L’Oréal’in Ev Laboratuvarından Dünyaya Yayılış Hikayesi 0

L’oreal markasının ne kadar meşhur olduğunu hepimiz biliyoruz. Öyle ki, marka tanınırlığının ardından ürün fiyatlarının pahalılaşmasını da beraberinde getiriyor. Fakat bu markanın ne kadar kaliteli ürünler ürettiğini her kadın bilir.. İşte böyle başarılı bir markanın ortaya çıkışında ilham dolu bir hikaye yatıyor.

1907 yılında Fransız Eugène Schueller, Paris’te okuduğu üniversitesinden kimyager olarak mezun olduktan sonra evinin mutfağında küçük bir laboratuvar yaparak her gece burada çeşit çeşit saç boyası deneyleri yapıyordu ve amacı tamamen doğal görünen bir saç boyası üretmekti.

Evinde ürettiği saç boyalarını küçük şişelere dolduruyor ve şehirdeki kadın kuaförlerini tek tek gezerek onları ikna etmeye çalışıyordu. Uyguladığı taktiklerde başarılı da oldu. Ürettiği boyaları o kadar iyi sattı ki parasız bir şekilde evinin laboratuvarında yaptığı boyalardan biriktirdiği kazançla kendi şirketini açtı ve L’Oreal markasının ilk yapı taşlarını atmış oldu.

Schueller’in işleri iyi gidiyordu fakat o dönemler kadınlar saçlarını sık boyamadıkları için, onlara güven içinde saçlarını boyamaları hakkında bilinçlendirmesi gerekiyordu. Schueller ise çok profesyonelce bir yol izliyordu. O dönemlerde “la coiffure de paris” isimli bir moda dergisi her kadın kuaföründe bulunan popüler bir dergiydi, kadınlar saçlarını yaptırmak için sıra beklerken bu dergiyi okuyorlardı.

Ardından Schueller bu dergide kimyager kimliğiyle makaleler yazmaya başladı. Makalelerin konusu kadınlar için en can alıcı nokta ‘saç boyaları ve boyama teknikleriydi’. Dergiye yazdığı makaleleri okundukça daha fazla ürün satmaya başladı ve kısa süre içinde tüm dergiyi satın alarak kendi ürünlerini belli etmeden öven bir dergi haline geldi.

Schueller yine çok zeki adımlarla kariyerinde ilerlemeye devam ediyordu. Saç boyalarının daha fazla satılması ve tanınması için en önemli unsurun kuaförler olduğunun farkındaydı. Onlarla arasını iyi tutuyor ve mutlu etmek için türlü türlü kampanyalar düzenliyordu. Böylece bir süre sonra Fransa’da bulunan kuaförlerin bir çoğunluğu onun ürünlerini bayanlara ‘şiddetle’ önermeye başladılar.

Ardından Schueller, Paris’in en güzel semtinde L’Oreal markasını tanıtmak için bir ‘saç boyama akademisi’ açtı ve başına Rus çarının sarayında çalışmış aristokrat bir kuaför getirdi. Bununla beraber Fransa’nın dört bir köşesinden gelen kuaförler bu seçkin okulda saç boyamaya dair tüm incelikleri öğreniyor ve tabii ki L’Oreal markasının dünyadaki en iyi boya olduğunu gelen bayanlara överek anlatıyorlardı.

1920’li yıllara gelindiğinde kadınlar çalışma hayatına daha fazla girmeye ve doğal olarak bakımlarına daha çok önem göstermeye başladılar. Bu gelişme Schueller ve L’Oreal için çok önemliydi, artık Fransa sınırlarını aşıp dünyanın dört bir yanına ürün göndermeye başlamışlarıdı.

Bu dönemlerde Schueller koyu saçlı kadınların saçlarını sarıya boyatma isteklerinin arttığını farketti ve çok kısa bir zaman içinde saçların rengini açan yepyeni bir ürünü piyasaya sürdü. O zamanlar Schueller’in ürün şişesini eline alarak etrafındakilere ” Bu minicik şişeden servetler kazanacağız çünkü gün gelecek milyonlarca kadın saçlarını sarıya boyatmak isteyecek” demiştir.

Schueller her defasında profesyonelce bir yol izlemesi, L’Oreal markasının da gelişmesi ve tanınması için bir fırsat olmuştur. Bunun yanında, Fransa’da ilk defa işçilere yönelik ücretli izin kanunu çıktığı zaman Schueller uzun yaz tatiline çıkacak işçilerin plajları dolduracağını düşünerek piyasaya güneş yağı sürmüştür ve tabi ki çuvalla para kazanmıştır.

L’oreal firmasının en büyük başarılarından biri de bilime ve ar-ge çalışmalarına büyük bütçeler ayırmasıdır. Kimyager Schueller’in talimatıyla daha ilk yıllarında koca bir araştırma enstitüsü kurulmuş ve en modern cihazlarla donatılmıştır. Daha kurulduğu ilk senesinde (1950) sadece araştırma departmanında yüz adet uzman kimyager çalışmaktaydı. Buradan bir sonuç çıkaracak o dönemlerden bugüne kadar L’oreal firmasının bir çok yeni ürün keşfedip piyasaya sürmesinin arkasında bilime verilen büyük önem yatmaktadır.

Yeditepe Üniversitesi Görsel İletişim Tasarım Yüksek Lisans Öğrencisi - Pazarlamasyon.com İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

2016-2017 Sezonunda Türkiye Süper Lig’in Gelir Oranları 0

Türkiye’nin en büyük özel sermayeli yatırım bankası Aktif Bank, Türk futbolunun gelirlerini ve ekonomik görünümünü mercek altına aldığı Futbol Ekonomisi Raporu EkoLig’in ikinci sayısını yayınladı.

Türk futbolunun finansal verilerini Avrupa’nın önde gelen ligleri ile karşılaştırmalı olarak sunan rapora göre, Süper Lig; maç günü gelirleri, naklen yayın gelirleri ve ticari gelirler açısından son iki sezonda yüzde 15 büyüdü. 2015-2016 futbol sezonunda yaklaşık 2 milyar TL olan Süper Lig’in gelirleri, 2016-2017 futbol sezonu sonunda 2,3 milyar TL’ye ulaştı.

Ceyhun Kazancı: “Futbol ekonomisi son bir yılda yüzde 15 büyüdü”

Raporun öne çıkan sonuçlarını basın mensupları ile paylaşan Passolig Genel Müdürü Ceyhun Kazancı ise, “Türk futboluna ilişkin elimizde bulunan önemli bilgi birikimini sektör ve kamuoyu ile paylaşmaya devam ediyoruz. Geçtiğimiz yıl gördük ki, EkoLig futbol ekonomisi için çok önemli bir ihtiyacı karşıladı. Bu yıl daha da derinleştirdiğimiz bu rapor, futbol kulüplerinin de mali yapıları ve gelir kalemleri açısından doğru strateji izlemeleri için bir kaynak rapor niteliğinde olacaktır.

Kazancı, bu yılki raporda yer alan veriler çerçevesinde, Türk futbolunun gelir yapısı hakkında şu bilgileri verdi: “Rapora göre, Türk futbol ekonomisi büyümeye devam ediyor. Süper Lig’in toplam geliri 2,3 milyar TL’ye ulaştı. Dört büyükler geçtiğimiz sezon 1,4 milyar TL, son 3 futbol sezonunda ise toplam 3,8 milyar TL gelir elde etti.

Süper Lig, 3 büyük gelir kaleminden biri olan naklen yayın gelirlerinden 2016-2017 futbol sezonunda 1 milyar TL’lik gelir elde ederek Avrupa’nın en fazla yayın geliri kazanan 6. büyük ligi oldu. Yenilenen naklen yayın ihalesi rakamlarını dikkate aldığımızda, bu sezon sonunda da Süper Lig’in naklen yayın gelirlerindeki artışın devam edeceğini öngörmekteyiz. ”

Toplam gelirlerde Beşiktaş öne geçti

Rapora göre; Beşiktaş, üst üste elde ettiği 2 şampiyonlukla birlikte bütün gelir kalemlerinde ciddi bir yükseliş elde etti. 2016-2017 futbol sezonunu hem sahada hem de finansal tablolarda lider tamamladı. 2015-2016 futbol sezonuna göre toplam gelirlerini yüzde 61 oranında artıran siyah beyazlılar, gelirlerini 521 milyon 100 bin TL’ye ulaştırdı.

Trabzonspor yeni stat ile gelirlerini katladı

Trabzonspor, Şenol Güneş Spor Kompleksi Medical Park Stadyumu’nun açılmasıyla birlikte maç günü gelirlerinde ciddi bir artış elde etti. 2015-2016 futbol sezonunda 3,1 milyon TL kazanan bordo mavili ekip, 2016-2017 futbol sezonunda maç günü gelirlerini 18,7 milyon TL’ye ulaştırdı.

Sezon sonunda toplam gelirlerde yüzde 81’lik oranda bir artışla 147 milyon 700 bin TL kazanan

Trabzonspor, sadece dört büyükler arasında değil ligin tamamında gelirlerini en fazla artıran kulüp oldu.

Medipol Başakşehir FK başarı öyküsüne imza attı

Süper Lig’i 2016 – 2017 sezonunda ikinci sırada bitiren Medipol Başakşehir naklen yayın ve maç günü gelirlerinde yüzde 41,6’lık bir artış elde etti. Naklen yayın gelirlerinde üç büyüklerden sonra en fazla

kazanan takım oldu. Seyirci ortalamasını 2 bin 285’den 3 bin 271’e çıkararak, yüzde 43 oranında seyirci artışı elde etti ve Lig’in başarı öyküsüne imza attı.

Rakamlarla EkoLig

  • Son iki sezonda toplam 5,2 milyon kişi Süper Lig maçlarını stadyumlarda seyretti.
  • Süper Lig’in 2015-2016 futbol sezonunda 8.395 olan seyirci ortalaması, 2016-2017 futbol sezonunda yüzde 6 oranında artarak 8.940 oldu.
  • 2015-2016 futbol sezonu sonunda 2 milyon olan Passolig Kart adedi, 2016-2017 futbol sezonu sonunda 2,8 milyona ulaştı.
  • 2016-2017 futbol sezonunda Süper Lig pastasının büyüklüğü 2,3 milyar TL’ye ulaştı.
  • Dört büyükler 2016-2017 futbol sezonunda 1,4 milyar TL gelir elde ettiler.
  • Beşiktaş 30.446 seyirci ortalaması ile ligin en fazla seyirci ortalamasına sahip takımı oldu.
  • Süper Lig’in en fazla gelir elde eden takımı: Beşiktaş’ın toplam geliri: 521 milyon 158 bin TL
  • Süper Lig’in maç günü gelirleri en fazla olan takımı Beşiktaş oldu (69,9 milyon TL).
  • Süper Lig’in ticari gelirleri en fazla olan takımı Fenerbahçe oldu (208 milyon TL).
  • 2015-2016 sezonunda olduğu gibi, 2016-2017 futbol sezonunda da ligin en fazla naklen yayın gelirleri elde eden takımı (Ziraat Türkiye Kupası dahil) Fenerbahçe oldu (114,3 milyon TL).
  • 2015-2016 futbol sezonuna göre naklen yayın gelirlerini yüzde 42 oranında artıran Medipol Başakşehir FK, Süper Lig’in yayın gelirlerini en fazla artıran takımı oldu.
  • Süper Lig’in en fazla seyirciye ev sahipliği yapan stadyumu: VODAFONE PARK – 825.968 kişi.
  • 4 büyüklerin bilet başına elde ettiği ortalama gelir: 99,5 TL.
  • 4 büyükler dışındaki takımların bilet başına elde ettiği ortalama gelir: 35,2 TL.
  • Son 3 futbol sezonunda 4 büyük takım 3,8 milyar TL gelir elde etti.

Axe’dan Deri ve Kurabiye Kokulu Yeni Deodorant: Evet Deri ve Kurabiye! 0

Alt nota, üst nota, odunsu çiçeksi gibi parfüm terimleri hepimizin hayatında bir şekilde karşılık buluyordur eminim. Ve ideal bir parfümde alt nota ile üst notada kullanılan koku mikslerin birbirleri ile uyumlu bir beraberlik yakalaması isteriz. Ancak erkek deodorant markası Axe, deri ve kurabiye kokusunu mikslediği ilginç bir ürün ile karşımıza çıkarak bildiğimiz tüm kuralları yıkıyor.

Kişisel bakım dünyasının kadınlara fazlaca yoğunlaştığı sıradan bir dönemde “erkeklere özel” sloganı ile gelerek tabiri caizse kendi küçük devrimini yaratan deodorant markası Axe, ‘Collision’ ismini verdiği ürün hattının ilk ürünü tanıttı.

Deri ve kurabiye kokusu dediğimizde sizlerde ayrı ayrı deri ve fırından yeni çıkmış taze kurabiye kokusunu düşünüp onları bir araya getirmeye kalktınız mı bilmiyoruz ama oldukça merak uyandırıcı olduğu konusunda hemfikiriz gibi.

Axe Collision ismi verilen ürün hattı deodorant ve duş jeli olarak iki farklı ürünle tüketicisini selamlamaya hazırlanırken, marka tarafından bu beklenmedik koku beraberliği aslında biz bu ikiliyi bir karıştıralım ya kokusu gerçekten güzel olursa mentalitesi ile üretilmiş ve  “ tamamen farklı dünyaların taze ve sıcak kokuları ” olarak tanımlanmış.

Bu sonbaharda tüm Avrupa’ya tanıtılması planlanan Axe Collision Leather + Cookies ülkemize de gelir mi bilmiyoruz ancak tanıtımı için hazırlanan ve hepimizin akılında acaba güzel kokacak mı sorusunu yanıtlamaya çalışan eğlenceli reklam filmini aşağıda izleyebilirsiniz.

Genelde deri kokusu, yeni tanıtılan arabalarda kullanılıyor ancak kurabiye kokusu ile karıştırıp deodorant olarak kullanmak aklımıza gelmezdi. Peki siz Axe’ın sıradanlıktan uzak, tabuları yıkan yeni deri ve kurabiye kokulu yeni Collision serisi hakkında neler düşünüyorsunuz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link