PwC 20. Küresel CEO Araştırması’na göre, dünyada genelinde CEO’lar önümüzdeki yıl endişe etmeleri gereken birçok konu olduğunu düşünseler de yine de büyüme beklentileri ve küresel ekonomiye güven yeniden yükselmeye başladı.

Her yıl olduğu gibi bu yılda Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu Yıllık Toplantısı’nın açılışında kamuoyu ile paylaşılan araştırmaya katılan CEO’ların yüzde 38’i (2016: yüzde 35) önümüzdeki 12 ayda şirketlerinin büyüme beklentileri oldukça yüksek; CEO’ların yüzde 29’u (2016: yüzde 27) ise küresel ekonomik büyümede 2017 yılında toparlanma olacağına inanıyor.

CEO’ların beklentileri geçtiğimiz yıla göre daha pozitif bir tablo çizse de ekonomik belirsizlik (yüzde 82), aşırı düzenleme (yüzde 80) ve yetenekli işgücüne erişim (yüzde 77) konusundaki endişe seviyeleri hala çok yüksek. Yerli ekonomiyi korumakla ilgili endişeler de artıyor; CEO’ların yüzde 59’u bu konuyla ilgili endişe duyuyor, ABD ve Meksika’daki CEO’larda ise bu oran yüzde 64’e çıkıyor.

Küreselleşme ile ilgili görüşlerin de alındığı araştırmada CEO’lar; sermaye, ürün ve insanların serbest dolaşımını sağlaması açısından küreselleşmeye olumlu bakıyorlar. Ancak, CEO’lar küreselleşmenin zengin ile fakir arasındaki uçurumu ortadan kaldırma ya da iklim değişikliğine çözüm bulma konusunda etkisini ciddi şekilde sorguluyorlar. Bu konuda görüşler, CEO’ların küreselleşmeyi tetikleyen faktörlerle ilgili olumlu görüşlerini paylaştığı PwC’nin 1998 yılında gerçekleştirdiği ilk CEO Araştırması ile tamamen zıt yöne dönmüş durumda.

Türkiye ile ilgili bazı sonuçlar

PwC 20. Küresel CEO Araştırması’na Türkiye’den 33 CEO katıldı. Araştırmanın ilk bulgularına göre Türkiye’deki CEO’ların görüşleri şöyle:

– Türkiye’deki CEO’ların ekonomik büyüme beklentisi geçtiğimiz yıllara göre büyük düşüş gösterdi. Türkiye’den katılan CEO’ların sadece yüzde 12’si önümüzdeki bir yılda ekonomik büyümede artış öngörüyor (2016: yüzde 50, 2015: yüzde 50, 2014: yüzde 50). Yüzde 59’u ekonomik büyümenin aynı kalacağını, yüzde 29’u düşeceğini düşünüyor.

– Bununla birlikte Türkiye’deki CEO’lar kendi şirketlerinin performansını ele aldıklarında ekonominin geneline yönelik kaygılarından sıyrılarak büyüme konusunda ise %41’lik bir oranla daha iyimserler. (2016: yüzde 40, 2015: yüzde 33, 2014: yüzde 56)

– Türkiye’deki CEO’ların en çok endişe ettikleri konular dünyadan biraz farklılaşıyor: Jeopolitik belirsizlik (yüzde 95), belirsiz ekonomik büyüme (yüzde88), terörizm (yüzde 85) ve döviz kurundaki kırılganlık (yüzde 82) diğer küresel kaygıların önüne geçiyor.

– Teknolojinin sektörlerine etkisi sorulduğunda Türkiye’deki CEO’ların tamamı konunun öneminin bilincinde: yüzde 9’u sektörü tamamen değiştireceğini, yüzde 65’i belirgin etkisi olacağını, yüzde 26’sı ortalama bir etkisi olacağını söyledi. Türkiye’den hiçbir CEO teknolojinin herhangi bir etkisi olmayacağını düşünmüyor.

– Teknolojik değişim ve güven temasının detaylı irdelendiği araştırmada Türkiye’deki CEO’lar iş dünyasındaki güvene olumsuz etki edecek teknoloji ile ilgili konuları şöyle aktardılar: Siber güvenlik ihlalleri (yüzde 91), veri güvenliği ve etik ihlali (yüzde 90), bilgi teknolojilerindeki kesinti ve sıkıntılar (yüzde90), yapay zekâ ve otomasyon (yüzde 67)

PwC Türkiye Başkanı Haluk Yalçın, rapor sonuçlarını şöyle değerlendirdi“Türkiye’deki CEO’lar küresel trendlerin tümüyle farkında ve gerek regülasyonlar gerek teknoloji gerekse yetenek yönetimi açısından dünya CEO’ları ile aynı görüşleri paylaşıyorlar. Bunun yanı sıra Türkiye’deki CEO’lar coğrafyamızın karmaşık denklemi ile de uğraşmak zorundalar. Bu durum ekonomik büyüme beklentileri açısından düşüşe işaret etse de Türk Şirketleri’nin CEO’ları kendi şirketlerini her duruma hazırlama konusunda çok daha inançlı ve deneyimli görünüyorlar. Bu da kendi şirketlerinde büyüme beklentilerinin %41 gibi iyi sayılabilecek bir oranda olmasını sağlıyor.

Önümüzdeki dönemde küresel ekonomideki karmaşık görünüme ve güvenlik konularının gündemi işgal ettiği mevcut ortama rağmen ilk hedef bu gündemi en rasyonel politikalar ile yöneterek büyümeden ödün vermeden ilerlemek olmalı. Esas hedef ise teknolojideki sıçrama, onunla birlikte gelen dijital dönüşüm ve bunu yönetecek yetenekli insan kaynağına ulaşmak konusunda akılcı yatırımların yapılması ve belirli bir ekonomik reform süreci ile Türkiye’nin geleceğe koşusunun hızlanarak devamı olmalı. Bölgemizdeki sıkıntılı jeopolitik unsurlara rağmen ekonomik büyüme, markalaşma ve endüstriyel yatırım hedeflerine sıkı sıkı tutunarak büyük adımlar atmalıyız.”

Paylaş
Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın