Marka Ambalajları Tamamen Sade Bir Tasarıma Bürünürse Nasıl Olur?

Ürün tasarımının satın alma üzerindeki etkisi tartışılmaz. Pekçok kez ambalajına kapılıp satın aldığınız veya ilginizi çeken ürün gruplarını bir düşünün. Ne kadar başarılıydı ya da ilginizi çeken yönü neydi?

Araştırmalar gösteriyor ki aslında her alanda olduğu gibi ürün ambalajlamada da sadelik genelde dikkat çeken ya da beğeniyi oluşturan asıl etmen. Markaların ambalaj tasarımında kendi kimliklerini yansıtmak zorunda oldukları tartışılmaz, fakat aynı oranlı markalaşma değerini görmezden gelen bir yaklaşım da başarısızlığı çok kolay beraberinde getirebiliyor.

Aşağıda bilinen 10 markanın ambalaj tasarımlarının tamamen sadeleştirilmiş yeni tasarımları mevcut. Çalışmada elde edilen genel kanı, sade tasarımların daha yüksek beğeni topladığı yönünde, bakalım siz neler düşüneceksiniz. Ayrıca tasarımların Türk tasarımcı Mehmet Gözetlik‘in persfektifinin yansıması olduğunu da belirtmekte fayda var.

Buyrun;

1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Genel Yayın Yönetmeni. Dijital iletişim ve pazarlama alanlarında araştırmalar yürütmekle birlikte, web teknolojilerini de bir o kadar yakından takip ediyor.

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Müşteriye Çok Fazla Seçenek Sunmak Doğru Satış Stratejisi mi?

Müşterilerinize çok fazla seçenek sunduğunuz için gurur mu duyuyorsunuz yoksa pişmanlık mı? Yüzlerce seçeneği önüne serdiğiniz müşteriler sizce ne kadar mutlular?

Sizinle Barry Schwartz’ın Paradox of Choice (Tercih İkilemi) adlı kitabından belki birçoğunuzun da hatırlayacağı bir örnek paylaşayım:

Bir grup müşteriden, bazı kaliteli reçel örneklerini deneyerek seçim yapmaları istendi. Grubun yarısına 6 reçel örneği sunulurken, diğer yarısına da 24 örnek sunuldu.

Altı örnek sunulan müşterilerden %30’u reçelleri denedikten sonra alışveriş yaparken, yirmi dört örnek sunulan müşterilerin sadece %3’ü denemelerini alışverişle sonlandırdı. Bu da %90 daha az satış demekti.

Çok fazla seçenek kafa karışıklığı, daha uzun bir satın alma süreci ve nihayet daha az satış anlamına geliyor.

Süreci şöyle inceleyebiliriz:

Çok fazla seçenek çok fazla düşünmeye sevk ediyor. Bir karar vermek için çok fazla düşünmek gerektiğinde ise genellikle hiç bir şey yapmama eğiliminde oluyoruz. Kesinlikle bir seçim YAPACAĞIMIZI veya YAPMAMIZ GEREKTİĞİNİ bilsek bile, genel olarak kararımızı erteliyor ve bu kararı kolaylaştırmak üzere daha fazla bilgi toplamayı tercih ediyoruz.

Bu konudaki kilit nokta ise insan psikolojisindeki şu güdüden geçiyor:

Hiç kimse YANLIŞ TERCİH YAPMAYI sevmez! Haliyle zor bir seçim yapacağı zaman insanlar doğal bir eğilimle kesin bilgilere başvurma ihtiyacı duyarlar. Çünkü kendilerini yanlış bir karar verdikleri için suçlu hissetmek istemezler.

İşte müşterilerinize tatmin edici satın alma kararları verebilmeleri ve hızlı seçim yapabilmeleri için yardım etmenizi sağlayacak 4 anahtar yaklaşım:

1. Seçenekleri Azaltın:

ABD’nin ünlü yol üstü restoranlarından biri olan Sonic Drive-In’de ne kadar içecek türü bulunuyordur sizce? Tam 688.133! Çılgınca, değil mi? Peki ama menülerinde kaç tanesi sunuluyor dersiniz?

50 taneden daha az…

sonic-drive-in-menuesue

2. Satın Alma Kararını Kategorilerle Belirleyin:

Araç satın almak isteyen bir müşteri düşünün. Sıfır ve ikinci el tüm araçların bir arada olduğu araba pazarlarındaki gibi bir düzen bu müşteri için ne kadar kafa karıştırıcı ve yorucu olurdu sizce? Hatta binek araçlar, ticari araçlar ve SUV tarzı araçların hepsi dağınık bir biçimde ve rastgele bir araya toplanmış olsa? Satın alma sürecinin ne kadar uzun ve karmaşık olacağını hayal edin.

araba-pazari

3. Karar Vermek Üzere Müşterilere Yönlendirmeler ve Tavsiyeler Sunun:

Örneğin sipariş süreciniz birden fazla adımı ve seçenekleri içeriyorsa, daha hızlı karar verebilmeleri için müşterilerinize rehberlik edecek yönergeler sunun. Satın alma sürecinde ne olacağını ve bir sonraki adımda ne yapmaları gerektiğini bilmelerini sağlayın.

satin-alma-suereci

4. Yalnız Olmadıklarını Hissettirin:

Kimse yanlış karar vermeyi sevmediği için, insanlar genellikle bir seçim yapmak üzere iken daha önce başkalarının da aynı seçimi yapıp yapmadıklarına bakarlar. Tercihlerinin doğru olup olmadığından emin olmak için sosyal kanıt ararlar.

Referansların kullanımı yanlış karar verme korkusunu dindirmek üzere önemli bir katkı sağlar. Amazon sattıkları tüm ürünlerle ilgili olarak müşteri değerlendirmelerine önemli bir yer vermek suretiyle bu konuda harika bir iş çıkarmaktadır. Bu marka da aşağıdaki resimde önemli bir vurgu yapıyor. Fark ettiniz, değil mi?

referansla-pazarlama

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama ve Reklam Konularında Okunması Gereken 8 Kitap

Montesquieu “Okumayı sevmek, hayattaki can sıkıcı saatleri güzel saatlerle değiştirmektir” derken konuyu özetlemişti. Çünkü ilgilendiğiniz konu ne olursa olsun, iyi bir kalemden çıkmış, size her açıdan değer katacak, sizi yenileyecek, okuruyla bütünleşen bir içerik sunan her kitap ufkunuzu açar. Sadece okuyup geçmekle kalmadığınız, satır aralarında okuduklarınızın daha fazlasını keşfetmeye sizi davet eden, bugüne kadar bildiklerinizi sorgulatan ve okuyana yeni bir bakış açısı sunan kitaplar, hem günlük hayatınızda hem de kariyerinizde yol gösteren en önemli rehberlerdir. İş pazarlama ve reklamcılık alanına geldiğinde de böyledir. Biz de pazarlama kitapları ve reklamcılık üzerine yazılan kaynaklardan oluşan bir liste hazırladık. Bu alanda kariyer hedefleyen genç kuşak temsilcilerinin ve deneyimini bilgiyle yoğurmak isteyen profesyonellerin işine yarayacağını düşündüğümüz bu derlemeye birlikte bakalım mı?

Unmarketing

Dijital pazarlama ve reklamcılık henüz günümüzde geldiği noktanın çok uzağındayken bile öngörüleriyle dikkat çeken Scott Stratten’in yazdığı bu kitap, geleneksel reklam ve pazarlama yöntemlerinin yerini dijital dünyanın almasını yorumlarken, düşük maliyetle viral etki yaratmanın nasıl olabileceğine dair sorular soruyor. Özellikle sosyal medya hakkında önemli noktalara değinen Unmarketing, müşterileriyle bağ kurmak isteyen marka ekiplerine oldukça yararlı bir kaynak.

pazarlama

İsyan Pazarlanıyor

Küreselleşen dünyada herkesin refaha ulaşacağı beklenirken, kontrolsüz gelişen pazarlar ve yasal düzenlemelerin yetersiz kalması sonucu oluşan balon ekonomiler, ekonomi piramidinin altındakilerle üstündekiler arasındaki mesafeyi daha da açtı. Hatta kapitalizm, bu duruma verilen tepkileri bile metalaştırıp pazarlayarak toplumsal hareketlerden kazanç sağlar oldu. Piyasa ekonomisinin tek tipleştirdiği tüketim toplumu itirazını dillendiren idoller çıkarsa da onlar da bu düzene yenildi. Joseph Heath ve Andrew Potter ikilisinin yazdığı İsyan Pazarlanıyor, tam da toplumların haykırdığı isyanın yine onlara ”pazarlanışının” dramatik öyküsünü anlatıyor.

Bilinçaltımdaki Reklamlar

İzleyene ya da bakana fark ettirmeden yapılan reklamların hep en zor ve en güzel çalışmalar olduğunu düşünürüm. Robert Heath’in yazdığı Bilinçaltımdaki Reklamlar kitabı tam da bu noktadan hareket ediyor. Biz fark etmeden bilinçaltımızda bir yerlere ulaşan bazı reklamlar, verdiği bilinçaltı mesajlarla hiç ummadığımız bir yerde ve zamanda hafızamıza kazınıyor ve bizimle görünmez bir bağ kuruyor, dahası satın alma tutumumuzu değiştiriyor. Logolardan tabelalara, televizyon reklamlarından afişlere değin uçsuz bucaksız bir alanda maruz kaldığımız bu reklamlar, içgüdülerimizi harekete geçirebiliyor. Heath’in kitabında nörolojik ve psikolojik etki açısından yorumlarda da bulunduğu bu konu, aslında olayın ne kadar karmaşık ve algı yönetimi ağırlıklı olduğunu ortaya koyuyor.

Az Aslında Çoktur

Basit düşünmek, basit oynamak, az lafla çok şey söyleyebilmek, sadece giyimde değil hayatın her alanında “gösterişli bir sadeliği” yakalayabilmek; bunlar her pazarlamacının veya reklamcının harcı değil.
Leo Babauta’nın kaleminden çıkan Az Aslında Çoktur’un dikkat çekmek istediği asıl nokta da bu işte! Kitap özetle, her koşulda bolluğun, bir şeye fazla sayıda sahip olmanın daha iyi sayıldığı bir dünyada daha büyük evlerin, daha pahalı arabaların, ender bulunan kumaşlardan elbiseler giymenin, kocaman alışveriş merkezlerinde zaman öldürmenin bize öğretildiği gibi iyi olmayabileceğini anlatıyor. Bunu aşmak isteyenlere de az olanın gücünden yararlanmayı tavsiye ediyor.

Mad Men ve Felsefe

Madison Square’in dahi reklamcılarını bizimle tanıştıran, 50’li yıllardan 70’li yıllara varan nostaljik ama unutulmayacak bir serüveni bize hayranlıkla izleten Mad Men dizisini unutmak mümkün mü? Fakat bu sefer, idealist reklamcıların altın çağına götüren yapımın alt metinlerine odaklanacağız. James B. South ve Rod Carveth’in belki de türünün tek örneği sayılabilecek bu kitapta, diziyi izlerken sadece çarpık insan ilişkileri ve fırtınalı özel hayatları merak etmeyenlere güzel bir pencere açıyor. Amerikan halkının tüketimle olan ilişkisi, politik ve sosyal dinamiklerin reklam ajanslarındaki çalışma ilişkilerine etkisi, ırkçılık, tüketmeye zorlanan bir toplum ve daha pek çok şeyin altında, karakterlerin kişilik özelliklerinin yattığını vurgulayan eser, bu noktayı felsefi boyutlarda ele alıyor. Don Draper, Pete Campbell, Peggy Olson diğer Mad Men karakterlerine Platon, Nietzsche ve Aristoteles gibi filozofların objektifinden bakmak istiyorsanız, bu kitap tam size göre!

İknanın Psikolojisi

Bazı kitaplar zamansızdır, her dönemde okunabilir ve referans olma niteliğinden hiçbir şey kaybetmez. Robert Cialdini’nin zamana meydan okuyan kitabı İknanın Psikolojisi de zamana meydan okumayı başaran kült bir kitap olarak, hâlâ önemini koruyor. Kitap, markanın kitleyle bağ kurması ve sonrasında satın alma kararı oluşturması için izlediği yolda atması gereken ilk adım olan ikna etme sürecini yaşanmış örneklerden ve hatta laboratuvar deneylerinden yola çıkarak anlatıyor. Cialdini’nin anlaşılır bir dille yazdığı eser, kitle-ürün-marka üçgeninde pazarlama ekiplerine ve reklamcılara hâlâ çok şey söylüyor.

Bu Topraklardan Dünya Markası Çıkar Mı?

Eh, listemize bu topraklardan da kitaplar eklesek olmaz. Marka iletişimi ve satış psikolojisi üzerine oldukça derin bir birikimi olan, ülkemizin sayılı markalaşma uzmanlarından Güven Borça’nın yazdığı bu kaynak, aslında az sayıdaki Türkiye kaynaklı pazarlama ve reklamcılık kitapları arasında uzun süredir muazzam bir boşluğu dolduruyor. Yerel düzeyde olup da uluslararası kimliğe bürünme potansiyeli taşıyan pek çok kültürel değerimizin olduğunun altını çizen Borça, neden bunun küresel çapta bir başarı hikâyesine dönüşemediğini soruyor ve olası sebepleri kendince açıklıyor. Markalaşamamızın altında yatan alışkanlıklar, risk alamama güdümüz ve daha birçok noktaya dikkat çeken yazar, bu topraklardan bir dünya markası çıkıp çıkamayacağına kafa yoruyor ve buna bizim de ortak olmamızı istiyor. Kitabı okuduktan sonra, yine Borça’nın yazdığı “Bu Topraklardan Dünya Markası Çıkar Ama…” adlı eseri de okuyarak bilgilerinizi daha kalıcı hâle getirebilirsiniz.

Benden Sonra Devam

Biraz da iş dünyasına kulak verelim. Garanti Bankası Eski Genel Müdürü Akın Öngör’ün, kariyer basamaklarını nasıl çıktığını ve Türkiye’nin en büyük bankalarından birinin tepesinde yer alırken yaşadığı zorlukları ve mutlu anları anlattığı anı türündeki bu kitabı okurken; verilen büyük emeklerin ve birlikte çalışılan insanların profesyonel yaşamda nasıl başarıya dönüştüğünü göreceksiniz. “Benden sonra tufan” demek yerine “devam” demeyi seçen Öngör, tam da bu nedenle deneyimlerini yeni nesile aktarmak istemiş, bize de okuması kalmış.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link