‘İş Arıyorum’ Diyenle İyi Pazarlama Yapanın Ortak Yönü Nedir?

yazarozandagdevirenŞöyle bir örnekle başlayalım: Yaklaşık 20 yıl önce bir kitap yayınlatmak istiyorsanız bu büyük ölçüde şans ve çok uzun süren bir emek işiydi. Kitabı yazmanın kendisi çok efor alan, sabır isteyen, ve say say bitmeyecek bir çok detayı ve zorluğu olan bir süreç. Ancak kitap yazmaktan değil, kitap yayınlatmaktan bahsediyorum. 20 yıl önce kitap yayınlatmak için tek yol, kapı kapı dolaşıp, yayıncıları ikna etmeye çalışmaktı. Eserinizin basıma layık görülmesi için bir çok editör ve değerlendiriciden geçmesi gererkiyordu.

Bugüne gelelim, elinizde yazılmış bir kitabınız varsa 1 hafta içerisinde (fiziksel baskısı da olacak şekilde) bastırabilir/yayınlatabilirsiniz. (Bkz: Amazon ve CreateSpace)

amazon kdp

Ne değişti? Artık kitabı yayınlatma zor değil, ancak hedef kitleye ulaşmak zor. Yeni çağımızın teması bu. Milyonlarca okuyucu, milyonlarca kitap var. Artık asıl değer kitabın basımında değil bu yüzden, asıl değer kitabın ilgili kişilere ulaştırılmasında. Yani işin pazarlamasında.

Bu çokluk dünyasında (Şu anda Amazon’da 2,3 Milyona yakın kitap var), kitap bastırmış/yayınlatmış olmak marifet değil – o kitabı ilgili kişilerin karşısına çıkarmış olmak asıl marifet.

Kitap yayınlatma ve okuyucuya ulaştırma dünyasına ilişkin verdiğim bu örnek, içinde bulunduğumuz çağın dinamiklerinin karakteristik bir örneği, bir metaforu.

Artık iyi bir ürün üretmeniz o ürünün satılması için garanti değil.

Artık iyi bir şarkı bestelemeniz ünlü olmanız için garanti değil.

Ve.

Artık çok iyi becerilere ve yetkinliklere sahip olmanız iyi bir iş bulmanız için garanti değil.

İş arıyorum” şeklinde serzenişte bulunan, öfkelenen, bir yandan iyi becerileri olduğunu gören ancak bunların değerini göremeyen kişilerin pazarlama işiyle uğraşanlarda öğreneceği çok şey var.

Bugün asıl değer, görünür olmakta. Ulaşılabilir olmakta. İnsanların o sınırlı dikkatinden saniyeler çalabilmekte. O yüzden iş arıyorum noktasında olan kişilerin de, kendini pazarlama alanında geliştirmeyi hedefleyen kişilerin de çok net anlaması gereken en temel gerkçeklik bu.

Bir taraftan adaylar yüzlerce başvuruyla şirketleri “spam”lerken, aynısını şirketler sınırsız ilan açarak adaylara karşı yapıyor. İki kişi konuşurken birbirimize her seferinde 10ar mesaj yolladığımızı düşünün. Anlaşmak imkansız olurdu. Sistemsel olarak buna benzer bir kilitlenme yaşıyoruz. Bunun ötesine geçmek, dalganın üstüne çıkmak için anlaşılması gereken en temel gerçek bugün (ve muhtemelen önümüzdeki gelecek 50 yıl için) en temel değerin “dikkat” olduğu.

Nasıl etik, etkili ve dürüst bir şekilde dikkat çekilir sorusunu yanıtlamaya çalışmayacağım, şayet bu tam da pazarlama uzmanlarının konusu. Ancak başka önerilerim var. Söyleyebileceğim en net şey, nasıl artık kitap basmak ve satılsın istiyorsanız yan gelip yatmak yoksa, aynı şekilde çok iyi bir CV oluşturup, yan gelip yatmak da iyi bir iş bulmanın garantisi değil.

İlgili iş alanında hem online ve offline ortamlarda aktif olarak;

Bu alandaki etkili kişileri takip ederek;

Nicelikli değil nitelikli network yaparak;

En önemlisi ise, sizi anlatan, size daha çok vizibilite katacak işler yaparak , üreterek;

çalışmak gerekiyor.

Sonuncusunu tekrar vurgulamak istiyorum, öne çıkmak ve dikkat çekmek istiyorsanız bunun en kalıcı yolu bir şeyler üretmek. Ne üreteceğiniz konusunda kararsızsanız da size öncelikle kendi hikayenizi netleştirmek yolunda çalışamanızı öneririm.

Bir dipnot: “Kendini Pazarlama” ya da nam-ı diğer “self marketing” tabirini itici buluyorum. Burada kişinin ukala bir biçimde kendini övmesinden bahsetmiyorum. Aksine, vermek istediğim asıl mesaj: bırakın ürettikleriniz ve yaptıklarınız sizin için konuşsun. Yeri geldiğinde de görünür olmak için “ben bunu yaptım” demekten çekinmeyin.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kendini bildi bileli meraklı birisidir. Hayatının merkezine iyi bir insan davranışı gözlemcisi olma hedefini almıştır. Türkçe ve İngilizce iki basılı kitabı vardır. Sosyoloji ve Psikoloji'ye bayılır. Kariyer ve iş yaşamı dinamiklerini çalışır. Tüm yazıları, çalışmaları ve bilgileri www.ozandagdeviren.com adresinde güncel olarak bulunabilir.

Bir Cevap Yazın

İlk Bakışta Hoşlanmadığımız Onca Ürünü Neden IKEA’dan Alıyoruz?

  • Hepimizin kendisinden bir şeyler bulabileceği kocaman mağazaları ile IKEA hepimize mutlaka küçük bile olsa birkaç parça satmayı başarmıştır.
  • Peki, ilk bakışta gözümüze güzel gelmese de mutlaka IKEA’dan bir şeyler almayı nasıl başarıyoruz?
  • Benzeri yazılar içinYaratıcılıkta Çığır Açan 8 IKEA Reklamı

Mutlaka kendisiyle duygusal bir bağ kurduğumuz, bu nedenle atmaya kıyamadığımız birkaç parça vardır değil mi evimizde? Bu sorunun cevabı da tam olarak bu duygusal bağda gizli aslında. IKEA’nın hepimizle kendi dilinde bu duygusal bağı ince ince işliyor olmasında.

Binlerce ürünün arasında hem evimize renk katacağını, hem sade bir stil yaratacağımızı düşündüğümüz hem de aslında o kadar özgün olmayan ve her yerden de alabileceğimiz eşyalar bulunuyor.

IKEA’nın ödüllü ajansı Åkestam Holst ise görece IKEA’nın popüler ürünlerine göre daha az satış yakalamış ürünleri için bu alanda çalışmalar yapıyor; müşterilere bu ürünlerle bağ kurması sağlayacak projeler yaratmak.

Bu örneklerden birisi de kadınların sıklıkla okuduğu bir dergiye kendilerine has bir hamilelik testi yerleştirmek oldu. Bunu deneyen ve sonucun pozitif olduğunu gören kadınlara IKEA aile indirimi ile bebek ürünlerinde daha uygun fiyatlar sunmaları oldu.

Bu konu hakkında Åkestam Holst kreatif direktörü Magnus Jakobsson stratejisini şöyle paylaşıyor;

IKEA ayakkabı değil, parfüm değil, bu eşyalar sizi bir günlüğüne bile olsa kral ya da kraliçe gibi hissettirmeyecek- aşağı yukarı bir çatal, 20 dolara bir sandalye ya da bir ampul olabilir. Ama IKEA ürünlerine olan sevgi yukarı doğru çıkmalı, bu nedenle bizim kreatif stratejimizde tüm bu ürünlere duygusal bir değer eklemek, insanların sevebileceği bir şeyler eklemek, bu beğenilmeyenleri alıp insanların beğendiği bir hale getirmek.”

Aynı zamanda Jakobsson bahsettiği bu ürünleri allayıp pullamadıklarını ya da fiyatları ile oynamadıklarını, sadece bu ürünleri nasıl bizlerin sevebileceği bir hale getirmeye kafa patlattıklarını da ekliyor.

Aslında sokağa çıksak köşe başındaki markette de bulabileceğimiz sıradan ürünleri bizim sevip, onları IKEA’dan almamızı sağlamak için uğraşmak oldukça zor olmalı ama yine de IKEA gibi uluslararası bir dev markaya böylesine bağlanmamızı sağlayacak ayrıntıları keşfetmeye çalışmak biraz da eğlenceli olsa gerek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kahveli Coca Cola, Türkiye’de Satışa Çıktı

Coca-Cola Türkiye, 2017 yılı içinde ürün dizisinde farklı uygulamalar yapmaya devam ediyor. Coca Cola Light ve Zero çeşitlerini Coca Cola Şekersiz ürününde birleştiren marka, yaz dönemine gireceğimiz süreçte yeni bir ürünü daha test pazarlaması için piyasaya çıkardı: Kahveli Coca-Cola.

Test pazarlaması, ürünün hedef pazar bölgesinin tümünde pazarlamasına geçilmeden önce nasıl karşılanacağını görmek, satış ve karlılık durumunu öngörebilmek amacıyla pazarın belirli bölgelerinde test amaçlı sunulmasıdır. Test pazarlamaları genellikle belirli süreler için uygulanır. Birkaç ay veya bir mevsim periyotları seçilebilmektedir. Kahveli Coca-Cola ülkemizde en az bir yaz boyunca raflarda olacak.

İçecek sektöründe ürün dizisini (aynı ürünün farklı çeşitleri) artırma yöntemi son dönemde tüketicilerden talep görmeye devam ediyor. Yurtdışında vişneli ve vanilyalı Coca-Cola çeşitleri ile bilinen marka, bu yıl ülkemizde kahveli Coca-Cola ürününe yönelik talebi test pazarlaması ile görmeye çalışacak. Dünyadaki değişen talebe bağlı olarak şekersiz Coca-Cola geçtiğimiz aylarda piyasada yer almaya başladı. Bu gelişmeye rağmen ülkemizde şekersiz gazlı içeceklerin pazar payı henüz %10’nun altında bulunuyor. Şekersiz gazlı içecek talebine yönelik bir hamle de geçtiğimiz aylarda Pepsi’den gelmişti. Pepsi, limonlu kola ürünü Pepsi-Twist’in kalorisiz çeşidini ambalaj tasarımında değişikliğe giderek piyasaya sürmüştü.

Test pazarlaması ilkelerine uygun olarak Coca-Cola, kahveli Coca-Cola’yı İstanbul başta olmak üzere, Türkiye’nin güney kıyı kesiminde ve diğer önemli görülen bölgelerde tüketicilerin beğenisine sundu.

İçerdiği kafeinden ötürü kahve ve kola tüketimine mesafeli yaklaşan ve ürün tüketimine psikolojik sınırlar koyan Türk tüketicisi, ürünün bileşimine ve tadına nasıl bir tepki verecek? Test pazarlamasından sonra kahveli Coca-Cola, kalıcı bir ürün olarak Coca-Cola Türkiye’nin ürün serisi içinde yer alacak mı? Şüphesiz bunu ürünün yaz ayı satış performansı belirleyecek.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link