Kendi Yayın Platformunu Başlatacak Disney, Filmlerini Netflix’ten Çekecek

Sinema endüstrisinin en büyük oyuncularından Disney, 2019’da hizmet vermesi planlanan kendi yayın platformuna hazırlanıyor. Marka bu nedenle, Netflix ile yaptığı yayın hakları anlaşmasının iki yıl sonra sona ermesiyle birlikte, yapımlarını artık bu platformda yayınlamayacak. Bu durum aynı zamanda, Oyuncak Hikayesi 4 ve Frozen 2 gibi Netflix’e gelmesi beklenen Disney yapımlarının buradan yayınlanmayacağı anlamına geliyor. Şirket, yayın hakları konusunda geçtiğimiz Eylül ayında Netflix ile anlaşmış ve anlaşma kapsamındaki ilk yeni yapım, Star Wars serisinin Rouge One adlı filmi olmuştu.

Bu girişimin, sadece yeni Disney yapımlarının yayın haklarıyla ilgili olacağı açıklandı. Bu sebeple, Netflix’in Marvel ile Jessica Jones ve Luke Cage gibi yapımlarla ilgili yayın hakları süreci etkilenmeyecek. Fakat şurası kesin ki Disney gibi dev bir film endüstrisi oyuncusunun Netflix’te bir süre sonra var olmayacağı gerçeği, platformun öteden beri övündüğü içerik zenginliğini önemli ölçüde düşürecek.

Hatta Disney’in yaptığı basın açıklamasında sadece vizyona girecek sinema filmleriyle sınırlı kalınmayacağını, Disney ve yakın geçmişte satın alarak bünyesine kattığı Pixar tarafından çekilecek televizyon filmleri ve programları ile animasyon yapımları da kapsayan özgün içeriklerin de bu yeni platformda yer alacağı belirtiliyor. Yeni yayın oluşumu böylece, Disney ve Pixar filmleri ile Disney Channel yapımlarının yanı sıra; Disney Junior ve Disney XD televizyon programlarını da içeren geniş bir koleksiyonla izleyicilerin karşısına çıkacak.

Gelelim şu an Netflix’te bulunan Star Wars ve Marvel kaynaklı içeriklerin durumuna: Disney CEO’su Bob Iger, bu filmlerin yayın haklarına ne olacağını henüz kararlaştırılmadığını ve hakların Netflix’te kalma ihtimalinin de masada olduğunu söyledi. Netflix türünün ilk ve en deneyimli örneği olması nedeniyle, doğal olarak bir strateji geliştirecektir. Fakat Disney’in ve bünyesindeki Pixar’ın bugüne kadar yarattığı içerikler (Oyuncak Hikayesi, Frozen, Karayip Korsanları vb.) oldukça geniş kitlelere ulaşan ve sevilen içerikler olduğundan, Netflix için azımsanacak bir kayıp da değil.

Aslında son dönemdeki gelişmeleri değerlendirdiğimizde, Disney’in böylesine büyük bir hamle yaparak Netflix’in karşısına çıkacak olması tuhaf değil. Zira şirket, Amerikan Beyzbol Ligi’nin yayın haklarını elinde bulunduran ESPN bağlantılı şirket BAM Tech’in üçte birlik hissesini almak için 1 milyar doları gözden çıkarmış ve yayıncılık konusunda da iddialı olduğunu göstermişti.

Bundan sonraki yılları şekillendirecek asıl önemli nokta, her yapım şirketinin kendi yayın platformunu kurmak istemesi hâlinde izleyicilerin buna nasıl tepki vereceğidir. Zira Netflix, orijinal yapım arayanlar için tüm içerikleri toplayan bir merkez olarak görünüyor. Eğer bu durum parçalı bir yapıya bürünürse, yani izleyiciler farklı yapımlar için farklı ve birden fazla platforma üye olmak zorunda kalırsa, bu durum onları ekrandan uzaklaştırır mı? Bekleyip göreceğiz.

Öte yandan bir süre önce Apple’ın Disney’i satın alacağına dair iddiaların da ortaya atıldığını ama bunun henüz doğrulanmadığını da belirtelim. Bu konudaki haberimizi buradan okuyabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

Amazon Tarihinin En Büyük Teslimatını Jurrasic World’e Yaptı

  • Aynı anda hem dünyanın en büyük teslimatlarından birisini yapıp, hem bir filmin gişesine mükemmel bir destekte bulunup hem de e-ticaret adına yapılabilecek neredeyse her şeyi yapabileceğinize müşterilerinizi ikna edersiniz?
  • Amazon’un geçen sene Jurassic World: Fallen Kingdom ile yaptığı işbirliğinden ilham alalım.
  • Benzeri yazılar için; 2018’in En Değerli Markası Amazon’un Başarısı Nereden Geliyor?

Her şey devasa bir kargo kutusuyla başladı aslında. Ancak dünyanın en değerli markası seçilen Amazon’un en büyük teslimatı sayılan Jurassic World: Fallen Kingdom’ın yankıları ise üzerinden bir sene geçmesine rağmen hala devam ediyor.

Bu devasa teslimat 29 Mayıs’ta Los Angeles’a ulaştırılırken tüm şehri gezmeyi, aralarda molalar verip halkın ilgisini çekmeyi de ihmal etmedi tabii. Gittiği her yerde yoğun bir ilgiyle karşılaşan ve sosyal mecralarda fazlaca paylaşılan bu kutunun mükemmel bir fısıltı pazarlaması olarak tabir edilen buzz marketing’e güzel bir örnek olduğunu söyleyebiliriz.

Üzerinde kocaman bir Jurassic Park logosu ile beraber Alexa, Jurassic World’e kutunun içinde ne olduğunu sor”  yazısı ve smile code olarak adlandırılan QR kod da bulunan kutunun üstündeki kodu Amazon mobil uygulamasından okutanlar bir mikro siteye yönlendirilerek minik bir video izleyip üzerine Jurassic Park filmine indirim kazandılar.

Los Angeles’ın ünlü alışveriş merkezlerinden The Grove LA’ya teslimatı yapılan devasa bir t-rex heykeline Fallen Kingdom oyuncuları Chris Pratt ve  Bryce Dallas Howard’ın eşlik etmesi ile mükemmel bir kampanya gerçekleştirilmiş oldu.

Amazon’dan Jeremi Gorman fikrin bulunuluşu ile ilgili amaçlarının hem müşterilerin hoşuna gidecek hem de Jurassic World Fallen Kingdom ile ilgili söylentiler yaratabilecek bir kampanya istediklerini bu nedenle de teslimat kutusunu gerçekten devasa hale getirdiklerini ifade ediyor.

Tabi kutu üstünde yer alan Smile Code ile hem fiziksel hem de dijital bir etkileşim yakalayan kampanya, sürecin her aşamasında her iki ekibinde mükemmel bir iletişim içinde olmaları sayesinde bu büyük başarıya ulaşmış.

Tabi Amazon’un kendisinin geliştirdiği sesli asistan Alexa’nın hem bu vaka da hem de daha iyi bir müşteri deneyimi yakalanabilecek her yerde kullanılabileceğini ifade eden Amazon’un reklam satışın başındaki Jeremi Gorman bu tarz işbirliklerinin de süreceğinin sinyalini veriyor.

Kaynak: Adweek

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İnsan Başına Düşen Robot İşçi Sayısı Hızla Artıyor

  • 2015 yılında 10.000 insan işçi başına 66 adet olan dünya genelindeki ortalama robot çalışan sayısı, 2016 yılında 74 adede yükseldi.
  • 10.000 insan çalışan başına 631 robot sahip olan Güney Kore, bu alanda zirvede yer alıyor.
  • Almanya, 2016 yılında Avrupa’daki bütün robot satışlarının %41’inden sorumluydu.
  • ABD’deki robot yoğunluğu, 2016 yılında 10.000 insan işçi başına 189 adede yükseldi.
  • 2013 yılında 10.000 insan işçi başına sadece 25 robota sahip olan Çin, 2016 yılında bu rakamı 68’e yükseltti.
  • İlgili Yazı: Robotlar, 2030 İtibarıyla 800 Milyon Kişiyi İşsiz Bırakacak

Robotların işlerimizi elimizden alıp almayacakları, son dönemin en çok tartışılan konularından biri. Buna karşılık robotların, endüstride insanlardan çok daha verimli olduğu da bir gerçek. Bunun farkında olan dünya genelindeki birçok şirket de robot iş gücüne her geçen gün daha fazla yatırım yapıyor.

2016 Yılında, Üretim Endüstrisinde 10.000 İnsan İşçi Başına Kullanılan Endüstriyel Robot Sayısının Ülkelere Göre Dağılımı

World Economic Forum’un bu konuda paylaştığı yazıya göre, 2015 ve 2016 yılları arasında dünya genelindeki ortalama robot çalışan sayısı, 10.000 insan çalışan başına 66 adetten 74 adede yükseldi. Ve 2016 yılında küresel imalat endüstrisindeki kurulu endüstriyel robot sayısını ortaya koyan Uluslararası Robotik Federasyonu‘nun verilerine göre, dünya genelindeki ortalama robot çalışan sayısındaki bu artış, herhangi bir yavaşlama belirtisi göstermiyor.

Samsung, Hyundai ve LG gibi önemli markalara sahip olan Güney Kore, 10.000 insan çalışan başına 631 robot sahip ve bu alanda zirvede bulunuyor. Uluslararası Robotik Federasyonu, bunun büyük ölçüde -özellikle elektrik – elektronik ve otomotiv endüstrilerinde- yüksek hacimli robotların kurulumu sayesinde olduğunu ifade ediyor.

2016 Yılında, Üretim Endüstrisinde 10.000 İnsan İşçi Başına Kullanılan Endüstriyel Robot Sayısının Ülkelere Göre Dağılımı

Güney Kore’yi her 10.000 insan başına 488 robota sahip olan Singapur takip ediyor. Uluslararası Robotik Federasyonu’nun belirttiğine göre, Singapur’daki endüstriyel robotların yaklaşık olarak %90’ı elektronik endüstrisinde görev yapıyor.

Almanya ise insan başına düşen robot sayısı alanında, dünya genelinde üçüncü sırada yer alıyor. 10.000 insan başına 309 robota sahip olan Almanya, Uluslararası Robotik Federasyonu verilerine göre, 2016 yılında Avrupa’daki bütün robot satışlarının %41’inden sorumluydu. Üstelik bu oranın 2018 ve 2020 yılları arasında %5 artması bekleniyor.

Kıtalara Göre Robot İşçi Yoğunluğu

Avrupa

Birçok Avrupa ülkesi, küresel ortalamadan çok daha fazla robot işçiye sahip. İsveç 223, Danimarka 211, İtalya 185 ve Belçika ise 184 robot işçiye sahip (10.000 insan başına). İlginç sayılabilecek bir şekilde, Birleşik Krallık 10.000 insan işçi başına 71 robot ortalamasıyla, küresel ortalamadan daha az robota sahip olan tek G7 ülkesi oldu. Uluslararası Robotik Federasyonu, Birleşik Krallık’ta endüstrinin, verimliliği artırmak ve modernize etmek için yatırıma ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.

Bunların yanı sıra Doğu Avrupa’da da robot yoğunluğu artıyor. Slovenya 10.000 insan işçi başına 137 adet, Slovakya 10.000 insan işçi başına 135 adet, Çek Cumhuriyet ise 10.000 insan işçi başına 101 adet endüstriyel robota sahip.

Kuzey Amerika

Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’deki robot yoğunluğu, 2016 yılında 10.000 insan işçi başına 189 adede yükseldi. Uluslararası Robotik Federasyonu’nun belirttiğine göre, ABD’deki büyümeyi etkileyen ana unsur, küresel pazarda Amerikan endüstrilerini güçlendirmek ve ülke içerisinde üretim yapmaya devam etmek amacıyla yönelinen üretimi otomatikleştirme eğilimiydi.

ABD’nin güneydeki komşusu Meksika, 10.000 insan işçi başına sadece 33 endüstriyel robota sahip. Ağırlıklı olarak ABD’ye ihracat yapan bir otomotiv üretim merkezi olmasına karşın, dünya ortalamasının bu kadar altında kalması garip bir durum.

Asya

Güney Kore ve Singapur, ortalama endüstriyel robot sayısında, hem dünya genelinde hem de Asya kıtasında zirvede yer alırken Çin’deki robot işçi sayılarında da bir artış yaşandı. Çin, 2016 yılında 10.000 insan işçi başına 68 robota sahipti. Her ne kadar bu rakam dünya ortalamasının altında olsa da, 2013 yılında bu rakam sadece 25 idi. Bu nedenle Çin’in robot işçi konusunda son yıllarda ciddi bir atılım yaptığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link