İnovasyonda ‘Uzun Burun’ Kavramı Bize Ne Gösteriyor?

Bilgisayarlarla etkileşimimizin vazgeçilmez bir parçası olan mouse, ilk olarak 1965 yılında Stanford Research Institute (SRI) araştırmacıları William English ve Doug Engelbart tarafından geliştirildi; 1968 yılında kamuya tanıtıldı ve bir yıl içinde yine Engelbart ve English’in yardımlarıyla National Research Council Canada ve Cenevre Üniversitesi’nde yeniden üretildi. 1973 yılında, Xerox PARC mouse’u Alto Computer prototipi için yeniden uyarladı ve grafik kullanıcı arabiriminin temelleri atılmış oldu.

Dikkat çekici ve az bilinen bir gerçek ise; mouse’un aslında 1968 yılında, ünlü Engelbart demosu ile hemen hemen aynı zamanda ve Xerox PARC’ın yeniden uyarlamasından 5 yıl önce,  Telefunken’den Rainer Mallebrein liderliğinde bir ekip tarafından Almanya’da icat edilmiş ve Telefunken TR86 model bilgisayar ile birlikte  satışa sunulmuş olması.
 
Bu, 1984 yılında mouse’u genel kullanıma açan ilk Macintosh bilgisayardan tam 16 yıl önce! Dahası tüm bunlara rağmen, mouse’un yaygınlaşması 1995 yılında Windows 95’in piyasaya sürülmesine kadar gerçekleşemedi. Faydası bu kadar bariz olan bir teknolojinin ilk sunumundan herkesin kullanımına açılması arasında tam 30 yıl geçmiş olması ilk bakışta oldukça şaşırtıcı görünse de aslında bu tipik bir gebelik’ süreci.

İnovasyon zaman alır

Bir diğer bir örnek, 1984 yılında Toronto Üniversitesi’nde üzerine çalışılan capacitive multi-touch teknolojisinin birçok katılımcı tarafından 22 yıl boyunca geliştirildikten sonra ancak 2007 yılında Apple iPhone’un piyasaya çıkmasıyla yaygınlaşabilmesi.
Bu iki örnekte de gördüğümüz üzere, bir fikrin yirmi yıl boyunca yeniden düzenlenmesi, üniversite laboratuvarları ve şirket laboratuvarları arasında gidip gelmesi tipik bir durum; bu, mouse gibi faydası ve etkisi tartışılmaz bir teknoloji olsa bile…

Uzun Burun bize ne gösteriyor?

Bir teknolojinin kabul görmesi ve hayatımıza sızabilmesi’ için, yalnızca o teknolojinin kendisinin değil, onu barındıracak ekosistemin de yeterli olgunluğa ve yetkinliğe kavuşması gerekir. Mouse’un yaygınlaşması 30 yıl aldı çünkü yalnızca onun barındırdığı teknolojinin değil, grafiksel kullanıcı arabirimlerin, dijital ekranların, işlemcilerin, işletim sistemlerinin ve yazılımların da gelişmesi gerekiyordu. 

Önümüzdeki 10 yıl içinde kayda değer etki yapacak bir teknoloji şu anda en az 10 yaşında. Önümüzdeki 5 yılda kayda değer etki yapacak bir teknoloji ise en az 15 yaşında ve muhtemelen hala gerçekleşmekten uzak. Bu sebeple, en az 15 yıla kadarki geçmişini takip edemediğiniz bir teknolojinin önümüzdeki 5 yılda gün yüzüne çıkacağına inanmayın. Bunu iddia edenler ya yanılıyorlar ya da derslerine çalışmamışlar.


*Bu makale, Bill Buxton’ın 2 Ocak 2008 tarihinde Business Week dergisinde yayınlanan makalesinden uyarlanmıştır.

**İnovasyon alanında daha fazla makale için SHERPA Blog’u ziyaret edebilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Biz, kullanıcı deneyimi odaklı bir tasarım stüdyosuyuz. Eşsiz kullanıcı ve müşteri deneyimleri yaratıyoruz. Problemi tanımlar, çözümü tasarlarız.

Bir Cevap Yazın

İlk Bakışta Hoşlanmadığımız Onca Ürünü Neden IKEA’dan Alıyoruz?

  • Hepimizin kendisinden bir şeyler bulabileceği kocaman mağazaları ile IKEA hepimize mutlaka küçük bile olsa birkaç parça satmayı başarmıştır.
  • Peki, ilk bakışta gözümüze güzel gelmese de mutlaka IKEA’dan bir şeyler almayı nasıl başarıyoruz?
  • Benzeri yazılar içinYaratıcılıkta Çığır Açan 8 IKEA Reklamı

Mutlaka kendisiyle duygusal bir bağ kurduğumuz, bu nedenle atmaya kıyamadığımız birkaç parça vardır değil mi evimizde? Bu sorunun cevabı da tam olarak bu duygusal bağda gizli aslında. IKEA’nın hepimizle kendi dilinde bu duygusal bağı ince ince işliyor olmasında.

Binlerce ürünün arasında hem evimize renk katacağını, hem sade bir stil yaratacağımızı düşündüğümüz hem de aslında o kadar özgün olmayan ve her yerden de alabileceğimiz eşyalar bulunuyor.

IKEA’nın ödüllü ajansı Åkestam Holst ise görece IKEA’nın popüler ürünlerine göre daha az satış yakalamış ürünleri için bu alanda çalışmalar yapıyor; müşterilere bu ürünlerle bağ kurması sağlayacak projeler yaratmak.

Bu örneklerden birisi de kadınların sıklıkla okuduğu bir dergiye kendilerine has bir hamilelik testi yerleştirmek oldu. Bunu deneyen ve sonucun pozitif olduğunu gören kadınlara IKEA aile indirimi ile bebek ürünlerinde daha uygun fiyatlar sunmaları oldu.

Bu konu hakkında Åkestam Holst kreatif direktörü Magnus Jakobsson stratejisini şöyle paylaşıyor;

IKEA ayakkabı değil, parfüm değil, bu eşyalar sizi bir günlüğüne bile olsa kral ya da kraliçe gibi hissettirmeyecek- aşağı yukarı bir çatal, 20 dolara bir sandalye ya da bir ampul olabilir. Ama IKEA ürünlerine olan sevgi yukarı doğru çıkmalı, bu nedenle bizim kreatif stratejimizde tüm bu ürünlere duygusal bir değer eklemek, insanların sevebileceği bir şeyler eklemek, bu beğenilmeyenleri alıp insanların beğendiği bir hale getirmek.”

Aynı zamanda Jakobsson bahsettiği bu ürünleri allayıp pullamadıklarını ya da fiyatları ile oynamadıklarını, sadece bu ürünleri nasıl bizlerin sevebileceği bir hale getirmeye kafa patlattıklarını da ekliyor.

Aslında sokağa çıksak köşe başındaki markette de bulabileceğimiz sıradan ürünleri bizim sevip, onları IKEA’dan almamızı sağlamak için uğraşmak oldukça zor olmalı ama yine de IKEA gibi uluslararası bir dev markaya böylesine bağlanmamızı sağlayacak ayrıntıları keşfetmeye çalışmak biraz da eğlenceli olsa gerek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kahveli Coca Cola, Türkiye’de Satışa Çıktı

Coca-Cola Türkiye, 2017 yılı içinde ürün dizisinde farklı uygulamalar yapmaya devam ediyor. Coca Cola Light ve Zero çeşitlerini Coca Cola Şekersiz ürününde birleştiren marka, yaz dönemine gireceğimiz süreçte yeni bir ürünü daha test pazarlaması için piyasaya çıkardı: Kahveli Coca-Cola.

Test pazarlaması, ürünün hedef pazar bölgesinin tümünde pazarlamasına geçilmeden önce nasıl karşılanacağını görmek, satış ve karlılık durumunu öngörebilmek amacıyla pazarın belirli bölgelerinde test amaçlı sunulmasıdır. Test pazarlamaları genellikle belirli süreler için uygulanır. Birkaç ay veya bir mevsim periyotları seçilebilmektedir. Kahveli Coca-Cola ülkemizde en az bir yaz boyunca raflarda olacak.

İçecek sektöründe ürün dizisini (aynı ürünün farklı çeşitleri) artırma yöntemi son dönemde tüketicilerden talep görmeye devam ediyor. Yurtdışında vişneli ve vanilyalı Coca-Cola çeşitleri ile bilinen marka, bu yıl ülkemizde kahveli Coca-Cola ürününe yönelik talebi test pazarlaması ile görmeye çalışacak. Dünyadaki değişen talebe bağlı olarak şekersiz Coca-Cola geçtiğimiz aylarda piyasada yer almaya başladı. Bu gelişmeye rağmen ülkemizde şekersiz gazlı içeceklerin pazar payı henüz %10’nun altında bulunuyor. Şekersiz gazlı içecek talebine yönelik bir hamle de geçtiğimiz aylarda Pepsi’den gelmişti. Pepsi, limonlu kola ürünü Pepsi-Twist’in kalorisiz çeşidini ambalaj tasarımında değişikliğe giderek piyasaya sürmüştü.

Test pazarlaması ilkelerine uygun olarak Coca-Cola, kahveli Coca-Cola’yı İstanbul başta olmak üzere, Türkiye’nin güney kıyı kesiminde ve diğer önemli görülen bölgelerde tüketicilerin beğenisine sundu.

İçerdiği kafeinden ötürü kahve ve kola tüketimine mesafeli yaklaşan ve ürün tüketimine psikolojik sınırlar koyan Türk tüketicisi, ürünün bileşimine ve tadına nasıl bir tepki verecek? Test pazarlamasından sonra kahveli Coca-Cola, kalıcı bir ürün olarak Coca-Cola Türkiye’nin ürün serisi içinde yer alacak mı? Şüphesiz bunu ürünün yaz ayı satış performansı belirleyecek.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link