İyi Gelecek Tahminleri “Saçma” Olmak Zorunda

Hızlı Değişimleri İnsan Kafası Almıyor

Her ne kadar modernleşsek de,  gelişsek de bazı  temel düşünce ve algı şekillerimizde ilkeliz ve doğal sınırlarımız var. Bu doğal sınırlardan bir tanesi zaman ve değişim algımız. On binlerce yıllık evrimimizin içinde, bulunduğumuz yüzyıl hariç bütün hepsinde değişimin hızı bugüne kıyasla çok daha yavaştı.

Bireysel eksende baktığımızda psikolojik, entellektüel ve çevremizdeki ilişkilere dair yaşadığımız değişim tarihte hiç bir zaman bu kadar kısa sürede ve bu kadar büyük ölçüde olmadı. Bunu net bir şekilde görmek için insanlık tarihiyle ilgili herhangi bir kaynağa bakmak yeterli.

İkinci eksende, yani toplumsal eksende baktığımızda da benzer bir durum sözkonusu. İnsanların kitleler halinde birbirleriyle iletişim kurma ve etkileşime geçme şekilleri, üretime katılma şekilleri, tüketme şekilleri ve kendi yaşayışlarını organize etmek yöntemleri bu kadar ani ve radikal bir biçimde değişmedi.

A photo by SpaceX. unsplash.com/photos/VBNb52J8Trk

Bir zaman makinesi ile 300 yılında yaşayan birisini 1300 yılına götürseniz, etrafında gördüğü değişimlerden etkilenir, duygulanır ve insanlığın ne kadar gelişmiş olduğunu görünce şaşırırdı. Ancak etrafında gördüğü hiçbir değişim karşısında donup kalmazdı. Gördükleri, kendi bildikleri ile açıklanamaz değildi. İnsanların günleri yine geçmiştekine az çok benzerdi. Yine tarım üzerinden gıda üretimine dayanan, hayvan ve insan kas gücünü kullanan bir toplum görülürdü. Elektrik yoktu, petrol, kömür ya da herhangi bir tür fosil yakıtı işgücüne çeviren makine yoktu. Başka bir senaryoda, 1300 yılında yaşayan birini zamana makinesine koyarak 1800’lü yıllara götürseniz benzer bir şok yaşardı. Henüz 1799 yılında küçük işletmelerin kullanabileceği hale ilk defa gelen buhar makinası, o dönemin en büyük icadıydı. Ancak yeni hayatı, adapte olamayacağı bir hayat değildi. İnsanların iletişim kurma, çalışma, üretme ve tüketme şekillerinde büyük gelişmeler ve ilerlemeler gerçekleşmiş olsa da hala benzerlikler de vardı. Gelen kişi şaşırırdı ve hayranlık duyardı, ancak kendini kaybetmezdi.

Son olarak da 1800’lü yıllarda yaşayan birini zaman makinesine koyduğunuzu ve 2020 yılına geldiğini düşünün. Yaşadığı duyguyu sadece şaşkınlık olarak tanımlamak yetersiz kalır. Büyük ihtimalle bildiği hayatın tamamıyla sona erdiğini, insanların artık geçmiş ile karşılaştırma kaldırmayacak bir yaşama, üretme, tüketme ve iletişim kurma tarzına büründüğünü görürdü. Bir kaç gün veya hafta bulunduğu odadan çıkmaya korkar, dünyanın ne kadar değişmiş olduğunu algılamakta zorlanırdı. Bu binalar nasıl bu kadar büyük, bu araçlar nasıl böyle gidiyor, insanlar ekranlara dokunuyor ve oradan biri onlara cevap veriyor, sanal gerçeklik gözlükleri takıyorlar…

Özetle, İlk iki zaman yolcuğumuzun belirli bir sürede adapte olabileceğini varsayabilirken, son zaman yolcusunun bugünün yaşam tarzına adapte olmasını pek kolay veya olası görmüyorum.

zEk8RJdmQrqja2XwbjgJ_DSC_2368

İşte ancak böylesine zihinsel egzersizler sayesinde ne kadar da büyük bir değişim fırtınasının gözünde olduğumuzu anlamaya yaklaşabiliyoruz.

Baştan kabul etmemiz gereken birinci konu: Büyük ve ani değişikliklere adapte olmakta çok iyi değiliz. İnsani reflekslerle kısa vadeli düşünüyoruz ve sadece önümüzdekini görüyoruz.

Son 100 yılda yaşadığımız değişiklikler her boyutuyla insan için yeni bir yaşam sundu, ve biz bu hıza ancak ayak uydurabiliyoruz. Ancak biliyoruz ki gelecekteki değişiminin ivmesi daha da artacak.

Kabul etmemiz gereken ikinci konu ise şu: Gelecek değişiklikleri öngörmek konusunda çok başarısızız. Neden? Çünkü şu ana kadar geleceği tahmin etmenin yöntemi geçmişi iyi anlamak ve bugünümüze bakarak mantık yürütmekten geçmiş. Ancak tarihte ilk defa öyle bir dönüm noktasındayız ki, geçmişte yaşadıklarımızın hiçbiri, gelecekte yaşayacağımız değişmleri işaret etmekte yeterli değil.

İyi Gelecek Tahminleri Akıldışı ve ‘Saçma’ Olmak Zorunda

Gelecekte nasıl bir hayatımızın olacağını ve nasıl adapte olacağımızı bilmiyoruz.  Bununla birlikte geleceği anlamaya başlamak için gözümüzle değil beynimiz ve analizlerimiz ile görmeye başlamamız gerekiyor. Çünkü gördüklerimizi yanıltıcı olabiliyor. Geleceğe sadece gözümüzle gördüğümüz üzerinden bakmaya çalıştığımızı zaman geçmişte yaşadığımızı benzer değişimler yaşayacağımızı tahmin ediyoruz, ancak bu doğru değil. Üstelik geleceği sadece gözümüzün gördükleriyle yorumlaya kalkınca nesnelerin bize somut getirilerini görüyor ama sistemik etkilerini canlandıramıyoruz. Yani; telefonların akıllı bilgisayarlara dönüşeceğini gözümüzle görebiliyoruz, ancak üzerinde ciddi ve akılcı analizler yapmadığımız, yani beynimizle ciddi gelecek öngürülerinde bulunmadığımız sürece insanların birbirlerine kısa videolar atarak iletişimde bulunacağını, şirketlerin ürün satmak için Instagram’a reklam verebileceğini, Google’ın PageRank algoritmasındaki değişiklik yapmasının dünyanın binlerce köşe yazarının yazı yazma şeklini değiştireceğini canlandıramıyoruz. Daha da ötesinde, bir restoranda oturan dört kişinin konuşmak yerine birbirleriyle yazışabilecekleri, yemek siparişlerini önlerindeki tabletlerden verecekleri bir geleceğe akıl erdiremiyoruz.

greencity2

Bugünden geleceğe bakarken bu limitasyonumuzun farkında olmak ve bizi çok-çok farklı bir geleceğini bekleyebileceği gerçeğini kabul etmek lazım. Bugünün dünyası  100 yıl önce bizim yaşımızda olan birine her ne kadar “saçma” ve “inanılmaz” geliyorsa, değişim ivmesinin de hızlanmasıyla muhtemelen önümüzdeki 30 yıl içinde yaşanacaklar bize “saçma” ve “inanılmaz” gelecek.

Hatta artık bunun bir tahmin değil, net bir öngörü olduğunu biliyoruz. Yani asıl, bugünden 30 yıl ileri gittiğimizde göreceklerimizin inanılmaz, saçma, dehşet verici, absürd ve akıldışı olmasını bekliyoruz. Asıl böyle olmamaları şaşırtıcı olurdu. 

Kendimize bunu hatırlatmamız gerekli. Eğer geleceği düşünürken tahminlerinizle biraz çılgınlaşmıyor ve saçmalamıyorsanız bir şeyi yanlış yapıyorsunuz.

 

Paylaş
Kendini bildi bileli meraklı birisidir. Hayatının merkezine iyi bir insan davranışı gözlemcisi olma hedefini almıştır. Türkçe ve İngilizce iki basılı kitabı vardır. Sosyoloji ve Psikoloji'ye bayılır. Kariyer ve iş yaşamı dinamiklerini çalışır. Tüm yazıları, çalışmaları ve bilgileri www.ozandagdeviren.com adresinde güncel olarak bulunabilir.

CEVAPLA