Marka İsimleri Şansa Bırakılmayacak Kadar Değerlidir!

Bir markayı inşa ederken dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlardan bir tanesi de, markaya tasarlanacak isimdir. Evet, tasarlanacak! Çünkü markalara gelişi güzel isimler konmamalı. Başlangıçta markaya belirlenecek güçlü bir isim, tüketici ile marka arasında önemli bir bağın oluşmasına sağlar. Pazarlama duayenlerinden Philip Kotler‘in, markalara belirlenecek isimlerin insanlar üzerindeki etkisini anlatan çok güzel bir örneğini paylaşmak istiyorum: “Bir tüketici panelinde, iki güzel bayan resmi gösterilmiş ve hangisinin daha güzel olduğu sorulmuştur. Oylar 50-50 bölünmüştür. Daha sonra deneyi yapan kişi, resimlerdeki kadınlardan birine Jennifer, diğerine ise Gertrude adını vermiştir. Jennifer adı verilen bayan oyların %80’ini almıştır.” Diğer yandan isimlerin insanlar (tüketiciler) üzerindeki etkisi ne kadar önemli olursa olsun, unutmamak gerekir ki hiçbir tüketici markanın sadece ismi güzel diye tercih etmeyecektir. Başarılı marka isimleri, sadece markalaşma sürecinin gerekliliklerini yerine getiren markalar için ciddi bir avantaj sağlar. Her marka ismi bir anlam ifade eder. Fakat önemli olan bu anlamın, markanın yaratmak istediği algıya destek verecek bir isim olmasıdır. Bir markaya isim tasarlanırken:

– Marka konumlandırma mesajını iyi taşıyabilmesine,
– Markanın kişiliğine uygun olmasına,
– Tüketici ile iletişim sürecinin başlatılmasına,
– Akılda kalıcı olmasına,
– Bir anlamı olan ve diğer markalardan ayırt edici özelliğinin olmasına,
– Küresel bakarak başka bir dilde uygunsuz anlam taşımadığına dikkat edilmeli.

Markalara isim tasarlanırken ileri dönük düşünülmesi gerekir. Belirlenecek marka isminin bir gün ülke sınırlarını aşabileceği her zaman göz önünde bulundurulmalı. Markalara belirlenecek isimlerin yurtdışında (en azından dünyada en yaygın dillerinde) uygunsuz bir anlam taşımadığı araştırılması önemlidir. Geçmişte birçok dünya markası uygunsuz marka isimleri belirleyerek ciddi bedeller ödemek zorunda kaldılar. Buna örnek gösterecek olursak; Chevrolet’in Chevy Nova isimli ürünü Latin Amerika pazarında beklentilerin epey altında kalmıştı ve bununda başlıca sebebi de no va’nın İspanyolca’da “İşlemez” anlamına gelmesiydi. Aynı şekilde Mitsubishi’nin başarılı arazi aracı Pajero, yanlış isim seçiminden dolayı ABD ve Latin Amerika ülkelerinde Mitsubishi Montero adıyla satılıyor. Pajero isminin karşılığı İspanyolca “Mastürbasyoncu” anlamına geliyor. Google çeviride bile bu ismin karşılığı çıkarken, bu denli büyük markaların böylesine ciddi hatalar yapmaları çok düşündürücüdür.

Markalar, tüketicilerin zihnine yer edinmek için ciddi reklam harcamaları yapıyorlar. Eğer bir markanın ismi akılda kalıcı değil ise, maalesef tüm bu reklam harcamaları da başarılı olmayacaktır. Koç Holding zamanında bunu Arçelik markasında ön görerek, yurtdışına Beko markası ile açılma kararı aldır. Bu radikal kararının arkasındaki en önemli sebepler ise, Arçelik markasının telaffuzundaki zorluğu ve markanın yurtdışındaki tüketicilerin aklında kalıcı olmayacağı şüphesidir.

Son olarak, konuyla ilgili ülkemizde maalesef azımsanmayacak yanlış bir algıya değinmek istiyorum. Ülkemizde birçok marka, piyasaya yabancı bir isimle giriş yapmayı tercih ederek, ürünlerinin ithal ve güvenilir olduğu algısını vermeye çalışıyor. Oysaki birçok dünya markası, ürünlerini Türkiye’de ürettirip dünyaya pazarlıyor. Görülen o ki, yurdumun malına halen tam olarak itimat edilmiyor. Konuyla ilgili değerli pazarlama yazarlarımızdan Temel Aksoy, sosyolojik açıdan buna önemli bir teşhis koymuş: “Türkiye’de girişimciler, 90’lı yıllardan itibaren markanın bir ürüne veya hizmete değer kattığını, benzer seçenekler arasından “marka” olanın daha çok tercih edildiğini fark ettiler ve eskiden hiç önemsemedikleri bu konuya daha dikkat etmeye başladılar. Fakat Türkiye’de köklü bir markalaşma kültürü olmadığı için, bu konunun yabancı bir marka ismi koyularak halledileceğini düşündüler. Batı’ya hayranlık Türkiye kültürünün bir özelliği olduğu için, başta İngilizce olmak üzere yabancı bir isim bizim ülkemizde Türkçe bir isimden daha prestijli algılanır. Toplumsal hafızamızdaki bütün “kaliteli” ürünler Batı’dan gelmiş olduğu için, girişimciler ürün ve hizmetlerine yabancı bir isim koyarak “kalite” algısı yaratacaklarını zannettiler. Kozmetik, takı, moda gibi kategorilerde Fransızca; makine, mühendislik alanında Almanca, teknoloji alanında da Japonca isimleri seçtiler.” Milletçe ne kadar milliyetçi olduğumuz söylense de, markalara konulacak yerli isimlerden bile önyargımızdan dolayı kaçınıyoruz. Şimdilerde Koreli otomotiv devi Hyundai, BMW, Mercedes ve Audi’ye rakip olmak için ürettiği yeni sedan marka otomobiline Türkçe bir isim belirledi. Yeni lüks otomobile Aslan ismini veren Hyundai, modelin ismi dâhil tüm aşamasının tüketici taleplerine ve market araştırmalarına göre dizayn edildiğini belirti. Modelin satış rakamları merak konusu olurken, umarım bu gelişme Türk girişimcilerine de önemli bir örnek teşkil etmiş olur.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Dünyanın En İyi 100 Havayolu Şirketi Açıklandı, THY İlk 20’de

Havacılık sektörünün en saygın ödüllerinden olan ve 1999’dan beri verilen Skytrax, 2018 yılının en iyi hava yolu şirketleri listesini yayımladı. Listenin ilk sırasında Singapore Airlines yer alıyor. Geçen yıl 2’nci sırada yer alan şirket, bu sene birincilik unvanını Qatar Airways’in elinden aldı.

Geçen yıl 12’nci olan Turkish Airlines bu sene 6 sıralık bir gerilemeyle 18’inci sırada yer alıyor. Dünyanın en iyi hava yolları sıralamasına giren diğer bir Türk firması ise AtlasGlobal. Şirket, 100’üncü sırada. Listenin ilk 20’si ise şu şekilde;

Skytrax World Airline Ödülleri (2018)

1. Singapore Airlines

2. Qatar Airways

3. ANA All Nippon Airways

4. Emirates

5. EVA Air

6. Cathay Pacific Airways

7. Lufthansa

8. Hainan Airlines

9. Garuda Indonesia

10. Thai Airways

11. Qantas Airways

12. Swiss International Air Lines

13. Japan Airlines

14. China Southern Airlines

15. Etihad Airways

16. Austrian Airlines

17. Air New Zealand

18. Turkish Airlines

19. KLM Royal Dutch Airlines

20. Hong Kong Airlines

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Dikkate Almamanız Gereken 8 Yanlış Kariyer Tavsiyesi

Zeitgeist. Popüler bir belgesel. İçinde bulunduğumuz dönemin değerlerine eleştirel bir gözle bakıyor, henüz duymamış olanlara öneririm.

Zeitgeist kelimesinin bizi ilgilendiren diğer anlamı ise şu; bir yer ve döneme ait genel kabul görmüş düşünceler, ya da “zamanın ruhu”.

Her ne kadar kendi düşüncelerimizin bütünüyle bize ait olduğunu düşünsek de aslında bu bir yanılsama. Sosyal canlılar olarak, etkileşimi girdiğimiz insanları etkiliyor ve onlardan etkileniyoruz. Daha da önemlisi, yaşadığımız koşulların ne kadar konforlu veya ne kadar acımasız olduğu, insanlığa ilişkin düşüncelerimizi şekillendiriyor ve en nihayetinde o dönemin doğrularını kendi prensiplerimiz olarak kabul etmeye başlıyoruz.

Çoğu sanat eserinin yorumlarken, sanatçının yaşadığı dönemi ve koşulları bilmek bu yüzden önemli. Sanatçının zamanını ve onun koşullarını bilmek, o eseri hayata geçirirken ne düşündüğünü anlamanın kapısını açıyor. Örneğin M.C. Escher’ın  dünyasını yorumlarken 1939 – 1945 döneminde ürettiği eserlerde 2. Dünya Savaşı’nın etkisini dikkate almamak eksik olur.

M.C Escher - Kariyer Tercihleri

M.C. Escher’ın İnanılmaz Dünyası

Tavsiyelerin ağırlığını ölçerken, tavsiye verilen alanın ne kadar hızlı bir değişim gösterdiğini dikkat almak gerekli. Yani, Maraş Dondurması yapmanın inceliklerini öğreniyorsanız tavsiyede bulunan ustayı can kulağıyla dinlemek ve yeri geldiğinde öğütlerini birebir uygulamak doğru olabilir. Nihayetinde iyi bir Maraş Dondurması yapmak yıldan yıla değişiklik gösteren bir beceri değil. Hem öğrenilecek çok şey var hem de tavsiyelerin geçerliliğini yitirmiş olmaları riski yok.

Maraş Dondurması ve Kariyer

 

Ancak kariyer tavsiyesi alıyorsanız kişilerin kendi iş hayatlarından yola çıkarak yaptıkları yorumların yetersiz, ve hatta çoğu zaman yanlış yönlendirici olabileceği riskini dikkate almak gerekli.

Son 100 yıl kadar dar bir zaman dilimine baktığımızda bile farklı jenerasyonlar için genel geçer tek bir doğru kariyer rotasından(ve tavsiyesinden) bahsetmenin mümkün olmadığını görüyoruz. Son 100 yılın ilk üçte birinde sanayi devriminin etkileri ile birlikte mavi yaka olarak veya kas gücü ile çalışmak en doğrusuyken, ikinci üçte birlik dönemde orta derecede eğitim almak ve devlet güvencesiyle memur olarak çalışmak doğrusu olabilir. Bu son 30 yıllık yani son üçte birlik dönem için ise bize verilen çok iyi bir eğitim al ve özel sektörde çalışarak basamakları tırman mesajıydı. Bu mesaj değişti, ancak o dönemin zeitgeist’ı ile konuşan birinden alacağınız kariyer tavsiyeleri onun dönemi için geçerli olsa da sizin döneminiz için doğru olmayabilir. Artık  Nasıl Nitelikli İş Bulunur? gibi konular bile danışmanları olan bir uzmanlık alanı haline geldi.

Üretim teknolojilerinin çeşitlenmesi, paylaşım ekonomisinin güçlenmesi, tüketim biçimlerinin değişmesi ve özellikle C2C (Consumer to Consumer) ekonomisinin artması ile birlikte bugünden geleceğe yönelik kariyer tavsiyelerinde bulunmak çok zor. En azından bunları geçmişe bakarak yapmak mümkün değil.

Doğru kariyer yönlendirmeleri için kişilerin kendi hayatlarından verdiği anektod ve örneklere değil, geleceğe ilişkin ayakları yere basan analizlere bakın.

İşte o en sık duyulan yanlış tavsiyeler…

  1. İş değiştirmeden önce bir şirkette en az 3 yıl çalışmış olmalısın.

Şirkete bağlılığı belirleyenler misyon duygusu, çalışanın kendi gelişimi dahilinde o işten kazandıkları ve edindiği fayda olmalı. Bunun süresi 6 yıl olabileceği gibi 1 yıl da olabilir.

  1. Bir çok şirkete başvurmalı, sana en iyi teklif vereni kabul etmelisin.

Yanyana koyduğunuz iki tekliften az olanı, sizi 3  sene içerisinde aylık çift haneli gelirler kazanacağınız bir standarda çıkarabilir. Daha da tehlikelisi, %20 daha çok kazanacağım diye teklif ettiğiniz işten mutsuz olursanız kariyerinizde gereksiz yere koca bir kaç yıl kaybetmiş olursunuz.

  1. Üniversite sonrası iyi bir iş bulmanın koşulu staj yapmaktır.

Stajlar faydalı, şüphesiz. Özellikle iş dünyasını ve kendi yetkinliklerinizi tanımak konusunda değerliler. Ancak yaz dönemlerini geçirmenin tek yolu staj yapmak değil. Önemli olan tema, kendi yetkinlik ve becerileriniz ile örtüşen işler yapıyor ve üretiyor olmanız.

  1. Zaten 7 yıldır bu iş alanında çalışıyorsun, alan değiştirmen doğru olmaz.

Taş yerinde ağırdır sözünün bir doğruluğu var. 7 yıllık çok iyi finans bilginizle şirketlerin finans departmanları için çok değerli olabilirsiniz. Ancak şirketlerin bu alandaki nitelikli iş gücüne ihtiyacı otomasyon sistemleri ile değişiyorsa ve daha da önemlisi siz bu alanda çalışmak istemiyorsanız, değişiklik yapabilirsiniz. İşin sırrı, tamamen farklı, eski yetkinliklerinizle hiçbir bağlantısı olmayan iş alanlarına sıçrama yapmaya çalışmak yerine, kesişim alanları aramak ve paralel geçişler yaparak istediğiniz yöne doğru ilerlemek. Örneğin; Finans’tan direk Yönetim Danışmanlığı alanında sıfırdan geçiş yapmak yerinde Finans -> Satış Analitiği -> Analitik Modelleme -> Yönetim Danışmanlığı benzer rotalar çizmek gibi…

  1. İşten ayrılırsan kıdemini yakarsın, biraz daha sabret.

Evet şirketten kendi isteğinizle ayrıldığınızda kıdem tazminatınızı alamazsınız; ancak kıdem tazminatı zaten hiç bir zaman çalışanın değildir. Kıdem tazminatı, tek taraflı olarak sözleşmeyi şirketin feshine karşı bir sigortadır. Hem ayrılmamanın alternatifi daha da kötüdür. Size uygun olmadığına karar verdiğiniz, kendinize bir beceri katmadığınız ve size ay başında yatan maaş dışında hiçbir faydası olmadığını düşündüğünüz bir işte boşa geçirdiğiniz her ayın ve yılın bir “fırsat maliyeti” vardır. Yani eğer o işten ayrılmış olsaydınız yapıyor olabileceklerinizi hiçbirini yapmıyor olmanın kaçmış fırsatı.

  1. Çok iyi bir şirkete kapağı atmak için, ne rol olursa kabul etmelisin.

Büyük çok uluslu bir şirkette çalışmanın yarattığı güvence bir illüzyondan ibaret. Konu güvenceden daha çok statü endişesi ile ilgili.  Herkesin gıpta ile baktığı bir şirkette çalıştığınızda sosyal çevreniz ve arkadaş ortamlarınızda daha yüksek bir statü kazanıyor olabilirsiniz. Ancak eğer kazandığınız iş bilgisinin, tecrübenin ve uzmanlığın o şirket dışında bir talebi yoksa, ayrıldığınızda iş bulma şansınız azaltmış değil arttırmış olursunuz. Şirketlerin marka değeri tabi ki önemlidir, ancak vakaların %90’ında kişinin hangi alanda iş bilgisine sahip olduğu birinci, bunu hangi şirkette kazandığı ikinci derecede önemlidir.

  1. Para kazanmak için zaten çalışmaya mecbursun, bu yüzden seveceğin işi aramamalısın.

Kişinin yaptığı işten, kendi kişisel hedeflerine yönelik bir fayda çıkarıyor olması hem mutlu bir hayat hem de iyi bir iş performansı için çok merkezi. Hayır, herkes hayalindeki işi yapamaz. Ancak bu noktada mükemmeliyetçi düşünmemek gerekli. En çok istediğiniz bir numaralı işte çalışmıyor olabilirsiniz ancak bugün yaptığınız iş bir şekilde sizi oraya yakınlaştırmalı. Örneğin iyi bir aşçı olma hayaliniz varsa, bunun zaten mümkün olmadığı düşüncesi ile pazarlama ve temizlik kimyasalaları alanında çalışmak yerine direk veya dolaylı olarak gıda veya restoran sektörü ile temas eden bir iş yapabilirsiniz. Günün sonunda hayale tam olarak ulaşamasanız bile, deneme sürecinin kendisi, anlamsız bir çalışma hayatından çok daha tatmin edici olacaktır.

  1. Tamamen işine odaklanmalı ve mesleğinde en iyisi olmalısın.

Kişinin yüksek hedefler koyması, ve mesleğinde en iyi olmayı hedeflemesi olumsuz bir durum değil. Ancak herkesin tek bir mesleğinin olduğu dönemi tarihsel olarak geride bıraktık. Artık her birey kendi becerilerini paylaşım ekonomisi içerisine dahil edebilir. Örneğin bir yandan mevcut işinizde kurumsal satın alma işlemleri ile uğraşıyorken, “satın almada en iyi olmak” hedefini koymak yerine buradaki hedefleri küçültebilir ve buradan kazanacağınız enerji ile Behance veya DesignCrowd gibi sitelerde freelance olarak kitap kapak tasarımları yapabilir veya seslendirme sanatçısı olarak çalışabilirsiniz.

Özetle, dünün doğruları ile bugünü yaşamaya çalışmak yerine, yarının doğrularını çözümleyip kendi kurallarınızı belirleme şansını kullanın, bunun önü tarihte hiç olmadığı kadar açık.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link