Markalardan ‘Duygulara Dokunan’ Milli Takım Sponsorlukları!

Kırmızı beyaz dendiği an akan sular duruyor bu ülkede.
Eh, zaten futbol tutkusu bu topraklarda büyümenin zorunluluğu.
İnsanın aşkı taşıyor, sığmıyor bedene hele de iş Milli Takım’a gelince.
Bu sene Euro 2016‘nın gelmesiyle işler çığırından iyiden iyiye çıkıyor. Heyecan zirve yapmış durumda ve futbolun kendi içindeki karmaşası, ligden az buçuk uzak durma kararı da almış olan tüm futbol aşıklarını kenetlenmenin, daha da orta noktasını bulmuş durumda.
İlk heyecan Fatih Terim’le başladı. Bir şekilde muhteşem bir iletişim devi haline gelmiş olan bir adamın, markasının gölgesini, takımın markasıyla buluşturması çok etkiliydi. Aslında bu, her bir kesimin örnek alması gereken şeydi. Lokal iletişim başarının odağında duruyor. Sizin müşteriyi anlama arzunuza benzer bu. Nasıl hareketlendireceğini bildiği bir ruhla çalışıyor teknik adam.
Bunun ötesinde en önemli konu; bir sürü sponsor markanın kanları kaynatan reklam filmleri çekmiş olması. İmaj reklam filmlerinin en başarılı örneklerini gördüğümüz bu süreçte, kimse geride kalmadı demek yanlış olmaz. Her filmin Milli Takım ve onun kökenlerini, içinde yaşadığı toplumu feyz alış şekli çok yakın oldu. Ancak herkesin oldukça duygusal bir fayda sunduğu, genelde dramatik bir ses tonu kullandığı da açık. Başka türlüsü olur muydu?
Hedef kitlen, bayrak görünce ağlayan bir kalabalık olursa, hayır.
Mesela Nike, Arda Turan’ın liderliğini kullanmayı uygun gördü. Kendiyle de bağlantı kurdu. Formanın değerini sunmanın daha duygusal bir yolunu buldu. Prodüksiyonu da oldukça güçlü olan reklamın, mahalle kültüründe futbol olan bir ülke için yapabileceği en nokta atışı dokunuşlardan birini yaptığını söyleyebiliriz.

‘Bir formaya kaç kişi sığar’ diyerek başladı Turkcell. O da zaten yerel halkını çok iyi tanıyan bir marka olarak, ‘formaya ruhunu ver’ başlığı altına topladı bütün destek dürtüsünü. Fatih Terim’in önderliğinde bir anda maçı açmaya karar vermenize neden olacak kadar güçlü bir reklam metniyle donatılmış reklam. Turkcell’in zaten sahip olduğu bütün marka algısının tam da temelini kuran duyguları konuk ederek, formanın ne anlama geldiğini bulmaya çalışan, çok şık bir yol izlemiş film.

Mercedes- Benz yolların en bilinen siması olduğunun altını çiziyor reklamında. Onları 20 yıldır bir yerden bir yere taşıyor olmakla gururlanan bir markanın, duygusal faydası, öyle azımsanacak boyutta değil. Diğer tüm reklamlara göre biraz daha az soluk kestiğini söylemek yanlış olmaz ancak yine de iyi bir yerden yakaladıkları ve taşıyıcı olmaya gelen başlığın haritasını çok yaratıcı bir açıyla çizdikleri kesin.

11 yıldır sponsorluktan sponsorluğa Milli Takım’la koşmuş olan Coca Cola, futbolla olan birliğini, üzerine oturan bu birliktelik imajıyla muhteşem bir şekilde bir araya getirdi yine. Diğer markalara göre çok daha hareketli bir tarz ve ton belirlemiş olduğunu söyleyerek başlayabiliriz. Radyo spotlarından çıkan sesi başarıyla kafamıza kazıyan bir jingle kullanarak, hem mecralardaki başarısını arttırdı, hem de kendini yine ezberletti diyebiliriz. Sosyal medyanın gücünü de en iyi kullanan markalardan biri olarak, kafasındaki her sesi bize öğreten, Milli Takım’ı kucaklatan başarılı bir reklam filmini oluşturdu.

Ülker muhteşem bir kreatif zekanın ürünü olduğunu düşündüğüm, altı her zaman doldurulabilir, yenilenebilir bir sloganla çıkmıştı karşımıza; ‘Mutluluk’. Hem kendi stratejisinden hiç ayrılmadan, hem de futbolun her dalında, her yerinde olduğunu, desteklediğini çok başarılı bir şekilde anlatan reklam filmini de yine mutluluk ve onun altını dolduran kelimelerle görüyoruz. Çok eğlenceli ve mizahi bir tonla, gerçek mutluluğu işaret eden, tam da markasını konumlandırdığı nokta da yapmış durumda işini de.

Türk Havayolları’nın iletişimde artık alışıldık ve bildiğimiz çok aşina olduğumuz bir dili var. O dili hiç bozmadan Milli Takım içinde uyguladı ve pilotun konuşarak, anonsla hislerini paylaştığı bir film çekti. Aslında Turkcell ve Nike reklam aurasına çok yakın bir yaklaşım sergilediğini söylemek yanlış olmaz. Kalbe dokunan, duygulandıran ve inanma gücünü tetikleyen atmosferi, başarılı metniyle güven veren marka algısını, Milli takım ile başarılı bir şekilde birleştirdi.

Herkes bir kere dokundu bu duyguya.
Milli takım ve ötesi için, uzun zamandır beklenilen bir filmin gelmesi hissini hepimiz aldık.
Şimdi ne olacağını beklerken, bu filmleri yeniden yeniden izleyerek daha çok heyecanlanıyoruz.
Markalara bağlanıyoruz.

Paylaş
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Reklamcılık ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olan Zümrüt Tanrıöven; Pazarlamasyon'da pazarlama ve reklam üzerine yazılar yazmaktadır. Futbol Extra'da yazar olmasının yanında, bunun bir devamı olarak spor pazarlama konusunda oldukça derin eğitimler almış, bu konuda bir çok araştırmada ve projede bulunmuştur. İstanbul Bilgi Üniversitesinde bitirdiği yüksek lisansıyla beraber kültür ve sosyolojik yönetimlere de odaklanmaya çalışmış, bu alanları birbiri içinde kullanmaya yönelmiştir. Alamet-i Farika, Show Tv gibi yerlerin ardından son 5 yılında TTNET, Tivibu'da İçerik Pazarlama'cı olarak çalıştı. Şimdi Türk Telekom Pazarlama İletişiminde yolunda devam etmekte.

CEVAPLA