Kids Marketing 0

Çocukların 100’den fazla ürün grubunda satın almayı etkilediğini göz önünde bulundurursak çocuklara yönelik pazarlamadaki artışın nedenini rahatlıkla anlayabiliriz.Evet ortada geniş bir kitle var ve bu kitle “kandırılmaya” oldukça müsait.Yapılması gereken tek şey, bu kitleyi etki altına alabilecek doğru mecrayı ve doğru stratejiyi bulmak.

Çocuklar için kandırılmaya müsait derken elbette zeka seviyelerinden kaynaklanan bir durumdan bahsetmiyorum. Aksine günümüzde çocuklar inanılmaz derecede zekiler. Bahsetmek istediğim,  araştırmalarla da kanıtlanan; çocukların reklam başta olmak üzere çeşitli pazarlama faaliyetlerine yetişkinlerden daha fazla ilgi göstermeleri ve iletilmek istenen mesaja ve mesajın içeriğine kayıtsız şartsız inanmaları. Çocuk psikolojisinin bu duruma müsait olmasının yanı sıra, ürün ve hizmetlerin vaat ettiği faydanın abartılması gibi, bazı düzenleme ve yasaklarla önlenmek istenen ama henüz tam anlamıyla sonuç alınamayan faktörlerin de bu duruma etkisi olduğunu söyleyebiliriz.

Yukarıda saydıklarımıza bir de çocukların satın alma kararında ailelerini ikna etme ya da istediklerini “zorla aldırma” güçlerinin eskiye oranla arttığını ve kayda değer noktalara ulaştığını eklersek ortaya iştah kabartıcı bir pazar ve fethedilmeyi bekleyen bir hedef kitle çıkıyor. Kids Marketing denilen çocuklara yönelik pazarlama kavramı da tüm bu nedenlerle ortaya çıkmış ve bugünün küçüklerinin yarının büyükleri olacağı ve  hep bahsettiğimiz o sadık müşterileri elde etmenin bir yolunun da çocuklardan geçtiği fark edilmiştir.

article-new-thumbnail-ehow-images-a01-ur-l0-market-kids-800x800

Çocukların satın almadaki etkisinin artması ne yazık ki birçok şirketin kar elde etme uğruna çocukların hem bedensel hem de zihinsel sağlığını tehdit eden çalışmalara imza atmasına neden oluyor.Özellikle gıda şirketleri yaptıkları özendirici çalışmalarla sağlıksız ürünlerin çocuklara ulaşmasında en büyük etken .

Çocuklar 8 yaşına kadar reklamların amacının farkına varamıyor ve özellikle 12 yaş altı çocuklar için çizgi filmler nedeniyle  TV’nin önemi hala diğer mecralardan daha fazla ve reklam izleme oranları bu dönemlerde hayli yüksek.

Durum böyle olunca şirketler de pazarlama bütçelerinin önemli bir kısmını Kids Marketing’e ayırıyor. Peki şirketlerin gözünde hedef kitlenin özellikleri nedir?

Hedef Kitle Özellikleri

  • Bol miktarda reklam izliyor, vaat ettiklerine inanıyor.
  • Çizgi film izliyor, kahramanlarına hayran oluyor ve onlar gibi olmak istiyor.
  • Büyümek istiyor.
  • Hayal gücü oldukça gelişmiş, hayal etmeyi seviyor.
  • Bir gruba ait olma isteği çok yüksek, yalnızlığı sevmiyor.
  • Birbirinin tamamlayıcısı küçük eşyalar biriktirmekten hoşlanıyor.

Peki çocuklara yönelik reklamlarda hangi özellikleri görüyoruz?

  • Vaat ediyor.
  • Kahramanlar, maskotlar yaratıyor ya da en sevilen çizgi film kahramanlarını kullanıyor.
  • Özellikle gıda ürünlerinde içerisindeki büyümeye yardımcı “yararlı” maddeler sayesinde büyüme garantisi veriyor.
  • Hayal ettiyor, ilgi çekici dünyalar yaratıyor.
  • Ürünlerin kullanılması, markanın çocuk kulüplerine katılım, markanın maskotu, logosu ya da kullanılan çizgi film karakterine özgü bir eşyanın satın alınmasıyla çocuğa hayal ettiklerini yaşama fırsatı sunuyor, aitlik hissi yaratıyor. (Deneyim pazarlama değil de nedir?) Kalabalık, neşeli görüntüler gösteriyor. (Reklamlarda yalnız çocuk pek görmeyiz)
  • Ürünlerin içinden çıkan küçük hediyer, koleksiyon oluşturmayı amaçlayan ya da her bir parçanın ayrı bir üründen çıktığı kampanyaların duyurusunu yapıyor.

Her ne kadar yeterli olmasa da alınan bazı önlemler ve imzalanan bazı anlaşmalar reklamların çocuklar üzerindeki etkisini azaltmayı hedefliyor. Örneğin geçtiğimiz günlerde  Çikolata devlerinden Ferrero, aralarında Coca-Cola’nın da bulunduğu CFBAI (Children’s Food and Beverage Advertising Initiative) üyeleri arasına katıldı ve 12 yaş altı çocuklara yönelik  reklam yapmayacağının sözünü verdi. Yine bu kapsamda Cartoon Network’de gıda şirketlerine çizgi film karakterlerini kullanmaları için izin vermeyeceğini belirtti.

Kaynak:

www.dunyagida.com.tr

www.mashable.com

www.suthatti.com.tr

www.capital.com.tr

Bir Cevap Yazın

Pazarlamacılar Tinder’dan Neler Öğrenmeli? 0

Tinder’ı kullanmayan, kullanmasa da duymayan kalmadı. Ama yine de kısaca açıklamak gerekirse Tinder; yakınlıklarına bağlı olarak kullanıcıları özelliklerine göre eşleştiren bir mobil “date” uygulaması.

Tinder  2012 yılında piyasaya sürüldüğünden beri kullanıcı sayısı ve popülerliği giderek artıyor. İnsanlar uygulama üzerinden birbirlerinin fotoğraflarını sağa ya da sola kaydırarak iletişim kuruyorlar veya iletişimi reddediyorlar. 2017 itibariyle günlük kullanıcı sayısının 1.6 milyara ulaştığı varsayılıyor. Kullanıcılar günlük ortalama 36 dakikalarını Tinder’da geçiriyorlar ki Tinder’ın tanışma platformu ve geçiş aşaması olarak kullanıldığını düşünürsek bu çok uzun bir süre.

İnsanların neden Tinder’a ihtiyaç duyduğu veya ne amaçla kullandıkları sosyolojik bir araştırma konusu olabilir. Ancak biz bu yazıda Tinder’ın başarılı pazarlama taktiklerini konuşacağız. Tinder neden bu kadar başarılı oldu?

Tüm reklamcıların, pazarlamacıların bildiği bir şey vardır; tüketici davranışlarında duygular mantıktan önce gelir. Ürün veya hizmet satın alma eylemine karar verdirmek potansiyel tüketicinin duygularına hitap etmekle mümkündür. Tüketimin bugün geldiği noktayı göz önünde bulundurursak satın almanın ihtiyaç ile doğru orantılı olmadığı oldukça açık. Ayaklarımızı korumak için ayakkabıya ihtiyaç duyarız evet ama neden onlarca ayakkabımız var? Sahip olduğumuz araba gerçekten ayağımızı yerden kesse yetiyor mu yoksa rengi, modeli de önemli mi?  Demek ki bizi tüketmeye iten başka sebepler var…

Tüketici iki temel duyguyla hareket eder:

  1. Tatmin olma arzusu.
  2. Acıdan kaçma.

Tinder’ı baz aldığımızda kullanıcılar beğenilerek tatmin olma arzularını gideriyorlar, reddedilmekten korkarak da acıdan kaçıyorlar. Reddedilme insanlık tarihinin başından beri korkulu bir rüyadır. İlkel toplumlarda reddedilme soyunu devam ettirememe hatta uzun vadede dışlanma ölümle bile sonuçlanabiliyordu. Ancak Tinder’da ise reddedilmek söz konusu değil çünkü eşleşmenin sağlanabilmesi için iki tarafın da birbirini beğenmesi gerekiyor. Yani eğer reddedildiyseniz o kişiyle zaten iletişime geçmiyorsunuz. Dolayısıyla konuşma başladığında iki taraf da reddedilmediği, beğenildiği özgüveniyle iletişime başlıyor ve acıdan kaçması gerekmiyor. Tinder başlı başına acıdan kaçma ve haz alma üzerine kurulmuş bir düzen aslında. Tinder’ın başarısının köşe taşlarını da bu tüketici zihniyeti oluşturuyor.

Tinder aslında gerçek hayatın bir mobil yansıması. İnsanlar gerçek hayatlarında hızlı kararlar verirler ve burada ilk önceliği fiziksel kaygılar alır. Bu bir ürün için de böyledir duygusal bir eşleşme için de böyle. Eskiden de böyleydi şimdi de… Görücü usulü evliliklerde bile gelin; damadın annesi, yengesi vs tarafından önce görülür beğenilirdi. Sonra ailesi araştırılır, bilgisi görgüsü öğrenilirdi. Tinder’dan önceki yakın çağa gidersek  “Seni biriyle tanıştıracağım, birbirinize çok uygunsunuz” teklifi hemen “Fotoğrafı var mı?” sorusunu peşinden getirmiyor muydu?

Dış görünüş çok önemli elbet ama yeterli mi? Tabi ki değil. Dışarıdan beğendiniz peki içi nasıl? Neleri seviyor, ortak nelerimiz var, ne konuşabiliriz? İşte burada Tinder’ın başarısı süper hızlı eşleştirmeler. Tek tek okuduğunuz kitapları, sevdiğiniz filmleri, müzikleri yazmanız gereken bir yer yok. Facebook hesabınızla giriş yaptığınız için Tinder sizi zaten otomatik olarak eşleştirir ve zaman kaybetmenize gerek kalmaz.

İnsanların her an her yerde elektronik cihazlarla meşgul oldukları, kitapların önemli yerlerinin altını çizen uygulamalar aracılığıyla kitabı okumak zorunda kalmadan da bilgiyi hap gibi yutabildiğimiz, televizyon izlerken tabletten İnstagram’ı telefonlardan Twitter’ı güncelleyek her şeye aynı anda hakim olabildiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Dolayısıyla gönül işlerinin de hızlanması ve güncellenmesi gerekiyordu. Tinder işte tam olarak bunu yaptı ve tüketiciye uyum sağladı. Yani Tinder’ın dünya çapında 36 farklı dilde ve 196 ülkede en çok kullanılan uygulamalardan birisi olmasının altında yatan şey aslında tüketici beklentilerini bu denli karşılayabilmesi ve gerçekçiliği. Tinder’ın bu denli büyümesinin altında, haz, ödül ve acıdan kaçma bileşenleri yatıyor.

 

UberEATS Sanal Restoranlardan Yemek Siparişi Almaya Başladı 0

Uber’in bir araç paylaşım servisi olmaktan öte, yemek siparişi vermenizi sağlayan hizmeti UberEATS, çalıştığı fiziksel restoran sayısına sanal restoranları da ekleyerek yemek servisinde yeni bir dönem açtı.

Teknik olarak kişilere sevdikleri restoranlardan yemek şiparişi vermelerine olanak sağlayan bir yemek teslimatı platformu olan UberEATS servisi henüz ülkemizde hizmet vermeye başlamadı.

Müşterilerinin geniş yelpazedeki yemek tercihlerine daha fazla restoran ile yanıt vermeye çalışan servis, müşterileri kolay bulabilecekleri lezzetlerin yanında spesifik tatlara da ulaşabilsinler diye testler yaparak sanal restoranlar piyasasına girmeye hazırlanan şirket tabiri caizse müşterilerin yemek zevklerini ince ince araştırıyor.

Uygulama üzerinden yemek istediği şeyi yakınlarındaki restoranlarda bulamayan müşterileri için, bölgedeki restoranlara “kanıtlı talepler” ile gidiyor ve yemek bilgilerini paylaşıyor. Eğer yakınlardaki restoranlar bu taleplerle ilgilenir ve yemeği uygulama üzerinden sunmaya karar verirse UberEATS üzerinden sanal bir restoran oluşturabiliyor.

Henüz yapım aşamasında olan sanal restoran konsepti halihazırda birkaç restoran tarafından kullanılmaya başlandı bile.

Aslında yeni bir “icat” olduğunu söyleyemeyeceğimiz sanal restoran konsepti DoorDash ve Grubhub tarafından kendi müşterilerine sunuluyor. Hatta bu yılın başında GrubHub ise Green Summit Group isimli bir mutfak kullanarak dokuz farklı sanal restoran girişimine 1 milyon $ yatırım yaptı.

Görünen o ki sanal mutfak konsepti yayılmaya başlamış. Belki de aynı model ülkemizde en fazla bilinen yemek sipariş uygulaması Yemek Sepeti tarafından da hayata geçirilebilir. Ne dersiniz?

 

 

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link