Kişisel Blogunuz için UX Uzmanlarından 21 İpucu

Blog öldü, yaşasın blog! Evet, blogların altın çağı geride kaldı ama bu süreçte geçici heveslerle açılan bloglar birer birer kapanırken sürekli ve sağlam içerik sunan bloglar ayakta kalmayı başardı. Eğer siz de blogunuzu yeni dijital düzende ayakta tutmayı ya da yeni bir yayın kanalı oluşturmayı planlıyorsanız, profesyonellerin tavsiyelerinde derlediğimiz bu ipuçlarına göz atmalısınız.

Günümüzde farklı sosyal medya platformları çok geniş kişisel paylaşım seçenekleri sunuyor olsa da bloglar hala özgün içerik konusunda güçlü kaynaklar olmayı sürdürüyorlar. Nitelikli içeriğin gittikçe daha da değer kazandığı dijital dünyada bir blogların biçimi ve içeriği de yeni düzene ayak uydurmak zorunda. Bu yüzden güncel tasarım ve içerik trendlerini yakından takip etmek çok önemli. Elbette bu aşamaya geçmeden önce temellerinizi sağlam atmalısınız. Bunun için kullanıcı deneyimi tasarımı uzmanlarının tavsiyelerine kulak vermenizde yarar var.

Doğru platformu seçin

  1.  Kullanıcı deneyimi demek kullanıcıya özel biçim ve içerikler sunabilmek demek. Bu yüzden kişiselleştirilebilir bir blog platformu kullanmak çok mantıklı bir başlangıç hamlesi olacaktır. WordPress, Tumblr ya da Wix gibi gelişmiş temaları destekleyen platformların yanı sıra daha basit özelleştirme seçeneklerine sahip Blogger ve Medium da sunacağınız içeriğe bağlı olarak kullanabileceğiniz seçenekler arasında.
  1. Bu platformlar için Theme Forest ve Themelantic gibi ücretli ya da ücretsiz temalar sunan birçok online kaynak var. Maddi bir beklentiniz ya da etrafa saçacak çok fazla paranız yoksa ücretsiz bir tema kullanmanız daha akıllıca olacaktır.
  1.  Maddi beklentilere değinmişken; eğer blogunuzda reklam desteği almayı düşünüyorsanız, bunu yaparken alışıldık -ve rahatsız edici- formatlar yerine kullanıcı dostu reklamları kullanmaya çalışın
  1. Herkesin dijital dünyaya erişmek için mobil cihazları kullandığı şu dönemde hikayenizi daha başlamadan bitirme riskini almamak için, kullanacağınız blog platformunun ve seçeceğiniz temanın mobil uyumluluğundan mutlaka emin olun. 
  1. Kullanıcılarınıza yeni deneyimler sunma iddianızı biçimle değil içerikle yapmaya çalışın. Çoğu kullanıcının yeni kullanım şekilleri öğrenecek kadar vakti yok.
  1.  Blogunuzun içerik akışını biçimlendirmek kritik bir karar, bunun için pagination ya da infinite scroll arasında bir seçim yapmadan önce şu yazıya göz atmanızda yarar var.
  1.  Hepsinden önemlisi yeni dijital düzeni sürekli takipte kalın ve kullanıcı deneyimi alanında yeni trendlerden gözünüzü bir an olsun ayırmayın.

design

İçeriğinizi görünür kılın

  1. Tasarımınızda kullanacağınız renkler, görseller ve tipografi kullanıcı deneyimini mükemmelleştiren ya da bir kabusa dönüştüren temel elementlerdir. Görsel faktörler kullanıcı deneyimine doğrudan etki eder.
  1. Her tasarım öncelikle kullanıcının değerlerine ve beklentilerine göre yapılmalıdır. Blogunuzu tasarlarken ilk aşamada kullanıcı psikolojisinin temel kurallarını mutlaka göz önüne alın.
  1.  İçeriğinizin, okunabilir, görüntülenebilir, izlenebilir olması için tema renklerinizi makul bir uyuma aynı zamanda da kontrasta göre seçin. Bunun için Adobe Color CC (Kuler), Coolors ya da Paletton gibi araçları kullanabilirsiniz. Bunu yaparken renk körlüğü gibi engelleri olan kullanıcıları da dikkate almanızda fayda var.
  1. Görsellerde abartıdan kaçının, çok büyük bir açılış alanı (showcase) görseli seçmek blogunuzu ilk bakışta güzel gösterebilir ama bunu sürekli görecek devamlı takipçilerinizi için bir süre saonra sıkıcı hale gelecek ve içeriğinize ulaşmalarında çok büyük bir engel olacaktır. Bu içerikte kullanacağınız görseller için de geçerlidir.
  1. Taşıyıcı görsellerin çok büyük olması metin içeriğine olan ilgiyi kaybettirecek, çok küçük olması ise yeterli desteği vermeyecektir. Görsel linklerinde yeni pencerede ya da yeni bir sekmede açmaktan da kaçınmanızda yarar var. Koşullar ne olursa olsun kullanıcıyı sayfanızda tutmak her zaman iyi bir fikirdir.
  1. Yazıtipleri, çok yüksek ihtimalle doğrudan hedeflediğiniz, okuma yazma bilen kitlenin içeriğinizle etkileşime geçeceği anahtar işaretlerdir. Yazıtiplerinizi seçerken ilk kriteriniz karakterlerin okunaklılığı olmalı. Çok dar, çok geniş ya da çok fantastik biçimlenmiş karakterler içeriğinizi tüketilmekten alıkoyar. 
  1. Kullanmayı planladığınız yazıtiplerinin içeriğinizi oluşturacağınız dille uyumlu olmalarına yani özgün dildeki karakterlerin hepsininin karşılıklarını barındırdığına mutlaka dikkat edin.   Özgün olmak isterken ulaşılmaz olmayın. 
  1. Lütfen ama lütfen “Comic Sans” kullanmayın.

Anlatımda sadeliği yakalayın

  1. İyi içerik kötü tasarımda bile -zor da olsa- tüketilir ancak en iyi tasarım bile kötü içeriği çok uzağa taşıyamaz. Bu yüzden önce içerik sonra tasarım demek çok da yanlış sayılmaz. Takipçilerinize daha okunabilir içerikler sunmak için yapabileceğiniz pek çok şey var.
  1. Teknolojinin -deyim yerindeyse- ışık hızında geliştiği bir çağdayız ve kimsenin özellikle de en önemli hedef kitle Y kuşağı üyelerinin uzun ve karmaşık şeylere ayıracak vakti yok. Bu yüzden ister Rus klasikleri ister Amerikan pop listeleri hakkında yazıyor olun; cümlelerinizi kısa, dilinizi sade tutun.
  1. Ansiklopedik biz dille yazmak istiyorsanız, kişisel bir blog tutmak yerine Wikipedia içeriğine katkıda bulunmayı düşünebilirsiniz. İnsanlar, sizin aklınızdan geçen cümleleri sizin ağzınızdan çıkar gibi duymayı ister. Bu yüzden onlarla günlük hayattaki gibi konuşun ve yazdıktan sonra içeriğinizi mutlaka yüksek sesle okuyun.
  1. Gönderi içeriğinizin değerini özgünlüğü, ulaşılabilirliği ve anlaşılabilirliği belirler. Neden bahsedeceğinizle ilgili anahtar kelimeleri mutlaka başlıkta ya da ilk cümlelerinizde kullanın. Çeviri dahi yapıyorsanız, cümlelerinizi anlaşılır biçimde yeniden yapılandırın.
  1. Kullanıcıya sunmak istediğiniz bilgiyi çok dolaştırmadan ortaya koyun ve aradaki dolaşım sürecini laf salatasıyla değil ana mesajı destekleyici verilerle doldurun. 
  1. Konunuz ne kadar teknik olursa olsun, duyulmamış niş terimler yerine herkesin anlayacağı dilde alternatifleri değerlendirin. Mutlaka kullanmanız gereken bir terim varsa bunu işin başında kısaca açıklayın. 
  1. Seçtiğiniz konuyla ilgili geçmiş tarihli içeriklere sahipseniz yazının içinde mutlaka bunlara linkler verin. Blogunuzu sürekli yazılan bir kitap gibi düşünün ve referanslarınızı bu sayfalar arasında vermeye çalışın ki okuyucularınız kitabı ellerinden düşüremesinler. 
Kullanıcı deneyimi tasarımı, aynı kullanıcının kendisi gibi, fazlasıyla değişken ve standartlaştırılamayan bir süreç. Bu yüzden bu konuda kesin kurallar konulması ve bu kuralların katiyen uygulanması doğru değil. Yine de kullanıcılarınızı tanıdıkça, biçim ve içeriklerinize verdikleri tepki ve bildiğimleri dikkate alarak onlara en uygun deneyimi, çok da uzun olmayan bir zaman zarfında şekillendirmeniz mümkün. Unutmayın yaptığınız işin özel durumu ne olursa olsun genel adı “iletişim” ve başarının sırrı da bu sözcükte saklı.
Yazıda geçen başlıklar hakkında detaylı makaleleri SHERPA Blog sayfalarında bulabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Biz, kullanıcı deneyimi odaklı bir tasarım stüdyosuyuz. Eşsiz kullanıcı ve müşteri deneyimleri yaratıyoruz. Problemi tanımlar, çözümü tasarlarız.

Bir Cevap Yazın

Amazon Tarihinin En Büyük Teslimatını Jurrasic World’e Yaptı

  • Aynı anda hem dünyanın en büyük teslimatlarından birisini yapıp, hem bir filmin gişesine mükemmel bir destekte bulunup hem de e-ticaret adına yapılabilecek neredeyse her şeyi yapabileceğinize müşterilerinizi ikna edersiniz?
  • Amazon’un geçen sene Jurassic World: Fallen Kingdom ile yaptığı işbirliğinden ilham alalım.
  • Benzeri yazılar için; 2018’in En Değerli Markası Amazon’un Başarısı Nereden Geliyor?

Her şey devasa bir kargo kutusuyla başladı aslında. Ancak dünyanın en değerli markası seçilen Amazon’un en büyük teslimatı sayılan Jurassic World: Fallen Kingdom’ın yankıları ise üzerinden bir sene geçmesine rağmen hala devam ediyor.

Bu devasa teslimat 29 Mayıs’ta Los Angeles’a ulaştırılırken tüm şehri gezmeyi, aralarda molalar verip halkın ilgisini çekmeyi de ihmal etmedi tabii. Gittiği her yerde yoğun bir ilgiyle karşılaşan ve sosyal mecralarda fazlaca paylaşılan bu kutunun mükemmel bir fısıltı pazarlaması olarak tabir edilen buzz marketing’e güzel bir örnek olduğunu söyleyebiliriz.

Üzerinde kocaman bir Jurassic Park logosu ile beraber Alexa, Jurassic World’e kutunun içinde ne olduğunu sor”  yazısı ve smile code olarak adlandırılan QR kod da bulunan kutunun üstündeki kodu Amazon mobil uygulamasından okutanlar bir mikro siteye yönlendirilerek minik bir video izleyip üzerine Jurassic Park filmine indirim kazandılar.

Los Angeles’ın ünlü alışveriş merkezlerinden The Grove LA’ya teslimatı yapılan devasa bir t-rex heykeline Fallen Kingdom oyuncuları Chris Pratt ve  Bryce Dallas Howard’ın eşlik etmesi ile mükemmel bir kampanya gerçekleştirilmiş oldu.

Amazon’dan Jeremi Gorman fikrin bulunuluşu ile ilgili amaçlarının hem müşterilerin hoşuna gidecek hem de Jurassic World Fallen Kingdom ile ilgili söylentiler yaratabilecek bir kampanya istediklerini bu nedenle de teslimat kutusunu gerçekten devasa hale getirdiklerini ifade ediyor.

Tabi kutu üstünde yer alan Smile Code ile hem fiziksel hem de dijital bir etkileşim yakalayan kampanya, sürecin her aşamasında her iki ekibinde mükemmel bir iletişim içinde olmaları sayesinde bu büyük başarıya ulaşmış.

Tabi Amazon’un kendisinin geliştirdiği sesli asistan Alexa’nın hem bu vaka da hem de daha iyi bir müşteri deneyimi yakalanabilecek her yerde kullanılabileceğini ifade eden Amazon’un reklam satışın başındaki Jeremi Gorman bu tarz işbirliklerinin de süreceğinin sinyalini veriyor.

Kaynak: Adweek

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Nike ve Adidas Dünya Kupası için Güçlerini Bitmoji ile Birleştiriyor

  • Dünya kupası yaklaştıkça sponsorlarının bu en büyük futbol olayını kutlamak için yaptığı anlaşmalara daha fazla şahit olmaya başlıyoruz.
  • Bu alandaki son anlaşma ise kişisel emoji yaratma uygulaması olan Bitmoji ile forma sponsorluğunu üstelenen iki dev marka Nike ve Adidas’tan geldi.
  • Benzeri yazılar için; Dünya Kupası; Çok Güzel Hareketler Bunlar Dedirten Markalar

Dünya Kupası’nın başlamasına bir hafta kalmışken, futbol severlerin heyecanını bir kat daha arıtan bir haber var. Spor dünyasının en çok bilinen iki markası Nike ve Adidas güçlerini Bitmoji ile birleştirdi.

İki dev marka, futbol dünyasının bu en büyük olayını kutlamak için kişiye özel emoji uygulaması olan Bitmoji ile yaptıkları anlaşma ile tüm futbol fanlarına kendi çizgi film karakterlerini destekledikleri takıma göre oluşturabilecekleri özel bir kit hazırladılar.

Kit renkleri her markanın sponsoru olduğu kitlere göre değişkenlik gösteriyor. İngiltere için resmi Nike kiti hazırlanmışken, Adidas’ın resmi beyaz kiti sponsoru olduğu Almanya için hazırlanmış durumda.

Diğer resmi Adidas kitleri İspanya, Belçika, İsviçre, Arjantin, Kolombiya, Meksika, Japonya ve Mısır, resmi Nike kitleri ise Fransa, Polonya, Portekiz, Suudi Arabistan, Hırvatistan, Nijerya, Avusturya ve Güney Kore için hazırlandı.

Bitmoji kullanıcıları kendi profillerini Snapchat aracılığı ile sticker ve 3D Bitmoji artırılmış gerçeklik lenslerine Google Chrome ve Gmail uzantıları ile Apple için Bitmoji klavyesi, Android için ise Gboard üzerinden erişerek güncelleyebilecek.

Futbol fanlarının hem tutkulu hem de kreatif olduğunu belirten Bitmoji’nin yaratıcısı Ba Blackstock, Adidas ve Nike işbirliği ile hazırlanan bu kitleri kendi milli takımını desteklemek isteyenler için futbola sevgilerini gösterebilecekleri “yeni bir yol” olarak tarif etti.

“Futbol fanları binlerce çizgi film görsel ve 3D özellik içinden istediklerini seçerek,  Dünya Kupası hakkında neler hissettiğini anında arkadaşları ile paylaşabilecek.”

Snapchat uygulaması üzerinden Bitmoji’lerin kıyafetlerini formalar ile güncelleyebilir, sonrasında favoriniz olan takımın renklerini avatarınız üstünde hangi ülke ile forma anlaşması olduğuna bağlı olarak Adidas ve Nike logoları ile görebilirsiniz.

Aslında en güzeli tribünde ülkenin heyecanına ortak olmak ancak bu şansa erişemeyen fan kitlesi için tamamen kendilerini de içinde hissedebilecekleri dijital bir deneyim yaratma fikri de oldukça yaratıcı. Nike’ın Türkiye milli takım forma sponsoru olduğu halde listede şimdilik Türkiye’nin olmaması da biraz üzücü, ne dersiniz?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link