Küçük Bir Site Geliştirmesiyle Mobil Ziyaretçilerinizin Sayısını Arttırın 0

Sitelerimize Google’dan sonra en çok ziyaretçiyi Facebook ve Twitter gibi sosyal ağların gönderdiğini düşünürüz. Bu yazıyı okuduktan sonra muhtemelen herkes gibi sizin de bu düşünceniz belki de tamamen değişecek.

imagesGerçekten iyi bir Google Analytics kullanıcısı iseniz bu yazıda sizlere anlatılacakların çoğunu zaten biliyorsunuz. Ama eğer benim bilgim ileri düzeyde değil ve ekibimizde de böyle bir uzman yok diyorsanız, bir web sitesi sahibi ya da yöneticisi olarak yazının devamını okumanızda fayda var.

Hepimiz, web sitelerimizin tarzı ne olursa olsun mutlaka Facebook ve Twitter paylaşım iconlarını ve butonlarını sitelerimize mümkün olduğu ölçüde yerleştiririz ama ya artık sadece bu butonları kullanmanın modası geçtiyse?

Sizin ve çevrenizin en az sosyal ağlar kadar çok sık kullandığı diğer uygulamalar nelerdir dediğimde, bana ilk cevabınız ne olur? Boş verin, düşünmeyin cevabı ben vereyim: Genelde alacağım cevap oyun ve mail uygulamaları dışında Chat (sohbet veya mesajlaşma) uygulamaları olacaktır.

buzzfeed-share-tools

Akıllı telefonlarımızda en az sosyal ağlar kadar zaman geçirdiğimiz ya da bir bilgiyi bir arkadaşımıza veya arkadaş grubumuza iletmek için en çok kullandığımız uygulamalar, mesajlaşma uygulamalarıdır. Sitelerimizin mobil versiyonlarında ziyaretçilerin birbirleriyle paylaşımlarını bu uygulamalar üzerinden de yapabileceği genelde aklımıza gelmez ya da gelse bile tahmin edeceğimiz oran, muhtemelen sosyal ağlara göre çok düşük kalacak ve butonları eklemek için üzerine pek de düşünülmeyecektir. Ama bu düşüncelerimizde belki de yanılıyoruzdur ve sitelerimizin içeriklerine göre tamamen düşündüklerimizin tersi de çıkabileceği ihtimali olduğunu biliyor muydunuz? Yani Facebook ve Twitter için koyduğunuz paylaşım butonlarının yanına Whatsapp veya diğer mesajlaşma uygulamaları için de birer paylaş butonu koysak belki de sonradan eklenen butonlar öncekilere oranla çok daha sık kullanılacaklar!

Tekrar konunun başına yani Google Analytics verilerine dönecek olursak mesajlaşma ve sohbet uygulamalarından gelen ziyaretçilerin takibini bildiğiniz gibi Analytics’te %100 yapamıyoruz ve gönderen(referer) siteler analyticsde görünmediği için genelde mesajlaşma uygulamalarından gelen ziyaretçiler “mobile dark social” diye adlandırılıyor. Ama sitelerimize bu uygulamalardan en çok kullanılanı Whatsapp için paylaşım butonu koymamız durumunda bile en azından bu butonun kullanım sayısını takip edebiliriz. Whatsapp paylaşım butonu ile burada aslında daha da önemli olan kullanıcı dostu düşünmemize yapacağı katkıdır. Bu geliştirme ile içeriği hem Whatssapp’da paylaşmak isteyen ziyaretçilerin işini kolaylaştırır hem de bu kolaylıkla paylaşım sayılarını böylece arttırabiliriz.

Whatsapp’da yapılan bu paylaşımlar belki de tek kişiye yapılmayacak, onun yerine kalabalık bir sohbet grubuna yapılacak ve ziyaretçi sayımız da katlanarak artacaktır, bilemeyiz. Ama en azından diğer sosyal ağların butonları gibi mesajlaşma ve sohbet uygulamalarının butonları da içeriğinizin paylaşım sayısını kesinlikle daha da arttıracaktır, en azından yeni ekleyeceğiniz paylaş butonlarına birer url parametresi tanımlayarak bu paylaşım sayılarındaki artışı sizler de takip edip, görebilirsiniz.

mobilesocialBu düşünce ile yola çıkıp sitelerin mobil versiyonlarını yukarıda anlattıklarım doğrultusunda revize eden bazı çok ziyaretçili sitelerin paylaştıkları veriler benim düşüncelerimle aynı yönde. Mesela son zamanların en trend sitesi Buzfeed’in mobil sitesi ve Valencia Futbol kulübü’nün mobil sitesi için whatsapp paylaşım butonlarını diğer sosyal ağların butonları ile birlikte öne çıkararak bu testler yapılmış ve bu 2 yazıda (1 & 2) çok şaşıracağımız istatistikleri ve detayları saolsunlar, bizlerle paylaşmışlar.

Bugün itibari ile en çok ziyaretçi ilk 20 Türk sitemizin bile mobil versiyonlarının çoğunda henüz Whatsapp paylaşım butonları mevcut değil. Tahminime göre bu bakış açısı ile kısa sürede bunu fark eden her yayıncı bu butonları mobil sitelerine ilk fırsatta ekleyeceklerdir ve bizleri ekran görüntüsü alıp bu görüntüyü mesaj atmak zorunluluğundan ya da url kopyalama ve yapıştırma zahmetinden kurtaracaklardır.


Konuk Yazar: Volkan Kırtok (@vkirtok)

DSC_4097copy_400x4002005’ten beri internet reklamcılığı ve pazarlaması konusunda çeşitli kurumlarda farklı pozisyonlarda çalışmış Volkan Kırtok, günümüz itibariyle kurucu ortaklarından olduğu dijital pazarlaması ajansı CLICKON’da yönetim direktörlüğü görevini devam ettirmektedir.

 


 

 

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Bugün, 'Blind Date' İndiriminde Son Gün!
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link