İnternetin Kültürünün Sembolleri Caps’ler 1

Kelimelerin Yetemediği Yerlere Capsler Yetişiyor

Dijitalle beraber doğan nesillerin internet bağımlılığı, her yerde erişilebilir olmak adına mobile ana tüketim mecrası haline getirdi. Sürekli internete bağlı olmak, sosyal ağlarda sanal kimlikler yönetmek, reputasyon ve sosyal etkileşimler yaratmak için artık herkesin var olmak zorunda olduğu yeni kanallar dizisi hayatımıza kazındı. Mobil penetrasyonla beraber whatsapp, instagram ve snapchat genç jenerasyonun kullandığı odak mecralar haline geldi. Pc’ye bulaşmadan dijital yaşamlarımızı bu platformlar üzerinden daha hızlı yürütmek işimizi kolaylaştırıyor.

Bununla paralel, mobille beraber sürekli chat halinde olma durumu ise, kendini sürekli genişletiyor. Sosyal platformlar, arkadaşlık ve chat uygulamalarında uzaktaki arkadaşlarımız veya sanal ortamda tanıştığımız kişilerle konuşmak veya şu görüntüyü fotoğraflamak lazım tam instagramlık gibi davranışlar gündelik alışkanlıklarımız arasına girmiş durumda… Sosyal onay isteği paylaşma davranışını artıyor. Kendimizi ifade etme ve yansıtabilmek veya arkadaşlarımızla paylaşım içinde olmak adeta bir dürtü gibi dijital platformlarda oldukça yoğun biçimde yapılan, Neyi umursuyorum?, Neler yapıyorum?, Hayata bakış açım nedir? gibi paylaşımlarda da kendisini hissettiriyor. Bu özel bilgilerin profillerimizde bu kadar serbestçe sergilenmesini ana nedeni ve iletişim konusunda bizlerde sağladığı sosyal güven ortamı… Diğer yandan bu güven ortamı fiziksel alanın yerini alabilir durumda. Dolayısıyla, iletişim ve en önemlisi ilişkiler farklılaşıyor. Fiziksel alan kısıtı olmaksızın ilişki kurabilmek güzel algılanabilir fakat, iletişim kalitesinin kelime ve görsellerle erezyona uğradığı bir gerçek. Gerek vücut dili ve ses tonundan uzak olması, gerekse insanların aynı ortamda birbirleriyle konuşması yerine internet üzerinden uzaktaki arkadaşıyla konuşmayı tercih etmesi insan yaşamındaki büyük gelişimin göstergesi esasında.. Bireyin iletişimi internetle beraber farklılaşıyor… Bunun en bariz örneği cafelerde buluşmaya gelen gençlerin kendi aralarında konuşmak yerine mobil cihazlarından mesajlaşıyor olması. Gen Z social life araştırmasına göre 10 gençten 4’ü sanal arkadaşlarıyla konuşmayı tercih ediyor ve ayrıca daha eğlenceli ve rahat buluyor.

Milennials

Sosyalleşme ve iletişim bu denli değişime uğruyorsa şüphesiz yaşamımızdaki diğer herşey mobilin kolaylaştıran karadelik etkisine mağruz kalacak gibi… Mobil cihaz penetrasyonu, genişbant internet erişimi, google mobil aramaların geldiği nokta kolaylıkla mobil cihazların herşeyin kesişim noktası haline geldiğini gösteriyor.. Sosyalleşme, surf ve ürün inceleme, webde gezinme, çevredeki ürünleri araştırma, bankacılık gibi yaşamlarımızın ana gereksinimi haline gelmiş sorulara saniyeler içinde cevap verebilen cep asistanları herşeyi kendi üzerine çekiyor.

Mobilde yaşanın diğer bir akım ise, internete bağlı kalınan süreyi maksimize etmiş olması… Artık yaşamımızdaki küçük anları telefonumuz üzerinden hızlıca internete bağlanıp güncellenmemiz üzerine kurulu… Sosyal hesaplardan ve sık kullandığımız uygulamalardan gelen bildirimler iletişim kurabilmeyi bir ihtiyacının ötesinde, bir yapışkanlık hissine şekillendirdi ve tüketim ihtiyacını arttırdı. İletişim ihtiyacına karşılık veren caps’ler  dediğimiz yazılı & görsellerin, kültürler ve kişiler arası mimiksel olarak geçiş yapmasını ve anlaşılmasını sağlayan espiriler olarak yaygınlaştı. Bu nedenle de tüm dünyada benzer duygularla anlaşılan içeriklerden bir internet kültürü oluşmakta… Capsler  ve hızlı tüketilebilir içerikler bugün o kadar popüler halde ki, Buzzfeed.com’un tıklanma oranı New York Times’ınkini geçmiş durumda.. Bir diğer yandan 9gag ve hugelol gibi siteler de tüm dünyadaki gençlerin tükettiği mecralar haline geldi. Bilgi tüketiminin ve iletişimin inanılmaz hızlanması ve dolayısıyla bilginin sindirilebilir çerezlik halinin tercih ediliyor oluşu buna bir etken olarak gösterilse de esasında yazı dilini espirilerle besleyerek iletişimimizi güçlendirdiği ve bu nedenle yaygınlaştığı aşikar…

9GAG-logo1

Kişilerin mobil tüketimlerinin ve paylaşımlarının capslere dönüşmesi yeni bir iletişim formu olarak, gündem ile ilgili bilgi aktardığından güncellenme ihtiyacını ve paylaşılabilir, komik şeyler okumanın içsel motivasyon etkinliğini ortaya çıkarıyor. Diğer yandan gülmenin ve şakalaşmanın iletişimimizde ne kadar önemli olduğunun açığa çıkarıyor. Peki neden gülüyoruz? Buna ait birkaç teori var. Esasında evrimsel bir şey ve o kadar da sosyal.. Bebeklikten gelen gülme yeteneği hızlı öğrenmemizi sağlayan refleksif davranışlardan biri… Psikoloji açısından, gülmek mutlu ediyor, gerginliği alıyor ve zihnini rahatlatmaya yardımcı oluyor. Plato ve Socrates’in teorisine göre ise dış dünyaya karşı üstünlük hissettiğimiz için gülerek rahatlıyoruz… Darwin ise bunun öncelikle evrimsel bir şey olduğunu araştırmalarıyla belirtmiş. Schopenhauer’le başlayan Spencer’la gelişerek devam eden uyumsuz olma teorisi ise gülünen şeylerin sıklıkla beklenmeyen, ani yaşanan perspektif geçişi olduğunu belirtiyor. G.Miller’ın araştırmalarına göre ilkel yaşamda bir şey ifade etmezken, günümüzde zekayı ifade eden ve pozitif duygu yaratan sosyal imgenin cinsel seleksyonun önemli bir maddesi haline gelmiş olduğunu, hatta yerine göre sosyal alanda bir defans mekanizması olarak kullanıldığını ifade ediyor..

Gülme ve espiri konusunda onlarca araştırma var. Hepsinin ortak noktası insan iletişiminde vazgeçilmez bir argüman olduğu… Dolayısıyla, bu durum dijitale yansıtılmaya çalışıldığında capsler hızlı kolay ve ilham veren içerikler olarak öne çıkıyor. Caps görsel ve gifler anlatılan hissin mimik yoluyla kolayca aktarılmasını sağlıyor. Bunun da ötesinde insan iletişiminin en sıcak halini ifade edebiliyor olması yazılı iletişimimize büyük zenginlik katmakta.. Buna ek olarak internetin hızlı ve sınırsız bir kaynak oluşu, dijitali -iyi kullanabilenler için- çok daha kaliteli bir sohbet alanı haline getirebilir. Çünkü genellikle sohbetin kalitesini içerik, espiriler, eğlendirme ve yaratıcılık kombinasyonu belirliyor. Dolayısıyla, Capsler iletişim motivasyonunun bir parçasını dijitale yansıttığından popülerleşmiş durumda…

Sonsöz, uzaktan bir ilişki yürüten kişilere tavsiyem, buradaki bilimsel tavsiyeye uyarak aralara biraz selfie ve capsler yerleştirmeniz. :)

ilber

Montaigne'in bir sözünü benimserim. " bütün söylediklerim karşılıklı bir sohbettir ve hiçbiri öğüt niteliğinde değildir. Bu kadar serbest konuşabiliyorsam bu, başkalarını kendime inandırmak zorunda olmadığım içindir."

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Cinemaximum Seyircileri Sınırsız Patlamış Mısırla Tavladı 0

Son birkaç yıldır Türkiye’deki sinema sektörünün önce konsolide olması, sonrasında ise tekelleşmesi mâlumunuz. Mars Entertainment Group’a bağlı Cinemaximum salonları, artık neredeyse her alışveriş merkezinde karşımıza çıkıyor. Bunun en büyük yansıması da sinema deneyiminin alışveriş merkeziyle eş anlamlı hâle gelmesi oldu. Her yerde Cinemaximum ve onun beraberinde getirdiği konsept olunca, birbirinin kopyası, özgün bir ortamı olmayan salonlar türemeye başladı. Üstüne bir de bu sinemaların yiyecek-içecek bölümlerindeki yüksek fiyatlar eklenince durum, bazı seyirciler tarafından çekilmez bir hâl almaya başladı.

Ülkemizin en büyük sinema zinciri muhtemelen bu gidişatı fark etmiş olacak ki yeni açılan alışveriş merkezlerinden olan Emaar Square Mall’daki salonunun cazibesini artırmak için kolları sıvadı. 20 Eylül 2017 tarihini “Kendi Kabıyla Gelene Sınırsız Popcorn” günü ilan etti ve saat 18:00’e kadar, izleyicilerin getirdiği kap ne kadar büyük olursa olsun, 5 TL karşılığında sınırsız patlamış mısır verileceğini söyledi.

Sınırsız Popcorn Günü, aslında ülkemizdeki kampanyacı ruhun bir yansıması.

İşin renkli tarafı, sınırsız patlamış mısır vaadini duyan izleyicilerin, sıra dışı paketler ve kaplarla gelmesi oldu. Giyim mağazasından alınan büyük karton torbalardan tutun da hasır sepetlere, yoğurt kutularına, ev yapımı kocaman paketlere kadar çeşit çeşit kaplarla Emaar Square Mall Cinemaximum’a gelen izleyiciler, toplumumuzdaki kampanyacı ruhun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtladı.

Seyirciler, akla hayale gelmeyecek paketlerle salona geldiler.
Sınırsız patlamış mısır, her yaştan izleyiciyi çekmek için işe yarar bir fikre benziyor.

Bazı izleyiciler, Cinemaximum’un bu konuda yaptığı paylaşımların altına, 5 TL karşılığında patlamış mısırın satılabildiği bir yerde neden normal zamanda kendilerinden 20-25 TL arasında ücret alındığını sorgulasa da markaya günden kalan, izleyicilerin kaplarıyla oluşturduğu gülümseten kareler oldu.

Sınırsız patlamış mısırı duyanlar, getirdikleri “kap”larda da sınır tanımadı.

Sinema salonları çok kurumsal ortamlar sayılmaz. O yüzden kendi açımdan bu görüntülerin markanın imajına zarar verdiğini düşünmüyorum. Hatta belki de Apple’ın sinema salonlarındaki filmleri yayınlama isteğiyle daha zor şartlar altında faaliyet gösterecek sinema salonları seyircileri, gelecekte bu tür promosyonlarla salonlara çekmeye çalışacak. Çünkü keskin rekabet doğal olarak bunu gerektirecek.

Getirilen kaplar arasında ev yapımı olanlar da vardı.

Peki, Cinemaximum’un bu çalışması hakkında sizin görüşünüz nedir? Yoğurt kabıyla gelip patlamış mısır alan bir müşteri, bir sinema salonuna renk katar mı, yoksa tersine bir etki mi yaratır?

Walt Disney’in Minik Fareyle Başlayan Başarı Öyküsü 0

Çocukluk yıllarımızın vazgeçilmez çizgi film karakteri Mickey Mouse’un yaratıcısı Walt Disney’in minik bir fareyle tamamen değişen hayatı ve sizi mucizelere inandıracak kadar sefil bir hayattan karikatür filmlerinin öncüsü olmaya kadar yükselen başarı hikayesini anlatacağız.

İrlanda göçmeni bir ailenin oğlu olan Walt Disney, hasta olan babası çalışamadığından ve ekonomik durumlarının kötü olması nedeniyle sürekli çalışmak, para kazanmak zorundaydı. Ayrıca ailesi sürekli taşındığı için düzenli bir hayata da sahip değildi.

Disney, maddi yetersizlikten okula devam edemediği için herhangi bir mesleğe de sahip değildi. Bu nedenle girdiği işlerin hepsi geçici olduğu için ayrılmak zorunda kalıyordu. Babasının ölümü ile derin bir sarsıntı yaşayan Walt, babasını tedavi ettiremediği için kendini suçladı ve bir süre bunun etkisinden kurtulamadı.

Walt tam bir kitap kurduydu ve kazandıklarının bir miktarını kitaplara ayırıyordu. Bir gün kitapçıdan aldığı kitabın arasında bir reklam kağıdı gördü. Kağıtta “Kansas City Sanat Enstitüsü sizi ücretsiz kurslara çağırıyor yazıyordu. Yazıyı okuyan Walt hiç düşünmeden kursa yazılmaya ve çizim konusunda kendisini geliştirerek bir meslek edinmeye karar verdi. Üstelik kurs için herhangi bir ücret ödemek zorunda değildi.

Walt çizim dersleri öğreniyor hatta bazı ajanslara karikatür çizerek az da olsa para kazanıyordu. Kansas Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönen Walt, çizimlerini gazete ve dergilere yolluyor ancak hala bir sonuç alamıyordu. Bu kadar maddi imkansızlıkların ardından çalıştığı işinden de yeterince yaratıcı olmadığı için kovulan Walt tekrar karamsarlığa geri döndü.

Tüm olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen Walt çizim yapmaya devam etti ve bir gün çizim yaptığı sırada odasında küçük bir fare gördü. İlgisini çeken bu fareyi bir süre izlemeye ve beslemeye başladı. Ardından bu ikili arasında bir arkadaşlık oluştu ve bir gün onu çizmeye karar verdi. İşte bu çizim Walt Disney için bir dönüm noktasıydı.

Elindeki fare çizimleriyle Hollywood’a doğru yola çıktı ve Kansas Sanat Enstitüsü’den arkadaşı Iwerks’i bularak ona fare çizimlerinden söz etti. Walt bu fareye ilk olarak ‘Mortimer’ adı verilmiş ancak ilerleyen zamanlarda Walt Disney’in eşi Lilly’nin önerisiyle ‘Mickey Mouse’ olarak değiştirilmiş. Mickey Mouse adını verdikleri fare ilk olarak 1928 yılında ‘Steamboat Willie’’de yer aldı.

Walt Disney ve Iwerks ellerinde bulunan son paralarına kadar harcadıkları bu filmde büyük bir başarı elde ettiler ve film izlenme rekorları kırdı. İlk filmden sonra Walt Disney ve kardeşi Roy, Walt Disney Productions’ı kurdu. Ardından birçok çizgi film çekerek başarılarına başarı kattılar. Bir anda dünyanın en ünlü animasyonu haline gelen Mickey Mouse 100’den fazla çizgi filmde baş karakter olarak yer aldı. Bunu takip eden dönemlerde; Donald Duck (1934), Pinokyo (1940), Aslan Kral, Kayıp Balık Nemo, Külkedisi, Winnie The Pooh, Sindrella (1950), Uyuyan Güzel (1958), 101 Dalmaçyalı (1961) ve daha birçok başarılı çizgi filmde Walt Disney imzası yer aldı. 1938 yılında gösterime giren ve 1.5 milyon dolar harcanarak yapılan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” 8 milyon dolarlık bir hasılata ulaştı.

1955 yılında Los Angeles’ta çalışanların çocuklarıyla birlikte eğlenebileceği büyük bir eğlence parkı olan Disneyland projesini hayat geçirdi. Walt Disney bu projenin yapımında çalışan mühendislere “Disneyland’ın dünyadaki en inanılmaz yer olmasını ve içinde parkı boydan boya gezen bir tren olmasını istiyorum dedi.

Walt Disney Productions bugün 30 milyar dolarlık yıllık gelire sahip. Walt Disney Company, American Broadcasting Company (ABC) ve Entertainment and Sports Programming Network (ESPN) gibi kuruluşları da bünyesine katıp Kaliforniya merkezli çalışan devasa bir medya şirketi haline geldi.

Hayatın getirdiği zorluklar karşısında yılmadan, yorulmadan mücadele eden, hayal ettiklerinden her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen Walt Disney zoru başardı. Çizgi film dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 65 yaşında akciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybettikten sonra ardında medya devi bir şirket bıraktı.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Hemen Kaydolun
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link
İçerikle Pazarlama Workshop

Yemekcom Ürün Müdürü Batuhan Apaydın ile, içeriğin kral olduğu yeni dünyayı keşfetmeye hazır mısınız?
Hemen Kaydol
close-link