Macaron Nasıl Dünya Markası Oldu?

Ünlü Fransız pastanesi Laduree İstanbul Bebek’te şube açtıktan sonra herkes macaron’u daha yakından tanımış oldu. Önceleri Türkiye’de belli başlı yerlerde satılan macaron Türkiye’de Laduree açıldıktan sonra inanılmaz popülerleşti ve her yerde satılmaya başlandı. Tabi hepsinin tadı aynı olmuyor, aradaki farkı görmek için Laduree’de mutlaka tatmanız lazım. Peki sadece 19 senede dünya’da bu kadar bilinen bir marka olmak için nasıl bir strateji uygulandı öğrenmek istemez misiniz?

1862 yılında Paris’te kurulan Laduree 130 sene boyunca sadece tek bir mağaza ile satışlarına devam etti. 1993 yılında Paul fırınlarının sahibi Holder ailesi tarafından satın alındıktan sonra stratejiler tamamen değişti. 2005 yılında ilk defa Fransa sınırlarının dışına çıkan marka dünyanın farklı ülkelerinde bir çok mağaza açtı. David Holder’a göre eski sahipler markanın inanılmaz potansiyelinin farkına hiç varamamışlardı. Marka stratejisi olarak “haute couture” benimsendi, sanki bir modaevi misali yönetilmeye başlandı ve akıllı pazarlama yöntemleri başarının temel unsuru oldu. Sonbahar ve ilkbaharda iki ayrı koleksiyon çıkartılmaya başlandı ve klasik çikolata ve karamelli macaronlara eşlik etti. İlkbahar koleksiyonu meyveli ve hafif tatlarda hazırlanırken sonbahar koleksiyonunda Noel havası ön plana çıkartıldı.

Laduree paketleri moda dünyasının en ünlü isimleri olan Galliano, Louboutin, Christian Lacroix ve daha bir çok kişi tarafından tasarlandı, özel müşterilerin isteklerine göre macaronlar farklı tasarımlarda gerçekleştirildi. Marka mağaza seçimlerini yaparken Dior ve Louis Vitton benzeri bir yaklaşım sergileyip öncelikle kozmopolit şehirler olan Londra, New York, Dubai ve İstanbul gibi yerlerde dükkan açtı. New York’da Madison Avenue’de yılda 545 bin $ kira ödemekten çekinmeyip fazlasıyla cesur davrandı, Dior, Gucci, Ralph Lauren gibi markalarla karşılıklı olmaya özen gösterdi ve asla bir zincir görüntüsü vermemek için her mağaza birbirinden farklı tasarlandı. Pazarlama ekibini diğer şirketlerden farklı olarak moda dünyasından seçen şirket yeni sezondaki macaron koleksiyonlarına alışılmışın dışında Vogue ve Elle gibi moda dergilerinde yer verdi.

Lüks tüketime hitap eden, bu alanda reklamlar yapıp en popüler yerlerde dükkan açan marka kısa zamanda moda ve şov dünyasının olmazsa olmazı haline geldi. Gossip Girl dizisinde başrol oynayan Blake Lively dizi boyunca Laduree paketini elinden düşürmeyip gönüllü bir elçi rolünü üstlendiği gibi televizyon izleyicisini de etkilemeyi başarıyor. Bunun dışında Kate Moss, Emma Watson, Katie Holmes gibi dünya starları da macaron yemeye bayılıyor ve bunu hayranlarıyla paylaşıyorlar. Tasarımlarıyla ödüller alıyor, yaptığı özel tasarımlı kutularda macaronları normalden çok daha pahalıya satıp hem cirosunu daha fazla artırıyor hem de tasarımlarıyla bir çok yerde konuşuluyor.

Bu derece büyük bir pazarlama ekibine sahip olan Laduree’nin başarısını önümüzdeki dönemde de izlemeye devam edeceğiz gibi gözüküyor. Kısa bir sürede dünya starları tarafından gönüllü olarak reklamı yapılacak kadar sevilen bu ürünün markalaşma hikayesinde bence tamamen faklılaşma stratejisi yer alıyor. Diğer firmalar ürünlerini yiyecek olarak düşünüp bu şekilde stratejiler üretirken Laduree macaron’u tamamen moda ikonu olarak görüp buna göre kendine özgü çalışmalarda bulunmuş, dünyanın en iyi bilinen giyim markalarıyla karşılıklı yer almak için büyük rakamlar ödeyerek kiracı olmayı göze almış, herkes gıda ile alakalı yerlerde reklam verirken Laduree’nin macaronu moda dergilerinde yer almış, giyim markaları gibi senede iki kere koleksiyon çıkartmış ve sadece ürüne değil paketlenmesine de önem verip kutu tasarımlarını dünyanın en önemli kişilerine yaptırmış.

Son zamanlardaki en sıradışı pazarlama ve markalaşma çalışması sonuçlarını almakta gecikmeyen Laduree maliyeti 30 cent civarında olan macaronu Avrupa genelinde 1.60 Euro’ya satıyor ve günlük macaron satışlarının 100 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Darısı Türkiye’den bir markamızın başına …

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Perakende’nin Devler Liginde İki Türk Şirket

Deloitte, dünyanın gelir açısından en büyük 250 perakendecisini belirlediği “Perakende’nin Küresel Güçleri 2018” raporunu “Dönüştürücü Değişim, Canlanan Ticaret” başlığıyla yayımladı. Raporda Türkiye’den yıllardır yer alan BİM Birleşim Mağazacılık A.Ş. ve uzun bir aradan sonra listeye tekrar giren Migros Ticaret A.Ş. yer alıyor. Bununla birlikte bu iki marka raporda yayınlanan 2016 mali yılında en hızlı büyüyen 50 şirket arasında da yer alıyor.

Rapora göre en iyi 250 perakende şirketi 2016 mali yılında %4,1 oranında bileşik büyümeyi temsil eden toplam 4,4 trilyon ABD doları gelir elde etti. Raporda bulunan şirketlerin perakendeden elde ettikleri yıllık gelirlerin ortalama 17,6 milyar dolar seviyelerinde olduğu görülüyor. Perakendenin en güçlü beş ismi, listedeki yerini 2016 mali yılında da korurken ilk 10’da yer alan diğer şirketlerin; organik büyüme, satın almalar ve kurdan kaynaklanan oynaklık sebebiyle yer değiştirdiği görülüyor. İlk 10’da yer alan şirketlerin gelirleri, listede yer alan 250 şirketin toplam gelirinin %30,7’sini oluşturuyor.

Listede dikkat çeken noktalardan biri ise geçtiğimiz dört seneden farklı olarak giyim ve aksesuar perakendecilerinin büyümenin başını çeken liderler koltuğundan feragat etmesi ve buna rağmen en karlı sektör özelliğini koruyor olması. Hızlı tüketim sektörü ise tüm liste içerisinde hem listeye giren şirket sayısı (135) hem de ortalama gelir (21,7 milyar dolar) açısından en öne çıkan sektör niteliğini kazandı. Hızlı tüketim sektöründe faaliyet gösteren bu 135 şirket, toplam gelirin üçte ikisini oluşturuyor.

Deloitte Türkiye Tüketim ve Endüstriyel Ürünler Lideri Özkan Yıldırım, raporun öne çıkan sonuçlarını şöyle değerlendirdi: “Listede ciddi oranda basamak atlayan şirket olarak görünen Amazon’un, geçtiğimiz sene 10. sırada yer alırken bu sene 6. sıraya yükseldiği göze çarpıyor. Türkiye’nin temsili açısından sevindirici bir gelişme ise; sıralamanın düzenli oyuncularından BİM Birleşik A.Ş.’nin yanı sıra, geçtiğimiz yıllarda listeye girmeye ara vermiş olan Migros Ticaret A.Ş.’nin de tekrar devler listesinde yer almış olması.”

Migros yine devler liginde, BİM ise yerini koruyor

Listede 149. Sırada yer alan BİM Birleşik A.Ş., geçtiğimiz sene 6,4 milyar olan gelirini, bu sene 6,6 milyar dolara çıkardı. BİM, 2011-2016 yılları arası %19,6 büyüme elde ederek son beş yılda en hızlı büyüyen 24. şirket oldu.

Migros Ticaret A.Ş. ise 3,6 milyar dolarlık geliriyle 247. sıradan devler ligine tekrar merhaba dedi. Migros’un yıllık büyüme oranı %17,8 olarak ölçülürken, bu oranla en hızlı büyüyen 37. şirket oldu.

Perakendenin kuralları yeniden yazılıyor

Özkan Yıldırım, hayatlarımızı dönüştüren bu değişim çağında perakendenin kurallarının nasıl yeniden yazıldığına dikkat çekiyor: “Ticareti canlandırmak ve gelecekte perakendecilerin iş yapış biçimlerini derinden etkilemek için inovasyon, iş birliği, konsolidasyon, entegrasyon ve otomasyon gereklilik haline gelecek. Bu kapsamda, yetkinliklerini dijitalin gereksinimlerine göre geliştirebilen, müşteri deneyimini farklılaştıran ve yeni teknolojileri tüketiciyi anlamak için kullanabilen perakendeciler, değişen dünyada hayatta kalabilecek.”

Raporda yer alan ve perakende alanında hâkim olması beklenen dört önemli trend ise şöyle:

  • En iyi kalitede dijital yetkinlikler geliştirmek: Dünya çapındaki perakendeciler hızla, tüketici gözüyle alışverişin geleneksel ‘bricks and clicks (hem fiziksel hem de çevrimiçi varlık ve faaliyet gösterilmesi)’ anlayışından ibaret olmadığı gerçeğine adapte oluyorlar.
  • Kaybedilen zamanı telafi etmek için fiziki ve online hizmeti birleştirmek: Dijital dünyanın kıyısında duran fakat dijital trendleri takip etmede başarısız olan pek çok şirket, kaybettikleri zamanı telafi etme peşinde olmalılar.
  • Eşsiz ve etkili mağaza içi deneyim yaratmak: Fiziki perakende mağazaları hiçbir yere gitmiyor; zira dünya çapındaki perakende satışların %90’ı hala bu mağazalardan yapılıyor. Öte yandan pek çok imkân sunan online kanallarla yarışmak için anlamlı müşteri deneyimi ve marka bağlılığı oluşturmak şart.
  • Perakendeyi en son teknolojilerle yeniden keşfetmek: Nesnelerin interneti, yapay zekâ, sanal gerçeklik ve robotlar her perakendecinin radarında olmalı.

2016 mali yılının en büyük 10 perakendecisi

Gelir düzeyine göre sıralama Şirket adı Menşei 2016 yılı perakende geliri
(milyon ABD $)
1 Wal-Mart ABD 485,873
2 Costco ABD 118,719
3 The Kroger ABD 115,337
4 Schwarz Almanya 99,256
5 Walgreens ABD 97,058
6 Amazon ABD 94,665
7 The Home Depot Inc ABD 94,595
8 Aldi Group Almanya 84,923
9 Carrefour S.A. France 84,131
10 CVS Health Corporation ABD 81,100

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamacılar Neden İşlerini Bırakmak İstiyorlar?

Pazarlamacıların %81’i şu anda yaptıkları işi önümüzdeki üç yıl içinde bırakmak istiyor. İşletmelerin bu konuda önceliklerini ve değerlerini gözden geçirmeleri gerekebilir. Var olan personelini tutundurabilmek iş veren için önemli bir konu ve iş verenin çalışanı nelerin motive edeceğini bilmesi gerekiyor.

Son yapılan Pazarlama Haftası Kariyer ve Maaş anketine katılanların çoğunluğu önümüzdeki en az beş yılı pazarlama bölümünde geçirmek istediklerini ama şu anda bulundukları işi bırakmayı planladıklarını söyledi.

Ankete katılanların %43.2’si rollerini önümüzdeki üç yıl içinde değiştirmeyi planlıyor, % 37.8’i gelecek yıl değiştirmek istiyor ve sadece % 11,2’lik bir kısım değiştirmeyi düşünmüyor.

Değişikliğin başlıca nedeni olarak daha iyi finansal ücreti (% 65.1), yeni bir görev meydan okumasını (% 54.9) ve mevcut iş yerlerinde sınırlı imkânlara sahip olmayı  (% 37.4) öne sürdüler.

TSB pazarlama müdürü Pete Markey, şirketlerin yeni bir meydan okuma isteği duymaları ve mevcut çalışma ortamında pazarlamacılara ilham vermeleri ve yerine getirmeleri için yollar bulmaları gerektiğini belirtti.

Moonpig CMO’su Andre Rickerby, bir e-ticaret bakış açısıyla, pazarlamacılar için açık olan geniş fırsat yelpazesinin her geçen yıl arttığını ve yeni roller denemelerini sağladığını söylüyor. Özerkliği doğuran ve paylaşılan vizyonla çalışan bir pazarlama kültürü kurabilen böyle hızlı ve rekabetçi bir sektör markası, kendi kültürünü yaşatma imkanı bulabilecektir diyor.

Online sistemin çok değiştiğini ifade eden Rickerby “Bir yönetici olarak, ne teklif ediyorsun? Piyasada çok sayıda rakip var ve çoğu zaman insanlar önce para düşünüyor.” diye de ekliyor. 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link