Marketing Meetup’ta Konuşmacılar Belli Oluyor. İlk İsim; Uğur Batı

Pazarlamaya ait faydalı alt konuların, alanında uzman konuşmacılar tarafından anlatıldığı, iş zekasına, analitiğe ve entelektüelliğe odaklanarak pazarlama ekosistemini geliştirmeyi amaçlayan bir buluşma serisi olan Marketing Meetup’ın dördüncü buluşması “Intelligence” yani “Zekâ” temasıyla profesyonellerle buluşuyor.

2 yıldır pazarlama, teknoloji ve iş dünyasını konuştuğumuz ve bu yıl dördüncüsünü düzenleyeceğimiz Marketing Meetup serimizde konuşmacı kadromuz yavaş yavaş belli olmaya başladı. Belli olan ilk konuşmacılarımız arasında, sektörün önemli isimlerinden Prof. Dr. Uğur Batı da yer alıyor.

Profesyonel kariyerinde pek çok ulusal ve uluslararası marka için reklamlar yazan ve stratejiler geliştiren ödüllü bir reklamcı olan Batı, Reklam Yaratıcıları Derneği Başkan Yardımcılığını uzun yıllardır yürütmekte. Telsim, Rumeli Telekom gibi firmalarda marka uzmanlığı, Gode İstanbul’da yaratıcı yönetmenlik, son olarak da İstanbul Menkul Kıymetler Borsasından Borsa İstanbul’a geçiş sürecini marka tarafında yöneterek, 4 yıl boyunca kurumda marka ve kurumsal iletişim müdürlüğü görevlerinde bulunmaktadır. Şu anda ise Okan Üniversitesi, Kültür Üniversitesi ve Üsküdar Üniversitesinde dersler verip, marka danışmanlıkları yapmaktadır.

Uğur Batı’nın Reklamın Dili, Marka Yönetimi, Enneagram İle Kişilik Analizi, Kendine İyi Bak, Dijital Oyunlar, Tüketici Davranışları, Ben Bilmem Beynim Bilir ve Sinaps adlı kitapları ayrıca Azraa-eel Menkıbeleri adlı romanı ve Aşkın Karanlık Yüzü adında bir de öykü kitabı vardır.

Dünyanın ilk nöropolitik kitabı ile New York Times, The Times gibi uluslararası gazetelerde röportajlar gerçekleştiren Uğur Batı, Nöropazarlama alanında Türkiye’de laboratuvar çalışmaları yapan en önde gelen akademisyen konumunda bulunuyor.

Şimdiye kadar birçok uzmanı konuk eden ve sektörü biraraya getiren Marketing Meetup serimizde siz de yer almak istiyorsanız detayları buradan bulabilir ve erken kayıt fırsatıyla yerinizi ayırtabilirsiniz.

Neden Marketing Meetup’a Katılmalısınız?

1. Aynı Konulardan Bahsetmiyoruz

Tüm konferanslar, birbirinin benzeri konular üzerinde dönüp durmaktayken, Marketing Meetup bu jenerik konular döngüsünü kırıyor. Marketing Meetup’ın hiçbir konferansında, hiçbir oturumunda klişe konulardan bahsedilmiyor. Böylece, her zaman farklı konularla seyircinin ilgisi canlı kalıyor.

2. Önemli Konuşmacıları Dinleyebileceksiniz

Marketing Meetup sektörün duayen isimlerinin katılımcılara yol gösterdiği, ışık tuttuğu bir konferans serisi. Kendi sektöründe, bilinen isimlerin konuk olduğu Marketing Meetup, etikete değil, içeriğe önem verenlerin katıldığı, doğru kişilerin kaliteli konulardan bahsettiği bir oluşum.

3. Yaratıcı Çözümler ve Trendleri Takip Edebileceksiniz

Son moda pazarlama konularının konuşulacağı oturumların yanı sıra, fuaye alanında gerçekleşecek aktivitelerle son dönem trendleri yakından takip edebileceksiniz.

4. Networking Yapmak İçin Birebir

Kaliteli insanların, sektör duayenlerinin katıldığı Marketing Meetup serisi, networking yapabilmeniz, profesyonel çevrenizi genişletebilmeniz için de kaçırılmayacak bir fırsat. Buradan kaydınızı gerçekleştirebilir, tüm sektörü buluşturan etkinliğimizde yerinizi ayırtabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Yeditepe Üniversitesi Görsel İletişim Tasarım Yüksek Lisans Öğrencisi – Pazarlamasyon.com İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Bu Eşsiz Ürünü Almak İçin Sadece 15 Saniyeniz Var

Youtube reklamlarında hedef kitlenizi en hızlı şekilde markanıza nasıl yönlendirirsiniz? Üstüne üstlük sadece 15 saniyede ürünlerinizi almalarını nasıl sağlarsınız?

Dürtü, eylemlerimizin ardında yatan sebebini bilmediğimiz tetikleyicidir. Günümüz reklam ve pazarlama kampanyalarında bilimsel zemine dayanan ve tecrübelerle sabitlenmiş bir çok strateji uygulanır. Hangi strateji uygulanırsa uygulansın temelinde insan dürtülerine (gizil arzularına) hitap vardır. Kişiler bir ürünü alırken ayrıcalıklı hissetmek isterler. Bu temelde markanın değer yaratma politikasını da güdüleyen bir unsurdur. Geçtiğimiz günlerde dürtü reklamcılığında türünün tek örneği bir reklam çalışması yapıldı.

Dünyaca ünlü modacı ve sanatçıların ürünlerinin ve kişiye özel tasarımların satıldığı, 2000 yılında kurulduğu tarihten bugüne 100’den fazla ülkeye gönderim yapar hale gelen online alışveriş sitesi Yoox; Google ve Stink Studios ile işbirliği yaparak dürtü reklamcılığına dair ezber bozan inovatif bir örnekle karşımıza çıktı. İtalyan lüks moda markası, Youtube’da 15 saniye gösterilen bir pre – roll (yayın öncesi) reklam kampanyası ile tüketici kitlesine tek seferlik eşsiz bir teklifte bulundu. Buna göre kullanıcıların karşısına çıkan kişiselleştirilmiş reklamda “Reklamı Atla” seçeneğine tıklayarak teklifi reddetmeleri halinde, ürüne dair bir daha hiçbir yerde aynı teklifi ve reklamı görüntüleyememeleri sağlandı. Markanın sitesine girerek ürünü bulabilirler diye düşünebilirsiniz. Fakat öyle bir reklam kampanyası yapmışlar ki, ürünü sitelerinde ya da başka bir yerde bulmanız imkânsız. Bu yüzden tüketicilerin benzersiz ürünlere sahip olmak için sadece 15 saniyeleri var. Marka “Şimdi ya da Asla! felsefesi ile kişilerin ayrıcalıklı olma dürtülerine hitap eden reklam kampanyasını oyunlaştırarak, Youtube reklamlarındaki tıklanma ve satın almaya yönlendirme zorluğuna adeta “Challenge Accepted!” demişler.

Peki türünün tek örneği olan bu reklam hedeflemesini nasıl başardılar? Markanın işbirliği yaptığı Stink Studios’un geliştirdiği saatte 36.000’den fazla video renderlayabilen RITA (real – time video cloud rendering platform) adlı platform ile her bir ürünü bir kişi için tek seferlik gerçek zamanlı gösterilmek üzere tasarlayarak. Cyber Weekend kapsamında yayına giren reklam İtalya, Amerika, Japonya ve Kore’de Aralık ortasına dek görüntülenebilecek.

Ses getiren reklam kampanyasının ardından Google İtalya Finans, Moda, Lüks ve Perakende Satış Sektör Lideri Simone Zucca, kampanyanın markalaşma çalışmalarında performans araçlarının kullanımının satın alma dürtülerinde ve farkındalık oluşturmada etkili olduğunu kanıtladığını açıklayarak; bunun marka performansında alanının en iyisi olduğunu belirtti.

Yoox Kreatif Direktörü Filippo Vezzali de bu eşsiz reklam kampanyasının ardından bir açıklamada bulunarak; hazırladıkları reklam videolarındaki çocukluğumuzun çizgi filmlerini anımsatan animasyonların ve estetik konseptin, reklamın hızlı bir şekilde yayılıp zirveye çıkmasında etkili olduğunu dile getirdi. Google ile birlikte hazırladıkları bu sadeliğin ardındaki inovatif teknolojinin tamamen büyüleyici bir reklam formatı yakalamalarını sağladığını belirtti.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dijital reklam dünyasında Yoox’un öncülüğünü yaptığı bu yeni reklamcılık anlayışını bakalım önümüzdeki günlerde diğer markalar nasıl kullanacaklar?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Ben Small Datacıyım. Ya Siz?

Yıllardır pazarlama camiasında big data kavramı adeta bir fetiş haline gelmiş durumda. Özellikle dijital pazarlamacılar geleceği big datanın şekillendireceğini anlatıp duruyor. Konferanslarda bunun hakkında konuşmayanı ayıplıyorlar. Ha bir de “bu sene mobilin yılı olacak” tespiti var. Onu söylemeyeni dövüyorlar!

Big datanın bazı faydalarını inkar edecek değilim. Elbette bunca insan yanılıyor olamaz. Ancak pazarlamada çoğu zaman işe yaramayacağına inanıyorum. Big data insanların rasyonel davranışlarını ve söylemlerini ölçer. Oysa ben insanların satın alma kararı verirken rasyonel davrandıklarına inanmıyorum. İnsanlar çoğu zaman irrasyonel kararlarına rasyonel kılıf uydururlar. Örneğin pahalı bir araba alan kişilerin, satın alımı yaptıktan sonra internette o arabayla ilgili satın almadan öncekinden çok daha fazla arama yapması, bu kararına rasyonel gerekçeler bulma çabasından başka bir şey değil bana kalırsa.

Bakın dünyanın en önemli marka gurularından Martin Lindstrom ne diyor: Dünyadaki en büyük markaların bazılarında çalışıp, büyük veri ve sinirbilimini kullanarak müşteriler hakkında edindiğim öngörülere baktığımda, küçük (minik, alışılmadık ve bazen alakasız görünen) verinin de büyük veri kadar önemli olduğunu ve doğru şekilde yorumlandığı zaman bütün firmayı kökten değiştirecek öngörüler verdiğini anladım.

Somut bir örnek de veriyor Lindstrom: On beş yıl önce LEGO, en büyük krizini yaşadı. Ekran bazlı eğlence, çocukların zamanının daha da büyük bir kısmını yakalamaktaydı. Büyük veri, Anında Tüketen Jenerasyonun –beklemek için hiç sabrı olmayan gençlerin- gelişini haber vermişti. Bu, büyük bir meydan okumaydı; çünkü çocukların LEGO kale veya uzay gemisi yapmak için uzun saatlere ihtiyacı vardı.

Çocukların LEGO’nun küçük tuğlalarını kullanmaya sabrı var mıydı? Dolayısıyla LEGO, daha büyük yapı taşları sunarak, çocukların aynı kaleyi saatlerden ziyade dakikalar içinde yapabilmesini sağladı. Herkesi şaşırtan ise, LEGO oyuncaklarının satışlarının düşmeye devam etmesiydi. Yanlış giden ne olmuştu?

Cevap, 11 yaşında bir Alman çocuğun yatak odasındaydı. Çocuktan odasında en çok gurur duyduğu şeyi göstermesini istedik. Çocuk herkesi şaşırtarak, çok fazla eskimiş bir çift spor ayakkabı seçti. Ayakkabılarının yıpranmış olmasının çocuğun şehirdeki en iyi kaykaycı olduğunun göstergesi olduğunu anlattı. Bütün havalı hareketleri öğrenirken ayağında olan bu ayakkabılar, çocuğun kaykay yeteneğinin gerçek göstergesi olmuştu.

Bu kısa ziyarete dayanarak, LEGO şirketin geleceğini belirleyecek iki sonuca vardı. Birincisi, oyuncaklar çocukların evrenin efendisi olma aşkını gazlamalıydı ve ikincisi, çocukların efendi olma tutkusunun süre (ve LEGO tuğlalarının büyüklüğü) ile ilişkisi yoktu. Kaykay ile mükemmel bir şekilde kaymak için yüzlerce saat harcamak ile bir kale için yüzlerce saat harcamak aynı şeydi. LEGO’nun büyük veri sonuçları şirketi yanlış yönlendirmişti, ancak küçük veri, LEGO’ya başka hiçbir oyuncak firmasında olmayan öngörüleri sağlamıştı.

Bugün bir LEGO paketini açtığınızda, yine tuğlaların küçük olduğunu göreceksiniz. Aynı zamanda her bir kutunun temasının efendilik olduğunu göreceksiniz. Bugün LEGO, dünyanın en büyük oyuncak firması.*

Bir başka örnek de Almanya’dan. 3 genç internetten müsli satma fikri üzerine kafa yoruyorlar ve bunun için bir anket yapıyorlar. Soru basit: İnternetten müsli satın alır mısınız? Ankete katılanların neredeyse tamamı “hayır” cevabı veriyor. Evet diyen birkaç kişinin cevaplarından etkilenen gençler risk alarak bu yatırımı yapıyor ve My Musli markasını kuruyor. My Musli, inanılmaz bir başarı yakalıyor ve her geçen yıl satışlarını artırıyor.

Son örnek de nostaljik olsun. Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük pazarlamacılardan Caner Tunaman’ın otobiyografi kitabı Markaların Efendisi’nden öğrendim bu olayı.

Yıl 1969. Caner Tunaman, Unilever Türkiye’nin Yeni Ürünler Müdürü. Sana Yağın yeterince satılmadığını düşünerek bu ürünün kullanım alanını genişletmek istiyor. Bu amaçla büyük bir piyasa araştırması yaptırıyor. Çıkan sonuç çok net. Herkes Sana’yı kahvaltıda ekmeğe sürerek tüketiyor. Çünkü 25 senedir bunun reklamı yapılıyor. Araştırmaya katılanların %3’üne denk gelen 15 hane Sana’yı farklı şekillerde tükettiğini belirtiyor sadece. Tunaman bu haneleri tek tek gezip Sana’yı nasıl tükettiklerinin detayını soruyor. Ev hanımları Sana’yı pilavda kullandıklarını söylüyor. Bu veriden ilham alan Unilever büyük bir “Pilavda Sana” kampanyası başlatıyor. Sonrası malum, Sana’nın satışları katlanıyor ve Sana’yı pilavda kullanmayan ev hanımı kalmıyor.

Yani demem o ki, biz pazarlamacıların işi big data’ya bakıp risksiz kararlar almak değil. Derin dataya adeta bir madenci gibi ulaşıp kararları buna göre almak. Tüketicinin ne dediğini değil, nasıl dediğini; ne yaptığını değil neden yaptığını anlayabilmek. Öngörmek, risk almak ve denemek.

*The Brand Age, Sayı: 87, Martin Lindstrom

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link