Kariyer mi Yoksa Kendimize Bariyer mi Yaratıyoruz? 0

Kariyerinizin en başına hatta eğitim hayatınızın o en kritik bölümü olan üniversite tercih dönemine döndüğünüzü hayal edin. Sizce uzmanı olmak istediğiniz branş seçiminizi doğru bir zamanda mı yapmıştınız? Ya da hiç düşündünüz mü? Kariyerinizin tercih ettiğiniz okullarla bir ilgisi olabilir mi? İş hayatınıza bugün yeniden başlasaydınız çalışma alanınızı değiştirmek ister miydiniz? Sevdiğiniz mesleği mi yapıyorsunuz?

Peki şu anda işinizi değiştirmek isteseydiniz en çok hangi neden sizi buna yöneltirdi? Elinizde olsa en başa dönseniz hangi alanda çalışmak isterdiniz.? Yine aynı branşı mı seçerdiniz?

İşte tüm bu soruların yanıtları Kariyer.net’in Aylık İnsan Kaynakları ve İş Dünyası Dergisinin Eylül sayısında yer alıyor. Bugünün iş dünyasında aktif role sahip toplamda 4.876 kişiye yapılan anket sonuçlarına gelin birlikte göz atalım.

kariyer-net

  • Kariyerinizde hedeflediğiniz yerde olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Evet – %16,9 Hayır- %83.1

  • Kariyerinizin şekillenmesinde mezun olduğunuz okulun etkisi var mı?

Evet – %59,8 Hayır- 40,2

  • Kariyer seçiminin hangi yaş diliminde yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

14-18 yaş / Lise dönemi %40,1

19-23 yaş / Üniversite dönemi %31,3

23-27 yaş /Mezuniyet sonrası %15,3

27 üzeri yaş/  İlk iş deneyimi sonrası  %13,3

  • Kariyerinize bugün yeniden başlasaydınız yine aynı mesleği mi seçerdiniz?

Evet – %36    Hayır- %64

Sevdiğiniz mesleği mi yapıyorsunuz?

Evet – %16,9  Hayır- %83,1

  • Hangisi sizin için şu an en önemli kariyer değiştirme nedeni olur?

Hedeflediğim gibi ilerleyememek %57,4

Yeterli ücret alamamak %28,6

Çalışma saatlerinin uzunluğu %8,2

İş arkadaşlarıyla anlaşmazlıklar %3,6

Ulaşım zorluğu %2,2

  • Elinizde olsa şu anda hangi alanda çalışmak isterdiniz?

Medya, İletişim ve Teknoloji %32,4

Reklamcılık %6,2

Tasarım %17,7

Yazılım %10,8

Yazarlık %10,2

Turizm %22,7

Sonuçlar ne kadar tanıdık ve düşündürücü geliyor öyle değil mi?  Üstelik tıpkı sizin gibi bu soruları yanıtlayanların %18,8’i hizmet sektöründe, %10,8’i ticaret, %10,6’si finans , %5,3’ü tekstil, %5,9’u Bilişim ve diğer olarak tabir edilen %48,6’sı da farklı alanlarda çalışan bireylerden oluşmuşken…Career, student, school.

90’lı yılların sonunda üniversite hayatına adım atan birisi olarak biraz bizim dönemimizden bahsetmek istiyorum. Bu dönemde özellikle lisede ve dershane eğitiminde verilen bilgilere istinaden aklınızda yapmak istediklerinize dair beliren düşünceleriniz olsa dahi ailenizin geçmiş okuma düzeyi, entelektüel seviyesi ve hayata bakış açısına göre ve tabi ki toplumca genel geçerliliği olan belli branşlara yönlendirme durumları söz konusuydu. Bizimkilerin ekonomiye olan meyillinden olsa gerek İktisat, İşletme gibi sosyal bilimler branşları okumam hep tavsiye edildi. Biz de haliyle söz dinledik. Ama gerçek o ki o dönem bu tercihleri yaparken hatta aldığım lise bölümümün bile aslında ilerde bana nasıl bir gelecek hazırladığı ile ilgili ciddi bir farkındalığa sahip olmadığımdı. Üstelik süper lise diye tabir edilen ve ders aralarında bile kızım sen kaçtasın? 450 ya sen? 500 gibi cevapların verildiği ciddi bir ortamda iken..bu sayıların anlamı ise bir gece evvel çözülen test soru adetleri idi.  Yani harıl harıl bir hazırlanmaca ama ne getireceğini bilmeden..

Neyse ki Y ve sonrasında gelen Z kuşağı için artık böyle bir durumun kalmadığını düşünüyorum. Çağ gereği, bilinçlenen ebeveynler ve içinde yaşadığımız interaktif iletişim ortamı gereği farkındalık oldukça arttı. Bundan 10 yıl ya da 20 yıl sonra bu ankete katılacak olanların verileri oldukça değiştireceğine inanıyorum. Çünkü en azından neyi isteyip istemedikleri konusunda bizden daha erken fikir sahibiler.

Bu arada ben pişman mıyım? Hayır. Çünkü iş hayatında geldiğim ve bundan sonrası gitmek istediğim yeri birazdan farklı bir soruya cevaben sizlere aktarıyor olacağım.

Yine yukarıdaki anket sonuçlarından hareketle birkaç görüşümü daha sizlerle paylaşmak istiyorum.

Şöyle ki maalesef son dönemde kendi jenerasyonum ve bir 10 yıl evveli birçok kişinin mezun olur olmaz başlamış olduğu kariyerine adeta koşullandırılmış ve sadece başladığı yönde devam etmesi gerekiyormuş gibi son derece zorla, monoton ve isteksiz bir şekilde devam ettiğini gözlemliyorum.

Bu arkadaşların birçoğunun bazen yaş, bazen metropol bir şehirde yaşamanın getirmiş olduğu zorunlu koşullar ve bir yuva kurmanın sorumluluklarından kaynaklı ekonomik, bazen sosyal fobiden kaynaklı başka bir çalışma ortamına girme ve kabul görme konusunda endişeleri nedeniyle bir bakıma psikolojik sebeplerden ötürü mevcut işlerini devam ettirmekteler.

Bir kısmının ise konfor alanından çıkamadığı, yeni bir şeyler öğrenme ve deneyimlemenin belli bir zamandan sonra zor olduğu gerekçesiyle ki bana göre tembellik sebebiyle keyif almadığı bir işe belli bir saat aralığında gidip geldiğini görüyoruz.

Hatta bir süre sonra bu kişilerin işyerlerini de ev ortamına çevirip son derece domestik bir ruh hali ile sanki yataklarından çıkmadan adeta tv karşısında çekirdek çitlercesine iş yapar hale geldiklerini görüyoruz…Bu  arada bu durumu eleştirirken şu durumun da karıştırılmamasını rica ediyorum.. dünya zaten ofis dışında çalışmaya mesai düzenin olmadığı, insanların zevk aldığı ortamlardan işlerini istediği konforda yapabilmeye gidiyor. Evet benim de çok desteklediğim bir trend bu. Ancak bahsi geçen bu tip arkadaşlardaki durum maalesef bu hevesten uzak bir duygu ve sınırlı bir performansla isteksiz olarak çalışmaktan kaynaklı.

Her neyse bu kadar durum tespiti ve eleştiriden sonra asıl sormak istediğim soruya geliyorum şimdi, bence yapılan bu ankete bu soruda eklenseydi harika olurdu diye düşünüyorum.

Sizce? Sevdiğiniz ve kendinizi gün ben gün geliştirip, kazanımlarınızla şirketinize de artı değerler kazandıracağıncareergoalsız, birlikte büyüyüp gelişeceğiniz ancak ekonomisi yapmak istedikleriniz için biraz sınırlı bir işte çalışmak mı kariyerinizi daha anlamlı kılardı ? Yoksa sırf ekonomisi ve konfor alanı sebebiyle keyif almadığınız bir işte çalışmak mı?

Bana bu soruyu üniversiteden yeni mezun olduğumda sorsaydınız önce tabi ki ekonomim, o kadar okuduk master yaptık boşuna mı yaptık yoksa niçin bu kadar zorlayalım ki ? derdim. Halbuki şimdi 15 yıllık hali hazırda devam eden kariyer hayatımla size söyleyebileceğim, ekonomimden önce iş tatminimin, kişisel ve içsel gelişimimi keyif alabileceğim bir işle tamamlayabilmenin peşinde olduğum.

Bu yüzdendir belki daha çok okumaya, konuşmaya hatta daha çok dinlemeye, yazmaya ve hatta yazarken yeniden düşünmeye çabalamalarım. Çünkü zamanın hızla ilerlediğinin farkındayım ve biliyorum ki artık aklımı ve ruhumu doyurduğum sürece daha mutluyum.

Nasıl ki hayatımızı sevdiğimiz insanlarla keyif alacağımız şekilde yaşamaya çabalıyoruz, işte günümüzün belki yarısından fazlasını içine alan kariyer kısmında da bu çalışma arzumu gerçekten keyif alabileceğim işler için harcamaya uğraşıyorum.

Çünkü nereden ve nasıl başladığımdan öte kendimi o an yapmak istediğim yeni işler için nasıl daha fazla geliştirebilirim, tecrübelerimi zamanın getirdiklerine ve koşullara nasıl daha iyi adapte edebilirim gibi düşüncelerin peşindeyim. Bu yüzden de sağlığım ve isteğim olduğu sürece öğrenen bir çalışan olarak gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Ha bu süreçte gelen bir başarı, statü ve para varsa da tabi ki onun da tadını sevdiklerimle keyifle çıkarmak en büyük hedefim.

Ve son olarak hayatın sizlere her daim keyif alacağınız işler ve projeler çıkarmasını, ve kariyerinizi kendi bariyerinize dönüştürmemenizi diliyorum.

Esenlikle !

 

1980 İstanbul doğumlu Nurten Korkut Soyugür, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu olup, Marmara Üniversitesinde İşletme Ana Bilim Dalı - Üretim Yönetimi ve Pazarlama Yüksek Lisansını tamamlamıştır. 2002 yılından bu yana ülkemizin önde gelen ulusal ve uluslararası düzeydeki çeşitli kurumlarında kurumsal iletişim, satış - pazarlama ve organizasyon yönetimi üzerine çalışmalarda bulunmuştur. Şu sıralar ise aktif iş hayatına sektöründe lider bir güvenlik teknolojileri firmasında satış ve pazarlamadan sorumlu iş geliştirme direktörü olarak devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın

Pazartesi Sendromunuzu Yok Edecek Kahve Kokulu 15 Basın İlanı 0

Pazartesi, bir başlangıçtır. Yıllar süren iş hayatı süresince zordur, hatta çoğu zaman lanet edilir ama yine de bir başlangıçtır. Tüm dertlerinizi, sıkıntılarınızı geride bırakıp, ileriye doğru adım atmak için güzel bir sabahtır. O ağır geçen pazar gününün mahmurluğunu insanin üzerinden atandır. İşte tam burada afyonu bir türlü patlamayanlar ve kahve içmeden ayılamıyorum ben diyenler için sizi daha da kahve müptelası yapacak 15 harika kahve ilanını sizler için derledik.

‘Elle Rusya’ Dergisi’nin Instagram Gönderisi Tadında Yeni Kapağı 0

Kurulduğu günden bugüne on binlerce kampanyaya ev sahipliği yapan, birçok markayı şahlandıran, birçok kişinin bloglarla başlayan serüvenlerine ‘kişisel markalarını’ geliştirerek katkıda bulunan bir mecra Instagram.

Fotoğraf paylaşımlarından sonra  ‘hikaye’ paylaşımlarıyla da popülaritesini kaybetmeyen bu mecra, ünlü moda dergisi Elle tarafından alışkın olmadığımız bir şekilde kullanıldı:  Instagram gönderisi şeklinde bir kapak tasarımı ile!

Modaya dair son haberleri almak, trendlerden haberdar olmak için dergi karıştırdığımız günleri hatırlamak için öyle çok da geçmişe gitmemiz gerekmiyor. Ama artık tüm bunlara tek tıkla ulaşacağımız belki de en iyi mecra Instagram oldu. Tasarımcılar, mankenler ve moda editörlerinin en popüler duraklardan birisi olan bu mecrada hem markalar hem de trendler büyüme ve yayılma eğilimi gösteriyor. Durum böyleyken bizlerde belki Paris ya da New York moda haftalarına katılma şansı bulamıyoruz ama bunları Instagram’dan takip edebiliyoruz.

Tam da bu nedenlerle Instagram basılı dergiler için oldukça zorlu bir rakip. Peki bu rakibi dergi satışlarını yükseltmek için bir nevi kaldıraç olarak kullanmanın yolu ne olur derseniz cevabı Elle Rusya dergisinden alıyoruz.

Elle Rusya Ekim 2017 kapağını Instagram gönderisine benzer bir şekilde hazırladı ve gönderiyi marka tag ve hashtaglari ile tamamladı. Halihazırda her derginin o aya ait kapaklarını Instagram’da yayınladıkları düşünürsek neden tam tersini yapmayalım ki bakış açısı olaya ilginçlik katmıyor değil.

Güney Afrikalı model Candice Swanepoel’ün kapak kızı olarak boy gösterdiği derginin Ekim ayı ana başlıkları teknoloji ve gelecek olarak belirlenmiş.

Aslında sosyal medyadan alınan ilhamla tasarlanan ilk kapak örneği Elle Rusya Ekim sayısı değil. 2009’da da Vogue İtalya Twitter temalı bir kapakla görücüye çıkmıştı.

Siz bu kapak tasarımını nasıl buldunuz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link
DIGITAL EXCELLENCE PROGRAM 

Dijital Mükemmelliği Yakalayın!

KAYDOL
close-link