Marlboro’yu Batmaktan Kurtaran “Efsane” Strateji

Kesin olarak doğruluğundan emin olamasak da Marlboro’nun batmaktan kurtulabilmek için çok uzun yıllar önce  yaptığı viral bir kampanya hikayesi var. O yıllarda böyle bir kampanya yapılmışsa eğer amacından mütevellit duyurulmaması çok makul. Ancak bahsedilen kişinin Philip Morris olması işleri biraz karıştırıyor. Biz efsaneyi size anlatalım doğrulamak veya yalanlamak size kalmış. 

Gerilla Pazarlama Dehası

Hikayeye göre Marlboro firması ilk kurulduğunda işleri hiç de yolunda gitmiyormuş. Şirketin iflasın eşiğinde olduğu günlerden adamın biri, bir teklifle çıkagelmiş: “Satışları bir ayda üç katına çıkartırım. Bunun karşılığında da şirkete %50 ortak olurum. Bu vaadimi gerçekleştiremediğim takdirdeyse ömrümün sonuna dek fabrikanızda bedavaya tütün sararım.” 

Zaten çıkmaz sokakta olan Marlboro sahipleri, “Bir haftaya kadar iflas bayrağını çekeceğiz, kaybedecek bir şeyimiz yok” deyip, bu teklifi kabul etmişler. Adam hemen kolları sıvamış; şirketin deposuna inmiş, binlerce boş Marlboro kutusu ayağıyla tek tek ezmiş. Bir gece herkes evinde uyurken, kendisine tahsis edilen uçaktan tüm Kuzey Amerika şehirlerinin üzerine bu kutuları bırakmış. Sabah uyananlar, sokaklarda boş Marlboro paketlerini görünce “bu kadar çok tüketildiğine göre iyidir” diye düşünerek Marlboro satın almaya yönelmişler.

Bu cin fikirli adam böylece, kârını üç değil beşe katlayan şirketin ortağı oluvermiş. Peki bu gerilla pazarlama dahisi kimmiş dersiniz? Evet, bu adam Philip Morris imiş.

Hakiki Philip Morris 

Philip Morris (1835–1873)

Bu hikaye ortaya atılırken gerçeklikten ne kadar sapıldığını görmek için küçük bir araştırma yapmak yeterli oluyor. Zira Almanya’da İngiltere’ye göçen bir ailenin oğlu olarak 1835’te Londra’da doğan Philip Morris, yaşamı boyunca hiç ABD’de bulunmuyor. Morris, 1854’te Londra’da kendi ürettiği sigaraların satışına başlıyor. 1873’teki ölümü üzerine şirketin idaresini eşi Margaret ve kardeşi Leopold devralıyorlar. 

Şirket hisselerinin Amerikalı ortaklarca satın alınması, logosunun değiştirilmesi ve üretimin Londra’dan, Amerika’nın Virginia eyaletine taşınmasıysa 1919 yılını buluyor. Yani Philip Morris’in ölümünün üzerinden yaklaşık yarım yüzyıl geçtikten sonra. Marlboro markasıysa 1924 yılında ortaya çıkıyor ve zamanla şirketin en önemli markası haline geliyor.

İnternette; Forbes’a göre, günümüzdeki net değeri 176 milyar dolar olan şirketin doğuşuna dair türetilen bu efsanenin daha uç versiyonlarını bulabilmek de mümkün. Aşağıda, şirketi batmaktan kurtaran Philip Morris’in aslında 19. yüzyılda Osmanlı topraklarında doğmuş, Manisalı hayırsever iş adamı Moris Şinasi olduğunu iddia eden videoya ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

1 Comment

  1. ee sonuç?? konuyu esaslı bir şekilde araştırıp gerçeği bulmanızı beklerdim.. boş bi makale..yakıştıramadım

Bir Cevap Yazın

Enerjisini Kahveden Alan Minik Dunkin’ Donuts Evi

  • Dunkin’ Donuts, kahvenin gücüne dikkat çekmek için Hill Holiday isimli ajans ile birlikte hazırladığı kampanya kapsamında, tüm enerjisini büyük kısmı kahveden oluşan bir biyoyakıttan elde eden bir ev tasarladı.
  • Blue Marble Biomaterials isimli şirket tarafından geliştirilen ve eve enerji sağlamak için kullanılan bu biyoyakıt, %80 oranında Dunkin’ kahve yağı ve  %20 oranında alkolden meydana geliyor.
  • İlgili Yazı: Kahve Dükkanı Zincilerinin Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi’ne Göre Dağılımı

Belki bilenleriniz vardır, çöpe attığımız kahve telvelerinde çok fazla enerji bulunuyor. Kullanılmış kahve çekirdeklerindeki doğal yağ ustalıkla çıkarıldığında, oldukça güçlü bir biyoyakıtta ana bileşen olarak kullanılabiliyor. Bu biyoyakıt o kadar güçlü ki, içinde jakuzi yer alan şık ve modern tasarımlı küçük bir evin enerji ihtiyacını karşılayabiliyor. Adweek’in paylaştığı habere göre, Dunkin’ Donuts’ın Hill Holiday isimli ajans ile birlikte hayata geçirdiği “Dunkin’ ile Çalışan Ev” isimli kampanya kapsamında, tabir-i caizse gücünü kahveden alan küçük bir ev inşa edildi.

Dunkin’ Donuts’ın bu küçük evi için kullanılan yakıt, Blue Marble Biomaterials isimli şirket tarafından geliştirildi ve %80 oranında Dunkin’ kahve yağı ve  %20 oranında alkolden meydana geliyor. Bu biyoyakıt sadece verimli bir şekilde yanmakla kalmıyor; aynı zamanda tamamen işlevsel bir mutfak, bir banyo, bir AC ünitesi ve daha fazlasına güç sağlamak için yeterli enerji sağlıyor. Bu küçük ev, ABD’nin Boston şehrinin Nahant isimli bölgesinde yer alıyor ve sınırlı bir süre için Airbnb aracılığıyla gecelik 10 dolar gibi son derece uygun bir fiyata kiralanabiliyor.

Şık bir tasarıma sahip olan bu ufak evde, yukarıda yer alan son derece büyük bir yatak ile alandan mükemmel bir şekilde yararlanılıyor ve böylece konuklar, rahat mobilyalar ve portatif yemek alanı içeren alt seviyede rahat bir şekilde gezinebiliyorlar. Evin samimi dekorasyonu için şirket, House dizisinden tanıdığımız aktris Olivia Wilde ile iş birliği yaptı. Olivia Wilde bu projeyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Dunkin’ ile Çalışan Ev’in açılışının bir parçası olmam için bana fırsat veren Evdeki Dunkin’ Donuts Kahvesi ile iş birliği yapmaktan heyecan duyuyorum.” dedi.

Bütün bu güzel taraflarına rağmen, bu minik evin olumsuz bir tarafı da mevcut. Ev, tekerlekli sandalye erişimine uygun değil. Bu açıdan engelli insanların seslerini ve deneyimlerini koruma ve yeşil girişimlerle ilgili tartışmalara dahil etmeye daha fazla ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekiyor.Ancak yine de Dunkin’ Donuts’ın bu şık ve minik evi, kahvenin gerçek gücünü harika bir şekilde gözler önüne seriyor.

Dünya’nın En Büyük Kahve Zincirleri

Dunkin’ Donuts, Dunkin’ ile Çalışan Ev kampanyasını kısa bir süre önce başlatmıştı. Şirket bu kampanya kapsamında, bu ayın başında New York’ta bulunan kahve düşkünleri için bu tarzda bir evi ziyarete açmıştı. Bu evi merak edenler, buraya tıklayarak ilgili sayfaya ulaşabilir ve evi 360 derece olarak gezebilirler. Bu arada Dunkin’ Donuts’un bu evlerinde ziyaretçiler için kahve demliği ve sınırsız Dunkin’ Donuts kahvesi bulunduğunu da belirtelim.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Cif’ten Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Vurgu Yapan Proje

  • Bu zamana kadar genelimize dayatılmış ve öğretilmiş olan ”ev işlerini kadın yapar” mottosuna karşı son zamanlarda markaların toplumsal cinsiyet eşitliğine daha fazla değindiği görüyoruz.
  • Cif’te hepimizin elinde projesiyle aslında bu mottoyu yıkmak isteyen markalardan biri.
  • İlgili Yazı: Hornbach’tan Cinsiyetçi Klişileri Yıkan Reklam Filmi

Hepimizin elinde projesi  17 Ekim Çarşamba günü Unilever Ev Bakım Kategorisi Pazarlama Direktörü Duygu Ersoy ve proje elçisi  Arzum Onan’ın katıldığı basın toplantısı ile tanıtılmıştı. Proje ev işlerinin yalnızca kadına ait olmadığı ve aile bireyleri arasında dağılımın yapılması gerektiği vurguluyor. Kadınların iş ve sosyal hayatta daha fazla yer almasını ve bu projeyle bir farkındalık yaratmak Cif markasının ana amaçlarından biri olarak gözüküyor.

Kadının Görevi

Verilere göre insanların yüzde 86’sı ev işlerini, yüzde 77’si temizliği, yüzde 79’u çamaşır yıkamayı, yüzde 69’u bulaşık yıkamayı, yüzde 72’si ise yemek yapmayı ‘kadın görevi’ olarak tanımlıyor.

Kadın, reklamda gerçek dışı bir varlık olarak tanımlanıyor. Ayrıca reklamda bugüne kadar sıkça duyulan ”kadın dediğin parfüm değil, çamaşır suyu kokacak arkadaş”, ” yemek yapmayı,bulaşık yıkamayı bilmeyen kendine kadın demesin” gibi söylemlere ironik bir eleştiri yapılırken, kadın görevi diye adlandırılan, kadınlardan beklenen temizlik işlerinin verileri sıralanıyor. Reklamda gördüğümüz heykel ise,  farkındalık artırmayı hedefleyen bu proje için Arzum Onan tarafından yapılan gerçek üstü kadın heykeli olarak adlandırılan heykel. Altı kolu ve dört bacağı bulunan kadın heykeli, ev işleri konusunda kendisinden beklenen tüm sorumlulukları en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan gerçek üstü güçteki bir  kadını temsil ediyor.

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link