Microsoft Linkedin’i Bünyesine Kattı!

Microsoft’un Pazartesi günü Linkedin ile yaptığı anlaşmanın detayları ortaya çıktı. Anlaşmaya göre yazılım devi Microsoft, profesyonel ağ Linkedin’i toplamda 26.2 milyar $ değerleme ile bünyesine katıyor. Tüm işlemlerin bu yıl içinde tamamlanacağı öngörülüyor.

Kendi kültürü ve bağımsızlığı ile ayrı bir marka olarak hayatına devam etmesi kararlaştırılan Linkedin’in CEO’su Jeff Weiner’ın görevine devam etmesi kararlaştırıldı.

Dünyanın en büyük ve değerli profesyonel ağı olarak hayatına devam eden Linkedin, büyüme ve başarısına Microsoft bünyesinde devam edecek. Geçtiğimiz sene mobil uygulaması ile üye sayısını ve etkileşimi artıran profesyonel ağ, ilk olarak SlideShare’i ve sonrasında da online eğitim platformu Lynda.com’u bünyesine katmıştı. Bununla beraber işe alım süreçlerini kolaylaştırmak adına Linkedin Recruiter isimli uygulamasını da güncellemişti.

Kuruluşundan bu yana kararlı bir büyümeye sahip olan Linkedin, yılda %19’luk büyüme kaydederek tüm dünyada 433 milyon üyeye sahip.

Microsoft Office 365 ve Dynamics ile Linkedin’in tüm dünyada yarattığı profesyonel ağı beraber büyütmek için böyle bir karar verdiği açıklayan Microsoft, bu iki gücün birleşiminin tüm dünyada iş ve çalışan arayanlar için harika bir merkez olacağını planlıyor.

Tüm dünya profesyonellerine birbirleri ile iletişimde kalma şansı yaratan Linkedin ve Microsoft birleşiminin Microsoft’a dünyayı değiştirme şansı vereceği belirtilen basın bülteninde ayrıca Linkedin CEO’su Weiner’ın ise son 13 yıldır iş dünyası profesyonellerinin daha üretken ve başarılı olmaları konusunda özgün bir konumlandırma yapan Linkedin’in hikayesinde yeni bir bölüme geçişi için sabırsızlandığını ifade ettiği konuşmasından bir kısma da yer veriliyor.

Linkedin için yeniden değerleme yapılan bir gün olduğunu ve hem üyeleri hem de müşterileri için Microsoft ve Linkedin birleşmesinin harika bir fırsat olduğunu belirten Linkedin Yönetim Kurulu Başkanı Hoffman oyunu birleşmeden yana kullandığını ifade  etti.

Bünyesine kattığı birçok şirket ile eğitim sunumlar ve insan kaynaklarına kadar birçok konuda şirketini iş dünyası profesyonellerinin kişisel ve network gelişimi konusunda büyüten Linkedin ile ünlü yazılım devi Microsoft’un birleşmesi iş arama, eğitim ve network oluşumu konusunda daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek gibi görünüyor. Siz bu birleşimi nasıl yorumluyorsunuz?

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2014'te Uluslararası İlişkiler lisansını birincilikle bitiren Burcu, global tecrübesine katkılarını 4 aylık ABD macerası ile perçinlemiştir Yazmayı düşünmeyi sorgulamayı ve üretmeyi hayatında tepelere koyar. Şimdilerde İstanbul Üniversitesi'nde Pazarlama tezli yüksek lisans programında öğrenimini sürdüren Burcu'nun ilgi alanları arasında girişimcilik, seyahat, markalar ve en büyük tutkusu olan California var!

Bir Cevap Yazın

L’Oréal’in Bir Evin Laboratuvarından Dünyaya Yayılış Hikayesi

Bugün sizlere günümüzün en bilindik markalarından L’Oreal’in ortaya çıkışındaki ilham dolu hikayeyi anlatacağız. Hazırsanız başlayalım…

1907 yılında Fransız Eugène Schueller, Paris’te okuduğu üniversitesinden kimyager olarak mezun olduktan sonra evinin mutfağında küçük bir laboratuvar yaparak her gece burada çeşit çeşit saç boyası deneyleri yapıyordu ve amacı tamamen doğal görünen bir saç boyası üretmekti.

Evinde ürettiği saç boyalarını küçük şişelere dolduruyor ve şehirdeki kadın kuaförlerini tek tek gezerek onları ikna etmeye çalışıyordu. Uyguladığı taktiklerde başarılı da oldu. Ürettiği boyaları o kadar iyi sattı ki parasız bir şekilde evinin laboratuvarında yaptığı boyalardan biriktirdiği kazançla kendi şirketini açtı ve L’Oreal markasının ilk yapı taşlarını atmış oldu.

Schueller’in işleri iyi gidiyordu fakat o dönemler kadınlar saçlarını sık boyamadıkları için, onlara güven içinde saçlarını boyamaları hakkında bilinçlendirmesi gerekiyordu. Schueller ise çok profesyonelce bir yol izliyordu. O dönemlerde “la coiffure de paris” isimli bir moda dergisi her kadın kuaföründe bulunan popüler bir dergiydi, kadınlar saçlarını yaptırmak için sıra beklerken bu dergiyi okuyorlardı.

Ardından Schueller bu dergide kimyager kimliğiyle makaleler yazmaya başladı. Makalelerin konusu kadınlar için en can alıcı nokta ‘saç boyaları ve boyama teknikleriydi’. Dergiye yazdığı makaleleri okundukça daha fazla ürün satmaya başladı ve kısa süre içinde tüm dergiyi satın alarak kendi ürünlerini belli etmeden öven bir dergi haline geldi.

Schueller yine çok zeki adımlarla kariyerinde ilerlemeye devam ediyordu. Saç boyalarının daha fazla satılması ve tanınması için en önemli unsurun kuaförler olduğunun farkındaydı. Onlarla arasını iyi tutuyor ve mutlu etmek için türlü türlü kampanyalar düzenliyordu. Böylece bir süre sonra Fransa’da bulunan kuaförlerin bir çoğunluğu onun ürünlerini bayanlara ‘şiddetle’ önermeye başladılar.

Ardından Schueller, Paris’in en güzel semtinde L’Oreal markasını tanıtmak için bir ‘saç boyama akademisi’ açtı ve başına Rus çarının sarayında çalışmış aristokrat bir kuaför getirdi. Bununla beraber Fransa’nın dört bir köşesinden gelen kuaförler bu seçkin okulda saç boyamaya dair tüm incelikleri öğreniyor ve tabii ki L’Oreal markasının dünyadaki en iyi boya olduğunu gelen bayanlara överek anlatıyorlardı.

1920’li yıllara gelindiğinde kadınlar çalışma hayatına daha fazla girmeye ve doğal olarak bakımlarına daha çok önem göstermeye başladılar. Bu gelişme Schueller ve L’Oreal için çok önemliydi, artık Fransa sınırlarını aşıp dünyanın dört bir yanına ürün göndermeye başlamışlarıdı.

Bu dönemlerde Schueller koyu saçlı kadınların saçlarını sarıya boyatma isteklerinin arttığını farketti ve çok kısa bir zaman içinde saçların rengini açan yepyeni bir ürünü piyasaya sürdü. O zamanlar Schueller’in ürün şişesini eline alarak etrafındakilere ” Bu minicik şişeden servetler kazanacağız çünkü gün gelecek milyonlarca kadın saçlarını sarıya boyatmak isteyecek” demiştir.

Schueller her defasında profesyonelce bir yol izlemesi, L’Oreal markasının da gelişmesi ve tanınması için bir fırsat olmuştur. Bunun yanında, Fransa’da ilk defa işçilere yönelik ücretli izin kanunu çıktığı zaman Schueller uzun yaz tatiline çıkacak işçilerin plajları dolduracağını düşünerek piyasaya güneş yağı sürmüştür ve tabi ki çuvalla para kazanmıştır.

L’oreal firmasının en büyük başarılarından biri de bilime ve ar-ge çalışmalarına büyük bütçeler ayırmasıdır. Kimyager Schueller’in talimatıyla daha ilk yıllarında koca bir araştırma enstitüsü kurulmuş ve en modern cihazlarla donatılmıştır. Daha kurulduğu ilk senesinde (1950) sadece araştırma departmanında yüz adet uzman kimyager çalışmaktaydı. Buradan bir sonuç çıkaracak o dönemlerden bugüne kadar L’oreal firmasının bir çok yeni ürün keşfedip piyasaya sürmesinin arkasında bilime verilen büyük önem yatmaktadır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Gençler İnternette Ne Tüketiyor?

  • Mart ayındaki aylık erişimleri incelendiğinde masaüstü bilgisayarlardan internete erişen kullanıcı sayısı 8,2 milyonken akıllı telefonlarındaninternete erişen genç internet kullanıcı sayısının 10,2 milyon olduğunu görüyoruz.
  • Masaüstü bilgisayarlardan internete erişen genç kitle 4,4 milyon iken, Cep Telefonlarından internete erişen 2,7 milyon genç bulunuyor.
  • Youtube’un Mart 2018’de gösterdiği reklam ile kullanıcıların %29’unu 15-24 yaşaralığındaki kullanıcılar oluşturuyor.
  • İlgili yazı; Dijital Reklamcılıktaki 4 Yeni Trend

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutladığımız bu haftada Gemius farklı ürünlerinden elde ettiği verilerle 15-24 yaş arası genç kullanıcıların dijital içerik ve reklam tüketim alışkanlıklarını inceledi. Kendilerinden önce gelen jenerasyondan farklı olarak internet ve akıllı cihazlara doğdukları andan itibaren erişimleri olan bu kuşak, farklılaşan tüketim alışkanlıklarından dolayı hem içerik üreten medya şirketlerinin, hem de onlara ulaşmaya çalışan markaların stratejik takibindeler.

Gençlerin Dijital İçerik Tüketim Alışkanlıkları

İncelediğimiz yaş grubu her ne kadar mobil dünyanın içinde büyümüş olsalar da masaüstü bilgisayarlardan internete erişen kişiler arasında en büyük kullanıcı kitlesini oluşturmaları ile dikkat çekiyor. Kullanıcıların aylık ortalama kullanımları ile günlük internet erişimleri kıyaslandığında ise tercih edilen cihazlar açısından farklılıklar olduğu gözlemleniyor.

Mart ayındaki aylık erişimleri incelendiğinde masaüstü bilgisayarlardan internete erişen kullanıcı sayısı 8,2 milyonken akıllı telefonlarındaninternete erişen genç internet kullanıcı sayısının 10,2 milyon olduğunu görüyoruz.

Günlük internet erişimlerini incelediğimizde ise genç internet kullanıcılarının günlük kullanımda masaüstü bilgisayarlardan internet erişimlerinin akıllı telefonlarına kıyasla daha yüksek olduğu göze çarpıyor. Masaüstü bilgisayarlardan internete erişen genç kitle 4,4 milyon iken, Cep Telefonlarından internete erişen 2,7 milyon genç bulunuyor.

Genç internet kullanıcılarının en fazla tükettikleri içerik kategorilerine baktığımızda Arama motorları, video/TV, sosyal Ağlar, haber ve kamusal içerikli sayfa kategorilerin öne çıktığı görülüyor. Öte yandan söz konusu internet kullanıcılarının en fazla vakit geçirdiği içerik kategorilerini incelediğimizde ise sıralamanın değiştiğini görüyoruz.

Kısa formatlı videoları izlemeyi tercih etmeleri sosyal ağlar kategorisinde geçirilen sürenin daha uzun çıkmasına neden olurken, gençlerin haber içerikli siteleri de ziyaret ettikleri ancak bu sitelerde daha az vakit geçirdikleri göze çarpıyor.

Gençlerin hem en fazla ziyaret ettikleri ,hem de uzun süre vakit geçirdikleri kategorilerden birisi olan Video / TV kategorisini daha yakından incelediğimizde masaüstü platformlardan internete erişen genç kullanıcıların ilk tercihi YouTube olurken masaüstü ve mobil cihazlar dahil toplam genç kullanıcı erişimi en fazla olan ikinci site ise 1.7 milyon gerçek kullanıcıyla Puhutv.com oluyor.

Puhutv.com’un başarısındaki en önemli faktörün dijitalin dinamiklerine uygun özel içerikler üretilmesi olduğunu söylemek mümkün. Öte yandan YouTube’un gençler arasındaki cazibesinin de büyük ölçüde müzik içeriklerine bağlı olması dikkat çekiyor.

YouTube kanallarının erişim ve sosyo-demografik verilerini inceleyebilmemize imkan sağlayan Gemius Content Ranking ürünümüzden aldığımız veriler göre gençlerin YouTube’da ağırlıklı olarak müzik kanallarını ziyaret ettiklerini söylemek mümkün.

Yayıncı bazında incelediğimizde gençlerin medya tüketim alışkanlıklarının reklam erişimine direkt etkisi olduğunu gözlemliyoruz. Bu yaş grubuna en yüksek oranda erişen websitesi sıralamasında liderlik Youtube’a ait. Youtube’un Mart 2018’de gösterdiği reklam ile kullanıcıların %29’unu 15-24 yaşaralığındaki kullanıcılar oluşturuyor.

Bu raporun devamına buradan ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link