KOBİ’ler için Nöropazarlamanın Önemi Nedir? 0

Nöropazarlama, ülkemizde her ne kadar sadece çok büyük şirketlerin kullandığı yöntemlerden biriymiş gibi görülse de aslında küçük işletmeler tarafında daha avantajlı bir pazarlama yöntemidir. Özellikle KOBİ’lerin bunun farkında olması şirketlerini geleceğe taşımaları açısından oldukça önemlidir. Çünkü teknoloji ve pazarlama dünyası sürekli bir dönüşüm yaşıyor. Dolayısıyla tüketici davranışları ve satın alma motivasyonları sürekli değişiyor. Büyük markalar genelde buna daha kolay adapte olabiliyor. Ya KOBİ’ler ve diğer küçük işletmeler, girişimler?

Hepimizin bildiği üzere KOBİ’lerin kaynak ve pazarlama tarafında bazı sıkıntıları vardır. Nitelikli pazarlama uzmanı eksikliği, bütçe kısıtları, pazarlama teknolojilerinin yetersizliği kaynak sıkıntılarından bazılarıdır. Diğer taraftan, KOBİ’ler pazarlama tarafında da bilinirliğini arttırma, rekabetten sıyrılma, sadakat yaratma ve satışlarını arttırma gibi konularda da sıkıntılar yaşamaktadır. İşte tam bu noktada nöropazarlama ve pazarlama psikolojisi KOBİ’lerin yardımına koşmakta. Zaten kısıtlı bütçeler varken küçük işletmelerin pazarlama tarafında yapabileceği pek az şey vardır. Bu kısıtlı bütçeler çerçevesinde nöropazarlama işletmelere hangi mesajı ne şekilde verip tüketici sadakati yaratabileceğinin ve satışlarını arttırabileceğinin yollarını göstermekte. Örneğin, bir reklamın, broşürün, e-ticaret sitesinin ne kadar efektif olduğu, verilen mesajın nasıl bir duygusal etki bıraktığı, dikkat çekip çekmediği, anlaşılır olup olmadığı nöropazarlama yöntemleri ile tespit edilebilmektedir. Bu doğrultuda mesajları, tasarımı vs. daha efektif bir şekilde optimize etmek de yine nörobilim ve psikoloji gibi bilimlerin bize sunduklarını doğru bir şekilde uygulayarak mümkündür.

psikolojiegitimlerienstitusu

Şöyle düşünün; KOBİ’siniz ve bir ürün/hizmetinizi insanlara ulaştırmak istiyorsunuz. Ancak yüksek bütçeleriniz yok, yapabilecekleriniz kısıtlı. Bu durumda tüketicinizi tanımanız ve ona nasıl ulaşabileceğinizi bilmeniz size büyük avantaj sağlayacaktır. Nöropazarlama bu doğrultuda, tüketicinize düşük bütçelerle daha efektif bir şekilde ulaşmanızı, kısacası tüketicinizin kalbine giden yolu bulmanıza yardımcı olabilmektedir.

Tüketicinizi – müşterinizi tanıyarak akıllı pazarlama ve nöropazarlama taktikleriyle doğru kişiye, doğru zamanda ulaşmak ve etkili iletişime geçmek daha efektif ve daha az maliyetlidir. Bu noktada şirketlerin en sık yaptığı hata tüketicilerinin de tıpkı kendileri gibi düşündüğünü sanmalarıdır. Halbuki tüketici farklı açıdan bakıyor ve daha farklı algılıyor olabilir. Dolayısıyla önemli olan şirketlerin tüketicilerini ve ihtiyaçlarını anlamaları, tüketiciyle bu istek ve ihtiyaçları doğrultusunda efektif bir şekilde iletişime geçebilmeleridir. Çünkü pazarlama temelde “tüketiciyi anlama ve çözümleme sanatıdır.”

Neyse ki, pazarlama ve iletişim psikolojisini anlayarak ve nöropazarlamayı online/offline iletişime entegre ederek satışlarınızı ve bilinirliğinizi daha az maliyet ve zaman harcayarak arttırmanız mümkün.

Nasıl ki, 10 yıl önce sosyal medya nasıl yaygın olarak kullanılmıyordu ve şu anda markaların olmazsa olmaz departmanıysa, nöropazarlama için de benzer bir durum söz konusu. Her ne kadar global anlamda yaygın kullanılan bir yöntem olsa da, Türkiye’de nöropazarlama çalışmaları maalesef yaygın olarak yapılamamakta ve daha ziyade büyük markaların tercih ettiği bir yöntem olmakta. Bir 5-10 sene sonra küçük işletmeler de nöropazarlamanın avantajlarının farkına varacak ve pazarlama metodu olarak kullanmaya başlayacaklar. Ancak bu yöntemin faydalarını erkenden yakalayan şirketler de her zaman rakiplerinden bir adım önde olacaklardır.

 

YTÜ İstatistik ve İstanbul Bilgi Ünversitesi pazarlama iletişimi yüksek lisans bölümünden mezun olan Seda Genç, geçmişte IBM, Garanti, Tmob gibi şirketlerde marka-pazarlama yöneticisi olarak çalıştı. Sonrasında kendi şirketi Neuro-mar Danışmanlık’ı kurdu. Şu anda şirketlere/bireylere pazarlama psikolojisi ve nöropazarlama temelli pazarlama iletişimi danışmanlığı yapıp eğitimler, seminerler vermektedir. Aynı zamanda NLP master practitioner ünvanına sahiptir.

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Bugün, 'Blind Date' İndiriminde Son Gün!
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link