İhtiyaçlar Dünyası: Coca Cola mı Google mı? 1

Interbrand tarafından her yıl düzenli olarak açıklanan ‘En İyi Küresel Markalar‘ araştırmasının 2013 ayağı geçtiğimiz günlerde açıklandı. Yeni açıklanan listedeki en büyük farklılık ise yıllardır listenin başında olan Coca Cola‘nın yerini Apple‘ın alması ve Google‘ın ikincilik pozisyonuna oturmasıydı.

Bu değişiklik basit bir marka dalgalanması olarak gözükse de aslında ihtiyaçlarımızın ne denli farklılaştığının önemli bir kanıtı. Çünkü yıllardır dünyanın en güçlü sektörü olan FMCG ( Hızlı tüketim malları) sektörü, artık yerini teknoloji sektörüne bırakıyor.  İlk 10’u aşağıda görebilirsiniz.

[colored_box color=”eg. blue, green, grey, red, yellow”]

INTERBRAND TOP 10

1.Apple ( 98,3 milyar dolar)

 

2. Google ( 93,3 milyar dolar)

 

3. Coca Cola (79,2 milyar dolar)

 

4. IBM (78,8 milyar dolar)

 

5. Microsoft (59,5 milyar dolar)

 

6.GE (46,9 milyar dolar)

 

7. Mc Donald’s (41,9 milyar dolar)

 

8. Samsung (39,6  milyar dolar)

 

9. Intel (37,2 milyar dolar)

 

10. Toyota (35,3 milyar dolar)

[/colored_box]

Dikkatinizi çektiyse ilk 10 markadan 7’si birinci dereceden, 2’si ise ikinci dereceden teknoloji ile alakalı. Bu tablo bizim ihtiyaçlarımızın tamamen değiştiğinin ve teknolojinin, hayatımızın en önemli parçalarından birisi olduğunun göstergesi. Dilerseniz Interbrand’in aynı araştırmasının 2000 yılı verileri ile şimdiki verileri karşılaştıralım. O günden bu güne nelerin değiştiğini anlamamıza yardımı dokunacaktır.

  • 2000 yılında ilk 10 markadan sadece 4’ü teknoloji ile alakalı iken bugün bu rakam 9.
  • 2000 yılında ilk 10’daki teknoloji markalarının toplam değeri 200 milyar dolar iken, 2013’te sadece Apple’ın değeri 100 milyar dolara yaklaştı. 13 yıl önce şirketin değerinin 6 milyar dolar olduğunu düşünürsek aradaki büyük gelişmeyi daha iyi anlayabiliriz. Bu arada ilk 10’daki teknoloji şirketlerinin ilk 2’sinin toplamının bu yıl sonunda 200 milyar doları bulması bekleniyor.
  • Listeye 2005 yılında 8.4 milyar dolarlık değeri ile giren Google, şu anda 93.2 milyar dolarlık değere sahip. Bu da Google’ın 8 yılda % 1000’den daha fazla değer kazandığı anlamına geliyor.

Adsız

Yukarıda Google ve Apple’ın 2000 yılından itibaren marka değerinin artışını görüyoruz. Dikkatinizi çektiyse Google 2004 yılında henüz listede bile yok ve  2013’te 2. sırada. Bu durumun en büyük nedeni “ihtiyaç“. Artık kola içmediğimiz gün bizim için çok bir şey değişmiyor ama Google’a giremediğimizi düşündüğümüzde nasıl bir belanın içine düşeceğimizi bir tahmin edin, mailinize erişemediğinizi, haritadan istediğiniz bir yere bakamadığınızı tahmin edin; o zaman gerçek ihtiyacımızın ne olduğunu daha iyi anlayabilirsiniz.

Teknolojinin değişmesiyle birlikte ihtiyaçlarımız da yeniden şekilleniyor. O yüzden artık bugünün kurallarına göre stratejisini belirleyen şirketler, yarının kurallarının altında ezilip gitmeye mahkumlar.

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

Bir Cevap Yazın

Pazarlamacılar Tinder’dan Neler Öğrenmeli? 0

Tinder’ı kullanmayan, kullanmasa da duymayan kalmadı. Ama yine de kısaca açıklamak gerekirse Tinder; yakınlıklarına bağlı olarak kullanıcıları özelliklerine göre eşleştiren bir mobil “date” uygulaması.

Tinder  2012 yılında piyasaya sürüldüğünden beri kullanıcı sayısı ve popülerliği giderek artıyor. İnsanlar uygulama üzerinden birbirlerinin fotoğraflarını sağa ya da sola kaydırarak iletişim kuruyorlar veya iletişimi reddediyorlar. 2017 itibariyle günlük kullanıcı sayısının 1.6 milyara ulaştığı varsayılıyor. Kullanıcılar günlük ortalama 36 dakikalarını Tinder’da geçiriyorlar ki Tinder’ın tanışma platformu ve geçiş aşaması olarak kullanıldığını düşünürsek bu çok uzun bir süre.

İnsanların neden Tinder’a ihtiyaç duyduğu veya ne amaçla kullandıkları sosyolojik bir araştırma konusu olabilir. Ancak biz bu yazıda Tinder’ın başarılı pazarlama taktiklerini konuşacağız. Tinder neden bu kadar başarılı oldu?

Tüm reklamcıların, pazarlamacıların bildiği bir şey vardır; tüketici davranışlarında duygular mantıktan önce gelir. Ürün veya hizmet satın alma eylemine karar verdirmek potansiyel tüketicinin duygularına hitap etmekle mümkündür. Tüketimin bugün geldiği noktayı göz önünde bulundurursak satın almanın ihtiyaç ile doğru orantılı olmadığı oldukça açık. Ayaklarımızı korumak için ayakkabıya ihtiyaç duyarız evet ama neden onlarca ayakkabımız var? Sahip olduğumuz araba gerçekten ayağımızı yerden kesse yetiyor mu yoksa rengi, modeli de önemli mi?  Demek ki bizi tüketmeye iten başka sebepler var…

Tüketici iki temel duyguyla hareket eder:

  1. Tatmin olma arzusu.
  2. Acıdan kaçma.

Tinder’ı baz aldığımızda kullanıcılar beğenilerek tatmin olma arzularını gideriyorlar, reddedilmekten korkarak da acıdan kaçıyorlar. Reddedilme insanlık tarihinin başından beri korkulu bir rüyadır. İlkel toplumlarda reddedilme soyunu devam ettirememe hatta uzun vadede dışlanma ölümle bile sonuçlanabiliyordu. Ancak Tinder’da ise reddedilmek söz konusu değil çünkü eşleşmenin sağlanabilmesi için iki tarafın da birbirini beğenmesi gerekiyor. Yani eğer reddedildiyseniz o kişiyle zaten iletişime geçmiyorsunuz. Dolayısıyla konuşma başladığında iki taraf da reddedilmediği, beğenildiği özgüveniyle iletişime başlıyor ve acıdan kaçması gerekmiyor. Tinder başlı başına acıdan kaçma ve haz alma üzerine kurulmuş bir düzen aslında. Tinder’ın başarısının köşe taşlarını da bu tüketici zihniyeti oluşturuyor.

Tinder aslında gerçek hayatın bir mobil yansıması. İnsanlar gerçek hayatlarında hızlı kararlar verirler ve burada ilk önceliği fiziksel kaygılar alır. Bu bir ürün için de böyledir duygusal bir eşleşme için de böyle. Eskiden de böyleydi şimdi de… Görücü usulü evliliklerde bile gelin; damadın annesi, yengesi vs tarafından önce görülür beğenilirdi. Sonra ailesi araştırılır, bilgisi görgüsü öğrenilirdi. Tinder’dan önceki yakın çağa gidersek  “Seni biriyle tanıştıracağım, birbirinize çok uygunsunuz” teklifi hemen “Fotoğrafı var mı?” sorusunu peşinden getirmiyor muydu?

Dış görünüş çok önemli elbet ama yeterli mi? Tabi ki değil. Dışarıdan beğendiniz peki içi nasıl? Neleri seviyor, ortak nelerimiz var, ne konuşabiliriz? İşte burada Tinder’ın başarısı süper hızlı eşleştirmeler. Tek tek okuduğunuz kitapları, sevdiğiniz filmleri, müzikleri yazmanız gereken bir yer yok. Facebook hesabınızla giriş yaptığınız için Tinder sizi zaten otomatik olarak eşleştirir ve zaman kaybetmenize gerek kalmaz.

İnsanların her an her yerde elektronik cihazlarla meşgul oldukları, kitapların önemli yerlerinin altını çizen uygulamalar aracılığıyla kitabı okumak zorunda kalmadan da bilgiyi hap gibi yutabildiğimiz, televizyon izlerken tabletten İnstagram’ı telefonlardan Twitter’ı güncelleyek her şeye aynı anda hakim olabildiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Dolayısıyla gönül işlerinin de hızlanması ve güncellenmesi gerekiyordu. Tinder işte tam olarak bunu yaptı ve tüketiciye uyum sağladı. Yani Tinder’ın dünya çapında 36 farklı dilde ve 196 ülkede en çok kullanılan uygulamalardan birisi olmasının altında yatan şey aslında tüketici beklentilerini bu denli karşılayabilmesi ve gerçekçiliği. Tinder’ın bu denli büyümesinin altında, haz, ödül ve acıdan kaçma bileşenleri yatıyor.

 

UberEATS Sanal Restoranlardan Yemek Siparişi Almaya Başladı 0

Uber’in bir araç paylaşım servisi olmaktan öte, yemek siparişi vermenizi sağlayan hizmeti UberEATS, çalıştığı fiziksel restoran sayısına sanal restoranları da ekleyerek yemek servisinde yeni bir dönem açtı.

Teknik olarak kişilere sevdikleri restoranlardan yemek şiparişi vermelerine olanak sağlayan bir yemek teslimatı platformu olan UberEATS servisi henüz ülkemizde hizmet vermeye başlamadı.

Müşterilerinin geniş yelpazedeki yemek tercihlerine daha fazla restoran ile yanıt vermeye çalışan servis, müşterileri kolay bulabilecekleri lezzetlerin yanında spesifik tatlara da ulaşabilsinler diye testler yaparak sanal restoranlar piyasasına girmeye hazırlanan şirket tabiri caizse müşterilerin yemek zevklerini ince ince araştırıyor.

Uygulama üzerinden yemek istediği şeyi yakınlarındaki restoranlarda bulamayan müşterileri için, bölgedeki restoranlara “kanıtlı talepler” ile gidiyor ve yemek bilgilerini paylaşıyor. Eğer yakınlardaki restoranlar bu taleplerle ilgilenir ve yemeği uygulama üzerinden sunmaya karar verirse UberEATS üzerinden sanal bir restoran oluşturabiliyor.

Henüz yapım aşamasında olan sanal restoran konsepti halihazırda birkaç restoran tarafından kullanılmaya başlandı bile.

Aslında yeni bir “icat” olduğunu söyleyemeyeceğimiz sanal restoran konsepti DoorDash ve Grubhub tarafından kendi müşterilerine sunuluyor. Hatta bu yılın başında GrubHub ise Green Summit Group isimli bir mutfak kullanarak dokuz farklı sanal restoran girişimine 1 milyon $ yatırım yaptı.

Görünen o ki sanal mutfak konsepti yayılmaya başlamış. Belki de aynı model ülkemizde en fazla bilinen yemek sipariş uygulaması Yemek Sepeti tarafından da hayata geçirilebilir. Ne dersiniz?

 

 

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link