İş Hayatında Kadın ve Hak Pazarlama

“Dünyayı kadınlar yönetiyor olsaydı hiç savaş yaşanmazdı ancak 28 günde bir derin müzakereler yaşanırdı.”

Robin Williams belki de yeryürünün gelmiş geçmiş en güvercin gönüllü, en sıcak semalı kalbi. Onun tesbitleri, bir çok insanın zihnini şevke getirir. Kadınlar gününü yeni geçirmiş, her yerde kadın hakları ile ilgili mesajlara maruz kalmışken belki de tam zamanı olacak bu tepitlerin.

Bu sene kadın haklarını savunma kulvarına hemen hemen bütün markalar giriş yaptı. Son 3 senedir ‘vücudunu sev’ süreci yüzünden de, neredeyse her marka kendi ‘büyük beden’ markalarını oluşturmaya başladı. Moda sektörü kendi stilini değiştire dursun. Sosyal hayata kadınları daha çok dahil edebilmek için uğraşan bir çok sektör de kendi stilini oluşturmaya başladı.

Örneğin Eczacıbaşı, iş başvurusu sırasında bile ‘kadınlar önceliklidir’ mesajı verirken, pozitif ayrımcılığının arkasında durdu. Garanti Bankası, bu sene yayınladığı; bizim çalışanlarımızdan %57’sini kadınlar oluşturuyor mesajıyla, onlara fırsat verilmesinin, onların başarıyı elde etmesi için sadece bir adım olduğunu söylercesine, gururla genel müdürlük binasını paylaştı. Bunu yapan sadece o değildi elbette ama moda dışında çoğu sektör ‘kadınlar benim çalışanlarımın %x’ini oluştuyor’ demekle övündü. Doğru bir hareketti aslında ‘sen de yapabilirsini’ demek için de iyi bir ton yakalamıştı. İşler biraz ciddileşebilmişti en azından.

orkid-kiz-gibi-nil-karaibrahimgil-2

Bundan iki sene önce orkid uluslararası platformlarda bir çalışma yayınlamıştı. ‘kız gibi yapmak’ üzerine bir çalışmaydı bu. Aslında bir kaç farklı yaş grubundan kız ve erkeklerin bu konudaki tepkilerini çektikleri, bu konuyu netleştirecek çok güzel, kritik soruların sorulduğu, herkesi sadece bir duvarın önünde görüğümüz bir çalışmaydı.  Ancak şöyle bir durum var ki, hala daha ne yazık ki Türkiye’de bu konuda mesaj verirken bile eksik halde yokuşa gidiyoruz. Bakış açısını bir türlü değiştiremediğimizden midir bilemiyorum ancak Orkid’in bu kampanyasının Türkiye versiyonunda, Nil Karaibrahimgil yani bir ünlü kullanılmış, hiç bir soruna değinilmeden, sadece cesaret vereceği düşünülmüş bir jingle eklenmiş, üzerine de çekimler bile kadınların dar pantolonlarını, bacak boylarını anlatırcasına kullanılmıştı. Bu çekim yanlışlığı, kast seçiminde sadece ‘mükemmel’ 10 kadar kızın bir araya getirilmesiyle olmuştu. Filmdekiler 20-25 yaşlarında kızlardan oluşuyordu. Aralarında çocuklar, erkekler ya da yaşlılar bile yoktu sonuçta.

İşte bu bir kaç sene önceki bakış açısı yanlışlığı ve farklılığı hala daha devam ediyor. Estetik, bir çok açıdan göreceli olsa da ‘kadın’ ın estetik bir varlık olduğu genel geçer kabul görmüştür elbette. Ancak bu ‘kadın her haliyle güzel’ algısı içinde devam etmeli, yolunu farklı patikalara çıkartmamalı. Yani siz bir reklamda mesaj verirken ya da bir etkinlikte kadın haklarını savunurken, kadının seksepalitesinden yararlanmamalısınız. Çıplaklık konu bile olmamalı, mükemmel insanlarla değil, ‘her tür’ kadınla çalışmalısınız. Her kadının kendi içinde mükemmel olduğunu göstermeli, sadece estetik bir obje olarak görülen kadın kavramını kökten çözmeye çalışmalısınız. Yapmanız gereken basit, empati kurmalı ve bütün erkekleri, her yaş grubunu bu sorunu gerçekten kavrayan ve bunun için savaşan bireyler haline dönüştürmek için adımlar atmalısınız. Bunu yapan markalar var mı? Türkiye’de bazıları. Mesela,

Bu sene bu konuda en başarılı mesajları ve dokunuşları bankalar yakaladı. TEB, yöneticilerinin ve patronlarının ‘kadın’ olmasından gurur duyduklarını söyledi. Kadının bizi yönetmesi bizi neden rahatsız etsin ki? Dedi. Boyner ve Koç grubu ayrı ayrı genel mesajlar verken, ikisi de manevi desteğin aslında onları hem düşüncede ögür bırakmaklar hem de sözcüklere dokunuşlarımızdaki küçük hassasiyetle olacağını söyledi. Türkiye için çok iyi bir başlangıç noktası yakalamışlardı. Kadın konsu ‘kadın’ olarak kullanılmalıydı ne de olsa. Bayan da neymiş?

THY, kadın hikayelerinden yola çıktı. Farklı kadın hikayeleri anlatması kalbe dokunan bir tondu.

En kalp burkan reklamlardan birisi Filli Boya paylaşımı oldu. ‘bu topraklarda kadının hakkı var’ diyerek, bizi sarstı. Eh yani, savaşan sadece erkekler değil sonuçta, kadınların cephesi farklıydı.

Her marka, kendi iletişim yöntemiyle, kutlama yaptı ama en başarılı işlerden biri ‘Kipa’ dan geldi. Bütün bölgelerden, çalışan kadınlarıyla çektiği film oldukça başarılı bir mesaj veriyordu. Onlar %50’ydi. Yani kadın, tıpkı erkekler gibi, hayatın her yerindeydi. Heryerde kadınlar ve erkekler vardı; insan vardı.

Onlarca örneğimiz var ancak sonuncu markam; ‘kadın için, erkek savaşanlar’ konumunda olan ve bence imaj için çok tatlı bir dokunuş yaparak, nasıl bir düşüne tarzına hizmet ettiğini savunurcasına 8 mart duyurusunu, ‘kadın eli değerse, dünya değişir’ mottosuyla, yapan, Damat.

Elbetteki biliyoruz içinde bulunduğumuz sistem bir çok anlamda alt metinsiz mesajlara izin vermiyor. Yani sizin kendi çıkarlarınızı korumanız gerekiyor. Para harcadığınız her işten bir kazanım elde etmelisiniz. Her markada bu süreçte dahil olduğu, hak savunduğu için kazanacağı şeyler konusunda hesap sabittir. İmaj. Yine de yurtdışında bu iş çok daha güçlü ve çıkar dışı gelişmeye başladı. Aslında dil ve ton olarak tokat gibi geliyor markalar. Her zaman sert bir duruş sergiliyor ve geri adım atmıyorlar. Ünlüler bunun savunuculuğunu üstlenmiş olarak yollarına devam ediyorlar. Akımın temsilcisi ve muhtemel arşivi olacak olan film sektörü tıpkı hem cinsler arası evliliklere olan baskılı kabullendiriş süreçleri gibi, bu konuda da oldukça net bir duruş sergiliyor. Hatta çok yakın zamanda yapılan kampanyaların dil sertliğini incelersek, Hindistan bir çok açıdan en cesur adımları atan bölgelerden birisi.

Peki neden Türkiye’de böyle yürümüyor? Cesur olma konusunda çok çekingen olduğumuz kesin. Ata erkil kültür yapısının buna neden olduğu bir sebep olabilir, ancak ata erkil olan onlarca başka ülke, olay yaratacak olsa da sert adımlar atmaktan çekinmiyor. Türkiye, reklamcılık konusunda hala çok ilerleyemiyor, tembellikle mücadele edemediğimiz için kolaya kaçıyor olduğumuz dışında bir açıklama gelmiyor aklıma. Bütçenin, ünlünün herşey olduğu, yurt dışında da belki düşünülüyor ama bunu farklı yollara çekmeye başladı deniz aşırı topraklar.

İşleri ciddiye alamıyoruz mesela, aslında neyi isteyerek, amaçlarayak sorularıyla, bilimsel, mantıksal bir yolda ilerleme kararı alamıyoruz.

Gerçi evet! Kim düşünecek şimdi zaten! Çok gereksiz bence de.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Reklamcılık ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunu olan Zümrüt Tanrıöven; Pazarlamasyon'da pazarlama ve reklam üzerine yazılar yazmaktadır. Futbol Extra'da yazar olmasının yanında, bunun bir devamı olarak spor pazarlama konusunda oldukça derin eğitimler almış, bu konuda bir çok araştırmada ve projede bulunmuştur. İstanbul Bilgi Üniversitesinde bitirdiği yüksek lisansıyla beraber kültür ve sosyolojik yönetimlere de odaklanmaya çalışmış, bu alanları birbiri içinde kullanmaya yönelmiştir. Alamet-i Farika, Show Tv gibi yerlerin ardından son 5 yılında TTNET, Tivibu'da İçerik Pazarlama'cı olarak çalıştı. Şimdi Türk Telekom Pazarlama İletişiminde yolunda devam etmekte.

Bir Cevap Yazın

Chatbot Nedir?

Chatbot’lar için  yapay zekanın hayatımıza girmeye başladığı teknolojilerden en önemlisi diyebiliriz. Kelime anlamı olarak chat ve  robotun kısaltmasıdır.  Daha teknik açıdan bakarsak da chatbot pek çok farklı amaç için kullanabileceğiniz algoritma tabanlı bir yazılımdır. Onları insanlara yardımcı olmak için geliştirilmiş basit asistanlar olarak düşünebilirsiniz.

Chatbotları basit bir şekilde hayatımızın her alanına sokmaya başladık aslında. Yaptığımız bankacılık işlemlerinden tutun hotel rezervasyonlarına kadar birçok farklı alanda onların bir versiyonunu kullanıyoruz . Günümüzde daha çok geri bildirim almak, şikayet bildirmek gibi basit çözümler için kullanılsa da bunlar sadece birer adım. Zira toplantı notlarınızı tutmak, mutfak alışverişi listenizi oluşturmak, gelir-gider tablonuzu dolurmak gibi işleri de kolayca yapabilirler. Hatta bazı yerlerde chatbot’lar işe alım konsunda bile insan kaynaklarına destek olabiliyor.

Chatbotlar Nasıl Çalışır ve Neler Yapabilir?

Chatbot teknolojisinin temeli “Natural language processing” yani NLP teknolojisine dayanıyor. Chatbot teknolojisi aynı zamanda  ses  yazılımlarını da kapsıyor. Chatbot’lar kullanıcılar tarafından seslendirilen ve yazılan şeyleri yorumlayıp, kendi algoritmasında  bulunan şekle soktuktan sonra kendisinden istenene en yakın  şeyi sunar. Bu sayede onlarla karşınızda canlı bir insan varmış gibi konuşabilir veya yazışabilirsiniz.

Günümüzde gelişmiş chatbot’lar size şöyle bir hizmet sunabilir: Hava durumunu dolaylı yoldan merak ettiniz ve üzerinize bir ceket  alıp almamanız gerektiğini chatbot’unuza sordunuz. Gelişmiş bir chatbot teknolojisi bu soru karşısında yapması gerekenin hava durumunu kontrol etmek olduğunu ve soğuk-sıcak ayrımı yaparak bu soruya cevap vermesi gerektiğini bilir. Öncelikli olarak yapması gereken şey ihtiyacı olan verilere erişmektir. Hangi verilere ihtiyacı olduğunu tespit ettikten ve onlara ulaştıktan sonra bu verileri yorumlayarak istenilen cevabı verebilir.

Örneğin; Çinli WeCaht botları tıbbi randevuları ayarlayabiliyor, taksi çağırabiliyor, bir uçuş için check-in yapabiliyor ve bunun gibi basit daha pek çok  kolaylık sağlayabiliyor.

Fazla uzak olmayan bir gelecekte herkesin bir “sanal asistan”ı olacağı konuşuluyor. Bildiğimiz anlamda sanal asistanların hepsi birer chatbot ve bu teknolojinin bu kadar kişiselleştirilmesi chatbot teknolojisinin gelişimine bağlı. Önümüzdeki dönemlerde chatbot’ların hayatımıza nasıl daha çok entegre olacağını Sor’un ile birlikte daha derinden inceleyeceğiz. Takipte kalın!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Helal Gıdadan Sonra Yeni Trend: Helal Tatil

  • Tüketicilere sunulan helal ürün ve hizmetlerin sayısı her geçen gün artarken bu hizmetlerden biri de helal tatil olarak dikkat çekiyor.
  • HalalBooking isimli internet sitesi, kullanıcılarına tamamen helal bir tatil imkanı sunuyor. Ayrıca Otelz.com, Tatil Sepeti ve Jolly Tur gibi internet sitelerinde de İslami otelleri bulmak mümkün.
  • İlgili Yazı: Online Tatil Pazarı %190 Büyüdü

Özellikle bizim gibi nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerde, çoğu insan yedikleri gıdaların helal olup olmadığına fazlasıyla dikkat ediyor. Ülkemizde GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği) isimli kuruluş, ürettikleri ürünler İslami koşullara uygun olan markalara “helal gıda sertifikası” veriyor. Bu durum, gıda sektörünün içerisinde bir alt sektör olarak “helal gıda sektörü”nün oluşmasına neden oldu. Hatta Sırma, Erpiliç ve Keskinoğlu gibi bazı bilindik markaların da GİMDES’ten aldıkları helal gıda sertifikaları bulunuyor. Ve görünen o ki, helal ürünler ve hizmetlerin kapsamı ilerleyen zamanlarda daha da genişleyecek. “Helal tatil” ya da diğer ismiyle “İslami Tatil” konsepti ise bunun bir göstergesi niteliğinde.

Trivago, TripAdsivor ve Booking gibi bir otel fiyatı karşılaştırma sitesi olan HalalBooking isimli internet sitesi, iddia ettiğine göre kullanıcılara tamamen helal bir tatil imkanı sunuyor. Peki, bunu nasıl sağlıyor? Öncelikle internet sitesinde kullanıcılara önerilen otellerde ya da tatil köylerinde genel olarak alkollü içecekler servis edilmiyor ve tabii ki, bu otellerde tamamen helal gıdalar servis ediliyor. Aynı zamanda bu otellerin bazılarında bayanlara özel havuzlar ve dışarıdan görülmeyecek şekilde tasarlanmış plajlar da bulunuyor. Ayrıca bu otellerde misafirlerin ibadetlerini yerine getirebilmeleri için mescit de yer alıyor.

HalalBooking internet sitesinde, helal tatilin ne olduğuna dair yer açıklamanın bir kısmında şunlar ifade ediliyor:

“İslami Tatil turizm endüstrisine artık yerleşmiş bir kavram. Dini kurallara ve İslam inancına uygun iş seyahati, aile tatili veya turistik ziyaret gerçekleştirmek isteyenler için hazırlanmış bir konsepttir. Muhafazakâr tatil köylerinde dışarıdan görülmeyecek şekilde tasarlanmış, sadece bayanlara özel plajlar bulunmakla beraber, birçok tesiste mütevazı kıyafetlerle aileler tarafından kullanılabilen karma aile plajları da mevcuttur. Bunun yanı sıra, tesislerin tamamında veya bazı bölümlerinde alkolsüz hizmet gösterilmektedir. Aile değerlerine uygun hizmet ve eğlencelerin yer aldığı otellerde tüm aktiviteler ve hizmetler İslam’ın iffet ve ahlaki değerleri göz önüne alınarak hazırlanmıştır.”

Helal tatil imkanının sunulduğu oteller genel olarak Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Fas gibi nüfusunun büyük bir kısmı Müslüman olan ülkelerde yer alsalar da; Birleşik Krallık, İtalya ve İspanya gibi bazı Avrupa ülkelerinde de daha az sayıda bile olsa bu tarz oteller bulunuyor. Bu arada HalalBooking sitesinin yanı sıra, Otelz.com, Tatil Sepeti ve Jolly Tur‘un internet sitelerinde de İslami otelleri bulmak mümkün.

Tabii, her sektörde olduğu gibi, bu sektörde de talebi tüketiciler belirliyor. Helal turizmin ilerleyen zamanlarda ne kadar hızla büyüyeceği, tamamen Müslümanlar’ın bu alana ne kadar ilgi göstereceğine bağlı bir durum. Diğer sektörlerde helal ürün ve hizmetlerin insanlara sunulup sunulmayacağını da bu sektörlerdeki talepler belirleyecektir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?