Lamborghini‘nin Traktör Üretiminden Spor Araba Üretimine Geçiş Hikayesi

Ferruccio Lamborghini İtalya’nın Kuzeyinde Ferrara bölgesinde küçük bir köyde, tarım arazilerinin yoğun olduğu bir bölgede büyüdü. Bulunduğu bölgeden dolayı kendini tarım makineleri üzerine geliştirmeye başladı. Fakir çiftçi bir babanın oğlu olan Lamborghini’nin makinelerle ilgili ilk iş deneyimleri çiftçilere yönelik çözümler sunmaktı. Makinelere olan ilgisi nedeniyle eğitim hayatına Bologna yakınındaki Fratelli Taddia Teknik Enstitüsünde devam etti ve bu konuda kendini oldukça geliştirdi. Teknik Enstitü öğrencisi olması onu 1940 yılında İtalya Hava Kuvvetlerinin teknik bölümünün bir parçası yaptı.

Hava Kuvvetlerindeki görevinin ardından ülkesine döndüğünde Motorsiklet ve Otomobil üzerine bir tamirhane-modifikasyon garajı açtı.

Ardından ülkede üretim kıtlığından dolayı yiyecek sıkıntısı olduğunu fark eden Ferruccio, hurda araçlardan elde ettiği çıkma parçalar ile traktör üretmeye karar verdi. Traktörlerin üretimi ve satışı ardından Lamborghini çok başarılı oldu ve neredeyse her ay 400 traktör satmayı başardı.

Tüm bu üretimler devam ederken Ferruccio Lamborghini spor otomobil ve hız tutkusundan vazgeçmez ve bir yandan kendi garajında Maserati, Ferrari gibi çok önemli spor otomobilleri ile bu tutkusunu sürdürmeye devam eder.

Ferruccio Lamborghini’nin kullandığı Ferrari 250GT modelinde yaşadığı debriyaj probleminin ardından Enzo Ferrari’den bir görüşme talep eder. Bu görüşmede yaşadığı sıkıntıdan bahsedip bu sıkıntının kendi ürettiği parçalar ile çözüleceğinden bahseder ve  hiç beklemediği bir şekilde aşağılanır. Bir traktör üreticisinin spor otomobil üretiminden bir şey anlamayacağı ve kendi işine bakması söylenir. Bu olay üzerine Ferruccio Lamborghini kendi spor otomobil fabrikasını Ferrari’nin yakınlarında bir bölgeye kurmaya karar verir.

Yaşanan bu olayın ardından Ferruccio Lamborghini hiç zaman kaybetmeden önemli tasarımcılar ve motor ustaları ile bir araya gelerek 12 Silindir efsanesinin ilk ürünü olan 350 Beygirlik modeli Lamborghini 350’yi 1964 senesinde Torino Otomobil Fuarı’nda görücüye çıkarır.

Bundan sonra Lamborghini hem traktör hem de spor otomobil üretecektir. Çok tutan 350 GT ve Jamara’dan sonra adı bir dövüş boğası yetiştiricisi Don Eduardo Miura’dan esinlenilen Miura seri üretime geçer. 1974‘te üretime giren Countach spor otomobili dünyasının yıldızı haline gelir. 1974 – 1990 yılında üretilen Countach yukarı açılan kapılarıyla resmen çığır açmıştır.

Bu araç her ne kadar güzel görünse de tasarım hataları mevcuttur. Bunun ardından Güney Afrika’dan verilen yüklü traktör siparişinin iptali ile şirket zora girer. Şirketin %51’lik kısmını İsviçreli arkadaşı Rosetti‘ye satmak zorunda kalır. Traktör fabrikası da SAME traktör grubuna satılır. Bir yıl sonra da Feruccio tüm hisselerini Rosetti’ye devreder ve emekli olur. Geri kalan hayatına çiftlik ve üzüm bağı satın alarak devam eder ve 1993 yılında vefat eder.

Onca zorluklara ve birçok kez el değiştirmesine rağmen Lamborghini hala dünyadaki en hızlı ve en estetik spor otomobilleri üretmeye devam etmektedir.

Bugün hala İtalya’da Bologna ile Modena arasındaki San’t Agata köyünde üretimini sürdürmektedir.

Armadaki boğa Feruccio’nun boğa burcu olmasından kaynaklı.

En sükseli Lamborghini modelleri

Diablo

Diablo, İsyanyolca’da Şeytan anlamına geliyor. 1990 yılında üretimine başlanan Diablo’nun üretimine 2001 yılına kadar devam ediliyor. 5.7 Litrelik 12 Silindirli motor 550 HP gücünde. Diablo’nun 0 dan 100 değeri ise 3.9 saniye.

Gallardo

Gallardo piyasaya 2004 yılında çıktı. Gallardo 5.0 litrelik 10 silindirli bir motor gücüne sahip. Lamborghi’nin en çok satan modelleri arasında üst sıralarda yer alan araçın ilk çıkan modelinin ardından çeşitli seriler ile üretimine devam ediliyor.

Murcielago

2002 yılında piyasaya sunulan Murcielago’nun 6.2 litrelik V12 motorlu sürümünün 572 Beygir gücü bulunuyor. Bu motor ile Murcielago 0 dan 100 e 3.8 saniyede ulaşabiliyor.

Aventador

Aventador 12 Silindir efsanesinin en yenilerinden. 6.5 Litrelik motorun güç değeri 700 HP. Aracın Tork değeri ise 690 n/m değerinde. Aventador 0 dan 100 e 2.9 saniyede ulaşabiliyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Yeditepe Üniversitesi Görsel İletişim Tasarım Yüksek Lisans Öğrencisi - Pazarlamasyon.com İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Efsane Olmuş Reklam ve Pazarlama Kampanyalarının Başarı Stratejileri

Nike – Just Do It

Bir zamanlar, Nike’nin ürünü neredeyse sadece maraton koşucularına yiyecek ve içecek olduğunu biliyor muydunuz? Ardından, bir fitness çılgınlığı ortaya çıktı ve Nike pazarlama departmanı üyeleri, ana rakibi Reebok’u geçmeleri için bu avantajdan yararlanacaklarını biliyorlardı. Böylece 1980’lerin sonunda Nike “Just Do It”i yarattı. Just Do It sloganının bir idam mahkümunun son sözünden esinlenilerek ortaya çıktığını daha önce sizlerle paylaşmıştık. 

1988’de Nike satışları 800 milyon dolardı; 1998’de satışlar 9,2 milyar doları aştı. “Sadece yap” sloganı basit ve kısaydı ancak insanların egzersiz yaptıklarında hissettikleri her şeyi kapsıyordu. Beş mil yürümek istemiyor musun? Sadece yap. Dört adım merdivenle çıkmak istemiyor musun? Sadece yap. Bu, hepimizin bağlantı kurabileceği ve herkesi harekete geçirebilecek bir slogandı. Hala da öyle. 

Volkswagen: Think Small

Valkswagen’in “Think Small” kampanyasını birçok pazarlamacı altın standart olarak değerlendirir. Doyle Dane & Bernbach’daki efsanevi bir reklam grubu tarafından 1960’da kurulan kampanya, bir soruyu yanıtlamak için yola çıktı: İnsanarın algılarını yalnızca bir ürüne karşı değil, aynı zamanda bir grup insana göre nasıl değiştirebiliriz?

Amerikalıların büyük araba sevme gibi bir özellikleri vardı ve 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki 15 yıl içinde küçük Alman arabalarını almıyorlardı. Ancak bu Valkwagen reklamı bu algıyı “Küçük olduğumu mu düşünüyorsun? Evet öyleyim.” diyerek değiştirdi.

Bu kampanyanın çıkış noktası ise: “Şirketinizi, ürününüzü ya da hizmetinizi bir şeymiş gibi satmaya çalışmayın. Müşteriler dürüstlüğü sever ve takdir eder.”

Apple: Get a Mac

Mac ile PC arasındaki tartışmalar Apple için en başarılı kampanyalardan biri haline geldi ve ilk yılında % 42 pazar payı artışı yaşadı. Kampanya Mac’i takip edenlere ürün hakkında aşırı ayrıntıya girmeden  bilmeleri gereken her şeyi anlatıyor.

Bu kampanyanın başarısının sırrı ise “İnsanlar her zaman ürününüz şaşırtıcı olduğu için onu satın almaz. Bunun yerine, ürününüzün faydalarını birbiriyle ilişkili olarak açıklayın, böylece tüketiciler onu kullanırken görebilir.”

Clairol: Does She or Doesn’t She?

Bir saç boyası markası olan Clairol 1957’de bu soruyu ilk kez yanıtladığında, 15 kişiden sadece 1’i suni saç rengi kullanıyordu. Sadece 11 yıl sonra, TIME Dergisine göre, cevap 1/2 idi.

Clairol diğer markaların pazarlama taktiktiğinin tam tersini yaparak başarılı oldu. Normalde bir marka ürününden memnun kalan kişilerin markayı diğer insanlarla paylaşmalarını bekler ancak Clairol ürünün doğallığının göstergesi olan kadınların saç boyası kullanmamış gibi davranmalarını istiyordu. “Kendi saç renginiz gibi doğal” ileitişimiyle yola çıkarak ürününün satışlarını arttırdı.

Bu stratejinin başarılı olmasındaki nokta ise: ” Bazen insanlara ürününüzün başarısını sadece göstermeniz yeterlidir. Göstermek söylemekten daha etkili olur.”

California Milk Processor Board: Got Milk?

Kaliforniya Süt İşlemci Kurulu’nun “Got Milk” sayesinde Kampanya, California’daki süt satışları sadece bir yılda% 7 arttı. Ancak etki, eyalet sınırlarının ötesine geçti ve bugüne kadar milyonlarca “Got ….” sloganı türemesine neden oldu. 

Bu kampanya dikkat ederseniz süt içmeyen insanları hedeflemiyor. Yani zaten süt tüketen insanlara odaklanıyor. Burdan çıkarabileceğimiz pazarlama stratejisi ise; “her zaman yeni müşteriler edinmek zorunda değilsiniz. Var olan hedef kitlenize ürününüzü daha sık kullandırabilirsiniz.”

Procter & Gamble (P&G): Thank You, Mom

P & G, Olimpiyat sporcularının öykülerinin arkasındaki hikayeleri, bu dünya çapındaki sporcuları ömür boyu sürdürecek destekleyici annelerin hikayelerini, anlattı. Anneler bu zorlu ve uzun yol boyunca çok fazla çamaşır yıkama ve temizlik yapmak zorundaydı ve muhtemelen P & G ürünleri kullanıyordu.

Bu reklamın stratejisi çok basit ve reklamların çoğuyla aynı: “Duygusal pazarlama.” Ancak bunu oldukça başarılı bir biçimde öne çıkarmışlar ve bunu insanların hayatlarına dokunarak yapmışlar.  “Duygusal ve nostalji pazarlaması, insanları satın alma seçenekleri haline getirmek için güçlü taktiklerdir; bu nedenle, ürününüzün veya hikayenin ardında daha büyük, daha evrensel bir hikaye varsa, içeri girip ön plana çıkarın.”

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Mc Donald’s’ın Happy Meal Menüleri Artık ‘Daha Sağlıklı’ Olacak!

Sanırım artık bir Mc Donald’s klasiği olan Happy Meals çocuk menüleri gözümüze biraz farklı görünmeye başlayacak. Çünkü Mc Donald’s yaptığı son açıklamada bu menülerin daha ‘dengeli’ hale getirilmesi için çalıştıklarını ifade etti.

1979’den bu yana özellikle son çıkan animasyon filmlerin kahramanlarının oyuncakları ile çocukları sevindiren klasik çehresini daha sağlıklı bir yöne dönmeye hazırlanıyor. Ünlü fast food markası yaptığı açıklamada 2022 yılına kadar 120 ülkede satılan Happy Meals menülerinin değişime giderek çizburgerlerin sadece isteğe bağlı şekilde verileceğini ve menüdeki patates kızartmasının porsiyonunun azaltılacağını duyurdu.

Yeni düzenlemeye göre Happy Meals menüleri 600 kaloriyi geçmeyecek. 600 kalorinin ise %10’undan daha azı doymuş yağ ve şeker olacakken, menülerde ki sodyum miktarı da azaltılacak. Ayrıca menülerden yapay renklendirici, aromaların da çıkarılması gündem dahilinde.

Şimdilerde 120 hedef piyasadan sadece 20 tanesi bu kriterleri karşılıyorken menülerden çıkarılan ve yeni eklenecek olan sağlıklı içeriklerle 2022’ye kadar daha sağlıklı menü hedefi gerçekleştirilecek. Bununla beraber, müşterilere de ürünlerin besleyici değerleri konusunda daha fazla şeffaf olunacak.

Aslında bu Happy Meal menülerini daha sağlıklı hale getirmenin ilk adımı değil. Daha önceden bu menülerden asitli içecekler çıkarılmış, yerine meyve suyu, süt ya da su içecek olarak verilmeye başlanmıştı.

Her ne kadar kabul etmek istemeseler de fast food markalarının çocukların yaşadığı obezite problemi ile ilgileri su götürmez bir gerçek. Mc Donald’s ‘da artık bunu göz ardı etmiyor olacak ki işe ‘daha sağlıklı’ bir çocuk menüsü oluşturarak yeniden başlamayı düşünüyor olabilir.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link