil siteler, yaklaşık %28 tıklama oranı alırken, 2. sırada olan sadece %9.2 oranında tıklama alıyor. Aşağıda ise, masaüstü bilgisayarlardaki organik sonuçların sıralamalarına göre tıklama oranlarını görebilirsiniz. Burada 1 ve 2. sıradaki kelimelerde mobil cihazlardaki gibi çok büyük bir fark bulunmuyor.

desktop tıklama oranları

3) E-posta pazarlama trafiğinin çoğu mobilden geliyor

Her yerde ve anda internet erişimi ve mobil cihaz sayısı artmaya devam ettikçe, insanların e-postalarını mobil cihazlardan bakmaları alışkanlık haline geldi. Bu yüzden yukarıda da bahsettiğim gibi, mobil sitenizin trafiğinin çoğu arama motorları dışında, e-posta ile yapılan kampanyalardan geliyor.

cihaza göre eposta açılması

Araştırmalara göre, eğer bir müşteri, e-postasını mobil cihazdan açarsa, ürünü almaya daha yatkın olur.

4) Dönüşüm huninizin tamamı mobilde de kullanıcı dostu olmalı

Mobil sitenizin yanında, mobil satın alma sürecinizin kullanıcı açısından kolay hatta masaüstüne göre daha hızlı işlem yapabilmeyi sağlamalı. Eğer mobil satın alma huninizin yeterince kullanıcı dostu değilse, çok kolay bir biçimde müşteri kaybedersiniz. Aşağıda yapılan araştırmalarda cihazlara göre dönüşüm oranlarını görebilirsiniz.

dönüşüm oranları

Yukarıdaki verilerin de gösterdiği gibi web sitenizden daha fazla gelir bekliyorsanız mobili de stratejilerinize katmalısınız.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Wanamaker'in dediği "Reklama harcadığım paranın yarısı boşa gidiyor, biliyorum. Ama hangi yarısının boşa gittiğini bilmiyorum" sözüne istinaden doğru yarıyı bulmaya gönül vermiş biri.

Bir Cevap Yazın

MHP ve İyi Parti’nin Google Reklam Savaşı Kızıştı: Yeni Hamle MHP’den

24 Haziran‘daki erken seçime çok az bir süre kaldı ve partiler, seçim kampanyalarına iyice hız vermiş durumda. Seçime girecek partilerden biri olan İYİ Parti son günlerde yaptığı yaratıcı ve esprili hamleler yapmıştı hatırlarsanız. Tam da bu hamlelerin sonrasında, İyi Parti’nin hiç beklemediği bir karşı atak da MHP’den geldi.

Google’de “İyi Parti” kelimesine reklam veren MHP, arama yapan kullanıcıları “Ülkücülük MHP’de Olur | Başbuğ Alparslan Türkeş” sözleri ile kendi web sitesine yönlendirdi. Son zamanlarda Adwords’te yaratıcı işler yapan İyi Parti ekibinin “brand” yani “marka” kelimesine verilen bu reklam, İyi Parti’nin bu kelime grubuna çok da önem vermediğini ortaya çıkardı. Yani anlayacağınız, İyi Parti gol ararken, topu kendi ağlarında görmüş oldu.

Önümüzdeki dönemlerde reklam savaşları nasıl bir ivme ile devam eder bilinmez, şu anda durum eşitlenmiş gibi, siz ne dersiniz?

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Uydurma İsmiyle Algıları Yöneten Dondurma Markasından Çıkarılacak Pazarlama Dersi

Häagen-Dazs tüm dünyada bilinen ve sevilen prestijli bir dondurma markasıdır. İsmine baktığınızda ise İskandinav kökenli bir marka olduğunu düşündünüz değil mi? Ancak Häagen-Dazs  II. Dünya Savaşı’nı yakınen yaşayan Musevi bir ailenin çocuğu olan Reuben Mattus tarafından 1959 Amerika’da kuruldu ve isminin İskandinav dilleri de dahil olmak üzere hiçbir dilde bir anlamı yok.

Sanırım ithal olanın kaliteli olacağı algısı sadece bizde değil tüm dünyada işe yarıyor ki tüm dünyada özellikle de Amerika’da gayet saygın bir dondurma markası olup çıkmış. Bizim kültürümüzde de bir ürün pahalı ve ithal ise özellikle de Batı’dan ithalse o ürünün parasını hak ettiğini düşünürüz. Öyle ki pazardan kumaş alırken bile duyduğumuz “İthal ama ablacım bu” genelde ikna edici bir cümledir ve bu da aslında bir algı oyunudur.

Sonrasında Reuben Mattus bu pazarlama taktiğini öyle sahiplenmiş ki, başka bir Amerikan dondurma markası olan Frusen Glädjé‘e pazarlama taktiğini çalma suçuyla dava açmış ancak davayı kazanamamış. Çünkü Häagen-Dazs isminin anlamsızlığının aksine Frusen Glädjé İsveççe’de “Donmuş Zevk” anlamına geliyormuş. Yine de isminin manasızlığına rağmen tüm dünyaya yayılan markanın Häagen-Dazs olduğunu görebilmek önemli…

Häagen-Dazs örneğinden çıkarılacak önemli bir pazarlama dersi var: “Markanızın tüketiciler tarafından nasıl algılanacağı tamamen sizin elinizde.” Siz markayı kurduğunuzda ismiyle, logosuyla, reklamlarınızla tüketicilerin gözünde o markayı konumlandırırsınız. Häagen-Dazs yeni bir ürün üretmeden, yüz yıllardır yenen bir ürünü bambaşka bir strateji ile pazarlıyor ve bu şekilde Amerika’daki diğer dondurmacılardan farklılaşıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link