İş Hayatının Geleceğini Anlamak İçin Bugün Okumanız Gereken 10 Kitap

Tarihsel bir dönüm noktasındayız.

Gelecekte hiç bir şey geçmişteki gibi olmayacak. Daha önce, Gelecek Tahminleri Saçma Olmak Zorunda isimli yazıda bundan bahsetmiştik.

Gelecek hiç tahmin edemeyeceğimiz boyutta farklı olacak. Bundan en başta iş hayatı, daha sonra da kişisel hayatlarımız, duygusal dünyamız, arkadaşlık ilişkilerimiz, sanat ve sporla ilişkimiz dahil her şey etkilenecek.

Son bir senedir, bu alanda karşıma çıkan her kaynağı okuyorum, dinliyorum ve bu konuda bilgi sahibi kişilerle konuşuyorum. Keşfettikçe, geleceğin ne kadar farklı olacağına ilişkin şaşkınlığım artıyor!

Önümüzdeki yıllarda çalışmayı ve bu dünyada yaşamayı düşünüyorsanız bu düşüncelerin hepsi sizi yakından ilgilendirmeli.

En doğru, etki sahibi ve bakış açısı değiştiren düşüncelerden bazıları şunlar:

Örneğin Zero to One kitabında Peter Thiel nasıl da en başarılı start-up ve girişimlerin kendi alanında bir tür tekel kurabilen şirketler olduğunu söylüyor.

The End of Jobs isimli kitabında Taylor Pearson, nasıl da bugünkü 9-5 düzeninin sonunda olduğumuzu ve hayatımızın zaman yönetimini çok daha farklı yapabileceğimizi söylüyor.

Originals isimli kitabında Adam Grant, bugün hayatımızın içine giren yep yeni marka ve şirketlerin (başta Facebook, Google, Microsoft) nasıl orjinal fikirler ürettiğini ve yaratıcılığın nasıl devam ettirilebileceğini anlatıyor.

Superintelligence ise bambaşka bir kitap. Yapay zeka devriminin tehlikeli olan bir yüzü var. Çok olasıdır ki gelecekte yapay zeka alanındaki sıçramalar tüm yaşantımızı değiştirecek. Belki de bu değişimler istediğimizden çok farklı olacak. Geleceği okumak konusunda oldukça vizyon geliştiren bir kitap. (Ayrıca Elon Musk ve Bill Gates’in direk önderdiği favori kitaplarından!)

The Seventh Sense, bu yeni dijital, sosyal medya ile örülü “network çağında” doğru kararlar alabilmek için bu dünyanın nasıl çalıştığını anlayan ve 7. hisse sahip insanlara ihtiyaç olduğunu anlatıyor. Ona göre gelecek bu insanların olacak.

Kevin Kelly, The Inevitable adlı kitabında geleceğimizi şekillendirecek, kaçınılmaz 12 trendi anlatıyor.

Geleceği doğru okumak konusunda faydası olacak, düşünceleri ile aydınlatıcı ve ufuk açıcı, en etkili 10 kitabı aşağıda bulabilirsiniz.

Oku oku bitmez diye düşünmeyin; içinde bulunduğumuz dünyanın geleceğini anlamaya çalışmaktan daha eğlenceli bir şey yok. Aynı zamanda, gelecek yılların en güçlü girişimcileri, en iyi çalışanları, en kuvvetli ve mutlu kişileri bu akımları, değişimleri ve yepyeni dünyayı anlayan insanlar arasından çıkacak.

Bu kitaplara ayıracağınız zaman, kendinize son bir kaç yıldır yaptığınız en değerli yatırım olabilir.

  1. Viral Loop, Adam L. Penenberg

  2. The End of Jobs, Taylor Pearson

  3. Zero to One, Peter Thiel

  4. The Long Tail, Chris Anderson

  5. Originals, Adam Grant

  6. Platform Revolution, Geoffrey Parker

  7. Superintelligence, Nick Bostrom

  8. The Inevitable, Kevin Kelly

  9. The Seventh Sense, Joshua Cooper Ramo

  10. The Sharing Economy, Arun Sundararajan

İyi okumalar!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kendini bildi bileli meraklı birisidir. Hayatının merkezine iyi bir insan davranışı gözlemcisi olma hedefini almıştır. Türkçe ve İngilizce iki basılı kitabı vardır. Sosyoloji ve Psikoloji'ye bayılır. Kariyer ve iş yaşamı dinamiklerini çalışır. Tüm yazıları, çalışmaları ve bilgileri www.ozandagdeviren.com adresinde güncel olarak bulunabilir.

Bir Cevap Yazın

Kind, Cesur Pazarlama Faaliyeti Kapsamında 10.000 Kişiye Rakiplerinin Ürünlerini Gönderdi

Bir markanın ürününe sonuna kadar güvenmesi çok önemli bir olaydır. Markalar sürekli olarak kendi ürünlerinin en iyisi olduğunu ve ürünlerine güvendiklerini söyleseler de, bu güveni göstermek yürek ister. Kind isimli marka ise son yaptığı pazarlama faaliyetiyle böyle bir yüreğe sahip olduğunu gösterdi.

Protein barı ve granola bar gibi sağlıklı atıştırmalıklar üreten bir marka olan Kind, protein barı pazarına girişini doğrudan rakiplerini hedef alan bir pazarlama hamlesiyle duyurdu. Yeni ürününü insanlara denettirmek isteyen marka, internet sitesi üzerinden kayıt olan 10.000 kişiye kendi ürününden göndermekle kalmayıp kendisi gibi protein barı üreten Clif, Quest, ThinkThin ve Power Crunch gibi çeşitli rakiplerinin ürünlerinden de gönderdi. Tabii ki Kind’in bunu yapmaktaki amacı, insanların iki ürünü de deneyip hangisinin daha iyi olduğuna karar vermelerini sağlamaktı.

Kind, kendi protein barlarında ana protein kaynağının fındık olduğunu ve bu yüzden otomatik olarak kendi protein barlarının, yoğun olarak yapay protein karışımları, yapay tatlandırıcı ve şeker alkolü barındıran diğer protein barlarından daha iyi olduğunu belirtiyor. Kind şirketinin entegre iletişimden aorumlu başkan yardımcısı Drew Nannis, bu pazarlama faaliyetiyle ilgili olarak şunları ifade etti:

“Yeni bir kategoriye girdiğimizden beri, insanları ilgi uyandıran bir şekilde değişiklik yapma konusunda ikna etmeye ihtiyaç duyuyoruz. Tat oldukça subjektiftir, bu yüzden insanların ürünümüzü denemelerini sağlayarak iyi bir etki yaratmak için elimizden gelenin en iyisini yapmak istedik.”

Protein barları, marka için net bir büyüme fırsatı barındırıyor. Bununla birlikte Kind, kendisini meydan okuyan bir marka olarak görüyor ve yerleşik rakiplerle boy ölçüşmekten hiçbir şekilde kaçınmıyor. Ayrıca belirtilene göre bu pazarlama faaliyetleri onlar açısından oldukça iyi sonuç verdi. Bununla ilgili bir örnek vermek gerekirse, Drew Nannis’in belirttiğine göre bu pazarlama faaliyetinin başlatıldığı hafta boyunca şirketin internet sitesinin trafiği %61 oranında arttı.

Tüm bunların yanı sıra Kind, Korkunç Bir Film’deki Cindy Campbell rolüyle tanınan Anna Faris’in rol aldığı bir dijital reklam kampanyası da yürütüyor. Bu reklam videosunda Anna Faris, Amazon kullanıcılarının piyasada yer alan lider protein barları hakkında yaptıkları ve tamamen gerçek olan kötü yorumları okuyor. Birkaç farklı dijital kanal üzerinden yayımlanan bu reklam videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Basitlikten İlhamla WeTransfer’in Ortaya Çıkma Hikayesi

“Odaklanma ve basitlik benim mantralarımdan biridir. Basit olan, karmaşık olandan çok daha zor olabilir. Basitleştirmeyi başarabilmek için düşüncelerinizi arındırabilmeniz onun için de çok çalışmanız gerekir. Ancak kesinlikle buna değer, çünkü sonunda bunu bir kez başardığınızda önünüzde hiçbir engel kalmayacaktır.”

Steve Jobs

***

Steve Jobs’ın Apple’ının, Cupertino’daki küçük ofisinden çıkıp dünyanın en çok kar eden şirketi olmasında tasarıma, teknolojiye ve kişiselleştirmeye verdikleri önemin rolü büyüktü elbet ama kuruldukları günden bugüne hiç taviz vermedikleri bir konu onları dünya çapında üne kavuşturdu; basitlik. İşte bu yüzden yukarıdaki söz ile başlamak istedim.

Nalden

Şimdi gelelim asıl konumuza. Size biraz Nalden’den bahsetmek istiyorum. Kendisi Wetransfer’in kurucusu. Asıl ismi Ronald Hans ancak o kendini Nalden; yani dijital yerli olarak tanımlıyor. 2008 yılında Nalden’in babası kendisine bir bot alıyor ve fotoğraflarını oğlu ile paylaşmak istiyor. Ancak ortada bir sorun var. Fotoğrafların boyutu yaklaşık 6 megabyte ve o yıllarda bu boyutlar oldukça büyük.

Babası bir web sitesi yardımı ile göndermeye çalışıyor. Ancak bu hizmeti sağlayan websitelerinin arayüzleri o kadar kullanışsız ve reklam tabalı ki, bir türlü o sitelerden de gönderim sağlanamıyor. Nalden da bu alanda birçok websitesi olmasına rağmen hiçbirinin son kullanıcıyı düşünmediğini ve uğraştırdığını fark ediyor. Çünkü girdiği websitelerin tamamında popuplar, sağa sola yerleştirilmiş bannerlar ve kullanıcıların kafalarını karıştıran mesajlar bulunuyor.

Wetransfer’in Arayüzü

Bunun üzerine Nalden, hiçbir reklamın olmadığı, sadece dosya göndermeye yarayan minik bir alanın olduğu bir site tasarlıyor. Öyle ki, bu siteyi ilk görenler masaüstü arkaplanı sanıyorlar. Nalden, siteye gelen kullanıcının birkaç saniye içerisinde, süper kolay bir şekilde dosya gönderip alabilmesine olanak tanıyor. Öyle ki, sitede ne bir banner alanı ne de bir içerik alanı var. Sitedeki tek alan; dosya gönderim alanı.

Basit bir içgörü ile doğan Wetransfer, kurulduğu andan itibaren çok yüksek bir ivme ile büyüyor.  2017 itibari ile 40 milyon aktif kullanıcıya, 100 milyondan fazla dosya alışverişine sahip. Şu anda dünyanın en çok ziyaret edilen ilk 1000 sitesinden biri. Bir dosya gönderim platformu için inanılmaz bir rakamlar, öyle değil mi?

Uzun lafın kısası basitlik ve sadelik bugünün dünyasındaki kalabalıkta ön plana çıkabilmek için kullanılabilecek yegane araç. Çünkü insanların büyük bir kısmının kapasitesi, komplike bir şekilde verilen mesajı anlamakta yetersiz kalıyor. O yüzden tüm projelerin 6 yaşındaki bir çocuğun anlayabileceği şekilde tasarlanması gerekiyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link