İnsanlara 1 Soru Daha Az Sorarak Karınızı Nasıl Arttırabilirsiniz? [İnfografik]

İster haber sitesi olsun ister e-ticaret sitesi, isterse de bir blog, tüm web sitelerinin ilk ve en büyük hedefi dönüşüm oranlarını (conversation rate) arttırmaktır. Dönüşüm oranının hesaplanma amacı bir blog için e-mail toplama, kayıt olma gibi konular olabilirken, e-ticaret sitesi içinse satın alma, bülten aboneliği gibi kıstaslar olabilir.

Sitenizin kuruluş amacı ne olursa olsun, yapacağınız küçük dokunuşlarla dönüşüm oranınızı çok daha yüksek seviyelere çıkartabilirsiniz. Quicksprout’un yapmış olduğu infografik de bize bunun nasıl olabileceğini anlatıyor.

Örneğin bir e-ticaret siteniz var ve kullanıcılara kitap satıyorsunuz. Kullanıcı sitenize geldi, kendisi için uygun bir kitabı belirledi. Tam alışverişi tamamlayacakken doldurması gereken onlarca bilgi olduğunu fark etti. Sekmeyi kapattı ve başka bir siteye gitti.

Üzgünüm ama; oyun bitti!

Quicksprout’un infografiği de tam olarak bu konuya odaklanıyor. Yapılan araştırmalara göre alışveriş anında insanların telefonunu sorarsanız her 100 kişiden 5’i alışverişi terketme eğilimine giderken, adresi sorduğunuzda ise %4’lük bir kesim daha alışverişten vazgeçebiliyor.

Kullanıcıların iletişim formundaki alanları da  doldurmayı sevdiğini söylemek güç. Bir iletişim formunda 3 alan doldurma ile 6 alan doldurma arasında %10’luk bir fark bulunuyor. Yani ne kadar az bilgi talebi, o kadar çok conversation!

Bu güzel araştırmanın geri kalanına aşağıdan ulaşabilirsiniz. Ancak unutmayın; başarıya giden yol karmaşıklıktan değil, basitlikten geçiyor.

dönüşüm-oranı

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Türkiye Sadakat Programları Araştırması Yayınlandı

Ketchup Loyalty Marketing bu yıl dördüncüsünü gerçekleştirdiği 2017-2018 Türkiye Sadakat Programları Araştırmasını yayınladı. Geçen yılın ve bu yılın örneklem sayılarının aynı tutulması sebebiyle, son bir yıldaki değişimi yakından gözlemleyebilme fırsatımız doğmuş oldu. Sadakat programlarını aktif kullanım, tavsiye etme, memnuniyet ve satın alma etkileri boyutlarında detaylı bir şekilde incelerken, Türkiye’de bu sorular özelinde hangi sadakat programının etkisinin geçen yıla göre artıp azaldığını da bu vesileyle öğrenebiliyoruz.

Odak Noktamız Hala Aynı: Duygusal Bağ Kurmak

Araştırma kitlesini oluşturan yüksek eğitim ve yüksek gelir gruplarının kullanım alışkanlıklarını incelerken, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da odakta sadakat programlarının tüketiciler ile kurmuş olduğu “duygusal bağlar” vardı. Tüketiciler, kendilerine sunulan ayrıcalıklar ve fırsatlar sayesinde kendilerini gerçekten daha özel hissediyorlar mı, kişiselleştirme uygulamaları onları sadakat programı olan markalardan daha çok satın almaya teşvik ediyor mu gibi soruların cevapları her bir sadakat programı özelinde incelenmiş oldu. Ayrıca giderek artan mobilden kullanım sıklığı, mobil sadakat platformlarındaki kullanım alışkanlıkları ve bu konuda tüketicilerin beklentileri de en önemli başlıkları oluşturdu.

1 Yılda Neler Değişti?

Bankacılık ve telekomünikasyon sektöründeki programlar, sadakat pazarlaması alanında köklü bir geçmişe sahip ve bu iki sektörün özellikle bu yıl göstermiş olduğu performansı da göz ardı edemeyiz. Özellikle operatör tarafındaki günlük sürpriz sunan yarışma kurgusu servisleri ve bankacılık tarafında yapılan yoğun iletişim, bu sektörlerdeki aktif kullanım, memnuniyet ve faydalardan yararlanma oranlarını ciddi oranda artırmış durumda. Giyim ve tekstil sektöründeki programlar geçen yıl da listenin en sonundaki sıraları paylaşıyorlardı. Durum bu yıl da değişmedi ancak bu sektörün yanına otomotiv sektörü de eklenmiş oldu. Müşteriler ne yazık ki bu sektördeki programlarla duygusal bir bağ kurmakta halen zorlanıyor.

Hopi, Zubizu gibi mobil koalisyon platformlarının yanına bu yıl Chippin de eklendi. Ancak bir önceki yıl atakta olan MKP’ları ne yazık ki geçtiğimiz yılın sonlarına doğru yaşadıkları iletişim eksikliğinin sonuçlarını araştırmada da açık bir şekilde gösterdi. Özellikle ATL iletişimin bir önceki yıla oranla çok daha az yapılması, araştırmada MKP’larının geçen yıl yakaladığı başarıları yakalayamamalarının bir sebebi olarak gözükmekte.

Raporun devamına buradan ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Sabit Gelirli Beyaz Yakalıların Sabit Şikayetleri

Daha önce sizlere gerçek bir reklamcı olmak için yapmanız ve sahip olmanız gerekenleri aktarmıştık. Bugün de beyaz yakalıların şikayetlerine değinmek istedik. Eğlenceli yazımıza “Beyaz yakalı”nın tanımını yaparak başlayalım; işçilerin fiziksel gücünü iş kabiliyetine dönüştürdüğü dönemde, yönetimde yer alan çalışanlar için kullanıldı beyaz yaka tabiri. Beyaz yakalı çalışan; idari ve bürokratik işleri yürütebilen, bunları yaparken beden gücünü görece az kullanan kişilerdir. 

Her mesleğin kendine has zorlukları vardır elbet. Beyaz yakalılar zamanlarının çoğunu ofislerinde geçirseler ve fiziksel olarak güç harcamasalar da zihinsel olarak zamanlarının büyük bir kısmını işlerine ayırırlar. Dolayısıyla bir beyaz yakalı olmak kesinlikle kolay bir iş değildir. Sabırlı ve iradeli olmak gerekir.

Genelleme yapmak gibi olmasın fakat beyaz yakalıların bazı ortak problemlerini esprili bir dille sizler için derledik. Siz de beyaz yakalı olmaya hazırlanıyorsanız veya beyaz yakalıysanız bu problemlere en kısa zamanda çözüm getirilmesini umuyoruz. Keyifli okumalar :)

1. Sabahları Starbucks’tan Kahve Alırken Sıra Beklemek

Eğer bir beyaz yakalıysanız kahve içmeden uyanamamanız gerekiyor. E ofislerde yapılan kahveler de her zaman güzel ve taze olmuyor tabii. Çözüm ise sabahları Starbucks, Nero gibi ünlü bir kahve zincirinden kahvenizi alıp işe gitmek oluyor. Fakat pek çok çalışan sabahları iyi bir kahve içmek istediği için biraz beklemeniz gerekiyor haliyle. Dileriz ki bu sıra bekleme olayına kısa zamanda bir çözüm bulunur…

2. Ofis Gıybetlerini Yanlış Kişilerle Paylaşmak

Herhangi bir iş yeri ortamında diğer çalışanlardan yeniyseniz ofis dedikodularına dahil olamamanız normal. Ama eğer şanslıysanız sizin yanınızda başkaları birbirlerine dedikodu aktarır ve siz de duyduklarınızı birleştirerek bir sonuca varabilirsiniz. Peki bu ne işinize yarayacak?

Gıybet ekibine kabul görmek ve ofisteki gelişmelerden haberdar olmak için sizin de ekibe bir şeyler katmanız gerekir. Bunu aidat ödemek gibi düşünebilirsiniz. Ancak neyi nerde söyleyeceğinizi tespit etmek de çok önemli. Örneğin birisi hakkında öğrendiğiniz bir dedikoduyu paylaştığınız ortamda o kişinin yakın arkadaşı varsa yandınız. Dedikodu sizin üzerinize bile kalabilir. Bu konularda çok dikkatli olmak lazım.

P.S: Son bir ipucu daha asla bildiklerinizin hepsini tek seferde söylemeyin…

3. İş Yerindekilerle Sohbet Edebilmek İçin Netflix / Spotify Üyeliği Almak Zorunda Kalmak

Bir beyaz yakalı olmadan önce Netflix üyeliğiniz olmayabilir hatta yabancı dizi bile izlemiyor olabilirsiniz ancak artık iş yerinde bu şekilde varlığınızı sürdürmeniz mümkün değil…

Bir arkadaş grubunuz olsun ve onlarla ortak bir şeyler paylaşın istiyorsanız eğer yabancı dizi izlemek ve mümkünse Netflix üyeliği satın almak zorundasınız. Netflix’teki en popüler dizileri bir hafta sonu eve kapanıp bitirdikten sonraki pazartesi gününün sigara ve yemek sohbetleri önceden hazırlanmış olacaktır zaten. Ayrıca iş arkadaşlarınızı Spotify’dan takip edip birbirinizin listeleri hakkında da yorum yapmanız gerekiyor…

4. Bazı İngilizce Kelimelerin Türkçelerini Unutmak

Plaza dili dediğimiz ortaya karışık yeni bir dil var biliyorsunuz. Plaza dili; bazı çok kullanılan İngilizce terimlerin Türkçe’ye uyarlanarak (güya kısaltılarak) konuşulduğu, Türkçe’de olmayan bazı zamanların (Future Continuous Tense gibi) bir şekilde Türkçe’ye sokulduğu ve beyaz yakalıların anadilleri gibi konuşabildikleri bir dil.

Bu terimleri gün içinde maillerde, telefonlarda ve toplantılarda o kadar çok kullanınca elbette bu günlük hayata da yansıyor ve ortaya “Tamam sevgilim bir brainstorming yapalım o zaman bu konuda, ben seni arıyor olacağım” gibi cümleler çıkabiliyor.

5. Stresten Kilo Almak ve Parası Ödenen Spor Salonuna Gidememek

Beyaz yakalılar bedensel olarak çok güç harcamazlar demiştik. Genelde ofiste bütün gün bilgisayar başında oturmaları gerekir. Üstelik işleri yoğun olan ve mesaiye kalmaya eğilimli beyaz yakalılar bu stresten ve hareketsizlikten ötürü kilo alabilirler.

Maddi olarak çok fazla sıkıntı yaşamayan beyaz yakalılarda maddiyattan çok zaman problemi vardır. Genelde kazandıkları parayı harcayamamaktan yakınırlar. Örneğin spor salonuna yazılırlar ve bir müddet düzenli gittikten sonra gitmeye vakit bulamazlar. Bu durumda parasını önceden ödedikleri spor salonu üyelikleri de yanmış olur…

6. Kimsenin Daha Önce Gitmediği Tatil Yeri Bulmaya Çalışmak

Bütün sene çalışan ve para kazanan beyaz yakalıların tatilleri tabii ki çok değerlidir. Bütün senenin yorgunluğunu bir haftada güzelce atması gerekir. Ama aynı zamanda ofisteki arkadaşlarının gitmediği, ilginç bir yere gitmek ofisteki prestij için çok önemlidir. Sonuçta o tatilden elbet bir gün dönülecek, fotoğraflar gösterilecek, yenilip içilenler anlatılacak… Ne kadar farklı bir yer olursa etraftan o kadar ilgi çeker ve o kadar güzel Instagram postları çıkar. Birer hafta şeklinde tatili ikiye bölüp bir de herkesin gittiği sıradan tatil beldelerine bir gözükmek de gayet mantıklı bir tatil programı olabilir…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link