Kişisel Markanızı Oluşturmak için 10 Adım 0

Bugüne kadar kişisel markanız için ne yaptınız? Bir çok insan markalaşmanın sadece Paris Hilton, Lady Gaga gibi ünlü kişilere mahsus olduğunu düşünüyor halbuki hepimiz bir marka olabiliriz. Kişisel markalaşma kendimizi pazarladığımız süreçtir ve sizde ünlülerin kullandıkları stratejileri kullanarak bir marka değeri oluşturabilir, sosyal medya sayesinde orta büyüklükteki bir şirket gibi görünürlük sağlayabilirsiniz. Bu sayede sattığınız bir ürünü daha rahat satabilir veya iş başvurularında daha ön plana çıkabilirsiniz.

 İnsanların bu konuda yaptığı en büyük hata bunu yapmış olmak için yapmak ve nelerin kendi yararına olduğunu öğrenme konusunda zaman ayırmaması oluyor. Her şey zayıf ve güçlü yönlerimizi, hayata dair kısa-orta-uzun vadeli hedeflerimizi, ne yaptığımızı, neler yapabileceklerimizi ve ne yapmayı istediğimizi düşünerek, kendinizi yani markamızı keşfetmekle başlıyor. Kişisel markalaşma sürecinde hangi yüzünüzü insanlara göstermek ve kendinizi nasıl konumlandırmak istiyorsunuz?  Unutmayın ki sizin kendinizi nasıl gördüğünüz değil insanlar tarafından nasıl algılandığınız önemli.

Ne yapmak istediğinize karar verdiyseniz bunu eyleme dökmek için dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var. Aşağıda 10 adımda kişisel markanızı nasıl oluşturabileceğiniz ve dikkat edilmesi gerekenler ile ilgili bilgiler verilmiştir.

1) Kartvizit

İster öğrenci ister çalışan olun sizi ifade eden güzel bir kartvizitinizin olması gerekiyor. İnsanların kartınıza bakarken hakkınızda ne düşünmelerini istiyorsanız buna göre kartınızı tasarlamalı, uzmanlık alanı ve iletişim bilgilerinize yer vermelisiniz. İsteğe göre resminizi eklemenizde de fayda vardır.

 

2) Özgeçmiş

Profesyonel hayatınızı anlattığınız bu kağıt parçasına 30 saniye bakıldığı düşünülürse göze çarpacak nitelikte bir özgeçmişinizin olması gerekiyor. İlgili pozisyona göre özelleştirilen özgeçmiş oluşturmanın yanısıra üye olduğunuz sosyal medya sitelerini, varsa blog veya web sayfanızı burada paylaşmalı böylece sosyal medya üzerinden de size ulaşılıp bilgi sahibi olunmasını sağlayabilirsiniz.

 

 

3) Kişisel Portföyünüzü Oluşturmak

Geçmişte yaptığınız işler basılı olarak, bir cd içinde veya bir web adresinde her zaman elinizin altında olsun. İhtiyaç halinde bunu paylaşmanız gerekebilir ve bunu anında paylaşmak etkileyici olacaktır.

4) Blog veya Web Sayfasına Sahip Olmak

Kendinizi en iyi şekilde ifade edecek yazılar yazacağınız bir blog veya daha kapsamlı bir web sayfası ile kişisel markanızı daha iyi ifade edebilirsiniz.

5) Linkedin Profil Sayfanız

İş deneyimlerinizin, okul bilgilerinizin ve referanslarınızın bir arada olduğu  Linkedin yeni insanlarla tanışıp kendinizi tanıtabileceğiniz ve birçok gruba üye olup paylaşımlarda bulunabileceğiniz bir mecra olduğundan kesinlikle burada bir hesabınızın olması önemlidir.

6) Facebook Profil Sayfanız

Artık Facebook hesabı olmayan kaldı mı? Peki bu mecrada kişisel markanızı yeterince gösterebiliyor musunuz? Profil resmi olarak sadece kendi resminizi koymaya, uygunsuz resim eklememeye, başkasının resim koyarken sizden izin almadan etiketlemesini ayarlarınızdan engellemenize ve iş tecrübenizle alakalı bilgiler koymanıza dikkat etmeniz gerekmektedir.

7) Twitter Profil Sayfanız

Facebook ve Linkedin ile bağlamış iseniz Twitter’da yazdığınız herşey buralarda da yayınlanacağı için bu mecradan yazacağınız mesajlarda seçici olmanız gerekiyor. Twitter hesabınızda arka fonda web sayfanıza veya blog adresinize yönlendiren bir linkin olması da artık olmazsa olmazlardandır.

8) Video CV

Kendinizi anlatan ve 2 dakikayı geçmeyecek bir video’yu Youtube’da paylaşmak size artı bir değer katacaktır.

9) Giyim Tarzınız

Moda olduğu için size yakışmayanı giymektense sizi en iyi şekilde ifade eden ve içinde rahat ettiğiniz kıfayetleri giymeniz vücut dilinize bile olumlu şekilde yansıyacaktır.

10) E-mail Adresiniz

Çoğu kişi kullandığı komik email adresleri yüzünden insanlar tarafından kaale alınmamaktadır. Gmail uzantılı bir mail adresi edinmenin insanları pozitif yönde etkilediği söylense de ad.soyad@gmail.com şeklinde bir email adresi almanın daha önemli olduğu bilinmektedir. Eğer email adresiniz başkası tarafından alınmışsa buna benzer bir hesap almanız, dizi isimlerinden veya takım isimlerinden oluşan mail adreslerini kullanmamanız önerilmektedir.

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link