İhsan Ateş: “Bu Topraklardan Yakın Zamanda Önemli Tekstil Markaları Çıkacak”

Geçen hafta iletişim sponsoru olduğumuz 9. Marketing Power Konferansına katıldım. Birbirinden değerli yöneticilerin deneyimlerini, katılımcılara aktardığı verimli bir konferans oldu. Konferansta, ilgi çeken konulara değinildi. Bunların arasında ilgimi çekenlerden biri, DeFacto Perakende Grup Başkanı/Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İlhan Ateş’in kurumu ile ilgili paylaştığı bilgilerdi.

Bildiğiniz üzere DeFacto 10 sene önce“Rahat olmayan modaya karşıyız!”mottosuyla sektöre adımını attı. Marka başarılı pazarlama kampanyalarıyla, 10 sene içinde perakende tekstil sektöründe Türkiye’nin ikinci büyük markası haline gelmeyi başardı.

İhsan Ateş’in konuşmasında en çok ilgimi çeken, kurumun içinde çalışanların mutluluğundan sorumlu bir Mutluluk Müdürü’nün olmasıydı. Yurtdışında bazı kurumlarda Mutluluk Müdürlüğü’nün olduğunu biliyorum, hatta bazı Avrupa ülkelerinde, Mutluluk Bakanlığı olsun diyenler bile var. Bu tarz uygulamaların bize uzak olduğunu düşünürken, DeFacto’nun bunu uzun zamandır uygulaması beni açıkçası sevindirdi.

mutlu-çalışan

İhsan Ateş, konferansta konuyla ilgi konuşmasına şu şekilde devam etti: ”Bizde çalışanlar kraldır! Çünkü çalışanlar memnunsa müşterilerde memnundur.” Bu çok doğru bir tespit. Birçok marka müşteri bağlılığını sadece ürünleri ve konsepti ile oluşturmaya çalışır. Fakat gözden kaçırdıkları bir nokta var. Bir markanın ürünü veya konsepti ne kadar iyi olursa olsun eğer çalışanları mutlu değilse, bu müşterilere her yönden olumsuz olarak yansıyacaktır.

Dolaysıyla kurumlar, çalışanlarını öncelikle anlamalı, beklentilerini ve rahatsızlıklarını gidermelidir. Daha sonraki adımda kurum, marka değerlerini çalışanlarına iyice aşılamalı; samimi, bilgili ve güvenilir olmaları yönde onları eğitmelidir. Bu adımla beraber marka, memnun müşteriler yaratacak ve memnun müşteri satın alma eğilimini tekrardan sağlayacaktır. The Body Shop markasının kuruculardan Anika Roddick’un çalışanlarına karşı hoşuma giden bir bakış açısı var. ”Bizim çalışanlarımız benim ilk müşterimdir. ”diyen Roddick, başarılı olmak için öncelikle çalışanların gereksinimlerini karşılanması gerektiğini hep savunur.

Bu topraklardan neden bir global tekstil markası çıkmıyor?

Bu soruyu yıllardır her sektör için soruyoruz. Global bir marka yaratmanın kuralları belli ama bu işin tam olarak reçetesi yok. Biraz isteme ve vizyonla alakalı olduğu kesin. Güven Borça’ın konuyla ilgili çok beğendiğim, herkesin anlayabileceği cinsten bir yazısını paylaşmak istiyorum:

“Dünya markalarımızın olmaması ile dünya çapında futbolcularımız olmaması arasında paralellik kurmuşumdur hep. Düşünsenize futbolun bu kadar sevildiği bir ülkeden, onca dolduruşa rağmen Avrupa’da oynayacak yıldızlar çıkmıyor. Çünkü iç pazar cazip. Futbolcularımız gerçekten iyi kazanıyor. Dolayısıyla dışarı çıkıp riske girmenin anlamı yok. Peki, Avrupa çapında bir yıldız olup ünlenmek ve ücretini dörde katlama olasılığı? İşte orada vizyon giriyor gündeme. Genellikle orta alt gelir gruplarından gelen genç bir futbolcu adayı için Türkiye birinci liginde oynamak müthiş bir olaydır. Artık onun için hayatta her türlü tatmin yaşanmış durumdadır. Bunun daha ötesi yok. Çünkü onun dünyasında Avrupalı yıldız olmak yok. İşte böyle. Şükretmeyi bilmek iyidir. Ama daha fazlasını istemezsen dünya markan olmaz.”

Son olarak konferansta tanışma ve sohbet etme fırsatını bulduğum İhsan Ateş’e şu meşhur soruyu, topraklarımızdan global bir tekstil markası neden çıkmadığını sordum. Bana “Bu topraklardan yakın zamanda önemli tekstil markaları çıkacak” cevabını vererek, 2020’den sonrasını işaret etti. İhsan Bey’e göre Türkiye şuanda bir dönüm noktasında olduğunu, benim geçen yazımda da belirttiğim gibi “Tapon Mallarından Dünya Markasına Giden Hikaye” Japonya örneğini vererek, know-how ile başarılı ilerlediğimizi ifade etti. Türkiye’deki birçok markanın global markalarda çalışmış deneyim sahibi yöneticiler ile çalıştığını söyleyen İhsan Bey, global tekstil markalarının Türkiye’ye girmelerini bir tehdit olarak görmediğini, aksine yerli markaları rekabet ile geliştirdiğini belirtti. Tüm bunların sonucunda bilhassa tekstil sektöründe son yıllarda “Made in Turkey” algısının prestij kazandığını ekledi.

İhsan Bey ile yapmış olduğum kısa ve samimi konuşma beni açıkçası gelecek için umutlandırdı.

Paylaş
Stratejik Pazarlama ve Marka Yönetimi Yüksek Lisans mezunu. Pazarlamayı bir bilim dalı olarak görüyor. Bilimin sonu olmadığı gibi pazarlamanın da sonunun olmadığını savunarak, kendisini bu alanda geliştiriyor.

CEVAPLA