Kurumsal “Hayatta Kalma” Rehberi – Bölüm 4: Kısır ve Bereketli Döngüler

Hedef Koymak, Kısır ve Bereketli Döngüler, Motivasyon

Bir Paradoks…

İnsan davranışı üzerine bu kadar kafa yorduktan sonra hala cevap veremediğim, ve kafamı en çok kaşıtan soru şu: Mutlu olmak için gelişmek şart mıdır? Bunu neden bir paradoks olarak gördüğümü ve neden bu kadar önemli bir ölüm-kalım sorusu olduğunu düşündüğümü açıklayayım…

İnsanlığın konuşmayı öğrendiği, soyut düşünceyi keşfettiği ilk andan beri en kuvvetli dürtüsü içinde bulunduğu koşulları geliştirmek olmuştur.

İnsanın diğer hayvanlardan en büyük farkı nedir? Hayvanlar bulundukları ortama uyum sağlamaya çalışır, uyamadıklarında da ya yer değiştirir, ya da ölürler. İnsanlar ise hayatta kalma dürtüsünün (ki insan içindeki en kuvvetli dürtüdür) bir uzantısı olarak bulundukları ortamı değiştirerek kendilerine daha uygun, daha rahat, daha güvenli ve daha faydalı hale getirmek için uğraşırlar.

İnsanlar, çevrelerini ve kendilerini değiştirebileceklerine ve geliştirebileceklerine inanırlar. Gelişmek, hayatta kalmanın bir yöntemi olarak algılanır. Bu gelişme ihtiyacı, en kuvvetli dürtü olan hayatta kalma ihtiyacıyla kemikleşmiş ve doğrudan bir bağlantı içindedir. İşte bu yüzden insanın gündelik hayattaki en kuvvetli motivasyon kaynaklarından bir tanesidir gelişme ihtiyacı.

Öte yandan, gelişmek ve değişmek, ilk olarak mevcut koşullardan (en azından bir ölçüde) tatminsizliği ve mutsuzluğu gerektirir. Bunu kesin bir şart koşar. Mevcut halinden ve durumundan son derece memnun olan kişi, değişim için gerekli motivasyonu bulamaz.

Özetle, şu ikisinden ya biri ya öteki olur.

  • Ya insan mevcut koşullarından yüksek derecede memnundur, tam bir tatminiyet hali içindedir. Bu durumda gelişim motivasyonu yoktur. Varsa da çok zayıftır, kalıcı değildir.
  • Ya da, sürekli gelişimi hayatının merkezi felsefesi haline getirebilmişse de, bunu yapacak enerjiyi ancak mevcut durumunu değiştirmek istemesinden bulabilir. Yani sürekli gelişim, bedel olarak mutluluktan dönemsel tavizleri talep eder.

Bu iki konuyu kafasında netleştirmiş, bağdaştırmış ve birbiriyle barıştırmış kişiler olabilir. Ben onlardan biri değilim. Dedim ya, bunu bir paradoks olarak görüyorum.

Kısır Döngü & Bereketli Döngü

Gelişimin felsefesine ilişkin bu keyifli(!) sorgulamadan sonra, asıl konuya girelim: Hedef koymak.

Sayısız bilimsel araştırma gösterdi ki, insanlar kendilerine bir “yapılacak işler” listesi çıkarıp, o listedeki maddeleri tamamladıkça ve üstlerini çizdikçe mest oluyorlar. Vücut, tamamlanan iş karşısında dopamin salgılıyor.  Bunu hiç yaşamamış olan var mı? Yoğun geçen bir iş günü içerisinde en önemli iş maddelerinden bir tanesinin yanına koca bir “tik” attığınızı veya üstünü koyu kırmızı bir kalemle bastıra bastıra çizdiğinizi düşünün. O anda aldığınız, açıklanamaz zevkin sorumlusu, işte vücudun salgıladığı dopaminden başkası değil. [Kaynak]

Ancak işin en önemli noktası şu; araştırmalar gösteriyor ki aslında dopamin bir zevk nörotransmitter’i değil, asıl işi motivasyon! Evet, tamamlanan bir hedef karşısında salgılanarak kişiyi ödüllendiriyor ama asıl görevi, bu işin tekrar yapılmasını sağlamak! Ayrıca zaten biliyoruz ki, dopamin ilaç desteği olarak verildiğinde kişinin kalp ritmini ve tansiyonunu yükseltmeye yarıyor. Bu ikisi de savaş-kaç-hareket geç durumunda vücudun doğal olarak verdiği tepkiler, rahatlama anında değil.

ofistemutlulugun11sirri-620x371

“Dopaminin işi keyif vermek değil, harekete geçirmektir!”

Bakın burada, bağımlılık yapıcı maddelerin nasıl etkili olduğunun cevabı bile var. Sigara başta olmak üzere tüm benzer maddeler, dopamin sistemini ele geçiriyorlar.

Hedef -> hedefe ulaşma -> dopamin -> hedefi tekrarlama isteği, başa dön.

2013 yılında yapılan şu araştırma dopaminin zevk vermeye yaradığı mitini tarihin sayfaların gömdü. Kanıtladıkları üzere, bu maddenin asıl işi “kişilerin motivasyonunu regüle etmek, negatif veya pozitif bir şey elde etmek için harekete veya savunmaya geçmelerini sağlamak.”

İnsan vücut kimyasının, sinir ve davranış biliminin, psikolojinin, yapılan araştırmaların hep birlikte iş dünyasına verdiği ve bağıra bağıra söyledikleri bir gerçek var.

“Hedef koymadan motive olamazsınız!”

Ne kadar çok hedef koyar ve tamamlarsanız, o kadar daha motive olursunuz.

Hedef yok = Motivasyon Yok.

Motivasyon yok = Harekete geçme, iş yapma, sorun çözme, üretme isteği yok.

İş yapma ve üretme isteği yok = Başarı ihtimali yok.

Aslında denklem çok basit. Buna yaklaşım şekilleri ve tercihleri itibariyle bu noktadan sonra insanlar ikiye ayrılıyor.

Bir grup, buna A Grubu diyelim, kendi geçmişlerinden onlara ilham veren, özgüven veren, heyecan veren başarı örnekleri bulamıyorlar… Geçmişte başarı olmayınca, gelecekte hedef koyma isteği olmuyor. Bu, kelimeni tam anlamıyla bir kısır döngüKısır çünkü üretken değil, döngü çünkü buna kendini kaptıran dışına çıkamıyor. Nihayetinde bu gruptaki insanlar kendilerinin başarısız olduklarına, iyi olmadıklarına, yeteneksiz olduklarına ilişkin yanlış inanışlar da geliştiriyorlar. Hayatlarının geri kalanında ise başarısızlık kaderleri gibi davranıyorlar.

İkinci grup, buna B Grubu diyelim, kendi geçmişlerinden onlara ilham veren, özgüven veren, heyecan veren başarı örneklerini kolaylıkla çekip çıkarabiliyorlar. Geçmiş başarılarını, nasıl hedef koyduklarını ve o hedeflere nasıl ulaştıklarını düşünüyorlar. Hedefi tamamladıklarında hissettikleri yüzlerce olumlu duyguyu (farkında olmasalar da) hayal diyorlar ve motive oluyorlar! Buna da bereketli döngü diyelim. Bereketli çünkü ürettikçe daha çok üretmek istiyorlar. Döngü çünkü başarının tadını aldıkça daha çok mücadele ediyorlar. Gelecekte daha çok hedef koyup, daha çok başarı istiyorlar.

Aslında bu iki gruptaki insanların yetenekleri, iletişim becerileri, zekaları, karizmaları, kurnazlıkları veya algı seviyeleri arasında büyük farklar yok! Önemli tek bir fark var: Bir kısmı kendisine nasıl hedefler koyarak motivasyonunu sürekli hale getirebileceğini çözmüş ve bereketli döngü yaratmış insanlar; bir kısmı ise bu mücadeleyi kaybettiğini inanmış, kısır döngüye saplanmış insanlar.

Ne Tür Hedef Koyacaksınız?

Küçük.

Kendinize küçük hedefler koyun.

İnsanın hayatında uzun vadeli, hayat hikayesine bağlanan, büyük hedefler olması gerektiği doğrudur. Ancak biz enerjimizi ve odağımızı tamamıyla bunlara odaklıyoruz ve orada kaybediyoruz.

Gündelik hayatımızın akışı içerisinde en küçük hedeflere ulaşmanın verdiği tatmin, büyük hedeflere ulaşmanın verdiği tatmin ile boy ölçüşecek seviyede.

Bunu hayata geçirmenin en yaratıcı tekniklerinden bir tanesi olarak Nörolog Judy Willis bu yazıda, Oyun Modeli’ni öneriyor. Önerdiği modele göre, tüm bilgisayar ve telefon oyunlarında olduğu gibi ilk seviyelerde basit başlamalısınız. En basit seviyelerde başarı kazandıkça, dopamin ateşleyicileri harekete geçecek. Ardından, daha zor bir bölüm, daha büyük engel ve daha büyük başarı hazzı! Ardından daha zor bölüm, daha büyük hedef! (Candy Crush isimli oyunun neden bu kadar bağımlısı var diye merak ediyorduysanız, tam olarak bu sebepten.)

Aslında bahsettiği şey, Mihaly Csikszentmihalyi’nin ünlü kavramı Akış’tan başkası değil. (Akış kavramı, mutluluk, dopamin, ve hayatta doğru hedef koymaktan ilk kitabım Sert: Sorgulayarak Mutlu Kalma Sanatı’nda bahsetmiş ve Türk insanı ve Türk kültürü özelinde detaylı olarak incelemiştim.)

Özetle büyük düşünmeden önce küçük düşünün! Örneğin:

  • Öğleden sonra en önemli müşterilere dönme hedefi koyun.
  • Cuma’ya kadar tüm işleri önceliklendirme ve ilk üçteki işten en az birini tamamlama hedefi koyun.
  • Bugün bir saatlik verim kazanma hedefi koyun.
  • Önümüzdeki hafta şirket içinde saygı duyduğunuz bir kişiyle yemek yeme ve ondan bir şeyler öğrenme hedefi koyun.
  • Ay sonuna kadar ulaşacağınız proje adımını belirleyin, ve ona doğru çalışın.
  • Haftada iki defa on dakika koşma hedefi koyun.
  • İş dışında yapmak istediklerinizi planlayın. Bu ay hangi arkadaşınızla nasıl ortak bir hedef koyabilirsiniz?
  • İki ay içinde sizi etkileyen bir düşünür veya yazarın eserlerini inceleme hedefi koyun.
  • Daha toplu olmak için her masanızdan kalktığınız, tek bir eşyayı eski yerine koyun.

Seçenekler sonsuz. Bunlar gibi yüzlerce örnek verilebilir, küçük düşünün ve düşündükleriniz size özel olsun.

Ayrıca, “söz uçar, yazı kalır” sözünün doğruluğundan, bunlar yazılı olmalı, ve bu hedefleri yazdığınız defter (ya da dijital notlar) her zaman elinizin altında olmalı.

Ancak bunları yaptıktan ve hedefe ulaşmanın tadını aldıktan sonra hedef büyütün. Bir anda değil, yavaş yavaş. Zamanı gelince işinize ilişkini çeyreklik ve yarı-yıllık hedefler koyun. Sonra kariyerinize ilişkin yıllık ve beş yıllık hedefler koyun.

Gelecekle ilgili her tahmininiz doğru olmayacağı gibi, koyduğunuz hedeflerin bazıları da doğru olmayacaktır. Çoğu tavsiyenin aksine, ben yazdığınız bir hedefi ne olursa olsun gerçekleştirmeniz gerektiğini düşünmüyorum. Hedefler koyulduğu gibi, bazı hedeflerden de vazgeçilebilir. Siz olgunlaşırsınız, bakışınız değişir, istek ve ihtiyaçlarınız değişir, etrafınızdaki iş ortamı veya ülkenin koşulları değişir. Hedefler revize veya tamamen iptal edilebilir. Önemli olan, bir hedeften neden vazgeçtiğinizdir! Hedefe ulaşmakta zorlanıyor olmanız geçerli bir sebep değildir. Fakat, objektif olarak o hedefin artık doğru olmadığını görüyorsanız, bu geçerli bir sebeptir. Böyle bir durumda kafanız karışıyorsa, (ki hepimiz yaşarız itiraf etmesek de) çevrenizde güvendiğiniz insanlara açılın ve danışın. Tahmin ettiğinizden daha yardımsever olacaklarını garanti ediyorum.

duman

Son olarak şunu tekrarlamakta fayda var; Ateş olmayan yerden duman çıkmadığı gibi, hedef olmayan yerden başarı çıkmaz.

Bonus: Çok işe yarayan bir “yapılacak işler listesi” yöntemi.

Okuyuculara not: 2016 yılını bitirirken yeni bir yazı dizisi oluşturmaya karar verdim. Şu ana kadar teker teker yazdığım yazılardan farklı bir şey olacağını tahmin ediyorum. Okuduğunuz yazı, yedi parçadan oluşmasını planladığım “Kurumsal Hayatta Kalma Rehber” bütünlüğünde olacak yazı dizisinin dördüncü yazısıydı. Bir sonraki bölümler de, Performans Görüşmeleri, İstifa-Çıkış Süreci gibi konuları inceleyeceğim. Derinlemesine araştırmamı ve yorumlamamı/yazmamı istediğiniz bir konu olursa, lütfen yorum kısmında bana önerin. Bu diziyi ilgili olacağını düşündüğünüz kişilerle paylaşın.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kendini bildi bileli meraklı birisidir. Hayatının merkezine iyi bir insan davranışı gözlemcisi olma hedefini almıştır. Türkçe ve İngilizce iki basılı kitabı vardır. Sosyoloji ve Psikoloji'ye bayılır. Kariyer ve iş yaşamı dinamiklerini çalışır. Tüm yazıları, çalışmaları ve bilgileri www.ozandagdeviren.com adresinde güncel olarak bulunabilir.

Bir Cevap Yazın

Helal Gıdadan Sonra Yeni Trend: Helal Tatil

  • Tüketicilere sunulan helal ürün ve hizmetlerin sayısı her geçen gün artarken bu hizmetlerden biri de helal tatil olarak dikkat çekiyor.
  • HalalBooking isimli internet sitesi, kullanıcılarına tamamen helal bir tatil imkanı sunuyor. Ayrıca Otelz.com, Tatil Sepeti ve Jolly Tur gibi internet sitelerinde de İslami otelleri bulmak mümkün.
  • İlgili Yazı: Online Tatil Pazarı %190 Büyüdü

Özellikle bizim gibi nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerde, çoğu insan yedikleri gıdaların helal olup olmadığına fazlasıyla dikkat ediyor. Ülkemizde GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği) isimli kuruluş, ürettikleri ürünler İslami koşullara uygun olan markalara “helal gıda sertifikası” veriyor. Bu durum, gıda sektörünün içerisinde bir alt sektör olarak “helal gıda sektörü”nün oluşmasına neden oldu. Hatta Sırma, Erpiliç ve Keskinoğlu gibi bazı bilindik markaların da GİMDES’ten aldıkları helal gıda sertifikaları bulunuyor. Ve görünen o ki, helal ürünler ve hizmetlerin kapsamı ilerleyen zamanlarda daha da genişleyecek. “Helal tatil” ya da diğer ismiyle “İslami Tatil” konsepti ise bunun bir göstergesi niteliğinde.

Trivago, TripAdsivor ve Booking gibi bir otel fiyatı karşılaştırma sitesi olan HalalBooking isimli internet sitesi, iddia ettiğine göre kullanıcılara tamamen helal bir tatil imkanı sunuyor. Peki, bunu nasıl sağlıyor? Öncelikle internet sitesinde kullanıcılara önerilen otellerde ya da tatil köylerinde genel olarak alkollü içecekler servis edilmiyor ve tabii ki, bu otellerde tamamen helal gıdalar servis ediliyor. Aynı zamanda bu otellerin bazılarında bayanlara özel havuzlar ve dışarıdan görülmeyecek şekilde tasarlanmış plajlar da bulunuyor. Ayrıca bu otellerde misafirlerin ibadetlerini yerine getirebilmeleri için mescit de yer alıyor.

HalalBooking internet sitesinde, helal tatilin ne olduğuna dair yer açıklamanın bir kısmında şunlar ifade ediliyor:

“İslami Tatil turizm endüstrisine artık yerleşmiş bir kavram. Dini kurallara ve İslam inancına uygun iş seyahati, aile tatili veya turistik ziyaret gerçekleştirmek isteyenler için hazırlanmış bir konsepttir. Muhafazakâr tatil köylerinde dışarıdan görülmeyecek şekilde tasarlanmış, sadece bayanlara özel plajlar bulunmakla beraber, birçok tesiste mütevazı kıyafetlerle aileler tarafından kullanılabilen karma aile plajları da mevcuttur. Bunun yanı sıra, tesislerin tamamında veya bazı bölümlerinde alkolsüz hizmet gösterilmektedir. Aile değerlerine uygun hizmet ve eğlencelerin yer aldığı otellerde tüm aktiviteler ve hizmetler İslam’ın iffet ve ahlaki değerleri göz önüne alınarak hazırlanmıştır.”

Helal tatil imkanının sunulduğu oteller genel olarak Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Fas gibi nüfusunun büyük bir kısmı Müslüman olan ülkelerde yer alsalar da; Birleşik Krallık, İtalya ve İspanya gibi bazı Avrupa ülkelerinde de daha az sayıda bile olsa bu tarz oteller bulunuyor. Bu arada HalalBooking sitesinin yanı sıra, Otelz.com, Tatil Sepeti ve Jolly Tur‘un internet sitelerinde de İslami otelleri bulmak mümkün.

Tabii, her sektörde olduğu gibi, bu sektörde de talebi tüketiciler belirliyor. Helal turizmin ilerleyen zamanlarda ne kadar hızla büyüyeceği, tamamen Müslümanlar’ın bu alana ne kadar ilgi göstereceğine bağlı bir durum. Diğer sektörlerde helal ürün ve hizmetlerin insanlara sunulup sunulmayacağını da bu sektörlerdeki talepler belirleyecektir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Merakla Beklenen Baykuş Ödülleri Sahiplerini Buldu

Merakla beklenen ve Araştırma Dünyasının Oscar’ı olan Baykuş Ödülleri; 6 Eylül 2018 tarihinde dün akşam Four Seasons Bosphorus’ta altıncısı düzenlenen ödül töreniyle sahiplerini buldu. Sektördeki başarılı pazarlama ve sosyal araştırmaları gerçekleştiren ekipler gecede ödüllerine kavuşurken; Türkiye Araştırmacılar Derneği kuruluşunun 30. Yılında yeni yaşını da araştırma & araştırma veren, reklam & reklam veren ve medya, pazarlama, akademi ve iletişim dünyasından kıymetli isimlerle törende biraya gelerek kutladı.   

Vizyoner, Meraklı, Genç, İnovatif, Akademik, Sosyal, İnatçı, Usta, İç görülü olmak üzere 9 kategoride 130 başvuru yapıldı ve 41 başarılı araştırma projesi ödül almaya hak kazandı.  

BİLGİ DOSTU BAYKUŞ:  ÜMİT BOYNER  

Baykuş Ödülleri Töreni’nde her yıl toplumsal fayda sağlamak amacıyla bilgi, veri ve araştırmaları destekleyen, yaptıkları çalışmalarla araştırma sektörüne katkı sağlayan kişilere “Bilgi Dostu Baykuş” adıyla özel bir ödül verildi.  Bu yıl da demokratik, çoğulcu, özgür ve hümanist toplum, cinsiyet eşitliği gibi temel değerlerin Türkiye’de gelişimi için anlamlı çalışmalara verdiği katkılardan ötürü 6 Eylül’de Four Seasons Bosphorus’ta gerçekleştirilecen törende “Bilgi Dostu Baykuş” ödülü Ümit Boyner’e takdim edildi. Ödül, geçmiş yıllarda TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, Neuroscience ve evrim konularında gençleri bilinçlendirmeye çalışan Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Açık Beyin platformunun kurucusu Prof.Dr. Sinan Canan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Gazeteci, Yazar Dr. Fatoş Karahasan gibi isimlere verilmişti.   

 EŞİTLİKÇİ BAYKUŞ: KOÇ HOLDİNG/ HeforShe 

Bu yıl TÜSİAD, televizyon dizilerinde kadının toplumsal cinsiyet eşitliğine uygun konumlanmasını desteklemek amacıyla, dizi sektörü paydaşları ile birlikte “Televizyon Dizilerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi”ni hayata geçirdi.  Toplumsal farkındalık anlamında ses getiren bu projeye, Türkiye’de birçok alanda toplumsal fayda sağlayan konulara öncülük eden Koç Topluluğu da global HeforShe kampanyasına, grubun pazarlama iletişiminde kullandığı dilde cinsiyet eşitliği konusundaki hassasiyetlerini içeren bir kılavuz yayınlayarak destek verdi.  Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konusundaki çalışmaları nedeniyle bu yıl Koç Grubuna “Eşitlikçi Baykuş” özel ödülü de takdim edildi.   

CESUR BAYKUŞ:  TEMEL AKSOY 

Araştırmacı olduğu günden bu yana, birçok farklı sektöre, hemen her konuda sayısız araştırma yaptı. Yönettiği araştırmalarda, özellikle verinin iş süreçlerine sağladığı faydayı her zaman çok fazla önemsedi. 2008-2010 yıllarında Türkiye Araştırmacılar Derneği Başkanlığı yaptı. 2010 yılından kendi kurduğu Fikirhane adlı danışmanlık şirketinde, Türkiye’nin büyük markalarına pazarlama, iletişim ve marka konularında akıl ortaklığı yapmaktadır. “Efsaneler ve Gerçekler”, “Pazarlama Nasıl Yapılır?” adlı iki kitabı bulunmaktadır. Akademisyen ve çok başarılı bir ekonomist olayım derken çok başarılı bir araştırmacı ve marka danışmanı olan Temel Aksoy’a da araştırma sektörüne sağladığı katkılardan ötürü Cesur Baykuş ödülü taktim edildi.  

CESUR BAYKUŞ:  AKIN ALYANAK  

Türkiye Araştırma Sektörü’ nün temellerini atan isimlerden biridir. Sektöre önemli araştırma gelenekleri bırakmış ve çok sayıda değerli araştırmacı yetiştirmiştir. 1976’da PİAR Araştırma Şirketi’nde kurucu ortak oldu. 1984’e kadar yönetici araştırmacı olarak çalıştı, daha sonra DAP Araştırma’ya geçti ve 2005 yılında emekli oldu. “Dinazor Aklı” adlı kitabında araştırma sektöründe geçirdiği dönemi “cesaret, bilinmeyene adım atmaktır” diye özetlemiştir. Türkiye’deki araştırma sektörünün ilklerinden olan Akın Alyanak’a  da Cesur Baykuş ödülü taktim edildi.  

Ödüllerin tamamı için: Baykus-Odulleri-2018-Kazanan-Ilan

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?