Marka Sadakati Out, Deneyim Pazarlaması In

Teknolojinin hayatımızdaki anlamı, “insan gücünü daha az kullanarak, zamandan kazanarak farklı deneyimler için kendimize alan yaratmak” olmaya başladı. Bu uğurda deşifre ettiğimiz hayatlarımız, güvenlik risklerimiz önemsizleşmeye başladı. Hayat hızla akarken, her sabah yepyeni bir icada uyanırken, artık “marka sadakati” demek, kafayı kuma gömüp sıkıcı olmak demektir.

“Deneyimle, güven, bahset.” döngüsü daha fazla önem kazanmaya başladı. Artık deneyim odaklı bir dünyada yaşıyoruz. Monolog olarak ilerleyen iletişim faaliyetleri, sosyal medyanın yaygınlaşması ile birlikte geçerliliğini kaybetmeye başladı. Siz ne kadar “Ben en iyi temizlerim, en kalitesini üretirim, en trend olanı tasarlarım.” derseniz diyin, sokakta konuşulmadığınız, deneyimleme imkânı sunmadığınız sürece tüketici yaşamında kolaylıkla vazgeçilebilir bir noktada kalıyorsunuz.

Tüketiciler, artık onlarla direkt konuşan, yaşamlarının bir parçası haline gelen markaları tercih ediyorlar. Hatta kendi biricikliklerinin farkında olan, kişiye özel konuşan, alışveriş döngülerini takip eden, buna uygun kampanyalar sunan markalara daha fazla ilgi gösteriyorlar.

Bugün firma birleşmelerine de bakarsanız en butik, en tüketici merkezli çalışan firmalar, dünya devleri tarafından satın alınıyor. Bunun en önemli nedeni, bir kurumun büyüdükçe esnekliğini kaybetmesidir. Tüketici de bunun farkında, artık maruz kalmak değil, seçmek istiyor.

Bunun altında yatan neden şu: Son 2 jenerasyon yapısal olarak daha cesur, kendi değerinin farkında ve girişimciler.

  • “Sen bana patronluk yapamazsın.”
  • “Ben sadece iş-ev arasında hayatımı tüketmek istemiyorum.”
  • “Yeni deneyimlere açığım.”
  • “Çok daha ucuza, aynı işe yarayanı var. Marka diye neden peşinden gideyim ki…”

Her geçen yıl artan girişimci sayısı, girişim faaliyetleri ve buna destek veren kurumlar; iş hayatında, sosyal hayatta, alışveriş alışkanlıklarında değişimi de beraberinde getirdi. Tüketiciler artık seçim yapmadan önce kendi aralarında konuşuyor, markaların birbirlerinden çok da farklı olmadığını düşünüyor, “Farkım var.” diyene de bunu somutlaştıracak kanıtlarını soruyor. Denemeden de inanmıyor.

Starbucks ve Nike gibi firmaların birer kült olmasının altında yatan nedenler de bunlar. Sürdürülebilirliklerini, sürekli yeniliklerine borçlular. Aynı mesajı vermenin standart yollarını denemek yerine, tüketici ile birlikte evriliyor, büyüyor, yaşıyorlar. Bu da marka sadakatini dikte etmeden yaşamın tam ortasına koymalarına yardım ediyor. Bu iki markanın da bir konumlandırma savaşı yok, çünkü her ikisi de özel bir kalenin/konumun ta kendileridir.

Peki, marka isimleri yeni nesil tüketiciler için daha az önemliyse o zaman onlarla nasıl bir platformda bir arada olmalıyız ki, sürdürülebilir başarımızı garanti edelim?

  1. Marka odaklı değil, markanın tüketici hayatında hangi sorunun yanıtı olduğuna odaklanmalıyız.
  2. Açık bir diyalog ortamında, samimi, isimle hitap edebilen, deneyimlemeye açık, “Siz istediniz, sizi dinledik, ortaya da bunu çıkardık.” diyen, dinamik bir yapı içerisinde tüketicilerle iletişimlerimizi kurgulamalıyız.
  3. CRM, çağrı merkezlerinin çalışan kalitesi, büyük veri kullanımı ve bunun farklı markalarla iş birliği sonucunda ortaya koyacakları etkinlikler, deneyimler önem kazanıyor.
  4. Sürdürülebilir araştırma döngüsü kurgulamalıyız. Elimizi üzerinden çekmediğimiz tüketicilerin evrimlerine eşlik etmeli, yaşamlarındaki her değişimin karşılığını sunabilmeliyiz.
  5. Kitlesel değil, daha odaklı hedef kitleler üzerinden marka sadakatini kurgulamalıyız. Ne kadar derine inersek o kadar kolay beklentileri analiz edebiliyoruz, bu da markanın sunduğu ve tüketicinin beklediği arasındaki boşluğu azaltıyor.
  6. Cep telefonu hayatın tam merkezinde duruyor, uygulamalar hayatı kolaylaştırıyor, deneyimi ve bağı artırıyor. Ürününüzün temel vaadini ortaya koyan, çevresini 360 dönerken eğlence, heyecan, bilgi, deneyim paylaşımı da sunacak uygulamaları çoğaltabiliriz.
  7. Sanal gerçekliğin varlığını içselleştirin; eğitimde, marka deneyiminde, bilgi ve eğitim pazarlamada sanal gerçeklik muhteşem bir dünyanın penceresidir. Demokratikleşen ulaşılabilir sistemleri markanızın merkezine yerleştirebilirsiniz.
  8. Söz hakkı verebilirsiniz. Sosyal medyada sizi konuşanlara, sizi konuşabilecekleri alanlar sağlarsanız kendilerini daha değerli hissedeceklerdir. Çıkan sonuçlara bağlı atacağınız adımlar, markanızı vazgeçilmez kılacaktır.

Markalar müşterileri kazanmaz, iyi hizmet size müşteri kazandırır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Esra Baykal; İtalyan Filolojisi, Marmara Üniversitesi MBA mezunu, moderatör ve marka stratejistidir. Leo Burnett, Pars McCANN Erickson gibi uluslararası reklam ajanslarının yanı sıra yerel pek çok reklam ajansı, digital ajans ve kurumsal firmada marka stratejisti ve danışman olarak görev almıştır. 2012 yılından beri sahibi olduğu iletişim ve pazarlama danışmanlığı firması olan GAME KUDRA’da, ölümsüz ve zamana kafa tutan markalar yaratmak için çalışmaktadır. Game Kudra, sadece Türkiye’de değil, Arnavutluk, Azerbaycan ve Rusya’da da tüketici iç görülerine ve pazar bilgilerine hakimdir.

Bir Cevap Yazın

2018’de Takip Edilmesi Gereken 4 Mobil Doğal Reklam Trendi

Türkiye’de ve dünyada hızla artan mobil cihaz kullanımıyla birlikte, mobil doğal reklamcılık kısa sürede gelişiyor ve yaygınlaşıyor. Japonya’nın en büyük dijital reklam teknoloji şirketi FreakOut, mobil doğal (native) reklamcılığın 2018 yılında takip edilmesi gereken 4 trendini açıklıyor. IHS’in yayınladığı rapora göre, 2020 yılında tüm dijital reklam harcamalarının yüzde 75,9’u mobil reklama harcanacak ve mobil reklamların yüzde 63’ünden fazlası doğal reklamlardan oluşacak.

“Önce mobil” stratejisi önem kazanıyor

Tüm dünyada mobil internet trafiği, 2016 yılında ilk kez bilgisayarı geride bıraktı. Türkiye’de ise bu oranın mobilde yüzde 61, bilgisayarlarda yüzde 36. Mobil cihaz penetrasyonu da göz önüne alındığında Türkiye’nin mobil cihaz kullanımında dünya standardının çok üzerinde olduğu açıkça görünüyor. 2018’de aradaki farkın daha da açılması bekleniyor.

Sosyal medya doğal reklamcılığı sürüklemeye devam edecek

2016 yılında doğal reklamcılığın önemli bütçesi yayıncılara giderken, bir yıl içerisinde sosyal mecralara yapılan yatırım çok fazla arttı. Türkiye’deki mobil internet kullanıcı sayısı 71 milyonken, sosyal medyaya mobilden bağlanan kullanıcı sayısı ise 42 milyon ve genç nüfusun tercihleriyle bu rakamın daha da artması bekleniyor.

Sosyal medya kullanımında bir diğer çarpıcı örnek de Facebook’un dünya çapında aylık mobil kullanıcı sayısı ise 1,74 milyar olması. Bu kullanıcıların yüzde 56’sı sadece mobil cihazlarından siteye giriş yaparken, Facebook’un toplam reklam gelirlerinin yüzde 88’i mobilden sağlanıyor. Türkiye’deki sosyal medya yatırımlarının yüzde 64’ü mobil cihazlarda gerçekleşti.

Video reklamlar daha fazla önem kazanacak

Video temelli mecraların iş modellerinin önemli bir parçası doğal reklamlar olacak. Dünyada mobil cihazlar üzerinden TV ve video izleme oranı son 6 yılda yüzde 85 artarken, Türkiye’deki 16-24 yaş arası kullanıcılar TV ve video izlemek için en çok akıllı telefonları tercih ediyorlar. Mobilden haftalık TV ve video izleme toplam süresi 5,3 saate kadar yükseldi.

Türkiye’de video reklam yatırımları yüzde 34’lük büyümeyle 122,7 milyon TL olarak gerçekleşti. Bu rakamın önümüzdeki yıl hızla artması bekleniyor.

Sponsorlu içerikler en hızlı büyüyen segment olacak

2018 yılında markalar, sponsorlu içeriklere yoğunlaşacak ve influencer pazarlamanın da önemi artacak. Daha fazla blog yazısı, video ve fotoğraf sponsorlu olarak kullanıcılarla buluşacak. Türkiye’de sponsorluk reklamlarının yerini alan ve native olarak bilinen haber içeriği şeklindeki reklamları 2017’nin ilk 6 ayında ise 35 milyon TL’ye ulaştı.

Sadece mobil doğal reklamlar üzerine odaklanan FreakOut, Japonya’da geliştirdiği teknolojisini sadece mobil cihazlar üzerinde en iyi sonucu verecek şekilde optimize ediyor. FreakOut teknolojisi eşsiz kılan özelliklerden bir diğeri de tek bir reklam alanını tek bir marka için kullanması. Bu sayede daha büyük boyutta görsel ve metin kullanarak, doğal reklamcılıkta advertorial ile display etkisini pozitif anlamda kullanan şirket, mobil doğal reklamcılığın gelişimine öncülük ediyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

AdWords Kalite Puanı Nedir? Kalite Puanını Nasıl Yükseltiriz?

AdWords hesabı yönetmeye yeni başlayanların en çok merak ettiği konuların başında Kalite Puanı geliyor. Açıkcası bunda pek haksız da sayılmazlar, kalite puanımızı yükseltebildiğimiz sürece, tıklama başı maliyetlerimizi de düşürebiliriz. Bu sebeple yönettiğimiz hesabın başarılı olabilmesi için, kalite puanlarımızı yükseltmemiz kritik bir önem taşıyor.

Adwords kalite puanı nedir?

Adwords Kalite puanı, Google’un hedeflediğimiz anahtar kelimeler için, reklamlarımızın kalite ve alaka düzeyine göre yaptığı bir değerlemedir. Kelimelerimiz için 1 ile 10 arasında bir kalite puanı alırız. Bu kalite puanı esasında küsüratlı bir değer de olabilir, ama AdWords arayüzünde 1 ile 10 arasında değişen tam sayı değerleri görürüz.

Reklam sıralamamız belirlenirken, açık arttırmaya girdiğimiz maksimum tıklama başı teklif ile birlikte kalite puanı en önemli unsurlardandır. Google bu iki değeri çarparak bir puan oluşturur ve buna göre bizi diğer reklam verenlerle birlikte sıralamaya sokar.

Adwords kalite puanı nasıl arttırılır?

Kalite puanını arttırmak için yapabileceğimiz çok sayıda çalışma var. Kalite puanını belirleyen ise temelde 3 farklı unsur var. Bunlar; Beklenen tıklama oranı, reklam alaka düzeyi ve açılış sayfası deneyimidir. Yani sadece tıklama öncesi yaptığımız çalışmalar değil, tıklama sonrası için yaptığımız çalışmalar da kalite puanımız üzerinde etkilidir.

Tıklanma oranınızı arttırmak için gerçekte sitenizde var olmayan %90’a varan indirim gibi bir indirim vurgusu kalite puanınızı arttırmak için yeterli olmayacaktır, tıklama sonrası böyle bir indirim olmadığını gören kullanıcılar sitenizi hemen terkedecek, bu da size düşük bir kalite puanı olarak olumsuz yansıyacaktır. Ya da reklamınız tıklandıktan sonra sayfanız yeteri kadar hızlı açılmıyorsa, Google amcanın sizi yine düşük bir kalite puanı ile cezalandırabileceğini unutmayın.

Verdiğim eğitimlerde yeni yeni AdWords hesabı yönetmeye başlayan kullanıcıların tek bir reklam grubu içerisine 15-20 arasında değişen ve hatta bazen daha da üzerine çıkan sayıda anahtar kelimeyi eklediğini görüyorum. Bu oldukça yanlış bir yaklaşım. Kalite puanımızı etkileyen temel unsurlardan ikisinin reklam alaka düzeyi ve açılış sayfası deneyimi olduğundan bahsetmiştik. Eğer çok sayıda anahtar kelimeyi tek bir grup altında toplarsanız, bu anahtar kelimelere özel bir reklam metni yazmanız ya da düşüş sayfası belirlemeniz mümkün olmaz.

Eğer özel bir reklam metni hazırlayabilecekseniz ya da düşüş sayfasını özelleştirebilecekseniz tek bir kelime için bile ayrı bir reklam grubu oluşturmaktan kaçınmayın.

Örneğin;

iphone 8
en ucuz iphone 8
kırmızı iphone 8
indirimli iphone 8

gibi kelimelerden oluşan tek bir reklam grubu oluşturursanız, bu kelimelerin hepsine ayrı ayrı özel bir metin hazırlayamazsınız. Bildiğiniz gibi reklam metinlerini reklam grupları düzeyinde atayabiliyoruz. İyi bir açılış sayfası deneyimi için de bu kelimelerin düşüş sayfalarını mutlaka aramaya özel belirlemeliyiz.

Eğer kullanıcı Google’da “en ucuz iphone 8” şeklinde bir arama yaptıysa reklam alaka düzeyi açısından metinde bunu görmelidir. Açılış sayfası deneyimi için de iphone 8‘lerin ucuzdan pahalıya sıralandığı bir sayfaya düşmelidir.

“kırmızı iphone 8” şeklinde bir arama için de aynı şeyler geçerlidir. Kullanıcı reklama tıkladıktan sonra, sadece kırmızı iphone 8‘lerin olduğu bir sayfaya yönlenmelidir.

Reklam metnini özelleştirmek ya da düşüş sayfasını farklılaştırmak gibi unsurlardan sadece birini bile gerçekleştirebilecekseniz, o kelimeye özel bir reklam grubu oluşturmalısınız.

Reklamınızın tıklanma oranı, belki de kalite puanını etkileyen en önemli unsurdur. Tıklanma oranını yüksek tutmak için mutlaka iyi bir negatif kelime çalışmamız olmak zorundadır. İyi bir negatif anahtar kelime çalışması için de sattığımız ürün ya da hizmeti çok iyi tanımamız, özelliklerine vakıf olmamız gerekmektedir. Bundan sonrasında da Google Anahtar Kelime Aracı ile birlikte diğer araçları da kullanmak durumundayız.

Google arama barı, ubersuggest, keywordtool.io, kwfinder ve keyword.center gibi araçlar negatif anahtar kelimeleri tespit etmenizde size oldukça yardımcı olacaktır. Bunlara ek olarakta doğru anahtar kelime eşleşme seçeneğini kullanmak, düzenli olarak arama terimlerini analiz etmek, ilgili kelimelere özel reklam grupları oluşturmak ve ilgisiz tetiklemeleri negatiflemek tıklanma oranınızı yükseltecek en önemli çalışmalar arasındadır.

Açılış sayfası deneyimini üst düzeye taşımak için de Google’un araçlarıyla sayfalarınızı mutlaka kontrol etmelisiniz. Açılış hızı kontrolü için PageSpeed Insights, sayfanızın mobile olan uyumunu kontrol etmek için de Mobile-Friendly Test‘i kullanabilirsiniz. Bu araçlar ile yapacağınız analizler, açılış sayfanızda ne tür geliştirmeler yapmanız gerektiği konusunda size ışık tutacaktır.

Son olarakta yine bir kampanya kırılımından bahsetmek isterim. Mobil cihazlar ve desktop’taki aranma hacimleri ve tıklanma oranları oldukça farklılık gösterebilmektedir. Bu sebeple aynı hedeflemere sahip iki kampanya oluşturup mobil ve dekstop için ayrı ayrı hedeflemenizi öneririm. Ayrı bir mobil kampanyaya sahip olduğunuzda, arama uzantısı kullanmak ya da metinlerde mobil cihazlara özel bir iletişim dili kullanmak gibi tıklanma oranlarını arttıracak aksiyonlar alabilirsiniz.

Pek tabii ki kalite puanını arttırmak için yapabileceğiniz tüm çalışmalar bunlarla sınır değil, ama bu değişiklikler puanlarınızı yükseltmeye başlamak için iyi bir ilk adım olacaktır. Sizler de deneyimlerinize dayanan püf noktaları yorum olarak paylaşırsanız çok mutlu olurum.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link