İthal Telefona Vergi Getirteceğinize Yerli Telefon Üretin!

 

Bu ay başında, kısa süre önce Venus adlı akıllı telefon serisini piyasaya süren Vestel, giderek artan mobil telefon ithalatının yerli üretimin ekonomik göstergelerini olumsuz etkilediğini ve ciddi zarar verdiğini belirterek mobil telefon ithalatına karşı korunma tedbiri alınmasını iletmişti hatırlarsanız. Bu istek bana küçükken mahalle arasında futbol oynadığımızda her dışarı çıkan topa “gol” diyen huysuz çocuğu anımsatmıştı. Çünkü haksızdı, başka çaresi yoktu ve bırakın gol atmayı, kaleden dahi çıkamayan bir durumu vardı.

Herneyse… Bu habere güldüm, geçtim.

Derken ayın sonuna geldiğimiz bu günlerde bir haberle daha şoke olduk. Gazetelerin manşetlerinde Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin, Türkiye’ye gelen cep telefonu, bilgisayar (PC) ve elektronik aletlere anti-damping vergisi getireceklerini açıkladığını okuduk.

Dahası, Ekonomi Bakanımız Nihat Bey şu cümleleri de kullanmış. “Türkiye çok başarılı bir şekilde mobil telefon üretebiliyor, tablet üretebiliyor, laptop üretebiliyor

Yahu Türkiye cep telefonu üretmiş de bizim mi haberimiz yok sayın Bakan? Varsa söyleyin, biz de kullanalım. Haa, eğer Vestel’in telefonundan bahsediyorsanız, onu size zahmet siz kullanın madem! Hem hesap makinesi özelliği de var; yürürlüğe soktuğunuz absürt vergileri bol bol hesaplarsınız!

Türkiye’de çok ciddi bir dış açık var ve bu açığın büyük bir kısmını ithal cep telefonları oluşturuyor, katılıyorum. Ancak bu durumu düzeltmek için sahaya çıkmak yerine masabaşı oyunlarının oynanması gerçekten hiç adil değil. Hatta adil olmamaktan da öte; utanç verici!

Gerçi devlet adamlarımız hep haklı. Onlara göre suç hiç içeride değil; dışarıda. Dışardaki mihraplar engellemese uzay gemisi dahi üreteceğiz tıpkı mükemmel akıllı telefonlar(!) ürettiğimiz gibi!

f414d50cf817b716d12311e67c454df6

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

İzlanda Coca Cola Dünya Kupası Reklamını İzlanda Milli Takım Kalecisi Thór Halldórsson Yönetiyor!


Bayram’a karışan Dünya Kupası coşkusu tüm hızıyla devam ederken, karşılaştırmalar kadar heyecan verici detaylar da yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Bu detaylardan bir tanesi de Coca Cola’nın İzlanda reklam filmi ile ortaya çıktı. Dünya Kupası’nda yarışan en küçük ülke olan İzlanda’nın futbol takımı oyuncularının birçoğu futbol kariyerlerinden önce birçok farklı alanda da yeteneklerini sergileme imkanı bulmuşlar. Öyle ki Coca Cola’nın Dünya Kupası’na özel İzlanda reklam filminin yönetmeni de İzlanda milli takımının kalecisi Thór Halldórsson olmuş.

İzlanda milli takımı kalecisi Hannes Thór Halldórsson 2018 Dünya Kupası döneminde kalesini korurken, öncesinde kendi ülkesinde yayına girecek olan Coca Cola reklamını yönetmiş. Futbolu profesyonel bir kariyer olarak görmeden önce Halldórsson film yönetmeni olarak çalışıyormuş. Hatta teknik direktör Halgrimsson’da milli takımı yönetmediği vakitlerde diş hekimliği yapıyor.

Filmde baskın tema Euro 2016’da efsaneleşerek bir milli takım geleneği haline gelen Viking alkışının baştan sona tüm İzlanda halkını günlük yaşamda nasıl sarıp, tek bir noktada bir araya getirdiği olurken, hangi takımı tutuyorsanız tutun, o efsanevi alkışın ritmi sizi reklam boyunca sizi de sarıyor.

Sanıyorum asıl güzel olan da birçok ülkenin milli takımında ülkesini temsil eden milyon dolarlık futbolculara karşın İzlanda gibi daha küçük yüzölçümlü ülkelerin oyuncularının futbolla beraber başka meslek dallarında da başarılı olması.

Öyle ki kale bekçisi Halldórsson bundan dört yıl kadar önce profesyonel bir yönetmenken ikinci iş olarak futbolla ilgileniyormuş. Şimdilerde kariyerini bir Danimarka takımı olan Randers FC’da sürdüren Halldórsson, İzlanda’da yayına girecek bu reklam filmi için bir istisna yaparak yönetmen koltuğuna geri dönmüş ve halkı Dünya Kupası coşkusu ile birleştirecek çok güzel bir işe imza atmış.

Sanırım en iyisi de güzelce kurgulanmış bu reklam filminde birleştirici unsurlarla beraber İzlanda’nın doğal güzelliklerini de seyretmek  oldu. Peki siz ne düşünüyorsunuz?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Dünya Kupası’na Ev Sahipliği Yapmak, Ekonomik Açıdan Mantıklı mı?

  • Birçok ülke, her dört senede bir gerçekleştirilen Dünya Kupası’nın kendi ülkesinde düzenlenebilmesi için çaba sarf ediyor ve turnuva kendilerine verildiği takdirde, milyar dolarlık yatırımlar yapıyor.
  • Ancak ekonomistler, Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmanın, yatırıma değmeyeceği yönünde genel bir fikir birliğine sahipler.
  • Dünya Kupası hazırlıkları için yaklaşık olarak 11 ila 14 milyar dolar arasında bir harcama yapan Brezilya’nın en pahalı Dünya Kupası stadyumu artık bir otopark.
  • 2008 Pekin ve 2012 Londra Olimpiyatları’nın gerçekleştiği yıllarda, ülkelerin yıllık ziyaretçi sayılarında bir düşüş yaşandı.
  • İlgili Yazı: Ekonomi ve Taraftar Ekseninde 2018 Dünya Kupası

2018 Dünya Kupası, geçtiğimiz perşembe günü Rusya ile Suudi Arabistan arasında oynanan açılış maçıyla başladı. Her dört senede bir gerçekleştirilen ve bu sene Rusya’nın ev sahipliği yaptığı dünyanın en büyük futbol organizasyonunu gerçekleştirecek olan ülke ya da ülkeler, yapılan başvurular doğrultusunda FIFA (Uluslararası Futbol Federasyonlar Birliği) tarafından belirleniyor.

Turnuvayı düzenlemek için FIFA’ya başvuruda bulunan ülkeler, ulaşım, konaklama ve stadyumlar başta olmak üzere belirli alanlara yapılacak yatırımlar konusunda FIFA’ya teminat veriyorlar ve yatırım harcamaları genel olarak milyar dolarları buluyor. Bir örnek vermek gerekirse, bu sene Dünya Kupası’na ev sahipliği yapan Rusya, turnuva için 14,2 milyar dolar tutarında bir harcama yaptı.

Peki, Dünya Kupası için bu kadar yüksek meblağlarda yatırım yapan ülkeler bunun karşılığını alabiliyorlar mı? World Economic Forum’un internet sitesinde paylaşılan yazıya göre, genel olarak ekonomistler, Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmanın, yatırıma değmeyeceği yönünde ortak bir görüşe sahipler ve pek çok kanıt, onların bu konuda haklı olduklarına işaret ediyor.

2023 yılı itibarıyla Dünya Kupası’nın toplam ekonomik etkisinin 30,8 milyar dolara ulaşabileceği tahmin ediliyor. Dünya Kupası ya da benzeri büyük bir spor etkinliğine ev sahipliği yapmak; turist çekmesi, önemli altyapı projelerinin başlamasını sağlamasını ve de ülkeleri ve şehirleri iş yapmak için iyi yerler olarak göstermesi sayesinde bir ülkenin ekonomisini canlandırabilir. Ancak bir Dünya Kupası düzenlemenin maliyeti, onun meydana getirdiği ekonomik faydalardan daha ağır basıyor gibi görünüyor.

Turnuva İçin Yapılan Yatırımların Geri Dönüşü Yeterli Değil

Maalesef ki, bir spor altyapısı meydana getirmek ve onu sürdürmek pahalı bir iştir. Turnuva için inşa edilen spor tesislerinin birçoğu, genel olarak bakım masraflarının karşılanabileceği kadar yeterli sıklıkta kullanılmaz. Büyük spor etkinlikleri düzenlemenin, yatırıma değmediğini düşünen ekonomistlerden biri de Andrew Zimbalist ve kendisi buna yönelik olarak sunduğu argümanında, turnuvalar sona erdiğinde, ev sahibi şehirlerde zorlukla kullanılan değerli ama işe yaramayan mülkleri sıralıyor.

2014 Dünya Kupası maçlarına ev sahipliği yapan ve 550 milyon dolara inşa edilen Brezilya’daki Estadio Nacional Stadyumu, Dünya Kupası’nın ardından otobüsler için park alanı olarak kullanıldı.

Bununla ilgili en çarpıcı örneklerden biri ise 2014 Dünya Kupası‘na ev sahipliği yapan Brezilya’da bulunuyor. Dünya Kupası hazırlıkları için yaklaşık olarak 11 ila 14 milyar dolar arasında bir harcama yapan Brezilya’nın en pahalı Dünya Kupası stadyumu artık bir otopark. Brezilya Ulusal Denetçiler Mahkemesi, Dünya Kupası’na yapılan kamu harcamalarının, tüm ülkenin sosyal yardım ücretlerini iki kez karşılamaya yeteceği sonucuna vardı. Turnuvanın ülkede, 3 ila 13 milyar dolar arasında bir ekonomik etki yaratmasının beklendiği göz önünde tutulursa, vergi mükelleflerinin yatırımlarının karşılığında makul bir getiri elde ettiklerini söylemek zor.

Büyük Spor Etkinlikleri, Ülkenin Turizm Şablonunu Değiştiriyor

Büyük spor etkinlikleri kesinlikle binlerce spor taraftarının ilgisini çekse de, bu tarz organizasyonlar, yerleşik turist akışlarını bozabiliyor ve trafiği popüler yerlerden ve cazibe merkezlerinden uzaklaştırabiliyorlar. 2008 Pekin ve 2012 Londra Olimpiyatları’nın gerçekleştiği yıllarda, ülkelerin yıllık ziyaretçi sayılarında bir düşüş yaşandı.

Bununla birlikte 2012 yılında, Londra’da yer alan ve İngiltere’nin en popüler müzesi olan British Museum, oyunların düzenlendiği ayda %22 daha az ziyaretçi ağırladı. Olimpiyat Oyunları’nın ardından İngiliz hükümeti bu konu hakkında yaptığı değerlendirmede, “aşırı kalabalık, aksaklık ve fiyat artışları nedeniyle caydırılmış olan düzenli ziyaretçilerin önemli ölçüde yer değiştirdiği” sonucuna vardı.

Londra’da Yer Alan British Museum

Bu durumla ilgili bir başka dikkat çeken örnek ise 2010 yılında Güney Afrika’da yaşandı. Güney Afrika’da düzenlenen 2010 Dünya Kupası’ndan önce, turnuva için ülkeye yaklaşık olarak 450 bin turistin geleceği tahmin ediliyordu. Sonuç olarak bu miktarın sadece üçte ikisi oranında bir ziyaretçi ülkeye giriş yaptı. Beklenenden düşük bir ziyaretçi sayısı olmasına karşın, ziyaretçi harcamaları neredeyse dörtte bir oranında arttı; ancak bu, Güney Afrika hükümeti için 13 bin dolara kadar olan bir edinim maliyetine neden oldu.

Yerel Organizatörler, Gelirlerden Düşük Bir Pay Alıyor

Bu tarz büyük spor etkinliklerini düzenleyen kurumlar için ticari satışlar, sponsorluklar ve lisans sözleşmeleri gibi birden çok gelir akışı var. Ancak açık ara farkla, en büyük gelir televizyon haklarından elde ediliyor. Buna karşılık büyük spor etkinliklerinin ardındaki yönetim organları, bu gelirlerden en yüksek payı alıyor ve bu durum da en verimli yerel organizatörlerin bile para kazanmasını zorlaştırıyor.

Haftalık haber, iş dünyası ve ekonomi dergisi olan The Economist, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin, oyunlardan elde edilen televizyon gelirlerinin %70’inden fazlasını aldığını işaret ediyor. Dünya futbolunun yönetim organı olan FIFA, 2014 Dünya Kupası’ndan yaklaşık olarak 5 milyar dolar gelir elde etti ve bu gelirin yaklaşık olarak yarısı televizyon haklarından geldi. Buna karşın FIFA, turnuvanın hazırlık masraflarına hiçbir katkı sağlamadı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link