Memlekette Almancı, Burada Yabancı!

Geçenlerde bir TV programında, Almanya’da yaşan Türklere yönelik bir sokak röportajı ilgimi çekti. Röportajı yapan kadın muhabir, Almanya sokaklarında gurbetçilerimizi durdurup sohbet ediyordu. Muhabir, bir tonton amcayı durdurdu. Amcaya önce yaşını sordu. Kendisi 76 yaşında olduğunu söyledi, bunun üzerine muhabir  “Peki, amca hiç Türkiye’ye temelli dönüş yapmayı düşünmedin mi?” sorusunu yöneltti. Amcanın yanıtı manidardı, “Ah be kızım hiç aklımdan çıkmadı ki, ben buraya geleli 50 sene olacak. Burada 3 evlat sahibi oldum, onların eğitimi, işi, evliliği derken şimdi 4 tane torunum oldu. Onları bırakıp nasıl gideyim ?”  Evet maalesef misafir olarak gidilen ülke artık gurbetçilerimizin yalancı vatanları olmuş ve şuanda 3’ncü nesle ulaşılmıştır. Ben de o 3’ncü neslin gençlerinden biri sayılırım ve gurbette geçen hayatı iyi bilirim.

1960 yıllarında işçi olarak giden büyüklerimiz, Almanya’ya adapte olmakta zorlansa da, 2’nci ve 3’nü nesil bunu aştı. Fakat iki kültürün arasında kalmışlık, bu iki nesil için sıkıntılara neden oldu. Dolaysıyla ne Almanya’ya, ne de tam Türkiye’ye uyum sağlanabildi. Sonuç olarak, “Memlekette Almancı burada (Almanya’da) yabancı” söylemi de kaçınılmaz oluyor.

Almanya’da ki mevcut Türk nüfusunun, Alman vatandaşlığına geçenleri de dâhil edecek olursak 3 milyona yakın olduğunu söyleyebilirim. Bu önemsenmesi gereken bir rakam, çünkü birçok dünya ülkesinin nüfusundan fazla. Bu nüfusun üçte ikisinin 45 yaş altında olduğunu da unutmamak lazım. Yapılan bir araştırmaya göre; Almanya’da ki Türk tüketicilerinin yıllık satın alma güçleri yaklaşık 20 milyar euro olduğu saptanmış. Düşünün, ortada 20 milyar euro’luk bir pasta var ve birçok Türk markası da Alman piyasasına acaba nasıl girerim hesabı yapıyor.

almanciakini

Alman piyasasına girmek için neler yapmalıyız dersek;

Hedefi daraltıp odaklanın!

Gurbetçilere yönelik etnik pazarlamaya geçmeden önce Almanya’da yaşayan Türklerin bazı belirgin özelliklerini belirtmek istiyorum:

  • Vatan hasreti çektikleri için aşırı milliyetçiler ve birbirlerine oldukça bağlılar.
  • Gurbetçilerimiz Türkçe konuşurken Almanca kelimeleri de araya sıkıştırırlar ve inanın çoğu zaman farkında bile olmazlar.
  • Asimile olma korkusundan dolayı inançlarına ve değerlerine fazlasıyla sahip çıkıyorlar.

Bildiğiniz üzere, artık pazarlama dünyasında ürünün kalitesi ve müşteri hizmeti bir zorunluluk olmuştur. Önemli olan tüketicilerin kalbine dokunup dokunamadığınız ile ilgilidir. Aşk markası kavramının yaratıcısı Kevin Roberts der ki: “İnsanları gerçekler değil, duyguları harekete geçirir. Mantık insanları sonuca götürür, duygu ise eyleme geçirir.” Almanya’da yaşayan gurbetçilerimizin hali hazırda zaten Türk markalarına karşı duygusal bir bakışa sahip olmaları, Türk markaları için kaçırılmaz bir fırsat olarak görülmelidir. Fakat bu istismar edilmeden kullanılmalıdır.

Türk markaları gurbetçileri anladığını ve yanlarında olduğunu hissettirdiği takdirde, sadık müşteriler kazanacaklardır. Bu fırsatı Türklerden önce İspanyol kökenli Alman bir  iş adamı fark etmiş ve pek çok kişi tarafından Türk markası olarak bilen Gazi markası ile bir alt kategori oluşturarak, gurbetçileri hedef almıştır. Gurbetçilere yönelik geleneksel Türk peynirleri ve süt ürünlerini pazarlayan Gazi, şuanda gurbetçiler için marka bilinirliği en yüksek marka olma özelliğini taşıyor.

Gurbetçilere yönelik etnik pazarlamanın başarılı olması için dil ve kültür farklılıklarının da göz önünde bulundurulması gerekiyor. Etnik detaylar dikkate alınarak pazarlama stratejileri belirmemesi şart. Almanya’da Türklere ait medya kanallarına yönelik hazırlanacak yaratıcı bir reklam kampanyasıyla bile, milyonlara bir anda ulaşılabilir. Günümüzde giderek daha fazla Alman şirketi, gurbetçilere yönelik etnik pazarlamayı keşfediyor. Bunun en güzel örneği ise Alman mobil telefon devi E-Plus’un gurbetçilere yönelik Ay-Yıldız markası için hazırlattığı iki dilli reklam kampanyası. “Sadece für Dich” (Sadece senin için) anlamını taşıyan slogan, Almanya’da ki gurbetçileri yansıtıyor.

Bu kapsamda hazırlanan bir kaç yaratıcı reklam kampanyaları;

Ay-Yıldız

Wenn du das verstanden hast, sende bizdensin (Bunu anladıysan, sende bizdensin)

Liebe Damen es tut uns Leid kaynananızı daha sık aramalısınız (Sevgili kadınlar, üzgünüz artık kaynananızı daha sık aramalısınız)

Ekran Alıntısı7

Man sagt: mesaj mesajı açar (Söylendiğine göre: mesaj mesajı açar)

FAN_AY-YILDIZ-Werbekampagne-SADECE_3

HypoVereinsbank

hvb-tuerkische-mitarbeiter

Ekran Alıntısı

Leibniz Kekse

ll

Türk Hava Yolları

Gurbetçiler tarafından sıklıkla kullanılan direkt kelimesine yapılan vurgu,

tuerk-hava

Umarım yakın zamanda Türk markalarımız bu potansiyelin farkına varırlar. Başlangıç olarak gurbetçilere odaklanmak, Türk markaları için Avrupa’ya giriş vizesi olabilir. Güçlü bir marka değilseniz ve Avrupa arenasına girme gibi bir hedefiniz varsa, gurbetçilerin  desteklerini görmezden gelmemeniz gerekir.

Paylaş
Stratejik Pazarlama ve Marka Yönetimi Yüksek Lisans mezunu. Pazarlamayı bir bilim dalı olarak görüyor. Bilimin sonu olmadığı gibi pazarlamanın da sonunun olmadığını savunarak, kendisini bu alanda geliştiriyor.

CEVAPLA