İçinde Bebek Olan Her Reklam Filmi Sempatik Midir?

Tüketici ile bağ kurma yolları üzerine hayli kafa yoran reklam ve pazarlama dünyası ‘duygusu olan işler’ yaratabilmek için gecesini gündüzüne katıyor. Yaratıcı ekiplerin üzerinde giderek artan ‘en duygusal işi yapma’ baskısı epey tanıdık olduğumuz bazı figürleri tehlike anından tutunulacak bir can simidi haline getirdi. Evlatlarının ilgisinden mahrum kalmış yaşlı bir dede, dünyanın en zor hamilelik dönemini geçiren duygusal anne adayı, yaza girerken fazla kilolarından başka hiçbir derdi olmayan (!) şehirli kadın ve hafif toplu, mümkünse renkli gözlü bir bebek bu figürlerin başlıcaları…

Her reklam kuşağında en az 2 kez merhabalaştığımız bu karakterler neredeyse hayatımızın bir parçası oldu. Öyle ki sıkılıp sıkılmadığımız noktasını dahi topluca geçmiş bulunuyoruz. Bundan sonra içinde ton ton bir dede olmayan şeker reklamı Ramazan Bayramı öncesinde ne kadar tutunabilir kestirmek zor. Ya da kumsallara uzanmak için geri sayıma başladığımız şu günlerde fermuarı kapanmayan genç bir kadını görmedikçe o mısır gevreğini yer miyiz? Bu da büyük bir soru işareti. Tüm bu tekrarın içinde klişeleşmiş bu senaryoların hala etkili olduğunu görüyoruz. Reklam ve pazarlama dünyasının bizi bizden iyi tanığına şüphe yok.

Ancak bu ekosistem içinde yol kazaları da olmuyor değil. Geçtiğimiz haftalarda yayımlanmaya başlayan Sarelle reklamı akıllara her reklam bebeği sempatik midir sorusunu getirdi. Market alışverişi sırasında rafların arasında gezinen karnı burnundaki anne adayının karnından gelen sesi duyunca hepimiz bir irkildik. Daha önce görmediğimiz bir bebekle tanışıyorduk. Henüz anne karnındayken saçları ve dişleri olan bu bebek annesinden kavanozlar dolusu Sarelle talep ediyordu (bebeğin elinde kaşık da bulunuyor). Annesi de bebeği kırmıyor ve onlarca Sarelle kavanozunu alıp uzaklaşıyor. Şahsım adına o bebekten korktum. Anne karnında kaşıkla oturan o bebek doğduğunda ne yapacak bilemedim. Reklam bebeği algımız yerle bir oldu. Buna hazır değildik. Reklam filmi sosyal medyada da tamamen organik biçimde ele alındı. Kullanıcılar ‘bebek’ hakkındaki görüşlerini paylaştılar. Ortak kanaat bu bebeğin sempatik olmadığı idi.

httpv://www.youtube.com/watch?v=8vpyP0kfeDw

Pek çoğumuza göre sevimli olmayan bebeğin dış görünümüne ek olarak işin bir de sağlık boyutu var ki bu çok daha önemli. Obezitenin çağın hastalığı olarak nitelendirildiği günümüzde uzmanlar, sağlıklı bir yaşam için 0-6 yaş arasındaki doğru beslemenin önemine vurgu yapıyorlar. Özellikle şeker tüketiminin minimize edilmesi gerektiğinin altı çiziliyor. Hal böyleyken hamileliği sırasında Sarelle kavanozlarına gömülmüş bir anne adayının ne kadar doğru bir örnek olacağına dair düşünmek gerekiyor. Reklam filmlerinin her zaman ‘iyi olana’ yönlendirmese dahi kötü olandan uzak tutmak gibi bir misyonu olduğuna inanıyorum. Kamu spotları ile obezite ve şeker tüketimine dair bilgilendirmelerin yapıldığı günümüzde fındık, şeker ve kakaodan üretilmiş bir ürünün bir anne adayının birincil besin maddesi olarak gösterildiği Sarelle reklamı bu yönüyle talihsiz bir iletişim yürütmüş oldu.

Dünyada pazarlama sektörü de sağlıklı yaşam bilincine katkı sağlaması gerektiğine dair bir farkındalığa erişiyor. Bu sorumluluk duygusu öyle öteye gidiyor ki Coca Cola tüm satış kayıplarını göze alarak obeziteye dair bir video bile hazırladı. Çünkü hiçbir maddi kaygı sağlıklı yaşamın önünde durmamalı.

httpv://www.youtube.com/watch?v=6r_9HPzMZTU

Yukarıda bahsettiğim üzere içinde bebek olan bir reklam filmi iletişime çok zaman 1-0 önde başlıyor. Reklam ve pazarlama dünyası da ‘küçük olan her şey sevimlidir’ felsefesini işletmekte genellikle çok başarılı. Ancak tüm bu konfor alanına rağmen önemli detayları atladığınız vakit (bebeğin sesi, görünümü, sağlıklı beslenmeye dair taşıdığımız endişeler) esasen yaratmak istediğiniz ‘sempatik’ algısından uzaklaşmanız kaçınılmaz oluyor.

Sarelle anne adayı ve bebek eksenine oturttuğu iletişimine ikinci bir reklam filmi ile devam ediyor. Ancak inanıyorum ki reklam ve pazarlama ekipleri bu seslere kulak veriyordur. Kim bilir belki bir düzenlemeye gidilebilir. Hiçbir şey için geç değil… Bizler ekmeğin üzerine Sarelle sürüp keyifle yemiş bir nesil olarak Sarelle’yı hala çok seviyoruz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Amazon Tarihinin En Büyük Teslimatını Jurrasic World’e Yaptı

  • Aynı anda hem dünyanın en büyük teslimatlarından birisini yapıp, hem bir filmin gişesine mükemmel bir destekte bulunup hem de e-ticaret adına yapılabilecek neredeyse her şeyi yapabileceğinize müşterilerinizi ikna edersiniz?
  • Amazon’un geçen sene Jurassic World: Fallen Kingdom ile yaptığı işbirliğinden ilham alalım.
  • Benzeri yazılar için; 2018’in En Değerli Markası Amazon’un Başarısı Nereden Geliyor?

Her şey devasa bir kargo kutusuyla başladı aslında. Ancak dünyanın en değerli markası seçilen Amazon’un en büyük teslimatı sayılan Jurassic World: Fallen Kingdom’ın yankıları ise üzerinden bir sene geçmesine rağmen hala devam ediyor.

Bu devasa teslimat 29 Mayıs’ta Los Angeles’a ulaştırılırken tüm şehri gezmeyi, aralarda molalar verip halkın ilgisini çekmeyi de ihmal etmedi tabii. Gittiği her yerde yoğun bir ilgiyle karşılaşan ve sosyal mecralarda fazlaca paylaşılan bu kutunun mükemmel bir fısıltı pazarlaması olarak tabir edilen buzz marketing’e güzel bir örnek olduğunu söyleyebiliriz.

Üzerinde kocaman bir Jurassic Park logosu ile beraber Alexa, Jurassic World’e kutunun içinde ne olduğunu sor”  yazısı ve smile code olarak adlandırılan QR kod da bulunan kutunun üstündeki kodu Amazon mobil uygulamasından okutanlar bir mikro siteye yönlendirilerek minik bir video izleyip üzerine Jurassic Park filmine indirim kazandılar.

Los Angeles’ın ünlü alışveriş merkezlerinden The Grove LA’ya teslimatı yapılan devasa bir t-rex heykeline Fallen Kingdom oyuncuları Chris Pratt ve  Bryce Dallas Howard’ın eşlik etmesi ile mükemmel bir kampanya gerçekleştirilmiş oldu.

Amazon’dan Jeremi Gorman fikrin bulunuluşu ile ilgili amaçlarının hem müşterilerin hoşuna gidecek hem de Jurassic World Fallen Kingdom ile ilgili söylentiler yaratabilecek bir kampanya istediklerini bu nedenle de teslimat kutusunu gerçekten devasa hale getirdiklerini ifade ediyor.

Tabi kutu üstünde yer alan Smile Code ile hem fiziksel hem de dijital bir etkileşim yakalayan kampanya, sürecin her aşamasında her iki ekibinde mükemmel bir iletişim içinde olmaları sayesinde bu büyük başarıya ulaşmış.

Tabi Amazon’un kendisinin geliştirdiği sesli asistan Alexa’nın hem bu vaka da hem de daha iyi bir müşteri deneyimi yakalanabilecek her yerde kullanılabileceğini ifade eden Amazon’un reklam satışın başındaki Jeremi Gorman bu tarz işbirliklerinin de süreceğinin sinyalini veriyor.

Kaynak: Adweek

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Ekip Ruhu Geliştirmede Sıra Dışı Yöntemler Uygulayan 5 Ünlü Patron

Takım ruhu veya ekip ruhu dediğimiz kavram, aslında ne göründüğü kadar basit ne de karmaşık kurgular düşündürecek bir tanım. Çünkü ortak çalışma ve iş birliği kültüründen doğan ekip ruhu, çalışanlarınızı görev tanımlarına göre yan yana getirip “Haydi, şimdi şirketimiz için bir şeyler üretin.” demekle kotarılacak bir durum değil. Ekibinizin sadece fiziksel değil, anlayış olarak da ne kadar yan yana çalışabileceğini anlamanız ve bunu geliştirmeniz için onları mesai saatleri dışında da eğlenceli aktivitelerle bir araya getirmelisiniz.

Peki uluslararası bilinirliğe kavuşmuş, dünyanın başarılı şirketleri, aradıkları ekip ruhunu yakalamak için hangi yöntemleri seçiyor? Colonial Life’ın bu konu üzerine hazırladığı infografik, işte bu büyük markaların başındaki isimlerin, çalışanlarını birbirine daha çok kenetlemek için seçtiği sıra dışı etkinlikleri anlatıyor.

Muhtar Kent (Coca-Cola)

Örneğin içeceğin dev markası Coca Cola, bu noktada flash mobbing’in âni, alışılmadık ve farklı insanlar arasında etkileşim yaratan enerjik yapısına güveniyor. Düşünsenize! Belki de ekip ruhu ile dolu bir Coca Cola çalışanı olarak, İstiklal Caddesi’ndeki toplu bir yastık savaşında Muhtar Kent ile karşı karşıya gelirsiniz.

Coca-Cola Yönetim Kurulu Başkanı Muhtar Kent

Marissa Mayer (Yahoo)

İnternetin kıdemli oyuncularından Yahoo ise konuya yemek kamyonu yarışmasıyla giriyor. Yemek kamyonunu kendi zevkine göre dekore eden çalışanlardan hayali yemek şirketleri için bir logo ve isim bulmaları da isteniyor ve takım üyeleri yaptıkları yemeklerle bir adım öne çıkmak arkadaşlarıyla rakip oluyor. Ne o? Yoksa CEO Marissa Mayer’in yaptığı çorbayı beğenmediniz mi?

Yahoo CEO’su Marissa Mayer

Ryan Mack (Facebook)

Facebook Boston Lideri Ryan Mack ise çalışanların birbiriyle sosyal iletişimini güçlendirmek için yeri geliyor çalışanlarının Boston Limanı’nda yelken öğrenmelerini sağlıyor, yeri geliyor havalar ısınınca onları Fenway Park’ta bir yaz partisine davet ediyor. Farklı planları olan çalışanlara gelince, onlar boks antremanlarına gidiyor, o da kafalarına yatmazsa bowling oynamaya ya da kokteyl karışım atölyelerine gidiyor. Bir Facebook Boston çalışanı olarak bir gün Bay Zuckerberg ile yelken turuna çıksanız fena mı olurdu?

Facebook Boston Lideri Ryan Mack

Brent Smart (Saatchi&Saatchi)

Uluslararası yaratıcı ajans Saatchi&Saatchi‘nin CEO’su Brent Smart ise ekip ruhu yakalamada lezzetin birleştirici gücüne inanıyor. Her ay farklı departmanlardan 20 çalışanın katıldığı aile yemeklerinde, o güne dek aynı ajansta olmalarına rağmen tanışmamış ya da yakın iletişim kurmamış kişiler nefis yemekleri tadarken bir yandan da karaoke performaslarına katılarak şarkılara eşlik ediyorlar. Karaoke dedik diye, herhalde Bay Smart’ın Serdar Ortaç şarkısı söyleyeceğini düşünmüyorsunuz değil mi?

Saatchi&Saatchi CEO’su Brent Smart

Mark Josephson (Bit.ly)

O upuzun adresleri onlar olmasa nasıl kısaltacağımızı bir düşünün. Bit.ly çalışanlarının, bizi bu sorundan kurtarırlarkenki motivasyonu, katıldıkları kokteyl buluşmalarından geliyor. Şirketin CEO’su Mark Josephson’ın ev sahipliğini üstlendiği haftalık Cocktails&Dreams etkinliklerinde, bir çalışan barmen ya da barmeyd oluyor ve tüm ekip kokteyllerini onun elinden alıp yudumluyor. İşte gerçek ekip ruhu!

Bitly CEO’su Mark Josephson

İnfografikte, Uber, GlaxoSmithKlein (GSK) ve daha birçok farklı firmanın, ekip üyelerini birbirine yakınlaştıran birçok farklı etkinliği de bulunuyor. Umarız, ülkemizde nadiren görülen bu ilginç ekip deneyimleri bizde de yaygınlaşır ve iş yerlerimizde her gün daha yüksek motivasyonla çalışırız.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link